Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: 12 Eylül Darbesi

  • Yüksek ücretle sanayileşme süreci bu sanayileşmeyi gerçekleştirinceye kadar dışa kapanmayı gerektiriyor ve bu yöntemle kendini besleyen hızlı bir sanayileşme, daha özgürlükçü bir ortamı da beraberinde getiriyor. İhracata yönelik sanayileşme ise daha çok askerî diktatörlüklerle bir arada gidiyor… Tabiatıyla yüksek ücretle, hızla sanayileşme sürecinin başlangıcında otarşi demek istemiyorum ama bir ölçüde dışa, uluslararası rekabete kapanmanız gerek.…

  • Baskı, candan çok beyinle ilgilidir. Baskı, ölümden daha çok, beyazlaştırılmış beyinlere yeni yazımları amaçlıyor. Korku, ölüme çare olmuyor; yeni yazımları kolaylaştırıyor. Korku, güvenini yitirmiş, saflığını koruyamamış, bembeyaz olmuş beyinleri, her türlü «yanlış» düşünceye hazır hale getiriyor. Sf. 45 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye Gidiyoruz? – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 45) kitabından…

  • Şizofreni, bir baskı karşısında, ruhsal yapının uyum gösterememesinden ileri geliyor; bir savunma sisteminin en ileri, patolojik anlamda en gelişmiş düzeyini oluşturuyor. Şöyle de söylenebilir; şizofreni, savunma mekanizmalarından regresyonun, gerileme, en ileri aşamasını meydana getiriyor. Sf. 86 Bir tez yazıyorum: Baskılar, şizofren yurttaşlar yaratmayı amaçlıyorlar. Tezin uzantısını yazıyorum: Şili’de Pinochet’nin yapmak istediği bütün bağlantı ve sorumluluklarından…

  • Tarih 13 Nisan1978 Yer 2. Ordu Komutanlığı’na bağlı Konya Orduevi. Orgeneral Vecihi Akın’ın konukları var: Özel Harp Dairesi’nden Genelkurmay istihbaratının başına gelip 1977 cuntasıyla emekli edilen Recai Engin konuklar arasında. Kara Harp Okulu Komutanı Sami Karamısır, Özel Harp Dairesi Komutanı Albay İsmail Hakkı Özkan, Eğridir Komando Okulu Komutanı Aşir Özözer, Suat Aktolga gibi subayların yanında…

  • New York’ta yayımlanan The Christian Science Monitor ise biraz daha ayrıntı veriyordu: Türkiye’de 5 Haziran seçimlerinden önce girişilen bir ihtilal teşebbüsü güçlükle önlenmişti. MHP lideri Albay Alparslan Türkeş’in idaresinde aşırı sağcı 200 kadar subay ihtilal teşebbüsüne girişmiş, bu teşebbüste üç de general yer almıştı. Amerikan gazetesine göre bu generallerden ikisi Namık Kemal Ersun ile Musa…

  • Fuller, Türkiye’de daha çok biliniyor ve diğeri de daha çok bilinmeye adaydır. Söyledikleri çok açık; “sol güçlüydü, karşısına İslam’ı çıkardık”, demek ki, bir Washington programı idi ve Tağmaç ve Evren Darbeleri, bu programı uygulamak için yapılıyordu. Sf. 504                           Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 504) kitabından birebir alınmıştır.                                                               

  • Kenan Evren, ülkeyi, Yahudi cemaati ve ülkücülerden devşirme bir tayfa ile yönetiyordu; Evren’in Kemalizm’i işte budur. Fakat dahası da var; bu “imamın oğlu olmakla övünen iyi yetişmemiş general, daha önce haber verdiğim üzere, Erbakan’ı hapse koymakla beraber, ülkeyi, Erbakan’ı çok aşan bir dinselliğe sokmaktan geri kalmıyordu. Bunun için seçilmiştir. Sf. 498, 499 Alıntı; İsyan II…

  • Dört, Türkiye’de Eylülist darbe hem yenilmemiştir hem de aşıl­mamıştır. Eylülizm bütün kazançlarını asıl şimdi hasat etmeye başlıyor Türkiye solculuğunu demokratizme, Kemalizm’e ve parlamentarizme mahkûm etmek Eylülizm’in büyük başarısı olarak ortaya çıkıyor. Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 292, 293) kitabından birebir alınmıştır.

  • Darbenin gerekli olmadığı zamanda seçim yapılıyor. Seçimin yetmediği dönemde darbe geliyor. Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de üniversiteleri itibarsızlaştırma süreci devam ediyor. 1402 sayılı yasa ile görevinden uzaklaştırılan ve İdare Mahkemeleri’nden iptal kararı almalarına karşın, İstanbul Üniversitesi Rektörü Cem’i Demiroğlu’nun Danıştay’dan yürütmenin durdurul­masını istemesi nedeniyle ders veremeyen öğretim üyeleri varken, üniversitede dünya barışının düşmanı NATO’nun İngiliz Lordu Genel Sekreteri’ne ders verdiriliyor. Sıkıyönetim Komutanı kararıyla üniversiteden uzaklaştırılan öğretim üyelerinin yanına yaklaşamayan Üniversite…

  • Pornografik edebiyat belki korkuyu unutmanın da bir aracı oluyor. Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük, Çelik Bilgin (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2004): 12 Eylül’den hemen sonra pornografide büyük bir serbestiyet oluştu, hem gençlerin aklını pornografi ile oyalamak hem de yaratılmış olan korkuyu unutturmak içindi.

  • Eylül darbesi, hem ulusal ve hem de uluslararası planda burjuvazinin acımasızlaştıran korkusunun sonucunda gerçekleştirildi, içerde devrimci sol hareketin yükselişi büyük bir korku kaynağı oldu, Dışarda Afganistan ve İran Devrimleri, bu korkuyu artırıcı etki yaptı. Eylül darbesinin motoru korkuydu ve bu korkuyla kindar davranabildi. Sf. 43 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem…

  • Kenan Evren, önceleri kızsa da sonra Turgut Özal’la çok iyi anlaştı Özal’ın eşinin adının Semra Yeğinman olduğunu biliyoruz. Kardeşlerinden birinin eşinin soyadı ise “Tanaltay” olarak geçiyor. Yusuf Özal’ın eşi yabancı ve oğlunun adı da İbrahim’dir. İlaveten Turgut Özal’ın bir adı daha var “Halil” diyoruz; verilerimiz toplanmıştır, şimdi absürt üzerindeyiz. Evren’in kızlarını ve damatlarını, onomastik açıdan…

  • Bir; Türkiye İşçi Partisi kapatılmasaydı belki de PKK olmazdı. TİP’nin 1970 yılındaki 4. Kongresi, “Türkiye’de Kürt Halkı vardır.” Kararını aldığı için TİP Anayasa Mahkemesince kapatılıyor ve başta Behice Boran, lider kadrosu on beş yıla mahkûm ediliyordu. İki; Eğer Eylülizm’in hapishane içindeki görülmemiş zulmü ve dışındaki polis baskısı olmasaydı PKK, bu kadar rahatlıkla kadro bulamazdı. Zulüm…

  • İç savaşlar elit savaşlarıdır; elitler öldürülürler, bu başlı başına bir bellek silinmesidir. İç savaşlar, aynı zamanda, adi savaşlardan çok daha fazla korku genaratörüdürler; korku da aklın çalışmasını durdurduğu için bellek silinmesini hızlandırmaktadır.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 39, 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • İşçi partisinin sosyalist milletvekilleri, … Demirel’in emperyalizme bağımlı Anti-Kemalist hükümetini çalışamaz hâle getiriyordu; İktidar, çâreyi iç savaşta bulmuştur.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • (İlhan Selçuk’un Demirel’i darbelerin demokratlaştırdığını iddia etmesi üzerine;) İlhan, kasaba gitseydi lop lop etlerin darbe indikçe pirzola olduklarını görürdü, ben darbenin bir demokrat – yetiştiren değil, pirzola yapan etkisi olduğunu biliyorum. İlhan Selçuk’un “Demokrat pirzola” ile “demokrat Demirel” düşüncelerini karıştırdığını sanıyorum. Sf. 283 Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997…

  •     26 Ağustos 1338 (1922) tarihinde İçtima: 91. Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi Ankara’da İstiklâl Mahkemesi Kurulması Hakkında Heyet-i Vekile’nin Takriri (Hükümetin önergesi) Gündeme Alındı. Sf.363 2. Celse Hafidir: Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ III – (Sf. 711, 731 arası) kitabından birebir alınmıştır. Pontus Tehciri Hakkında Görüşmeler Hakkı Hami Bey (Sinop): “-.. eğer tehcir (zorunlu göç ettirme)…

  • İç savaş, devletin, en demokratik göründüğü zamanlardır. Demokrasi bir devlet durumudur. Artık yalnızca iç savaş dönemlerinde görünüyor. Eylülizm, iç savaş koşullarını ortadan kaldırma operasyonudur. Tekelsi düzeni kuruyor. Eylülizm, üniversite özerkliğini, basın özgürlüğünü iç savaş ilanı olarak görüyor. Eylülizm, kişilikleri iç savaş ilanı sayıyor. Sf. 278 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos…

  • “Sosyalizmden çılgınca korkmak burjuvaziyi despotizmin kucağına atar.”   Mussolini ve Hitler ve sonu gelmeyen bir diktatör ordusu, Komünizm aleyhtarlığının popüler çekiciliği olmasaydı iktidara gelemezlerdi. Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.