Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: ABD, NATO

  • Kızımla Adana’ya gitmiştik. Çok zayıf buldum. Adana yanıyordu. Çocuğun tahammülü yoktu sıcağa. Banyolu odası olan otel aradık, “Toros Oteli” dediler. Banyolu odasını tuttuk. Öğle zamanı soğuk bir duş, uykudan sonra bir soğuk duş daha. Hava serinleyince çarşıya çıktık. Dönüşte otel kâtibi; -Odanızı değiştirmek istiyoruz, dedi. -Neden? -Amerikalı bir karı koca geldi. Onlar banyosuz yapamazlar da……

  • Marshall Planı’yla yurdun her köşesine giren Amerikalılar Ovacık düzüne de spor uçaklarıyla indiler. Sabah. Munzur’un son sistem oltalarıyla avladıkları alabalıklarını öğleyin sofralarına uçurdular. Hayvancıkların nesli azalıncaya kadar Ovacık Belediyesi’ne, bu balık avcılarından balık başına bir para almalarını söylediğim zaman gözlerini büyük büyük açarak: -Hiç misafirden pare alınır? Ayıptır! Cevabını verdiler. Ey bütün varını yabancılara cömertçe…

  • İki sene sonra yine Kırby arabasıyla geldi ve Köy Enstitüleri konusunda araştırma yaptı. Birçok köy ve kazalara çocukları beraber götürüp teslim ettik. Aradan ne kadar geçti bilmem, Mrs. Kurby bana 380 ‘küsur sahifelik “Türkiye’de Köy Enstitüleri” kitabını hediye olarak gönderdi. Sf. 94 Alıntı; Dağ Çiçeklerim – Sıdıka Avar, (Öğretmen Yayınları, İnternetten PDF, Ekim 2011 –…

  • Kırby’nin telini alıp gece 2’de istasyona karşılamaya gittim. Başında kırmızı bere, bej bir palto, kürklü kocaman pabuçlar ve sırtında bir hamal yükü kadar büyük çanta ve yatağı ile vagon penceresinde. -Helo Miss Kırby! -Helo Mrs. Avar! -Welcome to Elazığ. -Hoş bulduk Mrs. Avar. Çok güzel Türkçe konuşuyordu. Okulda ona hazırladığımız revirdeki yerine getirdik. Bizimle 22…

  • Teröristler ortaya dehşet verici bir şiddet manzarası çıkarıp zihinlerimizi ele geçirerek bize karşı kullanırlar. Bir avuç insanı öldürerek, milyonların ölüm korkusuna kapılmasını sağlarlar. Hükümetler korkuları yatıştırmak için bu terör tiyatrosuna güvenlik mizansenleri ve kitlesel zulüm ve yabancı ülkelerin işgali gibi muazzam güç gösterileriyle karşılık verir. s.155 Alıntı; 21.Yüzyıl İçin 21 Ders – Yuval Noah Harari,…

  • Bu yüzden teröristler porselen dükkânını yerle bir etmeye çalışan bir sineğe benzerler. Sinek o kadar güçsüzdür ki tek bir fincanı bile yerinden oynatamaz. O halde dükkânı nasıl yerle bir edecek? Gider bir boğa bulur ve boğanın kulağına girip vızıldamaya başlar. Boğa korku ve öfkeden küplere biner ve porselen dükkânına dalar. 11 Eylül’den sonra yaşanan buydu.…

  • Lyndon B. Johnson’ın 1964 ABD başkanlık seçimi kampanyası dâhilinde televizyon tarihinin en başarılı propagandalarından kabul edilen şu meşhur “Papatya” reklamı yayınlanıyordu. Reklamın başında küçük bir kız çocuğu bir papatyanın yapraklarını sayarak koparıyor ama kız on dediğinde devreye metalik bir erkek sesi giriyor ve füze fırlatılmasını hatırlatacak şekilde ondan geri saymaya başlıyor. Sıfıra gelindiğinde ekranı nükleer…

  • Donmuş kaka içeren bir kapsül yutmak FMN’nin tuhaf doğasını anlatır. Normal bir hap gibi görünen ama ne idüğü büyük ölçüde belirsiz bir ürün içeren, fabrikaların iletim bantları yerine gönüllülerin arka taraflarından çıkan bir şeydir ve içeriği her seferinde farklıdır. Bu değişkenlikten ötürü cesareti kırılan ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) Mayıs 2013’te dışkıları da ilaç…

  • Bu durum ülkemizde bir sorun olduğu kadar Amerika’da da benzer bir durumda. Her ne kadar dünyanın en gelişmiş ülkelerinden birisi ve bilimsel çalışmaların merkezi konumunda olsa da Amerikan halkı ile Türk halkının profili bu bağlamda birbirine çok benziyor. Türk halkının evrimi kabul etme oranları % 25 – 30 düzeylerinde iken Amerika’da bu oran, % 40…

  • Temmuz 1932’de Whittemore, Mustafa Kemal’in evlatlıkların­dan Amerikan Kız Koleji mezunu Zehra Kemal ile birlikte An­kara’ya gitti ve Mustafa Kemal’e Ayasofya’daki çalışmalarını an­lattı. İki yıl sonra, 24 Kasım 1934’te Mustafa Kemal’in arzusu üzerine Ayasofya müzeye çevrildi ve 1 Şubat 1935’te müze ola­rak halka açıldı. Aynı ay içinde Mustafa Kemal Ayasofya’yı ziya­ret etti. Whittemore, Eylül 1936’da Mustafa…

