ÂcZeyd devamla şunları söyledi:
“Ebu Bekir’in emri üzerine ben Kur’an’ı, deri parçaları, kürek kemikleri ve hurma ağacı yapraklarının orta damarları üzerine yazdım. Ebu Bekir’in vefatından sonra Hz. Ömer hilafet makamına geçtiğinde, kendisi (Kur’an’ı) bir tek cilt halinde (Mushaf) yazdırdı ve kendi yanında muhafaza etti. O da vefat edince bu (Mushaf), Hz. Peygamberin dul hanımı ve Ömer’in kızı Hafsa’nın yanında kaldı. Daha sonra Ermenistan daha açık bir ifadeyle bugünkü Erzurum (Erzen-i rum) bölgesi yakınına (bkz. Kastallani, Şerhül Buhari 7/748) tarihçilere göre hicri 25 yahut 30 senesinde düzenlenen askeri sefere katılan Huzeyfe b. Yeman dönüşte (Medine’deki) evine uğramadan önce derhal Halife Hz. Osman’ın huzuruna çıktı ve şöyle dedi. “Ey Halife! İnsanlara dikkat et!” Hz. Osman “Ne var ne oldu?’ dedi. Huzeyfe: “Ben Ermenistan’a düzenlenen askeri sefere katıldım. Bu seferde Iraklılar da Suriyeliler de bulunuyordu. Ne var ki Suriyeliler Kur’an’ı Ubey ibni Kab’ın okuyuşuna göre okuyorlardı ve Iraklıların daha önce duymadıkları şeyleri söylüyorlardı. Bu yüzden Iraklılar onları inkârcılıkla suçluyorlardı. Aynı şekilde Iraklılar da Kur’an’ı okurken İbni Mesud’un okuyuşunu takip ediyorlardı ve Suriyelilerin duymadıkları şeyleri okuyorlardı. Ve Suriyeliler de onları inkârcılıkla suçluyorlardı.”
Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, 1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın