Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Alevilik, Bektaşilik, Şiilik
-
1924 Anayasasıyla yasal çerçeveyi, 1925 Şark Islahat Planı’yla ise siyasal ve toplumsal amaçlarını belirlediler. Başbakan İsmet İnönü, bunu şöyle formüle etmiştir: “Vatan toprağı üzerinde yaşayan herkesi Türk ve Türkçü yapacağız. Türk ve Türkçülüğü kabul etmeyenleri sistemli biçimde kesip atacağız.” Sf. 16 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları, 1. Basım,…
-
Babai Ayaklanması tarih sahnesine iki “babanın” yönetimi altında çıkar. Bu babaların isimleri Baba İlyas ve onun halifesi Baba İshak olarak biliniyor. Ayaklanan kitleyi ise yerli Hıristiyanların yanında, heteredoks Türkmenler oluştururlar. İsyan oldukça geniş bir bölgeyi etkisi altına alır; Rum Selçuklu düzeni üzerindeki yıkıcılığıyla da Anadolu’ya ilerleyen Moğolların yolu üzerindeki taşları temizler. Anadolu’yu kasıp kavuran ve…
-
İrene Melikoff, Bektaşiliğin de aynı şekilde Sünni İslam’ın temel ilkelerinden uzak bulunduğunu ileri sürüyordu: “Bektaşilik örf dışıdır… Dinin dış biçimlerine hiç ehemmiyet vermez. Tanrıya inanmak için ne camiye gitmeye gerek vardır, ne beş vakit namaz kılmaya, ne de Ramazanda oruç tutmaya.” Sf. 247 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım…
-
Peki, nasıl bu kadar kolay din değiştirdik? Çabucak yeni bir dine geçebildiğimizi Türk tarihine ilişkin neredeyse bütün kaynaklar kaydediyorlar. Sorunun yanıtını Michel Balivet’nin çalışmalarında buluyoruz. Balivet Türklerde din değiştirmenin yeni din lehine eski geleneklerin bırakılması anlamına gelmediğini, tersine, yeni dinin eskisi üzerine eklendiğini ve her ikisinin birleştiklerini savunur. Türkler ve Moğollarda din değişikliğinin bu yolla…
-
Zinkeisen’ın “peygamber” olarak tanımladığı Babai liderini Fuad Köprülü “yeni bir din neşri ile” meşgul bir baba olarak tarif ediyordu. Bu tür mehdici hareketlerin liderleri tıpkı Muhammed gibi bir mağaraya çekiliyorlar ve bir süre sonra Tanrı ile temas kurduklarını söyleyerek ortaya çıkıyorlardı. Tipik bir Hira’ya kapanma ve vahiy inmesi öyküsüdür. Sf. 243 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış…
-
Türklerde din değişikliği, son dinlerini eski dinlerinin ön kabullerine ve dinsel törenlerine uyarlamaktan ibaretti. Marx’ın bir cümlesini değiştirerek yazarsak, Türkler bir dini ancak onu kendi eski dinlerine çevirerek algılayabiliyorlar. Dolayısıyla İslam’a ancak onu bozarak girebildiklerini ileri sürebiliriz. Sf. 240 Marks’ın cümlesinin aslı şöyledir; “… yeni bir dili öğrenmeye başlayan kişi, onu hep kendi ana diline…
-
Peki, Türkmen boyları Şii miydi, herhalde soru budur. Ahmet Yaşar Ocak ve İrene Melikoff, Türklerin sadece Şiilikten değil, pek çok dinden etkilendiklerini ve Şiilik olarak kabul edilemeyecek bir tür heteredoks halk dinini yaşadıklarını ileri sürüyor. Türkler, sufiler ve Şii din adamları yoluyla İslam ile tanışsalar da, tarihçilerce Şii sayılmıyorlar. Ama Şii sayılmadığımız gibi, çoğu zaman…
-
Kılıçdaroğlu’nun Alevilikle bir ilişkisi yoktur ve bir Karay’dır. Davutoğlu ve Çiçek de Karay’dırlar; Yeni Cami inşaatı başlayınca, seçilen yere “Karaköy” dediler. “Karay” ya da “Karaim” Tarikatı’nın ya da dininin kurucusu, Annan bin Davut idi ve İbrani bir sözcük olan “annan”, Türkçe “bulut” anlamındadır ve bunlarda çoktur. Karabulut Kemal’in asıl soyadı bu idi, ailesinde yabancı isimler…
-
Kadınlarımızın da giysileri aynı kaldı. En ufak bir değişiklik bile olmadı. Biz erkekler de istemedik. Gözlerimiz kadınlarımızın kıyafetlerine aşinaydı, ortaçağa, yüzyıllar öncesine uzanıyordu. Uzun gömlekler, renkli manusadan uzun şalvarlar giyinirlerdi. Üstüne de, Suriye işi uzun boy entarisi. Önü açıktı bu entarilerin, eteklerini üst üste getirip bizimkilerden iki kat veya daha geniş kuşaklarla bağlarlardı. Mendillerini de…
-
Ve alevi değilim. “Sünni” ana babadan gelmeyim. Bu, bir gerçek. Dahası, “imam” olduğu ve Aleviliğe düşmanlıkla koşullandırıldığı için, “Alevleri, “Yahudiler”den, “Hristiyanlardan daha “kâfir” gören bir babanın oğluyum. Ben de, müftü oldum. “Alevi” olsaydım, beni “müftü” yapmazlardı. Sf. 250 Alevi olduğum nasıl yalansa, böyle bir özlem içinde bulunduğum da yalan. “Askerî ihtilali benimsemem. Çok açık ve…
