Kategori: Mustafa Kemal Paşa
-
(Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin Lise Tarih Kitaplarında Mustafa Kemal Paşa’nın Elyazısı İle Yazdığı Görüşleri) “Muhammed’in aile ve atalarına ait bütün malumat tarihi olmaktan ziyade efsanevîdir. Peygamber zamanında bir malumat yoktu; bunlar sonradan icat olunmuştur. Arapların aile şecerelerinin tutulması usulü Halife Ömer zamanında başlamıştır. Bu usûl bir takım düzme şecerelerin uydurulmasına yol açtı. Hakikatte, Muhammed’in menşei…
-
Çok az önce İstanbul’dan kaçıp Ankara’ya gelen genç gazeteci Ziya Gevher, şimdi Hâkimiyet-i Milliye’nin yazı müdürü! Elinde, selefi Nafı Atuf’un bıraktığı tahta saplı bir mürekkep kalemi, önünde bir hokka, biraz da kâğıt belinde de tabancası! Hanın ahırında sermürettip, sermakinist Ahmet Usta (Ulus) hem tabancalı, hem bıçaklı. Altı mürettibin hepsi de silâh taşıyor. Gazetenin tek muhabiri…
-
Evet, Atatürk’ün asıl adı Mehmet Mustafa’dır. «Kemâl» ise kendisinin akranı arasındaki «mükemmel»liğini ilk defa sezmiş olan bir hocasının koyduğu mahlâs (takma isim) … Sf. 53 Alıntı; Kemalizm – Abdurrahman Dilipak, (Beyan Yayınları, 3. Baskı 1988, Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Kazım Karabekir Fevzi Çakmak Paşa’ya Anlatıyor;) “Yegâne istinatgâhları sen olan Mustafa Kemâl Paşa muhteris ve menfaat düşkünüdür. Maksadı, şekli hükümeti değiştirmek, diktatör olmaktır. Ahlâkça herkesçe fena tanınan bu zatın milletin başına belâlar getireceğini seni seven bütün arkadaşlarınız ve ben yakinen biliyoruz. Ali Fuat Paşa da muhterisin biridir. En itimat ettiğin İsmet de aynı fikirdedir. Ve…
-
Çanakkale’deki toplarımız da tahrip olunacaktı. Gerek Fevzi Paşa, gerek onun yerine geçen Cevat Paşa’nın tertipleri ile bu toplar da, gizlice, sonradan, bizim işimize yarayabilecek yerlere gönderilmiştir. İstanbul’daki depolarda bulunan silah ve cephane, hiç kimse farkında olmaksızın, daha sonra istediğimiz yerlere gönderilecek tertiplere konmuştur. Sf. 28 Alıntı; Mareşal Mustafa Fevzi Çakmak – Ümid Sinan Topçuoğlu, (Latin…
-
Bir gece Karpiç Lokantası’nda yemekteydik. Atatürk’ten başka kız kardeşi ve 20 kadar arkadaşımız da beraberdi. Sf.64 Atatürk, burada Hatay konusunda bir olay yaratmanın propaganda yönünden faydalı olacağını düşünerek, Hatay konusunu tartışmaya açtı. Sofradakiler,. hatta müsaade ettiği için tartışmaya katılan diğer masalarda oturanlar, hükümetin gevşek tutumunu protesto ederek kısa zamanda daha müessir (tesirli, etkili) tedbirlerin alınması…
-
Aile lakapları olanlar, bunları soyadı olarak kullanabilecekler, ancak adın yeni Türkçe olmasına çalışılacaktı. Soyadları kullanılması konusu Haziran 1934’te kanunlaştı. Sf. 54 Halk böylece zorlanıyordu. Hatta soyadı bulmakta güçlük çekenlere, valiler, kaymakamlar, idari müdürler soyadları veriyorlardı. Devamlı üzgün görünen karamsar kişilere “Üzman” veya devamlı neşeli görünen iyimser kişilere “Gülman” gibi soyadlarının verildiği bile görüldü. Mustafa Kemal…
