Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Alevilik, Bektaşilik, Şiilik

  • 1934 Haziranında çıkarılan İskân Kanunu’yla Türkiye, ‘soy’, ‘hars’ gibi terimler kullanılarak üç bölgeye ayrıldı. Kanunun diliyle “1 numaralı mıntıkalar: Türk kültürlü nüfusun tekâsüfü (yoğunlaşması) istenilen yerlerdir.  2 numaralı mıntıkalar: Türk kültürüne temsili (asimilasyonu) istenilen nüfusun nakil ve iskânına (taşınma ve yerleşmesine) ayrılan yerlerdir. 3 numaralı mıntıkalar: Yer, sıhhat, iktisat, kültür, siyaset, askerlik ve inzibat sebepleri…

  • Ancak devletin Kürt paranoyası öyle kolay geçecek türden değildi. 27 Mayıs 1960 darbesinden sadece beş gün sonra, 1 Haziran 1960’ta, bölgelerinde etkili olan toprak ağalarından, aşiret reislerinden, şeyhlerden ve Kürt milliyetçisi olduğundan şüphelenilen toplam 485 kişi tutuklanarak Sivas-Kabakyazı’da açık arazide kurulan bir kampa kapatıldı. Sivas Kampı sakinlerinden bir bölümü, 7 Ekim 1960 günü, 2510 Sayılı…

  • Çanakkale Savaşı’nın kayıpları yanında (57.263 şehit, 97.874 yaralı, 11.178 kayıp, 20.297 hastalık sonucu ölüm ve diğerleriyle birlikte 207.696 zayiat) gayet mütevazı sayılabilecek bu sayılara bakılınca, esas savaşın İtilaf Devletleri’ne karşı verilmediğini anlarız. Dahası 1921’den itibaren İtilaf Devletleri’nin bir bölümünden önemli miktarda silah, mühimmat ve araç-gereç satın alınmıştı. Gerçek’ten de, en kanlı çatışmalar Yunanlar ve Ermenilerden…

  • 72 Kürt Zaza beyinin ‘ihanetini’ içlerine sindiremeyen Alişir ve adamları, 6 Mart 1921 günü Ankara’nın gönderdiği birliklere saldırmaya başlayınca, asileri tepelemek için, Sivas, Erzincan ve Elazığ’da sıkıyönetim ilan edildi. Ardından 13 Mart 1921’de Sakallı Nureddin Paşa komutasındaki Merkez Ordusu bölgeye gönderildi. Rivayete göre Nureddin Paşa görev yerine giderken, “Zo (Ermeniler) diyenleri temizledik. Lo (Kürtler) diyenlerin…

  • Yezidilik, kuvvetli bir olasılık ile Şeyh Adiyy ile başlamamıştır. Yine kuvvetli bir olasılıkla Emevîlerden beri vardı, ama bölük pörçüktü. Şeyh Adiyy’den sonra Yezidilik belli esaslara oturup, iyice şekillenmiştir. Yezidiler kendilerini Muaviye’nin oğlu Yezid’in yolundan sayarlar. Şeytan’ı Meleki Tavus diyerek kutsallaştırırlar. Şeytanı bir kötülük kuvveti olarak hiç anmazlar. Öyle ki “Ş“ ve “T“ harfleri kelimenin başında…

  • Nusayrilere göre Ali bir tanrıydı. Tanrı Ali’yi, eski zamanlarda olduğu gibi ayinlerle kutsamaya başladılar. Muhammed güneş, ay Ali’dir. Muhammed geceleri Ali ile birdir. Gündüzleri ayrılır. Muhammed Selman’ı yaratmıştır. Bu üçü, Ali, Muhammed ve Selman, Hıristiyanlıkta ki Baba, Oğul ve Ruhül-Kudüs’e karşılık düşer. Ali Muhammed’i, Muhammed Selman’ı, Selman da diğer yakınlarını yaratmıştır. Bu üçlüye “AMS“ denir.…

  • Sekizinci asırda, gelenekçiler arasından Mutezile denen bir gurup çıktı. Mutezile, Vasıl bin Ata tarafından kurulan ve aklı öne çıkaran bir öğretiydi. “Büyük günah işleyen kimse ne kâfirdir, ne de mümindir, iki yer arasında bir yerdedir.” diyen Vasıl bin Ata, hocası Hasen-ül-Basrî’nin (642 – 728) sınıfından ayrıldığı için, bu öğretiye ayrılanlar manasına Mutezile adı verilmiştir. Bu…

  • Yezit ’den sonra Muaviye II ve Mervan I kısa süre halife oldular. Mervan I İbn Hakem, 684 ve 685 yıllarında halifelik yaptı. Halife Ömer’in kızı ve Peygamberin eşlerinden Hafsa ölene kadar birinci Kuran’ı sandığında saklamıştı. Hafsa ölünce, Mervan İbn Hakem, bu ilk Kuran’ı alarak yaktırdı. Bu yaktırma işini neden yaptığını, Mervan şöyle açıklamıştır. “Bunu yaptım…

  • Hüseyin ailesi ile birlikte Kûfe’ye giderken, Fırat nehri yakınlarında Kerbelâ’da Yezid’in yolladığı Hurr bin Yezit komutasındaki 2.000 kişilik ordu tarafından yolu kesilip, kuşatıldı. Kûfe’ye gitmeye çalışan muhacirler çocuk, kadın, toplam 155 kişiydiler. Bunların içinde savaşabilecek olanlar 32 süvari ve 40 yaya olmak üzere sadece 72 kişiydi. Emevîlerin, muhacirlerin yolunu kesen 2.000 kişilik ordusuna, Sad bin…

  • Yezit halife olunca, M.S. 680 yılında, Ali’nin küçük oğlu Hüseyin, hakkının elinden alındığı ve verilen sözün tutulmadığı gerekçesi ile Yezid’e başkaldırdı. Hilafetin vesayet yoluyla geçmesinden herkes rahatsızdı. Kûfeliler, Hüseyin’e mektup yazarak, Kûfe’ye gelirse ona biat edeceklerini bildirdiler. Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 210) kitabından birebir…

  • Abd Allah b. Saba, “Galiye“ veya “Sebeiye“ kolunu kurmuştur. Bu yola bağlı olanlara göre, “Ali Tanrı’dır” ve bulutların üzerinde oturmaktadır. Bir gün yeryüzüne inerek, dünyayı düzeltecektir. Gök gürlemesi Ali’nin sesi, yıldırım Ali’nin kamçısıdır. Haram denilen her şey, gizli anlamına bakıldığında helaldir. Ancak, Şia’nın en güçlü kolu “İmamiye“ veya “Rafızilik“ denen koldur. Rafızilik, genel olarak bütün…

  • Bu sırada Halife Ali’nin büyük oğlu Hasan, Muaviye ile anlaşarak, Halifelik iddiasından vaz geçmişti, ama bu Muaviye’ye yetmiyordu. Hasan’ın karısı Cude bin Eşas ile Peygamberin torununun öldürülmesi konusunda anlaştı. Hasan’ın karısı, altın ve Muaviye’nin oğlu Yezit ile evlenme karşılığında Hasan’ı zehirleyerek öldürdü (MS. 670). Muaviye vaat ettiği altını verdi ama “peygamberin torununu öldüren, benim oğlumu…

  • Harici üç kafadar İbni Mülcem, Berke ve Temim’den Amr, halkı kurtarmak için Ali, Muaviye ve Amr bin As’ı aynı anda öldürmeyi kararlaştırdılar. Karar 19 Ramazan’da sabah namazında uygulandı. Ali, sabah namazını kılarken öldürüldü, Muaviye kaba etinden yaralandı, Amr ise hastalanıp namaza gidemediğinden, onun yerine namaz kıldıran öldürüldü. M.S. 661 yılında, Ali bir harici olan Abdurrahman…

  • Sadece Hicaz ve Yemen’de 30 binden fazla insan öldü. Tüm İslam topraklarında ölenlerin sayısı 100 binleri aştı. Halife Ali, aslında yağmadan, baskından kaçındığı için, Muaviye’ye yeteri kadar şiddetle cevap vermiyordu. Bu da gün geçtikçe Ali’yi zayıflatıyordu. Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sırada Müslüman dünyasının her yerinde savaşlar oluyor, taraflar birbirini yağmalayıp, öldürüyorlardı. Mısır’a vali olarak Ali; Halife Ebu Bekir’in oğlu Muhammet’i, Muaviye de Amr bin As’ı atamışlardı. Amr, Muhammet’in kafasını kestirip, tüm vilayetlerde dolaştırttı. Cesedi ise, eşek pisliği ile birlikte yakıldı. Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 –…

  • Savaş durdu. Muaviye’den gelen barış önerisi şöyleydi: “İki taraf birer hakem seçsin, bu hakemler barış görüşmelerini yapsınlar.” Ali, ordusunun baskısı ile bu öneriyi kabul ederek, Ebu Musa el Eşari’yi kendi hakemi tayin etti. Muaviye’nin hakemi ise Amr bin As dı. Ali kararını ordusuna duyururken, bazı Bedeviler buna itiraz ettiler ve “Hüküm yalnız Allah’ındır.” dediler. Bu…

  • Ali daha halifeliğinin ikinci gününde “Osman’ın şuna buna verdiği arazilerin, şuna buna verdiği malların hepsi de Allah’ın malıdır, ammenin hakkıdır; hepsi batıldır ve hepsi Beytül-Mal’e (devlet hazinesi) alınacaktır.” diyerek keyfi dağıtılmış malları geri toplamaya başlamış ve sosyal eşitlikten yana bir tavır koymuştu. Hâlbuki Aristokrasinin (kabile ileri gelenleri) daima bir sınıf bilinci vardır. Ve aristokrasi mallarını…

  • Ali’ye karşı Medine’deki muhalefetin başını Peygamber’in sevgili eşi Ayşe çekiyordu. Ayşe önce Osman’a muhalefet etmişti, ona karşı halkı kışkırtmıştı. Ama şimdi Ali’ye karşı muhalefetin en ön safındaydı. “Keşke gökler yere inseydi de bunu duymasaydım. Osman’ı zulümle öldürdüler, vallahi onun kanını isteyeceğim.”  diyordu. Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013…

  • Ebu Zerr el-Gifari, bu hoşnutsuzluğu dile getirdi. Peygamber, Ebu Zerr el-Gifari için “Yeryüzünün en doğru sözlü insanı” demiş ve onu böyle ilan etmişti. Ebu Zerr sürgüne yollanmasına rağmen, fikirleri toplumu hareketlendirmişti. Halife Osman Ebu Zerr’i susturamıyordu. Muaviye’nin vali olduğu Şam’a sürgün edildi. Ebu Zerr orada da susmadı, Medine’ye tekrar yollandı. En sonda Rebeze’de sürgünde, öldü.…

  • Ali’nin Ebubekir’in Halifeliğini nasıl kabul ettiği de bir sorudur. Ali’nin kendisi, halife iken, Şıkşıkıyye denilen hutbede bu konuda şunları demişti: “Ant olsun Allah’a ki Ebubekir halifeliği bir gömlek gibi giyindi; oysaki o da bilirdi; ben, halifeliğe, adeta değirmen taşının mili gibiydim, sel benden akardı; hiçbir kuş uçtuğum yere uçamazdı. Halifelik elbisesini soyundum; kendi kendime düşündüm;…