Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Anekdotlar
-
(17 Mart 1921 tarihli celse, Sevr görüşmeleri:) BAKKAL’IN NOTU (1994): 17 Mart 1921 tarihli görüşmelerden anlaşılan o ki; Sevr Antlaşmasını Ankara Meclisi’nin gönderdiği heyet de imzalamış veya kabullenmiş. Bu antlaşmayı vahdettin imzalamamış yani onaylanmamış. Bir diplomatik sorun olarak kalmış. Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 7 ile 9…
-
(5.7.1920 tarihli gizli celse konuşmaları:) Mustafa Kemal (Ankara); ” .. Hilafet ve saltanatın korunması zaten birinci esasımızdır. ..makamı hilâfet ve saltanata olan bağlılığımız ve o makamın bütün gerekli koşulları ile korunması birinci esasımızdır. … maatteessüf (üzüntülerimle) şimdi hilafet ve saltanat makamını işgal eden zat bu millet için hain bir adamdır.” (1) “..İstediğiniz adamlarla görüşebilirsiniz ve…
-
(4.7.1920 tarihli TBMM Gizli Celse. Üç gizli celse yapılmış, ilkinin zabıtları yani tutanakları var son iki celsenin zabıtları yok! 5 Temmuz’daki gizli celsenin baş ve son kısmının zabıtları yok.) Vehbi Efendi (Konya); “Efendiler! Köylü yedi senedir, yetmiş senedir, yüz yetmiş senedir kasaba eşrafı (şereflileri, önde gelenleri) adına öle öle usanmış! Canı boğazına gelmiş. Onlar, dostlar…
-
“I. Meşrutiyetin Meclisi olan Meclis-i Mebusan’da (1877), 93 Rus Harbinde Ermenilerin Ruslara yakınlaşması görüşülürken Halep Mebusu Ermeni Manok Karaca Efendi: “Ben, Hıristiyan ve Osmanlı mülkünde bulunan Hıristiyanların büyük kısmı olan Ermeni Milletinden bulunduğum için, umum Hıristiyanlara da dâhilim (genel Hıristiyanların da içindeyim) Ve bu sebeple, bu konuda fikrimi söylemeye hakkım vardır. Ermeni Milleti, beş yüz…
-
“Oğlum Abit Efendi benimle konuşurken, bu Mustafa Kemal Bey’le tanıştığını söyledi. Sonradan Paşa olmuş, hem de burada Beylerbeyi Sarayı’nda tanışmışlar. Şaşırdım! “Burada ne arıyormuş?” dedim. “Yüzbaşı Salih Bey’in (Salih Bozok, Abdülhamit’in koruması, sonradan Mustafa Kemal’in yakın adamı oldu.) arkadaşı” dedi. Ara sıra arkadaşı Salih Bey’i görmeye gelirmiş, Abit Efendi ile de bu münasebetle dost olmuşlar.…
-
“Saray’da kolera vakası çıkar, saray doktorları farklı görüşler öne sürer, Saray’da mikroba inanmayan doktorlar bile var. Tahlil için Osmanlı devletinin büyük destek ve himayesini görmüş olan Pasteur’dan eleman istenmiş, önce Şantimes’i gönderip hastalığı teşhis etmiş sonra da onun yerine meşhur Nikol’ü yollamış. Türkiye Bakteriyoloji ilmini bu Nikol’e borçludur.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet…
-
“Osmanlı Tarihini anlayanlar bilirler ki: Bu ülke kuvvete dayanarak değil, adalete dayanarak kurulmuştur. Eğer Osmanlı orduları gittikleri yerlere adalet değil zulüm götürselerdi bu imparatorluk kurulmadan çekirdek halinde parçalanırdı. Adalet, meşruiyetin (haklılığın) temelidir. Meşruiyet, hükmetmenin mesnedidir (dayanağıdır). Kuvvet meşruiyetin müeyyidesidir (yaptırımı, sağlamlaştıranıdır). Bu halde kuvvet meşruiyete, hükmetme adalete dayanmak zorundadır. Ordu gayesi içinde elindeki gücü kullanırsa…
-
“Ruhlarında şefkat (acıma duygusu) taşımayanların, mükemmel (kemale ermiş, ruhsal olarak tamamlanmış) olabileceklerine inanmıyorum.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Bilgiye düşman olsaydım, Dârül Fünunlar (İTÜ, Mühendislik Fakülteleri) açar, Mülkiye-i Şahane (Siyasal Bilgiler Fakültesi) gibi mektepler kurar mıydım?. Akla ve bilgiye düşman olsam, horozdan kaçan genç kızlarımızın okuması için Dârül Muallimat (Kız Öğretmen Fakültesi) kurar mıydım?. .. Galatasaray Sultanisini Avrupa’nın Üniversiteleri ayarına çıkartıp orada talebelere hukuk dersi okutturur muydum?. Ben Mülkiye-i Şahane’ye Felsefe dersini koydurttuğum…
-
.. Buna rağmen kendileri ile ilgilendim. Yabancı memleketlerde parasızlık yüzünden bazı şeylere katlanmamaları için, gazetelerini satın almak bahanesi ile büyücek yardımlarda bulundum, bazı kimselerin memleketten para göndermelerine göz yumdum. Yeter ki yabancıların maşası olmasınlar, muhalefetleri yanlış ta olsa namuslu kalsın diye! .. Ahmet Rıza Bey Paris’te Meşveret adı ile bir gazete çıkarmaya başladı. Paris Sefirimize…
-
“Musahibim (padişahın sohbetinde bulunan kişi) evvelki gün Fransızca küçük bir kitap getirdi, adı “Piyer Kiyar’ın Hatırasına” dır. Bana “Kızıl Hayvan: Bete rouge lakabını takan bu Piyer Kiyar mış. Lakabı duymuştum da ortaya atanı bilmezdim. .. yazanlar Aharonyan ve Çobanyan’dır. Aharonyan efendi ve Mösyö Çobanyan’da ağız birliği edip allandıra ballandıra anlatıyorlar ki: Piyer Kiyar 1893 yılında…
-
“Hangi idare olursa olsun, bir hükümdar milletinin hizmetindedir, ama hizmetçisi değildir.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.
-
“…bana bir mektup gönderdi…”Kanun-u Esasiyi (Anayasa’yı) ilandan maksadımız, Saray’ın istibdadına (baskısına) hitama (son verme, hitam: son, hatim: sonuna kadar) Zat-ı Şahanelerine vazifelerini öğretmektir.” diyordu. Mithat Paşa’nın İngilizlere satılmış olabileceğine inanmıyorum.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2007): Sadrazam’ın Padişah’ına yazdığı mektup, Cumhuriyetin…
-
“Mithat Paşa’nın konağında her akşam, Namık Kemal Bey, Ziya Bey (Şair ve yazar Ziya Paşa) ve Rüştü Paşalarla diğer arkadaşlarının toplanıp içtiklerini ve ileri geri konuşmalar yaptıklarını öğreniyordum Bir seferinde Mithat Paşa’nın “Hanedan-ı Osmaniden hayır gelmez. Cumhuriyet’e gitmekten başka çare kalmadı. Bunu nasıl sağlamalı dersiniz? .. Âlemde bugüne kadar Âl-i Osman denilmiş, bundan sonra da…
-
“Türkiye’de yılda ancak 25 adet eser basılıyormuş. Yeni yazı ile gazeteler her gün bir miktar daha az satılıyormuş.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi,1967- Sf. 1749) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.
-
“Ankara – Kayseri treni 15 günde bir gidiyormuş ve içinde ancak 15 yolcu bulunuyormuş. Onlar da memurlarmış. Herkes otomobil ve otokar (kamyon) ile gidiyormuş.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi,1967- Sf. 1750) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.
-
“20 Temmuz 1931 tarihli Milliyet başmakalesini okudum. İstanbul’da Alman Bankaları iflas ediyormuş, bizim hükümet bunların alacaklarını zamanından önce vermiş, başka yardımlar yapmış iflastan kurtarmış. Gazete buna; “İşitilmiş şey değildir! Bu şimdi İsmet Paşa Hükümeti’ne nasip olmuş bir mazhariyettir (yardımseverliktir).” diyor… İsmet ve kambur kardeşinin, Siirtli Mahmut, Kılıç Ali, Bozok Salih ve emsalinin (Bunlar gibilerinin) Doyçe…
-
“14 Haziran 1931 tarihli Milliyet geldi. Başmakalesinde şu var; “..parti gurubunda memurların durumu hakkındaki görüşmelerden de anlıyoruz ki, 1930 yılında memur maaşları olarak 65.550.000 lira sarf ettik. Bu para 222 milyon liralık bütçenin % 34’ünü, İngiltere’de bu oran % 7.5, Almanya’da ise % 8 oluyor.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi,…