-
Stepan Zakari Stepanyan (D 1907 Kharberd Til Köyü) Babam beni görünce bayıldı. Sonra, diğer çocuğu da getirtti. Bir de bir kadın getirdiler; Kürt elbisesi giymiş, bir de yaşmak takmıştı; baktık ki, amcamın karısıymış; birbirimize sarıldık. Dersim Kürtleri eskiden Ermeni’ymiş; sonra din değiştirmişler. Soygun yaptıkları doğrudur; ama Ermenilerin canına zarar vermezlerdi. Eşyalarımızı toplayıp, yola düştük. Sf.…
-
Haykaz Acemyan’ın Tanıklığı (D. 1892, Kharberd [Harput]) Dersim isyankârdı. Osmanlı Dersim’e giremezdi. Birinci Dünya Savaşı sırasında Dersimlileri silah altına aldılar; ama onlar savaşmadılar; silahlarını alıp evlerine döndüler. Öyle ki, onlar hep silahlıydılar. Sf. 375 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları,…
-
(Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Doğu eyaletlerdeki Kürtlerin hırsızlığa yatkın, görgüsüz ve kaba olduklarını kendileri de dâhil olmak üzere herkes kabul ediyordu. Dersim’de bulunduğumuz sırada Türk subayı tercümanım ile yaptığı konuşmada onların korkunç derecede kaba ve görgüsüz bir halk olduğunu belirtti. Yanımızda duran Kürtler de içtenlikle “İşte bu…
-
(Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) …Suç vakaları konsolos raporlarında ileri sürüldüğü gibi çok sık meydana gelmiyor. Bununla birlikte Kürtlerde başkasının mülkiyetini kullanma eğilimi mevcuttur ve özellikle de Şii Kürtler bunu bir suç olarak görmüyorlar. Onlar, Hz. Ali’nin taraftarlarının öğretisine dayanarak zenginlerin mal fazlalığını fakirlerle paylaşmaları gerektiğine, bunu yapmadıkları…
-
(Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Kürtlerin kullandıkları dil ve dinî inançlarında büyük farklılıklar mevcuttur… Dinî konularda aralarında büyük farklar vardır. Zaza dilinde konuşanlar, çoğunlukla Şii, Kurmani dilini konuşan Kürtler ise Sünni’dirler. Kızılbaşlar gibi çeşitli Kürt grupları ise putperestliğin kalıntılarını da içeren karışık bir dine mensuplar. Sonuç olarak onların…
-
Yine Mehmet Şerif’in Varto Tarihi (Sf. 34-35) de; “Büyük Halik cismani şekilde ilk önce Adem’i yaratmış, Muhammed Alinin nurunu ona emanet bırakmış, bu nur bütün peygamberleri dolaşarak Abdülmuttalip’de ikiye ayrılmış nübüvvet kısmı hazreti Muhammed’e ve imamet kısmı da hazreti Aliye geçmiş, bu bölünen nur Fâtıma’da tekrar birleşmiş İmam Hasan ve İmam Hüseyin ile 12 İmamda…
-
‘‘Tanrı kâinatı yaratmazdan önce Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve 12 İmam’ın ruhlarını yaratmış kendi nurundan bunlara nur vermiş. Bunların hatırı için cihanı ve diğer ruhları yaratmıştır.” diyor ve sonra Kur’an’dan ayet getirmek suretiyle bu inanışı İslami bir şekilde yorumlamaya çalışıyor.” (Sf. 36) “Alevi ve Bektaşilere göre dünya var olmadan önce yeşil kandildeki Remzi Elest’de…
-
Zira gerek Porikli Derviş ve gerek Göbürgeli Baba, Bektaşilerde hizmet etmiş olduklarından Caferi mezhebi ile Bektaşilik arasındaki bazı farklar dolayısıyla bunu bir Bektaşi inanışı olarak da düşünmek mümkün olur. Mesela bu ayrılıklar arasında en mühimi Bektaşilerde babalık belden değil elden gelir. Yani veraset sureti ile babadan oğula geçmez Hizmet ve liyakat ile teslim taşma ve…
-
(Veysi Turan’ın ‘Nazım Ve Nesir Hazreti Virani Baba’ adlı kitabının 78 ve 79 sayfaları) Nazar eyle eya talip, Alidir cümle zat ullah Ali şanında saddakna, Ali nuruna eyvallah Ali ateş, Ali bad, Ali ab, Alihak Ali Fikir, Ali Akıl, Ali aşk ve hayatullah Bu nazmı ile Viranî; Alinin Allah’ın kendisi olduğunu tasdik ederek Ali nuru…
-
Yine Porikli dervişe göre Ali, ay; Hasan ile Hüseyin de Şehper, Şehper diye belirtilen yıldızlar olduğuna göre gün’ün yani güneşin de açıklanması gerekir. Bu da her halde Sünni akidelere aykırı geldiği ve Kur’an’ın açık anlamında adı geçmediği ve Hristiyanlıktaki teslis (üçleme) şüphesini uyandıracağı korkusu ile adı gizlenen Hızır’dır. Aralarında “Ah Muhammed, Hızır” diye adlandırılan bu…