Kaynaklarda bununla ilgili olumsuz imaj uyandıran bazı bilgilerle de karşılaşılmaktadır. (…) Hz. Peygamberin kendisine yazdırdığı ayetlerde tasarrufta bulunduğu ve “Peygambere gelenin aynısı bana da geldi.” dediği nakledilir. Bir rivayette kendisi şöyle der: Hz. Peygamber bana “Azizün Hakim” yazdırırdı, ben “alimün hakim” yazayım mı derdim, o da dilediğin gibi yaz hepsi doğrudur, dedi…” (a.g.e, s. 89)
Abdullah’la ilgili son anlatılan rivayetin senedi çok güçlü değilmiş. Ama onun İslam’dan bir dönem ayrıldığı ve Mekke’nin fethinden sonra peygamberin önce gazabını çektiği sonra affedildiği herkesçe kabul edildiğine göre ve peygamber onun öldürülmesini istediğine göre bu anlatılanın da doğru olma ihtimali vardır.
Kaynaklara göre bugünkü Kur’an’ın yazıya geçirilmesindeki en önemli isimlerden ikisi Muaviye ve Abdullah’ın kimlik profilleri böyle.
Hem Ubey b. Ka’b’ın Mushaflaştırma sürecinde görev almayışı ya da ona görev verilmeyişi hem de Abdullah b. Serh ve Muaviye’nin vahiy kâtipleri olarak anılması, Mushaf’ın yani bugünkü Kur’an’ın tamamen Hz. Muhammed’e ait vahiyleri içerip içermediği konusunda çok önemli soru işaretleri oluşturmuyor mu sizce de? Sf. 196, 197
Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, 1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 196, 197) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın