“Kimya” adında, yanında büyümüş, terbiye almış, melek huylu zahir ve batın edepleri ile süslü, güzel bir evlâtlığı vardı. Üstelik bu kızda, tasavvuf ehline yaraşır bir safiyet, bir gönül zenginliği mevcuttu. Mevlâna, küçük yaşından beri, onu kendi çocuklarından ayrı tutmamış, öz evlâdı gibi sevmişti. Onu benimle evlendirerek, böylelikle Konya’ya yerleşmemi uzun uzun düşünmüştü. Sakındığı hususlar da yok değildi. Birinci çekindiği husus, bu evliliği kabul edip etmeyeceğim. İkincisi Şems yaşlı, kız genç. Üçüncüsü Kimya’yı öz oğlu Alâeddin de gizliden gizliye tek taraflı olarak seviyordu. Küçük oğlu kendisine düşman olabilirdi. Sf. 192
Bir sohbet sırasında, bu konuyu bana açtı.
-Kimya Hatun’dan ne güzel yoldaş olur öyle değil mi Şems?
-Kime?
-Tabiî ki sana.
-Beni az çok tanırsın. Bu yaşa kadar aklımdan zerre miktar kadın geçmedi şükürler olsun. Sf. 193
Alıntı; Aşkın Gözyaşları (Tebrizli Şems) – Sinan Yağmur, (Karatay Akademi Yayınları 260. Baskı, Mayıs 2011 – Sf. 193) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın