Dünya yükseliyordu, her şey iyi gidiyordu, çok yüksekteydik ve ancak bir eksiğimiz vardı, bir “Nobel” ödülümüz yoktu ve hep birlikte Yaşar Kemal’i Cambridge’e göndermiştik. İngilizce öğrenecekti, ödülü mutlak alacaktı, İngilizcesi de olsun istiyorduk. Open house’da bazen bu konu da açılıyordu; Yaşar Kemal giderken ne biliyorsa işte “aynen öyle” dönmüştü; sorduğumuzda, “kabahat öğretmende” diyordu, “ben ona Türkçe öğrettim ve o bana İngilizce öğretemedi”, ekliyordu. Koca Yaşar, bizi çok güldürüyordu; içimizin güldüğü şahane yıllardan geçiyorduk. Sf. 337
Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın