Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
about
Kategori: ABD, NATO
-
(26 Eylül 1927 İstanbul;) Biz buraya gelmeden birkaç gün önce komünistlerden bir gurup, Beyoğlu Caddesindeki Tokatlıyan Oteli’nin tam bitişiğinde bir oda tutarak içerisine bomba ve daha pek çok silah depo etmişler, amaçları, pek açık olarak otele yaptığı ziyaretlerden birinde Gazi’yi öldürmekmiş. Polisler bunu öğrenip odayı basmaya teşebbüs edince yaylım ateşine tutulmuşlar ve üçü ölmüş. Komünist…
-
(1 Ekim 1927;) Pek doğal olarak Cumhurbaşkanı bir diktatör olmak zorunda kalmış. .. Türkler henüz kendi kendilerini yönetecek duruma gelmemişler; bir diktatörlük olmasa ülke parçalanabilir. Alıntı: Atatürk ve İnönü – Joseph Grew (Kitapçılık Ltd. Şti. 1966 Baskısı – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU 1995; Kitabın yazarı olan Joseph Grew hem Lozan’da ABD temsilcisi…
-
12 Mart 1932 saat 10’da İtalya vapuru ile İstanbul’dan hareket ettik. Alıntı: Atatürk ve İnönü – Joseph Grew (Kitapçılık Ltd. Şti. 1966 Baskısı – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU 1995; Kitabın yazarı olan Joseph Grew hem Lozan’da ABD temsilcisi olarak bulunmuş hem de 1927 ve 1932 yılları arasında ABD büyükelçiliği yapmıştır.
-
(Grew, ABD, imtiyazlar konusunda Türkiye’den yana, Türkiye pazarını Avrupa’nın yani İngiltere’nin kapatmasını istemiyor diyor:) 5 Haziranda yaptığımız bir görüşmede Paşa, … çok sıkışırsa müttefiklerin direnmesine peki demeyi düşündüğünü söyledi. Kendisine böyle bir şeyin Amerikan – Türk ilişkilerini ciddi şekilde sıkıntıya sokacağını anlattım. Alıntı: Atatürk ve İnönü – Joseph Grew (Kitapçılık Ltd. Şti. 1966 Baskısı –…
-
İki: Harbord Raporu, beklenebileceği gibi, Ermeni kıyımlarından söz ediyor. Bunlara, «örgütlü resmi katliamlar», organized official massacres, adını veriyor. Sultan Hamid’in tahta çıkışından sonra her birkaç yılda bir tekrarlandığını ileri sürüyor; 1895, 1908 Van ve Adana, 1909 Kilikya, tarihlerinden sonra 1915 «trajedisini» dile getiriyor. 1914 yılında, Türkiye Ermenistan’ında Ermeni nüfusunun 1,5 milyon olarak tahmin edildiğini bildirdikten…
-
Türkiye’de Amerikan misyonerlerinin en önemli merkezinin Harput olduğunu saptıyor. Amerikan misyonerleri, Van, Bitlis, Erzurum ve Mardin’i de eylem alanı seçiyorlar. Sf. 432 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 432) kitabından birebir alınmıştır.
-
Gerçek, Mustafa Kemal’in pozisyon değiştirmede, sadakat ve benzeri türden hiç bir kaygıyı kendisine bir engel yapmamasında aranmalıdır; bu, birinci noktadır. Büyük Britanya işgal kuvvetlerinin onayı ile geldiği Doğu’da yepyeni bir durumla karşılaşıyor; işgalciler onaylarını geri alıyorlar ve Kemal’in İstanbul’a çağrılmasında ısrar ediyorlar. Muhtemelen Malta’ya gönderecekler; tam bu sırada, bir Amerikan ittifakı ihtimali beliriyor. İstanbul’da Wilson…
-
Yalnız bir sorun var; Sivas Kongresi delegeleri, manda sözcüğünü sevmiyorlar ve bu sözcükten çekiniyorlar. Bunun üzerinde tartışmalar oluyor; Rauf’un yazdıklarına göre, mektup-raporundan sonra Sivas’a gelen Vasıf, “manda”nın isminden korkmayalım, isterseniz buna ‘müzaheret’ diyelim» diyor; sözlüklerde «müzaheret» yardım anlamına geliyor. Sf. 422 Sivas’taki Milli Kongre’nin açıklamalarında, Kemal‘in açıklama ve taahhütlerinde geçen, Eski Türkçe ile «yardım», manda’yı…
-
Amerika Senatosu, Wilson’un kurtarıcı gördüğü Cemiyet-i Akvam sözleşmesini reddediyor.. Manda kurumu, bu sözleşmenin ortaya çıkardığı yapılardan birisidir; bu kurum yıkılınca özel olarak bu bölgedeki manda sistemi de çöküyor. Sf. 423 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 423) kitabından birebir alınmıştır.
-
Türkiye mandası fikri, Türkler’in istemesinden ve daha doğrusu yalvarmasından doğuyor; Sivas Milli Kongre’si de, kendisine yapılan bir manda önerisini kabul edip etmemeyi tartışmıyor. Tam tersine, kendisine önerilmemiş olan bir mandaya davetiye çıkarıyor. Sf. 429 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 429) kitabından birebir alınmıştır.
-
1914 yılında, Türkiye’de 627 Amerikan okulu ve bunlarda da 34 bin öğrenci olduğunu saptıyor, Sf. 430 Osmanlı döneminde Amerikalıların, İstanbul ve Beyrut’tan başka, Tarsus, Maraş, Antep, Harput, Merzifon ve Kayseri’de kolejleri bulunuyor. Saydığım bu yerler, Ermeniler’in yoğun olarak yaşadıkları yerleşim birimleridir ve bu kolejlerin hepsi de misyonerler tarafından kurulup yaşatılıyor. Sf. 430 Alıntı; Türkiye Üzerine…
-
Ancak hem Dursunoğlu’nun yazdıkları ve hem de incelemeye açtığım belgeler, Minber Gazetesi’nin finansmanı, Kemal’in para karşısındaki tutumunun da yeniden ve ayrıntılı olarak incelenmesini gerektirecek türdendir. Buna eklenecek olanlar şunlar: Bazı kaynaklar, Sakarya Zaferi’nden sonra Mustafa Kemal’e bir para ödendiğini ileri sürüyorlar; miktarı üzerinde tartışma olduğundan söz ediliyor. Hintli Müslümanların gönderdikleri paranın tartışması kapanmıyor ve İzmir’de,…
-
Sivas Kongresi, Amerikan mandasını kabul ile bir de davetiye çıkarıyor. Bu, Kemal Paşa’nın, tarihsel olarak geçici olduğu belirlenen bir yeni koalisyon değişikliğidir; büyük devletlerden Büyük Britanya’dan ayrılarak Amerika Birleşik Devletleri’ne yaklaşıyor. Ayrıca Mustafa Kemal’in Sivas’taki Milli Kongre’de manda düşüncesine karşı bir tek söz söylemediği de kesindir. Sivas’ta delegelerden sadece Osman Nuri ve Ahmet Nuri, manda…
-
Harbord, raporuna, bu nedenlerle, Yakın Doğu’da yaygın bir sözü alıyor; “Ermeniler, hukuken hiç bir zaman yanlış ve ahlaken hiç bir zaman doğru olmazlar.” Bu kadar değil; Harbord Raporu, bu bölgedeki Amerikan misyonerlerinin, kendileri için hayatlarını riske ettikleri Ermenileri hiç sevmediklerini, bunun yerine, daha sempatik, üşengeç ve zevk düşkünü Türkleri, the more genial but indolent and…
-
Bunun yarattığı Amerikan sempatisinin, «pejmürde kılıklı Kürtlere, makul Gürcülere, kuşkucu Azerilere, yetenekli Ermenilere ve vakur «Türklere» aynı ölçüde yayıldığına işaret eden Harbord Raporu, Sf. 241 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 241) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2022): Manda: Yabancı bir kelime, İngilizcesi Mandate, Fransızcası Mandat.…
-
Harbord Misyonundan üçüncü adam, Tuğgeneral Mosley’dir; görüşmede General Mosley de bulunuyor. Mosley, daha önce değinmiş bulunuyorum, ayrı bir rapor kaleme alıyor, buna göre Mustafa Kemal, Harbord Heyeti ile görüşürken daha önce yabancı devletlerle ilişkilerden yakınıyor ve bunların Türkiye’yi yönetmeye kalktıklarını söylüyor ve daha sonra da, «eğer mandanın verileceği ulus Amerika ise hiç bir güçlük olmayacaktır»…
-
General Harbord başkanlığındaki kurul, Washington’a mandanın kabulü lehinde açık bir tavsiyede bulunmuyor. Türkiye Ermenistan’da Ermenilerin bir bölümünün evlerine döndüğüne, mülklerini yeniden edinmeye başladıklarına, hatta bir bölümünün geçmiş zaman için kira bile almaya başladıklarına işaret ediliyor; ancak açıkça felaket dolu bir tablo çiziliyor. Bunu şu cümleler izliyor: Harbord Raporu’nda belli bir Türk düşmanlığı görmüyorum; Türk köylülerinin…
-
Türkiye-Irak boru hattının temeli atıldı. Başbakan Demirel iktisaden güçlü olmayan milletlerin siyasi ağırlığı ve savunma gücünün olamayacağını belirtti, İncirlik dışındaki tüm ABD üslerine el kondu. Daha sonra yapılan açıklamalarda bazı üslerin NATO’ya devredilerek faaliyetlerini sürdürecekleri belirtildi. Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye çok amaçlı helikopter satmayı önerdiği açıklandı. Sf. 366 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük,…
-
Dünya küçüldü. Küçüldükçe olaylar, çok daha aydınlatıcı olmaya başladı. Son günlerin önemli olaylarından birisi İspanya’da. İspanya’da faşistler, Vedat Dalokay‘ın deyişi ile “beş fidanı” kestiler. Dalokay da Ankara’daki İspanyol Büyükelçiliğinin suyunu kesmeyi kararlaştırdı, bundan sonra işe ince diplomasi karıştı. İspanyol Büyükelçisi, faşizmde idam etme özgürlüğü olduğunu ve faşist ülkelerin birbirinin idam etme özgürlüğüne müdahale etmemeleri gerektiğini…
-
Yardımlar Sedat’ın Mısır’ı Amerikan etki alanına sokmasını da engelleyemedi. Mısır başarısından sonra Amerika, bir taşla iki kuş vurmak için Kıbrıs darbesini planladı. Böylece Kıbrıs’ta Amerika’ya üs vermeyen Makarios ve Batı dünyasında onurlu bir lider olarak ortaya çıkan Ecevit’ten kurtulmak istedi. Eğer Kıbrıs’taki oyun bozulmamış olsaydı Ecevit’in Türkiye ile birlikte büyük bir darbe yiyeceğinden kimsenin kuşkusu…