Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Akrep ile kurbağa nehir kıyısında karşılaşır. Nehrin karşı tarafına geçmek isteyen akrep, kurbağadan kendisini karşıya taşımasını ister. Temkinli davranan kurbağa “Peki beni sokmayacağım nereden bilebilirim?” diye sorar. “Tabii ki sokmam” diye yanıtlar akrep. “Seni sokarsam ben de seninle beraber ölürüm.” Aldığı cevaptan tatmin olan kurbağa akrebin isteğim kabul eder ve akrep kurbağanın sırtına atlar. Yolun…

  • Bu bağlamda, Lev Tolstoy’un, topluma ters düşen bir aşk ilişkisinin feci sonuçlarıyla ilgili romanı Anna Karerıina’nın giriş cümlesini anımsamaktan kendimi alamıyorum: “Mutlu aileler hep birbirine benzer; her mutsuz aile kendine özgü bir şekilde mutsuzdur.” Burada Tolstoy, bilimsel açıdan ziyade edebiyat açısından güçlü olan bu cümleyle, anksiyetenin ve depresyonun pek çok biçime kavuşabileceğini, fakat güvenlik, huzur…

  • “Çömlek Endüstrisi kralı olan Josiah Wedgwood’un Kızı Suzannah ve zengin Bir Shropshire doktoru, renkli bir sima, özgür düşünceli şair-bilim adamı ve doktor olan Erasmus Darwin’in oğlu, Robert Darwin’in oğlu olarak 1809 yılında doğan Charles Robert Darwin, başlangıçta evrimci bir bilim adamı olarak başarısız bir görüntü sergiliyordu. Sorunsuz bir biçimde İngiliz aydın orta sınıfına aitti, yine…

  • Bir ET olarak John’un görevi, üçüncü dünya ülkelerini alt- yapı yatırımları için inanılmaz – hatta gerekenden çok yüksek miktarlarda borç almaya ikna etmek ve bu kalkınma projelerinin Halliburton ve Bechtel gibi ABD firmalarına verilmelerini garanti etmek idi. Bu ülkeler bir kere büyük miktarlarda borç yükü altına girince, ABD hükümeti ve ona bağlı uluslararası yardım kuruluşları,…

  • John Perkins dört hayat yaşamıştır: Bir Ekonomik Tetikçi (ET) olarak; başarılı bir alternatif enerji şirketinin, ET geçmişini açıklamadığı için ödüllendirilen CEO’su olarak; bir yerel kültürler ve Şamanizm uzmanı ve bu uzmanlığını, bir ET olarak yaşami hakkındaki sessizliğini koruma sözüne sadık kalmaya devam ederken, ekolojiyi ve sürdürülebilirliği desteklemek için kullanan bir öğretmen ve yazar olarak ve…

  • 1981’in başlarında, Roldós yönetimi yeni Hidrokarbonlar Yasası’nı Ekvador parlamentosuna resmen sundu. Bu yasa, eğer uygulanırsa, ülkenin petrol şirketleri ile olan ilişkilerinde bir reform yaratacaktı. Birçok yönden devrimci, hatta radikal olarak nitelendiriliyordu. Sf. 217 Yasa teklifini parlamentoya göndermesinin üzerinden sadece haftalar geçmişken ve enstitü misyonerlerini henüz birkaç gün önce kapı dışarı etmişken Roldós, petrol şirketleri de…

  • Suudi Arabistan’ın tarihi şiddet ve dini fanatizmle doludur. Yerli bir savaşçı olan Muhammed ibn Suud, 18. yüzyılda aşırı muhafazakâr Vahabi tarikatından gelen kökten dincilerle güç birliğine gitti. Bu sağlam bir ittifaktı ve sonraki 200 yıl boyunca Suud ailesiyle Vahabi müttefikleri, İslam’ın en kutsal şehirleri Mekke ve Medine de dâhil olmak üzere Arap yarımadasının çoğunu fethetti.…

  • Suudi Arabistanlı bir diplomat, 1974 yılında bana ülkesinin başkenti Riyad’ın fotoğraflarını göstermişti. Bunların arasında bir hükümet binasının dışına yığılmış çöpler arasında dolaşan bir keçi sürüsünün resmi de vardı. Keçiler hakkındaki soruma diplomatın verdiği cevap beni çok şaşırtmıştı. Bana, keçilerin şehrin ana çöp toplama sistemi olduklarını söylemişti. “Kendine saygı duyan hiçbir Suudi çöp toplamaz,” dedi. “O…

  • İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Washington’un Pan-Amerikan faaliyetlerini yaymak için Monroe Doktrini’ne dayandı. Son olarak, 20. yüzyılın ikinci yarısında ABD, başta Vietnam ve Endonezya olmak üzere, bu doktrini tüm dünya ülkelerinde gerçekleştirmek için komünizm tehdidini kullandı. Sf. 98 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf.…

  • Yazarın çıkış noktası Bariz Kader (Manifest Destiny) idi. Şöyle ki 1840’larda Amerikalılar arasında popüler olan ve Kuzey Amerika’nın fethinin Tanrı tarafından buyrulduğu; yani, Kızılderililer’in, ormanların ve buffaloların imhasının, bataklıkların kurutulmasının ve nehir yataklarının değiştirilmesinin, iş gücü ve doğal kaynakların sürekli olarak sömürülmesine dayalı bir ekonominin insan iradesi değil, Tanrı’nın emri olduğuna ilişkin doktrini temel alıyordu.…

  • Karar anı, 1951’de İran’ın, doğal kaynaklarını sömürmekte olan bir İngiliz petrol şirketine karşı ayaklanmasıyla oluştu. Söz konusu şirket bugünün BP’sinin, yani British Petroleum’un öncüsü idi. İran’ın popüler ve demokratik yollarla seçilmiş başbakanı (ve TIME dergisinin 1951’de yılın adamı seçtiği) Muhammed Musaddık İran’ın tüm petrol kaynaklarını millileştirdi. Buna son derece kızan İngiltere de, İkinci Dünya Savaşı’ndaki…

  • Birkaç ay içerisinde o zamanlar yeryüzündeki en yüksek nüfus yoğunluğuna sahip toprak parçası olarak bilinen Endonezya’nın Cava adasına gitmek üzere yola çıkacaktım. Endonezya aynı zamanda petrol zengini ve komünist faaliyetlerle kaynayan Müslüman bir ülkeydi. Sf. 45 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 45)…

  • Claudine ile birlikte GSMH’nin yanıltıcı tabiatını açık açık tartıştık. Örneğin, nüfusun çoğunluğu borç altında ezilirken bir kamu hizmetleri şirketi sahibi (yani tek bir kişi) bile çıkar sağlasa GSMH artışı gerçekleşebilir. Zenginler daha da zenginleşirken, fakirler fakirleşir. Ama nihayetinde, istatistiki açıdan bakıldığında bu bir ekonomik ilerlemedir. Sf. 44 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins,…

  • Claudine bana işimin iki temel amacı olduğunu söyledi. Birincisi, parayı devasa mühendislik ve inşaat projeleri aracılığıyla MAIN ve Halliburton, Stone&Webster Brown&Root gibi) diğer Amerikan şirketlerine geri döndürecek büyük uluslararası kredilerin alınmasına bahane yaratacaktım. İkincisi, bu kredileri alan ülkeleri iflas ettirmek için (tabii ki MAIN ve diğer Amerikan şirketlerine olan borçlarını ödedikten sonra) uğraşacak, böylece sonsuza…

  • Dünya nüfusunun en zengin ülkelerde yaşayan beşte birinin gelirinin en fakir beşte birin gelirine oranı; 1960’da 30’a 1 iken 1995’de 74’e 1’e çıktı. ABD, Irak’taki savaşı sürdürmek için 87 milyar dolar harcarken, BM bunun yarısı kadar bir parayla yeryüzündeki herkese temiz su, yeterli besin, uygun sağlık koşulları ve temel eğitim sağlanabileceği görüşünü savunuyor. Sf. 9…

  • Bir Alman generali olan Reinhard Gehlen, 1902 yılında Erfurt’da doğdu. Çözümleme ve planlama uzmanı, yetenekli bir matematikçi olarak ün salan Reinhard Gehlen, Polonya Savaşı’ndan sonra harekât şubesine atandı. Harekât Şubesi Rusya Dairesi Başkanlığı’na (Ekim 1940), Doğu cephesindeki yabancı ordularla ilgili İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na (1942) getirilip, Kızıl Ordu’nun genel saldırılarıyla ilgili raporlar düzenleyince, Hitler’in gözünden düştü…

  • Bu bölümü, milattan 500 yıl kadar önce yaşamış olan Çinli Sun-Tse’nin koyduğu Politik ve Psikolojik Yıkıcı Faaliyet Kuralları’ndan bir pasajla bitirmek istiyorum: Savaşmadan bir düşmanın direncini kırabilmekten büyük sanat yoktur. Savaştaki direkt taktik, sadece savaş alanı için gereklidir. Gerçek ve sürekli bir zafer ancak dolaylı taktik ile kazanılabilir. Düşman ülkesinde değerli olan herşeyi yok edin.…

  • Bir ülkenin barışçı yollardan sosyalist (yeni komünist) sisteme geçişinin tipik örneği Şili’de görülmüştür. Marksist bir hükümetin demokratik yollardan iktidara geldiği ülke olan Şili, Rusların Güney Amerika’daki ilk büyük zaferidir. Sf. 301 Alıntı; Hitler’in Sığınağından Pentagon’a (Anılar) – Reinhard Gehlen, Çeviri; Bilinmiyor, (İleri Yayınları, 1. Baskı Ekim 2005 – Sf. 301) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak, deneyimler göstermiştir ki; bir rapor, “aklın alamayacağı kadar değerli” olursa, onu verenden şüphe etmeli. Sf. 264  Alıntı; Hitler’in Sığınağından Pentagon’a (Anılar) – Reinhard Gehlen, Çeviri; Bilinmiyor, (İleri Yayınları, 1. Baskı Ekim 2005 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • Personelimin çok azı beni şahsen tanırdı. Benimle, bir iş için görüşseler dahi, gerçekte kiminle görüştüklerini bilmezlerdi. Güvenliğe önem veren zihniyeti geliştirmek amacıyla, personelin birbirlerine yalnızca takma isimleri ile hitap etmeleri şartını koymuştum. Zaman zaman, güvenliğe verdiğim önem olağanüstü sonuçlar doğuruyordu. Bir defasında, Vüzberg istasyonunda bir ekspres trene binmiştim. Aynı kompartmanda iki gazeteci ve bir diğer…