  • 1994’te Amerikan Diyabet Derneği, Amerikalıların kalorilerinin %60 ila 70’ini karbonhidrattan almalarını önerdiğinde diyabet (ve obezite) salgını patlak verdi. 1997 ile 2007 yılları arasında ABD’deki diyabet vakalarının sayısı iki katına çıktı. 1980’den 2011’e kadar bu sayı en az üç kat arttı. 2014 yılı itibarıyla ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDÇ), 29 milyondan fazla Amerikalının (her…

  • Son araştırmalar Amerikalıların yüzde doksan dokuzunun Tanrı’ya inandıklarını söylediklerini ortaya koymaktadır. Sorun, hangi Tanrı’ya inandıklarını düşündüklerindedir. Sf. 23 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf.23) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Mart 1947’de, ABD Devlet Başkanı Truman, komünizmin yayılmasını sınırlamaya yönelik Sınırlama Doktrinini açıkladı ve General George Marshall, 5 Haziran’da Harvard’da yaptığı bir konuşmada, Marshall Planını açıkladı. Aynı yıl içinde, az tanınan ABD Kongresi üyesi Joseph McCarty, Birleşik Devletlerde Komünist Partisi’nin yasal olmasına karşın buna üye olan herhangi birinin sırf bu nedenle hain olduğunu ileri…

  • CIA, talepleri karşılayacaktı; Örgüt operasyonları yürütecekti. Bir daireyi yöneten Alman ajanının yanına bir CIA yetkilisi atanacak ve CIA, bir Alman/Amerikan haber merkezine gidecek bütün raporları ve değerlendirmeleri elde edecekti. Yine de sorun noktası varlığını sürdürüyordu; Critchfield, Örgüt üyelerinin adlarının kendisine verilmesi konusunda ısrar etmeyi sürdürüyordu ve Gehlen de reddetmeyi sürdürüyordu. Sf. 132 Alıntı; General Reinhard…

  • Gehlen’in boyutunu yüksek bir hızla büyüttüğü Örgüt, para darlığı çekiyordu; Ordu tarafından kendisine tahsis edilen miktar ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyordu ve karaborsacılık asıl gelir kaynağı hâline geldi. Sistem, titiz olduğu, kadar üçkâğıda da açıktı. Ordu, özel Örgüt birimlerinin karaborsada sattığı malzemeleri satın almak için tahsis edilen parayı harcıyordu. Daha sonra satışın tamamlanmasının ardından Amerikan Ordusu Ceza…

  • Winston Churchill, Sovyetlerin Doğu Avrupa’yı yutmakta olduğu ve daha fazlasını kapmaya hazır oldukları uyarısında bulundu. “Bu arada” diye uyardı, “halklarımızın dikkati harap ve tükenmiş olan Almanya’ya baskı uygulamakla meşgul olacak ve Ruslar, bunu seçmeleri durumunda Kuzey Denizi’nin ve Atlantik’in sularına kısa zamanda ilerlemeye açık olacaklar.”  Churchill daha sonra kendisinin de Mayıs 1945’e kadar “Rus kütlesinin…

  • “Sovyetlere 1000 uçak daha gönderiyoruz” diye yazıyordu Deane, zamanın Ordu Genelkurmay Başkanı General George C. Marshall’a, “ve aylardır muallakta olan bir vizeyi onaylıyorlar. Bunun ardından, gönderebileceğimiz diğer hediyeler için kafamızı kaşıyoruz ve onlar da daha başka ne isteyebileceklerini belirlemek için kendilerininkini kaşıyorlar.” Sf. 46 Alıntı; General Reinhard Gehlen CIA Bağlantısı – Mary Ellen Reese, Çeviren;…

  • Herbert Hoover’in 1928’de Başkan seçilmesinin ardından ona yeniden yaşam pompalama umuduyla Yardley, elde ettiği ve şifrelerini çözdüğü bir dizi önemli denizaşırı mesajı yeni Dışişleri Bakanı Henry L. Stimpson’a göndererek kendi dairesinin cesaretini göstermeye karar verdi. Bunun bir hata olduğu ortaya çıktı; Stimpson’ın yanıtı tam olarak mahvediciydi. Derinden şaşkınlığa uğramış halde ve hükümet içinde yabancı hükümetlerin…

  • Amerikalılar, Almanya’nın kalbini oluşturduğu zayıf, istikrarsız bir Avrupa’yı, komünist yayılma için uygun bir zemin olarak görüyorlardı. Bunun ötesinde Almanlar, Sovyetler Birliği ile açık ya da, örtülü bir tür ittifak biçimi oluşturabilirlerdi. Bunu daha önce yapmışlardı. I. Dünya Savaşı’nın sonunda Versailles Antlaşması ile konulan koşullardan rahatsızlık duyarak 1919’da Almanya, Sovyet yardımı ile yeniden silahlanmak için bir…

  • Amerikalılar, Sovyetlerin ne kadar ve hangi sınıftan askerlerinin olduğunu, bunların nasıl silahlandırıldığını, nerede olduğunu veya liderlerinin onlarla ne yapmak niyetinde olduğunu bilmiyorlardı. Ortaya çıkarma yeteneğine de sahip değillerdi. Ama Hitler’in Sovyet askeriyesi ile ilgili uzmanı General Reinhard Gehlen’e sahiptiler. Bu etkileyici bilgi deposuna ek olarak Gehlen, Amerikalılara kaçınılmaz olarak istedikleri bilgileri sağlayabilecek bir şebekesinin Doğu…