Ürdün Emiri Abdullah 1937 yılının Haziran başlarında yurdumuzu ziyaret ediyordu. Emir Abdullah, gençliğinin en güzel dönemini İstanbul’da Emirgan, Çamlıca yalı ve köşklerinde sefa sürerek geçirmiş, Birinci Dünya Savaşı başında babası Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’in, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı açtığı ayaklanma bayrağı altında önemli bir rol oynamak üzere buradan ayrılıp gitmişti. Sf. 311
Burada Emir onuruna bir müzik ziyafeti de çekildi. Hatırımda kaldığına göre Münir Nurettin Selçuk, Mesut Cemil Tel, Kemanî Reşat Erer, Refik Fersan, Fahire Fersan, Vecibe Daryal, Cevdet Kozanoğlu, öğle yemeğini yiyen Emire, Türk Sanat Müziği’nden seçme parçalar dinlettiler. Musiki faslının daha başında Emirin yüzündeki anlam birdenbire değişmiş, elindeki çatalı tabağın kenarına bıraktıktan sonra masadaki öbür konuklara eliyle “sus” işareti yaparak şöyle demişti:
-“Böyle bir musikiyi dinlerken yemek yenilmez. Önce dinleyelim, sonra yeriz. Yemeğimiz soğursa da ziyanı yok.” Sf. 312
Alıntı; Atatürk’ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor – Cemal Granda, (Kristal Kitaplar, 1. Baskı Mart 2007 – Sf. 312) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın