Personelimin çok azı beni şahsen tanırdı. Benimle, bir iş için görüşseler dahi, gerçekte kiminle görüştüklerini bilmezlerdi. Güvenliğe önem veren zihniyeti geliştirmek amacıyla, personelin birbirlerine yalnızca takma isimleri ile hitap etmeleri şartını koymuştum.
Zaman zaman, güvenliğe verdiğim önem olağanüstü sonuçlar doğuruyordu. Bir defasında, Vüzberg istasyonunda bir ekspres trene binmiştim. Aynı kompartmanda iki gazeteci ve bir diğer yolcu ile birlikte seyahat ediyorduk. Bir süre sonra gazetecilerden biri Gehlen Örgütü’nden söz etmeye başladı. Gazeteci, örgütün başında bulunan kişinin tren veya uçakla seyahat etmesinin mümkün olabileceğini, bu nedenle günün birinde onunla yüz yüze gelmesinin olasılık dahilinde olduğunu söyledi. İki gün sonra, masamda, bu konuşmayı olduğu gibi yazan bir rapor buldum. Üçüncü yolcu, bölge birimlerinden birinin müdürüymüş. Bu tip personelin Pullach yakınlarına bile gelmelerine izin verilmediğinden, gazeteciler gibi o da beni tanıyamamıştı. Ben de kendisini hiç tanımıyordum. Sf. 182
Alıntı; Hitler’in Sığınağından Pentagon’a (Anılar) – Reinhard Gehlen, Çeviri; Bilinmiyor, (İleri Yayınları, 1. Baskı Ekim 2005 – Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın