Hıristiyanlar, Tevrat’ı dikkate almadıkları için, M.S. 80 yılında sinagoglardan resmen kovuldular.
Bu sıralar, Hıristiyanlar, Yahudiler gibi davranıyor, Tanrıyı düşünüp, ona ibadet etmeyi sürdürüyorlardı. Kiliseleri sinagoglara benziyordu, kendi aralarında Hahamların yaptığı gibi, sürekli tartışıyorlardı. Sıfır yıllarında, pek çok insan Yahudiliği benimsemiş ve Yahudi nüfus hızla artmıştı. Ama M.S. 70 yıllarına gelindiğinde, Yahudi ayaklanması, Roma ile Yahudilerin arasını açmış ve Yahudilerin durumunu sarsmıştı. Sıfır yılları civarında ivme kazanan Yahudi dinini kabul süreci, Roma’nın Yahudiler üzerine baskı uygulaması ile duraksadı. Bu sırada, Yahudiliğin bir mezhebi gibi algılanan Hıristiyanlık, çok tanrılı dinlere inananlara ve bu dinlerden Yahudi dinine yeni geçenlere (dönmelere) daha cazip ve tatmin edici gelmeye başlamıştı. Bunda, yeni bir umut ışığı olarak ortaya çıkan ve bu nedenle kendini adamışları bol olan bu yeni mezhebin yapmakta olduğu yoğun propagandanın, küçümsenemeyecek etkisi olmuştu. Kendini Hıristiyanlığa adamış inananlar, durmadan dolaşıp, yeni mezhebi anlatıyorlardı.
Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın