Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Çoğu kez icat ihtiyacın anasıdır, ihtiyaç icadın değil. Buna iyi bir örnek yakın çağların en büyük mucidi Thomas Edison’un en özgün icadının tarihidir. Edison 1877’de ilk gramofonunu yaptığı zaman bir makale yayımladı, bu makalede icadının kullanılabileceği yerleri on madde halinde belirtti. Bunların arasında ölmekte olan kişilerin son sözlerini kaydetmek, görme özürlü kişilerin dinlemesi için kitapları…

  • Bizim yetiştirdiğimiz tohumlarla onların yabani ataları arasında çok açık bir fark da acılık farkıdır. Yabani tohumların çoğu hayvanlara yem olmamak için evrimleşerek acılaştı, tatları kötüleşti, hatta zehirli hale geldiler. Yani doğal seçilim tohumlar ve meyveler konusunda ters yönde işledi. Meyveleri lezzetli olan bitkiler hayvanlar aracılığıyla yayıldılar ama meyvenin içindeki tohumun tadının kötü olması gerekiyordu. Yoksa…

  • Yabani bitki türlerinin çoğunun tohumunun yeşerebilmek için önce bir hayvanın bağırsağından geçmesi şarttır. Sf. 130 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Vali Pizarro, Cajamarcalı yerlilerden bilgi almak istedi, bu yüzden de onlara işkence yaptırdı. Yerliler, Atahualpa’nın, Vali’yi Cajamarca’da beklediğini duyduklarını itiraf ettiler. Sf.73 “Ne yapalım diye aramızda uzun uzun konuştuk. Hepimiz çok korkuyorduk çünkü sayımız çok azdı ve onların topraklarının öylesine içlerine kadar sokulmuştuk ki bize takviye gönderilmesine olanak yoktu.” “Vali’nin kardeşi Hernando Pizarro orada bulunan…

  • Yeni Zelanda’nın 500 deniz mili doğusundaki Chatham Adaları’nda Moriori halkı yüzlerce yıllık bağımsızlığını 1835 yılı Aralık ayında akıl almaz bir vahşet sonucu yitirdi. O yılın 19 Kasım’ında silahlı, sopalı, baltalı 500 Maori’yi taşıyan bir gemi gelmiş, 5 Aralık’ta bunu 400 Maori taşıyan bir başka gemi izlemişti. Maoriler gruplar halinde Moriori yerleşim yerlerine geliyor, Moriorileri esir…

  • Bu noktada öğretmenim Dikran Tahta’ya geri dönmem gerek. Zira eğitimin geleceğinin temeli okullarda ve ilham verici öğretmenlerde olmalıdır. Ancak okullar zaman zaman ezbere dayalı öğrenmenin, denklemlerin ve sınavların çocukları bilimden soğutabildiği temel bir çerçeveden fazlasını sunamaz. Sf. 181  Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak…

  • Yaratıcılık hakkında düşündüğümde aklıma hemen Einstein geliyor. Peki, Einstein’ın yaratıcı fikirleri nereden geliyordu? Belki de bu; sezgi, özgünlük ve parlak zekâ gibi niteliklerin bir karışımının sonucuydu. Einstein altta yatan yapıyı ortaya çıkarmak için yüzeyin ötesine bakma kabiliyetine sahipti. Sağduyu, yani şeylerin göründüğü gibi olması gerektiği fikri onu yıldırmazdı. Sf. 179 Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar…

  • Laplace’ın esasında söylediği şey, evrendeki tüm parçacıkların konumunu ve hızını tek bir anda bildiğimiz takdirde söz konusu parçacıkların geçmiş ya da gelecekteki başka bir anda hareketini hesaplayabileceğimizdir. Laplace ile Napolyon arasında geçen muhtemelen sonradan uydurma bir hikâye vardır: Buna göre Napolyon, Laplace’a Tanrı’nın bu sisteme nasıl uyduğunu sorar ve Laplace da buna “Efendim bu varsayıma…

  • Hiçbir zaman sınıf ortalamasının üstünde değildim -zira oldukça parlak öğrencilerin bulunduğu bir sınıftı-, ancak sınıf arkadaşlarım bana, muhtemelen bende iyiye işaret bir şeyler görmüş olacaklar ki, Einstein lakabını takmışlardı. 12 yaşındayken arkadaşlarımdan biri, hiçbir şey başaramayacağıma bir diğer arkadaşımla bir torba şekerine bahse girmişti. Sf. 29 Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri;…

  • Saddam ise çakalları (1) ve tekniklerini biliyordu. 1960’larda CIA tarafından Kasım’a yapılacak suikastta yer almak üzere kiralanmıştı ve bizden, yani müttefikinden 1980’li yıllar boyunca çok şey öğrenmişti. Adamlarını özenle sakındı. Ona ikizi kadar benzeyen dublörleri vardı. Korumaları onun mu, yoksa benzerlerinden birinin mi güvenliğini sağladığını asla kesin olarak bilemiyordu. Çakallar başarısızlığa uğradı. Washington da bunun…

  • USAID elemanı sözüne devam etmeden önce suyundan bir yudum daha aldı. “O arada Müslüman Kardeşler tekrar oyuna dâhil olmuştu. Nasır’ın ateist komünistlerle olan ortaklığı ve İslami bir yönetim kurmayı reddetmesi kendilerini ihanete uğramış gibi hissetmelerine yol açıyordu. Gündemdeki her şeyin Kral Faruk’u devirmek üzere Hür Subaylar Topluluğu’na dâhil oldukları zaman yapılan anlaşmayla taban tabana zıt…

  • Dinin sömürünün temelini oluşturduğu bir dünyada umuda yer olabilir mi? O kadar çok insana din kavramına o kadar farklı şekillerde yaklaşması nasıl öğretilebilir? Hem Muhammed’in, hem de İsa’nın mesajları nasıl olur da savaşı haklı göstermek için kullanılabilir? Sf. 205, 206 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi ve Ondan Kurtulmanın Yolları) – John Perkins, Çeviri;…

  • Şirketokrasi, Châvez’i büyük tehdit kabul etti. Sadece petrol ve öteki sektörlerdeki uluslararası şirketlere meydan okumakla kalmıyor, başka önderleri de kendi modelinin benzerlerini izlemeye teşvik ediyordu. Bush yönetiminin perspektifinden, uzlaşılması imkânsız iki devlet başkanı, yani Châvez ve Saddam Hüseyin sona erdirilmesi gereken kâbuslar haline dönüşmüştü. Irak’ta (hem E.T.’lerin, hem de çakalların) incelikli çabaları sonuç vermemiş ve…

  • Bu durum kamuoyu tarafından Arjantinli Doktor Che Guevera’nın baskı rejimlerine karşı mücadele etmek için Bolivya’yı savaş cephesi olarak seçmesiyle duyulmuştu. Ülkenin egemen sınıfı Washington’un yardımını istedi. Che insanlık dışı bir yaratık ya da terörist ilan edildi; Küba tarafından desteklenmesi nedeniyle fanatik komünist kategorisine sokuldu. Washington onun peşine en yetenekli çakallarından birini saldı. CIA ajanı Felix…

  • Bu konuşma bana Amazon’daki Shuar’ları anımsatmıştı. Orada erkekle kadının eşit, ama rollerinin farklı olduğuna inanırlar. Erkekler besin için hayvan öldürür, ateş için ağaç keser ve başka erkeklerle savaşır. Kadınlarsa çocuk yetiştirir, tarla ekip hasat kaldırır, evin ateşini canlı tutar ve erkeklere ne zaman durmaları gerektiğini söylemek gibi önemli bir görevi üstlenir. Shuarlar bana kadınlar onları…

  • Dalai Lama grubumuzu Hindistan’ın Dharmasala kentindeki evine davet etti. Orada candan bir selamlaşmanın ardından ruhani bir hareketin liderinden hiç beklemeyeceğimiz bir şey söyledi bize. “Budist olmayın. Dünyanın daha fazla Budist’e ihtiyacı yok. Sevgiyi yaymak için çalışın. Dünyanın daha fazla sevgiye ihtiyacı var.” Sf. 72 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi ve Ondan Kurtulmanın Yolları)…

  • Nike eğer Endonezya’daki işçilerinin (ki bu toplam işgücünün 1/6’sını oluşturur) ücretlerini ikiye katlasa bile bu ona 1.63 milyar dolarlık reklam bütçesinin yaklaşık %7’sine mal olur. Yani reklam bütçesinden bir dilimi daha yüksek ücret ödenmek üzere fabrikalara aktarsa, sweatshop işçiliği koşullarının büyük bölümünün ortadan kalktığını görürüz. Sf. 65, 66 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi…

  • Erdal İnönü, şaka yapmıyor, ayrıca yapmasına da gerek yok, çünkü kendisi bir şaka adem’dir. Nedensiz mi? Cani medyanın bu Ünlü Politikacımız’a espri zekâsı yüklemesi nedensiz değildir. Eğer babası cumhurbaşkanlığı yapmasa, bir ortaokulda fizik öğretmeni olurdu. Sf. 66 Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu…

  • “İnsanı kafasından yakaladınız mı, kol ve bacak kolay gelir.” Gramsci Sf. 29 Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1960’ların başında Türkiye’ye gelen İtalya’nın ünlü sanat tarihi ve restoratörü Sanpaulesi, Halil İnalcık Hocamıza unutulmaz bir mukayese yapmıştı: “Konya yolu üzerindeki ünlü Sultan Hanı, Alaeddin Keykubad tarafından 1220’lerde yaptırıldı diyorsunuz, bu tarihlerde İtalya’da böyle büyük bir eser yoktur.” Profesörün mukayesesi doğruydu, ne var ki Selçuklu İmparatorluğu’nun da bu hanların büyüklüğünde bir sultan sarayı bile yoktu.…