Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Mustafa Kemal Paşa

  • Bir gece Karpiç Lokantası’nda yemekteydik. Atatürk’ten başka kız kardeşi ve 20 kadar arkadaşımız da beraberdi. Sf.64 Atatürk, burada Hatay konusunda bir olay yaratmanın propaganda yönünden faydalı olacağını düşünerek, Hatay konusunu tartışmaya açtı. Sofradakiler,. hatta müsaade ettiği için tartışmaya katılan diğer masalarda oturanlar, hükümetin gevşek tutumunu protesto ederek kısa zamanda daha müessir (tesirli, etkili) tedbirlerin alınması…

  • Sofradaki sinirli havanın yumuşaması ümidiyle kalktık. Ancak biraz sonra yeni bir olay meydana geldi. İçerdeki odaya geçerken Mustafa Kemal Paşa karşılaştığı Mısır sefirini selamladı, hatırını sordu. Sefirin başında uzun bir fes vardı. Mustafa Kemal “Burada herkesin başı açık, siz de onlar gibi hareket edin, fesinizi çıkartın rahat edersiniz” dedi. Sefir bir hareket yapmadı. Paşa oradan…

  • Biliyordum ki bazı komisyon azaları bu görüşte olmamakla beraber, baskı görmedikleri halde, Mustafa Kemal Paşa’dan çekinmişler ve korkudan seslerini çıkarmamışlardı. 1 Kasım 1922’de Meclis’te saltanat kaldırılmış, hilafet kalmış ve bütün hükümranlık haklarının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde toplandığı kabul edilmişti. Sf. 21 Alıntı; Atatürk’ten Anılar  – Kazım Özalp, Teoman Özalp, (Nehir Yayınları 1. Baskı 1998, Sf.…

  • Biz Selanik’ten durumu izlemeye çalışıyorduk. Meşrutiyet taraftarı olan vatanperver subay ve sivil aydınlar toplanarak neler yapılabileceğini tartışıyorduk. Mustafa Kemal, arkadaşlarını askeri kulüpte toplamış ve Rumeli’de askeri ve milis kuvvetlerden bir kıtanın hazırlanması ve olayları bastırmak üzere İstanbul’a yollanması fikrini ortaya atmış ve kabul ettirmişti. İşte “Hareket Ordusu” adlı kuruluş böyle oluştu. Sf. 3 Alıntı; Atatürk’ten…

  • Ustalar korkmuş ve sararmış yüzleriyle, odaya girer girmez Atatürk birden yerinden fırlayarak, “Sizler elektrikleri yakamadınız. Ben sizi yakayım da görün” diye elini tabancasına attı. Ali Çavuş hemen ellerine atladı. Ustalara da “Kaçın!” diye bağırdı. Ustalar kaçtılar. Atatürk ile Ali Çavuş bu durumda iken Fevzi Paşa odaya girdi. Ali Çavuş da çok korkmuştu. Sakin bir yere…

  • Önceleri Mustafa Sağir, son derece bonkör ve kurnazca davranıyor, hareketlerinden pek şüphe edilmiyordu. Atatürk’ün maiyetindekilere “öğle yemeği” yenilmesi tavsiyesiyle birer altın vermeye başlamıştı. Ali Çavuş bu teklifi birkaç kez reddedince, mahcup olmuş izlenimi veriyor ve bu duygularında da samimi olduğunu düşündürüyordu. Sf. 97 Daha sonra yapılan araştırmalarda, Mustafa Sağir’in Türk ordusu için bir albüm oluşturduğu…

  • Ali Çavuş limonataları verdikten sonra dışarıya çıktı. Limonataları dağıtırken karşılıklı olarak “sertçe” konuşan paşalar, şimdi daha çok birbirlerine bağırıyorlardı. Enver Paşa bağırarak: “Alman generalinin emrinde çalışmak bu kadar izzet-i nefis kırıcı bir şey olmasa gerek diyordu. Mustafa Kemal ise gür bir sesle cevap veriyor ve “Memleketi satacaksınız!.. Padişah denilen satılmış herife sen de mi alet…

  • Ülkenin eğitim sisteminde Trujillo’ya şükran belirtme telkinleri yapıldı ve her çeşmenin başına “Suyumuzu Trujillo veriyor” şeklinde teşekkür yazıları asıldı. Sf.428 30 Mayıs 1961’de, gece geç saatlerde yanında koruma olmadan, özel şoförüyle metresini ziyarete giderken, Trujillo tuzağa düşürüldü ve dramatik bir kovalamaca ve silahlı çatışma sonucunda, belli ki CIA’nin de desteğiyle Dominikliler tarafından öldürüldü. Sf. 429…

  • Rafael Trujillo, Dominik ulusal emniyet güçlerinin müdürüydü ve daha sonra ABD ordusunun kurduğu ve eğittiği ordunun başına geçmişti. Bu pozisyonun avantajlarından faydalanarak 1930’da başkan seçilip diktatör olduktan sonra, çok çalışkan, üstün bir yönetici, kurnaz bir yargıç, zeki bir siyasetçi ve tam bir acımasız diktatör olarak -ve Dominik toplumunun kapsamlı çıkarlarına hizmet ediyor gibi görünerek- iktidarını…

  • 1960’ların başında Türkiye’ye gelen İtalya’nın ünlü sanat tarihi ve restoratörü Sanpaulesi, Halil İnalcık Hocamıza unutulmaz bir mukayese yapmıştı: “Konya yolu üzerindeki ünlü Sultan Hanı, Alaeddin Keykubad tarafından 1220’lerde yaptırıldı diyorsunuz, bu tarihlerde İtalya’da böyle büyük bir eser yoktur.” Profesörün mukayesesi doğruydu, ne var ki Selçuklu İmparatorluğu’nun da bu hanların büyüklüğünde bir sultan sarayı bile yoktu.…

  • Nitekim bu hayal Fatih’in muhteşem zekâsıyla 1453’te gerçekleşti ve 400 sene Müslümanlar tarafından kullanıldı. Bu bakımdan 1934’te Mustafa Kemal Atatürk’ün Ayasofya’yı müze hâline getirmesi çok büyük bir olaydır ve bu durum diğer ülkelerde tekrarlanmadı. Meselâ, İspanya’da Kurtuba Camii katedrale dönüştürülerek büyük tahribat yapıldı, öyle ki yapısı değiştirilerek simetrisi bozuldu. Emevîlerin yaptığı tavandaki Bizans tipi oymalar…

  • Doktor Abdullah Cevdet’in Aklı Selim adıyla Fransızcadan çevir­diği kitap, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları arasında 1928’de Arap, 1929’da ise Latin harfleriyle olmak üzere iki kez yayımlandı ve bası­mı İstanbul’da Devlet Matbaası’nda gerçekleştirildi. Dr. Abdullah Cevdet, eski harflerle olan ilk basımın bir örneği­ni, Gazi Mustafa Kemal’e 29 Aralık 1928’de eliyle yazdığı şu ithafla sunmuş: “En büyük acizden…

  • Bu kitaptaki karşılığı: “…vatandaşlarına yaptıkları kötülükten dolayı ceza­landırıldıkları ya da hor görüldükleri ve bunlara yaptıkları iyilikten dolayı da son derece hak ve adalete uygun olarak ödüllendirildikten zaman, in­sanlar iyi olacaklardır.” Sf. 37 Bu kitaptaki karşılığı: “…böyle bir gücü, kişisel özelliklerine bakarak bazı insanlara vermesi, inanılır bir şey midir? Mucizeler, Tanrı’nın şerefini yük­seltmek, dinin kökeninin Tanrısal…

  • Aklı Selim’in 1928’de Arap harfleriyle yapılan ilk basımının, Mustafa Kemal Atatürk’e sunulan nüshasının ithaf sayfası: “En büyük acizden en büyük iktidara.” Dr. Abdullah Cevdet 1912’de İstanbul’da yazdığı şu dörtlüğü de el yazısıyla eklemiş: “Ölen tayyûr-i hayalâta muntazır-ı ianem Yanar tebessümü bir gülistan-ı lanettir Bu maneviyyat-ı meçhûle-i yetimânem Okunmadan yakılan nâme-i muhabbettir”. Kitabın orijinali Çankaya Kitaplığı’nda…

  • 1922-23 yıllarında bir grup Kürt yurtseveri tarafından “Azadi” olarak da tanımlanan “Civata Xweserıya Kurd” (Kürt İstiklal Cemiyeti) isminde gizli bir örgüt kurulmuştu. Kimi kaynaklara göre parti ilk kongresini 1925 yılı başında yaptı. Kongre, hareketin liderliğini Şeyh Said’e verdi ve örgütünün önüne üç acil görev koydu, bu görevler: 1- Kurtuluş için silahlı bir başkaldırının gerçekleştirilmesi, 2-…

  • Nitekim daha sonraki yıllarda Kemalist ve Nazist ideologlar, iki sistemin benzerliğini sık sık dile getirecek, bizzat Hitler, Mustafa Kemal’den çok şey öğrendiğini itiraf edecek ve onu kendisi için bir öğretmen olarak lanse edecekti. Sf. 523 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 523) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir asimilasyon politikasına sahip olsa da, Osmanlı imparatorluğu bu alanda Türkiye Cumhuriyetinden daha ileri ve toleranslı bir politikaya sahipti. Osmanlı’da herhangi bir halkın, dini inancın ya da ülkenin adı yasaklı değildi. Bu yüzden de resmi kayıt ve belgelerde Kürt ve Kürdistan terimlerine rastlama bakımından herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Sf. 512 Alıntı; Dersim Merkezli…

  • Sıdıka Hanım’ın anlattığına göre, Okullar Genel Müdürü Nurettin Boyman kendisini yanına çağırıp görev verirken “Sen Türk misyoneri olarak yatılıları üzülmeyeceksin, Atatürk’ün isteği bu…” diyor. Sıdıka Hanım devamla Genel Müdür’ün söylediklerini şu cümlelerle dile getiriyor: ‘Atatürk, bu dağ köylerinde bütün yoksunlukların Türkçe bilmemekten ileri geldiğini söylemiş, bunu isyan sebeplerinden biri olarak görmüştü. Onun için Türkçenin bu…

  • Usivû (Yusufan) aşiret reisi Kamer Ağa, önceleri direneceğine dair yemin etmiş olanlardan biriydi. Ancak sonraları bundan vazgeçti. Buna rağmen oğlu Findiq Axa Sey Riza ile birlikte asıldı. Onunla ilgili türkünün bir dörtlüğü şöyledir: Sf. 493 Oğlunun asılmasından sonra da Kamer Ağa’nın hükümetle arası bozulmuyor, tersine daha da “düzeliyor.” Kamer Ağa, askeri birliklere elinden gelen her…

  • Vur vur, Şahin’im vur, Kör Mısto’nun askeri gelmiş kırıyor bizi Vur ciğerim vay! Kör Mısto’nun askeri gelmiş kırıyor bizi Aman verme vur. Sf. 481 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 481) kitabından birebir alınmıştır.