-
Mustafa Kemal Paşa Türkçe kelimeler ve Güneş Dil Teorisi üzerinde devamlı çalıştı. Geceleri sofrasında çok zaman bir kara tahta bulundurur, dil kurumu Umumi Kâtibi İbrahim Necmi Bey (Dilmen) Türkçe kelimeleri tahtaya yazar, Güneş Dil Teorisi’ne göre uygulamalar yaparak, kelimenin kökünü bulmaya çalışırdı. Bu çalışmalar çok zaman sabaha kadar devam ederdi. Bulunan kelimeye karşı görüşleri dikkatle…
-
Sofradaki sinirli havanın yumuşaması ümidiyle kalktık. Ancak biraz sonra yeni bir olay meydana geldi. İçerdeki odaya geçerken Mustafa Kemal Paşa karşılaştığı Mısır sefirini selamladı, hatırını sordu. Sefirin başında uzun bir fes vardı. Mustafa Kemal “Burada herkesin başı açık, siz de onlar gibi hareket edin, fesinizi çıkartın rahat edersiniz” dedi. Sefir bir hareket yapmadı. Paşa oradan…
-
(Kemal Paşa’nın konuşması) “Yunan idaresi altındayken bu hainler neredeydiler? Onların namusunu ve dinini kurtaran ordunun bir subayına reva gördükleri bu saldırının cezasını yalnız hain katiller değil, hepsi en ağır şekilde çekmelidir. Bu Cumhuriyet’in ve bizim başımızı kesmektir. Bundan bütün Menemen sorumludur. Bu kasaba “Vilmodit” ilan edilmeye müstahak olmuştur. Fransızca olan “Ville Maudite” kelimesinin karşılığı cezalandırılmış…
-
Yargıtay ve Danıştay üyelerinden kurulan Divanı Ali, uzun süren mahkeme sonunda İhsan Bey’in menfaat sağlamak için görevini suiistimal ettiği kanaatine varmadı, ancak görevde ihmâl gördü ve bu nedenle İhsan Bey’e iki yıl süre ile hapis cezası verilmesini ekseriyetle kararlaştırdı. Mustafa Kemal Paşa, yakın bir arkadaşı için verilen bu cezaya çök üzüldü, ancak mahkeme kararına karşı…
-
Mustafa Kemal Sofya’ya Ataşemiliter olarak giderken bana İstanbul’da, Türkiye için düşündüğü en uygun idare şeklinin bir Cumhuriyet olacağını söylemişti. Diyordu ki “Enver Paşa’nın istikameti bellidir, bu Napolyon sistemidir, akrabalarını kilit mevkilere getiriyor, hanedanın içine nüfuz etmeye çalışıyor. Böylece adeta münfesih hale gelmiş olan Osmanlı hanedanına kendi istediği şekilde istikamet(yön) verecek. Bu hanedandan memlekete hayır yoktur.…
-
Biliyordum ki bazı komisyon azaları bu görüşte olmamakla beraber, baskı görmedikleri halde, Mustafa Kemal Paşa’dan çekinmişler ve korkudan seslerini çıkarmamışlardı. 1 Kasım 1922’de Meclis’te saltanat kaldırılmış, hilafet kalmış ve bütün hükümranlık haklarının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde toplandığı kabul edilmişti. Sf. 21 Alıntı; Atatürk’ten Anılar – Kazım Özalp, Teoman Özalp, (Nehir Yayınları 1. Baskı 1998, Sf.…
-
İlerdeki senelerde de görüldü ki Mustafa Kemal’in kendisine has bir demokrasi görüşü vardı. Çok partili ve tek dereceli bir seçimi o tarihlerde erken buluyordu. Bu görüş ilerdeki yıllarda yapılan denemelerden sonra da geçerliliğini korudu. Mustafa Kemal Paşa mebus adaylarının seçiminde titizlik gösterir ve ağırlığını koyardı. Halkı yeterlikle temsil edebileceklerin adaylıklarını sağlardı. Sf. 19 Alıntı; Atatürk’ten…
