Osmanlı da klasik tıp, koruyucu hekimliğe dayanıyordu. Sağlık anlayışı öncelikle hastalanmamak üzerine kuruluydu. Hekimlerin tıbbi bitkilerin yetiştirildiği bahçeleri vardı. Osmanlı sağlık sistemini yüzyıllar boyunca vakıflar ayakta tuttu. Darüşşifalar herkes için yapılmış ise de daha ziyade kimsesizler, fakirler ve yolcular yararlanıyordu. Ücretsizdi. Maddi durumu iyi olanlar hekimi eve çağırıyordu.
Hekimlik “usta-çırak” ilişkisiyle öğrenilirdi.
İlaç işini “aktar” denen esnaf grubu yürütürdü.
Kadim “kocakarı ilaçları” revaçtaydı.
Osmanlı tıbbinı salt küçümsemek sonraki yıllarda “moda” oldu. Kuşkusuz gerici ve insan-toplum hayatını zora sokacak çok uygulamada vardı. Ama şu da vardı:
Mary VVbrfley Montagu (1689-1762) soylu İngiliz bir ailenin kızıydı. Osmanlı elçisi olan eşi Edward Wortiey Montagu ile İstanbul’a geldi. Çocukluğunda “çiçek hastalığı” geçirmişti Ülkesinde henüz bilinmeyen çiçek aşısının İstanbul’da yaygın bir şekilde kullanıldığım hayretle gördü ve hemen iki çocuğunu İstanbul’da aşılattı. Londra’ya döndükten sonra bizzat kendisi çiçek aşısını İngilizlere tanıttı. “Kraliyet Deneyi” adı altında idam mahkûmu altı kişiye aşı yapıldı. Sonuç olumluydu! Doğu’ya önyargılı Fransa 1776’da çiçek aşısını yasakladı. Hatasını binlerce kayıp verdikten sonra anladı… Sf. 541
Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi, 1. Basım 2019 – Sf. 541) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın