Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Mustafa Kemal Paşa

  • Ülkenin eğitim sisteminde Trujillo’ya şükran belirtme telkinleri yapıldı ve her çeşmenin başına “Suyumuzu Trujillo veriyor” şeklinde teşekkür yazıları asıldı. Sf.428 30 Mayıs 1961’de, gece geç saatlerde yanında koruma olmadan, özel şoförüyle metresini ziyarete giderken, Trujillo tuzağa düşürüldü ve dramatik bir kovalamaca ve silahlı çatışma sonucunda, belli ki CIA’nin de desteğiyle Dominikliler tarafından öldürüldü. Sf. 429…

  • Rafael Trujillo, Dominik ulusal emniyet güçlerinin müdürüydü ve daha sonra ABD ordusunun kurduğu ve eğittiği ordunun başına geçmişti. Bu pozisyonun avantajlarından faydalanarak 1930’da başkan seçilip diktatör olduktan sonra, çok çalışkan, üstün bir yönetici, kurnaz bir yargıç, zeki bir siyasetçi ve tam bir acımasız diktatör olarak -ve Dominik toplumunun kapsamlı çıkarlarına hizmet ediyor gibi görünerek- iktidarını…

  • 1960’ların başında Türkiye’ye gelen İtalya’nın ünlü sanat tarihi ve restoratörü Sanpaulesi, Halil İnalcık Hocamıza unutulmaz bir mukayese yapmıştı: “Konya yolu üzerindeki ünlü Sultan Hanı, Alaeddin Keykubad tarafından 1220’lerde yaptırıldı diyorsunuz, bu tarihlerde İtalya’da böyle büyük bir eser yoktur.” Profesörün mukayesesi doğruydu, ne var ki Selçuklu İmparatorluğu’nun da bu hanların büyüklüğünde bir sultan sarayı bile yoktu.…

  • Nitekim bu hayal Fatih’in muhteşem zekâsıyla 1453’te gerçekleşti ve 400 sene Müslümanlar tarafından kullanıldı. Bu bakımdan 1934’te Mustafa Kemal Atatürk’ün Ayasofya’yı müze hâline getirmesi çok büyük bir olaydır ve bu durum diğer ülkelerde tekrarlanmadı. Meselâ, İspanya’da Kurtuba Camii katedrale dönüştürülerek büyük tahribat yapıldı, öyle ki yapısı değiştirilerek simetrisi bozuldu. Emevîlerin yaptığı tavandaki Bizans tipi oymalar…

  • Doktor Abdullah Cevdet’in Aklı Selim adıyla Fransızcadan çevir­diği kitap, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları arasında 1928’de Arap, 1929’da ise Latin harfleriyle olmak üzere iki kez yayımlandı ve bası­mı İstanbul’da Devlet Matbaası’nda gerçekleştirildi. Dr. Abdullah Cevdet, eski harflerle olan ilk basımın bir örneği­ni, Gazi Mustafa Kemal’e 29 Aralık 1928’de eliyle yazdığı şu ithafla sunmuş: “En büyük acizden…

  • Bu kitaptaki karşılığı: “…vatandaşlarına yaptıkları kötülükten dolayı ceza­landırıldıkları ya da hor görüldükleri ve bunlara yaptıkları iyilikten dolayı da son derece hak ve adalete uygun olarak ödüllendirildikten zaman, in­sanlar iyi olacaklardır.” Sf. 37 Bu kitaptaki karşılığı: “…böyle bir gücü, kişisel özelliklerine bakarak bazı insanlara vermesi, inanılır bir şey midir? Mucizeler, Tanrı’nın şerefini yük­seltmek, dinin kökeninin Tanrısal…

  • Aklı Selim’in 1928’de Arap harfleriyle yapılan ilk basımının, Mustafa Kemal Atatürk’e sunulan nüshasının ithaf sayfası: “En büyük acizden en büyük iktidara.” Dr. Abdullah Cevdet 1912’de İstanbul’da yazdığı şu dörtlüğü de el yazısıyla eklemiş: “Ölen tayyûr-i hayalâta muntazır-ı ianem Yanar tebessümü bir gülistan-ı lanettir Bu maneviyyat-ı meçhûle-i yetimânem Okunmadan yakılan nâme-i muhabbettir”. Kitabın orijinali Çankaya Kitaplığı’nda…

  • 1922-23 yıllarında bir grup Kürt yurtseveri tarafından “Azadi” olarak da tanımlanan “Civata Xweserıya Kurd” (Kürt İstiklal Cemiyeti) isminde gizli bir örgüt kurulmuştu. Kimi kaynaklara göre parti ilk kongresini 1925 yılı başında yaptı. Kongre, hareketin liderliğini Şeyh Said’e verdi ve örgütünün önüne üç acil görev koydu, bu görevler: 1- Kurtuluş için silahlı bir başkaldırının gerçekleştirilmesi, 2-…

  • Nitekim daha sonraki yıllarda Kemalist ve Nazist ideologlar, iki sistemin benzerliğini sık sık dile getirecek, bizzat Hitler, Mustafa Kemal’den çok şey öğrendiğini itiraf edecek ve onu kendisi için bir öğretmen olarak lanse edecekti. Sf. 523 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 523) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir asimilasyon politikasına sahip olsa da, Osmanlı imparatorluğu bu alanda Türkiye Cumhuriyetinden daha ileri ve toleranslı bir politikaya sahipti. Osmanlı’da herhangi bir halkın, dini inancın ya da ülkenin adı yasaklı değildi. Bu yüzden de resmi kayıt ve belgelerde Kürt ve Kürdistan terimlerine rastlama bakımından herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Sf. 512 Alıntı; Dersim Merkezli…

  • Sıdıka Hanım’ın anlattığına göre, Okullar Genel Müdürü Nurettin Boyman kendisini yanına çağırıp görev verirken “Sen Türk misyoneri olarak yatılıları üzülmeyeceksin, Atatürk’ün isteği bu…” diyor. Sıdıka Hanım devamla Genel Müdür’ün söylediklerini şu cümlelerle dile getiriyor: ‘Atatürk, bu dağ köylerinde bütün yoksunlukların Türkçe bilmemekten ileri geldiğini söylemiş, bunu isyan sebeplerinden biri olarak görmüştü. Onun için Türkçenin bu…

  • Usivû (Yusufan) aşiret reisi Kamer Ağa, önceleri direneceğine dair yemin etmiş olanlardan biriydi. Ancak sonraları bundan vazgeçti. Buna rağmen oğlu Findiq Axa Sey Riza ile birlikte asıldı. Onunla ilgili türkünün bir dörtlüğü şöyledir: Sf. 493 Oğlunun asılmasından sonra da Kamer Ağa’nın hükümetle arası bozulmuyor, tersine daha da “düzeliyor.” Kamer Ağa, askeri birliklere elinden gelen her…

  • Vur vur, Şahin’im vur, Kör Mısto’nun askeri gelmiş kırıyor bizi Vur ciğerim vay! Kör Mısto’nun askeri gelmiş kırıyor bizi Aman verme vur. Sf. 481 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 481) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ankara’daki diplomatik çevreler içerisinde olacakları görenler vardı. Örneğin, dönemin Avusturya Başkonsolosu, Winter, ülkesinin Dışişleri Bakanlığına yazdığı mektupta konuya ilişkin endişelerini şu sözlerle dile getirmişti: “1925 isyanı ve Şeyh Sait’in idamından sonra da ülkenin doğusunda sürekli karışıklıklara yol açan Kürt sorununu tümden ortadan kaldırmak için baskı önlemlerinin en kısa zamanda uygulanacağı söyleniyor. Güvenilir Türk kaynaklarından edindiğim…

  • 1938’de Başbakan olan Celal Bayar ise Dersim katliamını şu cümlelerle itiraf ediyor: “Atatürk benim yüzüme baktı. ‘Ne olacak?’ dedi. ‘Anlıyorum, orada emniyet tesis edilecek. Ne olursa olsun bana hitap edecekler. Hükümet reisi benim’. ‘Anlıyorum efendim bana hitap edişinizin manasını’ dedim. Atatürk ‘Mesuliyeti üzerime alıyorum, vuracağız Dersimi’ dedi ve vurduk.” Bu olay, Murat nehri üzerinde yapılmış…

  • 10 Eylül 1937 tarihli “Tan”da Ahmet Emin Yalman Sabiha Hanım’ın Dersim’deki kahramanlıkları! Üzerine bir yazı kaleme almış. “Askerlik. Kadın Vatandaş” başlıklı yazının bir yerinde, Sabiha Hanım Dersimlilerle ilgili düşüncelerini şu şekilde ifade ediyor: Manevralarda Sabiha Gökçen ile konuşurken bu nokta üzerinde durdum ve sordum: -Fiili hareketler esnasında canlı insanlar üzerine bomba attığınız zaman acımak duygulan,…

  • Bu görüşte olanların iddiasına göre Mustafa Kemal o zaman hasta yatağında, Mareşal Fevzi Çakmak ise İtalya’da bir gezideymiş, dolayısıyla da yapılanlardan haberi yokmuş. O işi yapan Celal Bayar’dır. Sf. 471 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 471) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersim’de bir soykırımın yaşandığı 1937-38 yılları, Mustafa Kemal için “ulus ve ülkenin tam bir huzur ve sükûn içinde yükselme ve kalkınma çalışmaları ile geçirdiği bir dönem” oluyor. Sf. 470 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 470) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sonrası için sözü yine Merxolu Usen’e bırakalım: “Bir fırsatını bulup baktım, karım ve iki çocuğum kendilerini Munzur’a bıraktılar. Su onları alıp götürdü. Ben de ancak dördüncü gün cesetlerin altından çıkabildim. Çünkü asker üç gün oradan ayrılmadı.” Sf. 465 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 465)…

  • Sey Riza, yıllarca Türk devletine güvenilemeyeceğini, ona güvenmenin, boğazına ipini kendi eliyle geçirmek ünlü “Karga Bülbül Olmaz” sözüyle yanıt vermişti. Büyük dava adamı Kürt aydını Alîşer yine bıkmadan usanmadan Dersimlileri bu konuda uyarmış, Ankara yönetimine güvenmemelerini söylemişti. Sf. 458 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf.…