-
Bu arada Rusya’dan yardım görüyorduk. İtalya, Fransa ve Almanya’ya gizli olarak harp malzemesi sipariş etmiştik. 1. Cihan Harbi’nden sonra mütareke (ateşkes) hükümlerine göre ordumuzdan geri alınan harp malzemesi İstanbul’da antrepolarda depo edilmişti. Bizim için en büyük malzeme bu depolardaydı. Maçka ve Zeytinburnu depolarında İngiliz ve Fransızların koruması altında silahlar muhafaza ediliyor ve depolarda çalışan silahsız…
-
Sakarya Muharebesinden sonra Sivrihisar’da 3. Kolordu Kumandanlığına tayin edilmiştim. Kısa bir süre sonra Mustafa Kemal Paşa’nın aday göstermesi ile Millet Meclisi’nce Milli Müdafaa Vekilliği’ne seçildim. Ankara’ya gelince Mustafa Kemal’i ziyarete gittim. Bana Meclis’teki olayları, kendisine genellikle karşı olan kimseleri geniş olarak anlattı. Her şeye rağmen Meclis’in manevi şahsiyetine hürmet gösterilmesini istiyordu. Daha önceden orduda beraber…
-
Giden heyet daha yolda iken Batı Cephesi Kuvvetleri Ethem’e karşı Kütahya yönünde harekete geçtiler. Kuvvei Seyyare içerisinde memleketin değişik yerlerinden gelmiş, kabiliyetli, vatanperver gençler vardı. Türk askerlerine karşı silah atmayı vicdanlarına yakıştırmadılar ve dağıldılar. Ethem bir kısım taraftarıyla Yunanlılara teslim oldu. Sf. 14 Yunanlıların İnönü mevzilerine taarruzları, bir ölçüde Ethem’in kuvvetlerinden alınan cesaretle oldu. Sf.…
-
Biz Selanik’ten durumu izlemeye çalışıyorduk. Meşrutiyet taraftarı olan vatanperver subay ve sivil aydınlar toplanarak neler yapılabileceğini tartışıyorduk. Mustafa Kemal, arkadaşlarını askeri kulüpte toplamış ve Rumeli’de askeri ve milis kuvvetlerden bir kıtanın hazırlanması ve olayları bastırmak üzere İstanbul’a yollanması fikrini ortaya atmış ve kabul ettirmişti. İşte “Hareket Ordusu” adlı kuruluş böyle oluştu. Sf. 3 Alıntı; Atatürk’ten…
-
Kâzım Özalp’in Atatürk’le olan arkadaşlığı 19. yüzyılın son yıllarında başlamış ve bu arkadaşlık sonuna kadar, 40 yıl, bozulmayan bir dostluk şeklinde sürmüş, Kâzım Özalp’i Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları arasına katmıştır. 1921-1924ye 1935-1939 yallarındaki Milli Savunma Bakanlığı ve 1924-1935 yıllarındaki Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevlerinde, daima Atatürk’ün yanında, onun bir destekleyici arkadaşı olarak çalışmıştır. 1920 yılında…
-
Garp Cephesi Kumandanlığına “Son zamana kadar Konya’da iğfalkâr (adatıcı) vaziyeti ve mürteciane (gerici) propagandası ile cümlenin nazarı dikkatin-i celbeden Ali İhsan Paşa, İzmir’de esnay-i seyahatinde birçok zevata ve hattâ çok yakın ve kıymetli arkadaşlarımıza, âcizlerinin (benim) Balıkesir’de ve şurada burada halifenin resmini indirttiğimden bahis ile beyanatta bulunduğu anlaşılmıştır. Bu zatın Konya muhitinde gördüğüm gibi İzmir…