Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Sovyet imparatorluğunda dehşete kapılan Ruslar, Stalin’in tüyler ürpertici parolasına maruz kalacaklardı: “Bir ölüm, bir trajedidir. Milyonlarca ölüm ise bir istatistik.” Ama halkın canı cehenneme! Sf. 148 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov ve Grichka Bogdanov,  Çeviri; Menekşe Tokyay, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2015 – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Stalin, Yahudileri, entelektüelleri ve “sisteme karşı çıkan bilim insanlarını” ortadan kaldırmak üzere ant içmişti. Çevresindekiler, özellikle de Molotov, dört silahşorun maddenin güya “kökeni” üzerinde savunulması mümkün olmayan fikirlerden bahsettiklerini işitmişlerdi. Daha da kötüsü: Bu dört delikanlı, maddenin rastlantı sonucu ortaya çıkmadığını ortalık yerde söylemekten çekinmiyorlardı! Ama bu kabul edilemezdi! Bunun üzerine Molotov güçlü bir etki…

  • Son adım: 19 Haziran 2013 tarihinde İngiliz hükümeti, “İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman ordusunun gizli şifrelerini kırması ile tanınan” Alan Turing’den ölümünün ardından özür dilemek üzere bir yasa tasarısını meclise sundu. Sf. 68 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov ve Grichka Bogdanov,  Çeviri; Menekşe Tokyay, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül…

  • 1952 yılında Turing’in evi, bir hırsızlık girişimi sonucunda yağmalandı. Hazırlıksız yakalanan bilim insanı şikâyette bulunarak iyi bir şey yaptığını sandı. Ama parmağını bilmeden cehennemî bir çarkın içine sokmuş oldu. Turing homoseksüeldi ve bunu gizlemiyordu. Hırsız da onun eski sevgililerinden biriydi. Turing bu ilişkiyi çok doğal bir şekilde itiraf etti ve askerî kuvvetlerin de isteğiyle “cinsel…

  • Dışarıdaki hava bitkilerden ve topraktan kaynaklanan zararsız mikroplarla doluydu. İçerideyse normalde dışarıda bulunmayan ya da nadir olan ama hastanede kalanların ağız ve cildinden kaynaklanan potansiyel patojenler orantısız ölçüde fazlaydı. Hastalar fiilen kendi mikrobiyal çorbaları içinde pişiyorlardı. Bu sorunu çözmenin en iyi yoluysa çok basitti: pencere açmak. Efsanevi hayat kurtarıcı Florence Nightingale ta 150 yıl önce…

  • Donmuş kaka içeren bir kapsül yutmak FMN’nin tuhaf doğasını anlatır. Normal bir hap gibi görünen ama ne idüğü büyük ölçüde belirsiz bir ürün içeren, fabrikaların iletim bantları yerine gönüllülerin arka taraflarından çıkan bir şeydir ve içeriği her seferinde farklıdır. Bu değişkenlikten ötürü cesareti kırılan ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) Mayıs 2013’te dışkıları da ilaç…

  • Kâr amacı gütmeyen bir örgüt olan OpenBiome’un böyle bir dışkı bankası var. Olası vericiler tarama testlerini geçebilirlerse dışkıları süzülüyor, kapsüllere alınıp donduruluyor ve ihtiyaç halinde hastanelere gönderiliyor. Khoruts da Minnesota’da benzer bir hizmet sunuyor. Sf. 266 Alıntı; Mikrobiyota (İçimizdeki Mikroplar, Yaşama Büyüleyici Bakış, – Ed Young, Çeviri; Şiirsel Taş, (Domingo Yayınları, 1. Baskı Nisan 2018…

  • Gelelim bize; İnsanın koltukaltı da sırtlanın koku bezinden farklı değildir: ılık, nemli ve bakteriden yana zengin. Her tür kendi aromasını yaratır. Corynebacterium tere, soğanınkine benzer bir koku verir, testosteronsa koklayanın genlerine göre vanilya ya da idrar gibi kokar veya hiçbir şey kokmaz. Bu kokular işe yarar sinyaller oluşturur mu? Görünüşe göre evet! Koltukaltı mikrobiyomu, dolayısıyla…

  • Kolombiya Yer Sincapları. Yani bir önceki iddiamızın başrol oyuncularıyla benzer hayvanlar… Deney de yine beslenme ile alakalı… Ancak Dr. Ritchie’nin peşinde olduğu özellik bambaşka bir özelliktir. Bu sincaplar, iki farklı bitki türüyle beslenirler: tek çenekliler (monokotlar) ve çift çenekliler (dikotlar). Bu farklı besin türlerinin farklı avantajları ve dezavantajları vardır. Monokotlar, daha serttirler ve onları kırıp…

  • Bazı fındık ağaçları her sene fındık dökmezler, iki senede bir ürün verirler. Ancak fındık ürettikleri zaman, her sene düzenli olarak üreten fındık ağaçlarından kat kat fazla üretimde bulunurlar. Bilim insanları, iki senede bir defa üretim yapan fındık ağaçlarının neden böyle bir yönteme başvurduğunu merak etmişlerdir. Sf.19 Gerçekten de yapılan gözlemler, sözünü ettiğim ağaçların ürettiği fındıkların…

  • Büyük İskender, hocası Aristo’ya, “Hocam, fethettiğim yer­lerin halkını ne yapayım? Kılıçtan mı geçireyim yoksa hapse mi atayım?” diye sorunca Aristo ona şöyle cevap vermişti; “Yavrum, eğer onları kılıçtan geçirirsen yarın bir gün çocukları senden babalarının öcünü alır. Yok, eğer hapse atarsan orada teşkilatlanıp seni indirmek için planlar yaparlar. Sen onların arasında ihtilaf çıkar ve bu…

  • Aubrey’in manevî âleme doğru bir yolculuğa çıkmasıyla Tür­kiye büyük bir dostunu kaybetmişti ama Amerikalı işadamı Crane bu boşluğu doldurarak İngiliz Aubrey’in miras bıraktığı misyona sahip çıktı. 1924 Temmuz’unda Mustafa Kemal’in ricası üzerine Crane, Türk maarif sistemi hakkında bir rapor hazırlaması için Rockefeller’ın kurduğu Chicago Üniversitesi’nden John Dewey’i gönderdi. Sf. 451 Ağustos ayında Ankara’ya geçerek Mustafa…

  • Bir sahne hatırlıyorum, fakat Çankaya’da değil, Ankara Zi­raat Mektebi’nde. Yunan ordusu, Sakarya nehrinde bir müddet durdurulmuştu; fakat geri püskürtülememişti. Sf. 424 Bazıları ağlamaklıydı. Orta yaşlı Türk kadınları için belki hâlâ bıkkınlık fakat – bir ev ve evi geçindirecek kadar yeterli miktarda para dışında tek istek­leri olan emniyet, cazibe ve mahremiyet manasına gelen başör­tüsünün yokluğu yüzünden,…

  • Mütarekeden sonra Aubrey, Türk askerleri arasında oldukça popüler oldu. Bir keresinde çarpışmaların şiddetli bir anında Türk subaylar büyük bir kara tahtaya, “Binbaşı Aubrey Herbert buraya gelip bizimle yemek yiyecek mi?” yazıp siperden havaya kaldırdı­lar. Aubrey de karşı siperden aynı şekilde “Memnuniyetle” diye cevap verdi. Bunun üzerine iki taraf da ateşi kesti ve Türkler, Aubrey’i alması…

  • İngilizler binlercesini öldürdüğü halde Türkler onlara karşı hâlâ çok kibardı. Türk ve Anzak askerleri, bir yandan birbirlerine sigara ikram ediyor, bir yandan da ölülerini gömüyorlardı. Bir grup Türk, Aubrey’e gelip etrafta hiç subayları olmadığını ve ölülerin ceplerinden para alacaklarını söylediler ve kendisinden şahit olmasını istediler. Saat 16’de Türkler tekrar gelip Aubrey’e bir emri olup olmadığını…

  • Ölüme gönderdiği Müslüman askerlerin şehit olmak için gözünü kırpmadan can verişini gören Mustafa Kemal, onların bu inanç­larını arkadaşı Madam Corinne’ye şöyle yazıyordu: “Askerlerim pek cesur ve düşmandan daha mukavemetlidirler. Bundan başka, hususî inançları, çok defa ölüme sevk eden emir­leri yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor. Filhakika, onlara göre iki semavî netice mümkün. Ya gazi veya şehit olmak!…

  • Kimin kime ne borç verdiğini bilene kadar politika, tarih ve milletlerarası kavgalar hakkında hiçbir şey bilmiyorsun demektir. Ezra Pound Sf. 61 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesela Nathan M. Rothschild’in hanım tarafından akra­bası olan Karl Marx, Yahudilerin, Musevilikten kurtulmadıkça, asla hür olamayacağını düşünüyordu. Sf. 56 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çaresiz bir durumda olduğu için Rothschild’den bir hal çaresi istiyordu. Baron, “Ona yaz ve sana olan 70 bin frank borcunu geri vermesini söyle” deyince adam şaşırmış ve “İyi de bana sadece 10 bin frank borcu var” demişti. Baron da ona şu cevabı vermişti; “Elbette. O da zaten sana bunu yazacak, böylece senin de elinde senedin…

  • Adam Smith; “hür insanlarca yapılan işin neticede Kölelerinkinden ucuza geldiğini yazmıştı. Sf. 51 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.