Savaş durdu. Muaviye’den gelen barış önerisi şöyleydi: “İki taraf birer hakem seçsin, bu hakemler barış görüşmelerini yapsınlar.”
Ali, ordusunun baskısı ile bu öneriyi kabul ederek, Ebu Musa el Eşari’yi kendi hakemi tayin etti. Muaviye’nin hakemi ise Amr bin As dı. Ali kararını ordusuna duyururken, bazı Bedeviler buna itiraz ettiler ve “Hüküm yalnız Allah’ındır.” dediler. Bu guruplar, Halife Ali’nin ordusu Kûfe’ye dönerken, ordudan ayrılıp Harura bölgesine çekildiler. Bunlar yaklaşık 12 bin kişi kadardı. Bunlara önce Muhakkimum veya Haruri dendi. Ama kalıcı isim olarak, anlaşmanın dışında kalanlar anlamında, Harici adıyla anılmaya başladılar. Hariciler, tüm müminlerin eşit olduğunu ve başa geçecek olanın kökenine bakmaksızın, tamamen liyakat ilkesi uyarınca başa geçmesi gerektiğini söylüyordu. Başa yetkin bir Müslüman geçmemişse, bu kişi kim olursa olsun, onu imansız kabul ederek, ona karşı savaşılmalıydı. Bu görüş İslamlık öncesi Bedevi geleneklerine uygun bir görüştü. Bundan sonra Hariciler, hemen her konuda katı ve şiddete dayanan tutumlarıyla tanındılar.
Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın