Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Teoloji, her dönemde “Procuste”ün yatağı olmuştur. Bu haydut, bu yatağa yabancıları yatırırdı; ayakları yataktan uzun olursa keserdi. Üzerine yatmak zorunda bıraktığı kimsenin ayakları yataktan kısa olursa, atlarla çektirerek ayaklarını uzatırdı. Sf. 396, 397 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 396, 397) kitabından birebir…

  • “Shakespeare”, “Hamlet” faciasında, kahramanlarından birine, yaklaşık, şu öğüdü verdirir: “Tanrı’ya yemin ederek sözünü doğrulamak isteyen kimseye güvenme; sözünü yerine getireceğine Tanrı’yı tanık gösteren, bu tanıklıktan çekinecek kadar onur ve namus sahibi değildir!” Koca bile! Sf. 379 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 379)…

  • Mme Roland siyasetgâha, yani kafası yere düşürülmek üzere “giyotin’e götürülürken, “O Liberte que de crimes out ete conmis â ton nom”, yani, “Ey özgürlük! Senin adına ne kadar cinayet işlendi!” diye bağırmıştı. Din adına işlenen cinayetler ise, özgürlük adına işlenen cinayetlerden yüz binlerce kez çoktur. Engizisyon başkanı Torquemada’nın diri diri ateşe attırıp yaktığı insanların sayısı…

  • Tercüman Ahmet Cevdet’in dipnotu; Ünlü şaki Çakırcalı, çok mümin ve sofuydu. Yolcuları, köyleri her soydukça ve soyulanlardan direnenleri her katlettikçe, hep yanında bulunan imamının arkasında avanesiyle birlikte namaz kılar ve işlediği cinayetlerin affını Tanrı’dan sağladığına tümüyle inanmış ve rahatlamış olarak, lanetli sanatına devam ederdi. Bizim edebiyatı müceddidimiz Şinasi Efendi de, “Nuri rahmet neye güldürmeye ruhi…

  • Tereddütsüz bir adama tapınan ya da ekanimi selasenin anlaşılması mümkün olmayan sırrına kesin bir olgunlukla inanan Protestan Hıristiyan, Katolik Hristiyan’la alay eder. Çünkü bu “Katolik” fazla olarak kutsal ekmeğin ve şarabın şaşırtıcı bir şekilde Hz. İsa’nın kanına ve etine dönüşmesine (transsubstantition) de inanır. Protestan, Katoliğe, “deli, kâfir, putperest” der. Çünkü Katolik, içinde, evrenin yaratıcısını gördüğünü…

  • Madde ve Kuvvetin (Kraft und Stoff) yazan Louis Büchner’in Fransızcaya Dr. Cb. Letourneau tarafından La vie Psychipue des betes yani “Hayvanların ruhsal hayatı” adıyla çevrilmiş olan nefis ve çok cazip kitabının karıncaların ve arıların hayatı, akli ve toplumsal durumlarına ayrılan uzun ve çok tatlı bölümlerini okuyun. Büyük “Shakespeare de V. Henry” adlı tarihi dramında “Cantobery”…

  • Dr. Abdullah Cevdet’in önsözünden; “Sağduyu kutsal bir isyandır ve bunu gönüllerde gezdirmek aşkının ateşi hiçbir zaman söndürülemeyecektir. Promete, Kafkas dağlarında değil gönül dağlarındadır ve zincirlerini kırmıştır. Mabudumuz erdemdir. Erdemin yaratılması ise hürriyetsiz mümkün değildir. Hürriyetlerin en önemlisi ve kutsalı, fikir ve vicdan hürriyetidir. Bu çevirinin konusu, bir bağlılık ve ibadettir.                                                                                Doktor Abdullah Cevdet” Sf.…

  • Zihni Yılmaz, düşüncesi, okuduklarıyla, olaylarla ve kırsal alandaki kitlelerin tecrübeleriyle biçimlenen materyalist, ateist, eşitlikçi ve ütopyacı komünist Meslier’nin, 1919’da, genç Sovyetler Birliğinin başkenti Moskova’da bilimsel sosyalizmin öncülerinden biri olarak tespit edildiğini belirtiyor. Sf. 47, 48   Dr. Abdullah Cevdet’in ve dolayısıyla yazarın üslubuna dokun­madık. Bu üslubu yadırgayanlar, hatta kaba bulanlar olabilir. Voltaire şöyle diyor: “Bu kitabın…

  • Doktor Abdullah Cevdet’in Aklı Selim adıyla Fransızcadan çevir­diği kitap, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları arasında 1928’de Arap, 1929’da ise Latin harfleriyle olmak üzere iki kez yayımlandı ve bası­mı İstanbul’da Devlet Matbaası’nda gerçekleştirildi. Dr. Abdullah Cevdet, eski harflerle olan ilk basımın bir örneği­ni, Gazi Mustafa Kemal’e 29 Aralık 1928’de eliyle yazdığı şu ithafla sunmuş: “En büyük acizden…

  • Bu kitaptaki karşılığı: “…vatandaşlarına yaptıkları kötülükten dolayı ceza­landırıldıkları ya da hor görüldükleri ve bunlara yaptıkları iyilikten dolayı da son derece hak ve adalete uygun olarak ödüllendirildikten zaman, in­sanlar iyi olacaklardır.” Sf. 37 Bu kitaptaki karşılığı: “…böyle bir gücü, kişisel özelliklerine bakarak bazı insanlara vermesi, inanılır bir şey midir? Mucizeler, Tanrı’nın şerefini yük­seltmek, dinin kökeninin Tanrısal…

  • Aklı Selim’in 1928’de Arap harfleriyle yapılan ilk basımının, Mustafa Kemal Atatürk’e sunulan nüshasının ithaf sayfası: “En büyük acizden en büyük iktidara.” Dr. Abdullah Cevdet 1912’de İstanbul’da yazdığı şu dörtlüğü de el yazısıyla eklemiş: “Ölen tayyûr-i hayalâta muntazır-ı ianem Yanar tebessümü bir gülistan-ı lanettir Bu maneviyyat-ı meçhûle-i yetimânem Okunmadan yakılan nâme-i muhabbettir”. Kitabın orijinali Çankaya Kitaplığı’nda…

  • Ey Mastarların, Hazarların, Gölcüklerin, Muratların ülkesi Elazığ, ey bağlarında tat, dağlarında buzlu sular kaynayan yeşil Uluovaların evlatları, ey Tunceli ve Bingöl’ün göklerle yarışan çetin dağları, bağrını bin bir haşeratın kemirdiği boynu bükük ormanları, ey dar zümrüt vadilerin çileli yiğit çobanları ve mert insanları, hepinize gönül dolusu selam, sevgi ve saygılar… Ey saadetinize sevinç, dertlerinize gözyaşı…

  • Ahmet Emin Yalman anlatıyor; Sıdıka Avar’ın mukavemete, hatta karşılaştığı düşmanca hareketlere karşı pek garip bir silahı da vardır. Bunu kendisi şöyle anlatır: -Velihaki Köyü’nün ağası bana şu nasihati verdi: “Gittiğin yerde bir düşmanlık görürsen hemen sofralarına otur ve yemeklerini ye… iş değişir, düşmanlık ortadan kalkar. Daha şiddetli, daha düşmanca hareketle karşılaşırsan “Bu gece burada misafir…

  • Ahmet Emin Yalman anlatıyor; Sıdıka Avar’ı dinlerken, bu ufacık tefecik, kır saçlı kadın gözümde büsbütün efsaneleşiyordu. -Peki, böyle gece yarıları, kuş uçmaz, kervan geçmez dağ yollarında yanınızda 19 yaşında bir sürücü çocukla, hatta bazan hiç kimse olmadan, korkmuyor musunuz?… Dedim. Gülümsedi: -Bugün için artık bu kahramanlık olmaktan tamamen çıktı, lakin senelerce önce ilk defa bu…

  • Kızımla Adana’ya gitmiştik. Çok zayıf buldum. Adana yanıyordu. Çocuğun tahammülü yoktu sıcağa. Banyolu odası olan otel aradık, “Toros Oteli” dediler. Banyolu odasını tuttuk. Öğle zamanı soğuk bir duş, uykudan sonra bir soğuk duş daha. Hava serinleyince çarşıya çıktık. Dönüşte otel kâtibi; -Odanızı değiştirmek istiyoruz, dedi. -Neden? -Amerikalı bir karı koca geldi. Onlar banyosuz yapamazlar da……

  • Bu bölgeye gelen valilerden çoğunun halk tarafından verilmiş takma isimleri vardır; “Yağcı Vali” “Kuzucu Vali” “Tavukçu Vali” “Kaburgacı Vali”… Bir de “Gakko (‘) Vali” vardır: Sayın Niyazi Akı. Halkın içine giren, onların şikâyetlerini -saçma da olsa- samimi bir sabırla dinleyen, her köyü ziyaret eden, “hükümet” denilen umacıyı yumuşatıp bu zümrütü ankayı halkın içine ve işine…

  • Marshall Planı’yla yurdun her köşesine giren Amerikalılar Ovacık düzüne de spor uçaklarıyla indiler. Sabah. Munzur’un son sistem oltalarıyla avladıkları alabalıklarını öğleyin sofralarına uçurdular. Hayvancıkların nesli azalıncaya kadar Ovacık Belediyesi’ne, bu balık avcılarından balık başına bir para almalarını söylediğim zaman gözlerini büyük büyük açarak: -Hiç misafirden pare alınır? Ayıptır! Cevabını verdiler. Ey bütün varını yabancılara cömertçe…

  • İki sene sonra yine Kırby arabasıyla geldi ve Köy Enstitüleri konusunda araştırma yaptı. Birçok köy ve kazalara çocukları beraber götürüp teslim ettik. Aradan ne kadar geçti bilmem, Mrs. Kurby bana 380 ‘küsur sahifelik “Türkiye’de Köy Enstitüleri” kitabını hediye olarak gönderdi. Sf. 94 Alıntı; Dağ Çiçeklerim – Sıdıka Avar, (Öğretmen Yayınları, İnternetten PDF, Ekim 2011 –…

  • Kırby’nin telini alıp gece 2’de istasyona karşılamaya gittim. Başında kırmızı bere, bej bir palto, kürklü kocaman pabuçlar ve sırtında bir hamal yükü kadar büyük çanta ve yatağı ile vagon penceresinde. -Helo Miss Kırby! -Helo Mrs. Avar! -Welcome to Elazığ. -Hoş bulduk Mrs. Avar. Çok güzel Türkçe konuşuyordu. Okulda ona hazırladığımız revirdeki yerine getirdik. Bizimle 22…

  • Geçen yıl okulumuzu ziyarete gelen Amerikalı gazeteci Mr. L.Moor bu yılsonunda köylere götürülmek üzere yine Bakanlık izniyle okulumuza geldi. Öğrencileri dağıtırken, onu Bingöl’ün İbrahiman köyüne götürmek üzere katırlar tuttuk. Tek eğerli atı ona verdik. Biz çocuklarla ikişer ikişer palanlı katırlara binip, şafakla yola çıktık. Öğle sonu İbrahimanlıların çocuklarını heyecanla karşılamaları, bizi misafir etmeleri pek hoşumuza…