Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Anekdotlar
-
“Bir gün Mustafa Kemal’in yanına gittim. İlk laf olarak dedi; “Tanin’i okudun mu?” “Hayır ne var?” dedim. “Yine Cahit şahlanmış” durdu durdu “Şimdi anlıyorum insan nasıl diktatör olurmuş?” …Mustafa Kemal’in müthiş ve eşsiz bir zalim olmasında o zamanki basının, bilhassa Hüseyin Cahit’in büyük sorumluluğu vardır. Fakat Mustafa Kemal yaratılış olarak diktatördür.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım…
-
“Latife zeki bir kadın. Epeyce de tahsil görmüş. Erkek gibi, sert de. . Hatta kendisi Mustafa Kemal’in nutuk ve muhaberelerini (yazılarını) yazdığını, yabancılarla teması idare ettiğini bana söylüyordu. Latife, Mustafa Kemal’in içki ve kadın işlerinden bize şikâyet ediyor. Hem de Latife eşimle çok ahbap, kocasının erkek görevini yapamadığından da eşime şikâyet etmiş. Bu şikâyeti Galibe’ye…
-
“İsmet askerlikten çıkmış olduğu halde Birinci Ferik yaptılar. … Ne ayıp şey! İsmet Başvekil, askerlikte terfi ediyor. Millet Meclisi Başkanı Kâzım (1), Milli Savunma Bakanı iken, kendisini kendi eliyle inha edip (terfi ettirip), Ferik yaptı.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1246) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1)(2013):…
-
“Zamanında Moskova’da Ruslardan aldığımız paradan 100 bin Rus altınını Safvet alıp Almanya’ya gitmiş ve Kütahya milletvekili Nuri (Conker, Mustafa Kemal’in has adamı, yaveri) ile beraber zevkle yemiş, bir tane fişek bile göndermemişti. Milli Savunma Bakanlığı’nda Divan-ı Harp (savaş suçlarına bakan yüce mahkeme) Safvet’in mahkemeye çıkmasına karar vermişti. Araştırma için Almanya’ya heyetler gönderilmişti. Bunlar Safvet’ in…
-
Meclis’i fesih edince (görevine son verince) Adliye Bakanını, savcıyı, hâkimleri, jandarma subaylarını bütün azil (görevden alma) ve perişan etti. …. Mebus Arnavut Haydar Bey bir önerge ile Osman’ın asılmasını teklif etti. Bu teklif kabul edildi. Osman’ın cenazesini mezardan çıkartıp astılar. Çirkin bir şey idi. … Ziya Hurşit (Lazistan Mebusu, İzmir suikastı nedeni ile asıldı) ve…
-
Bir gün Ali Şükrü ile konuşuyorum. Kimse yok. O, beni dinsizim diye sevmezdi, fakat namusludur. Biz Lozan’da iken başına gelenleri anlattı. .. Mustafa Kemal bir gün Keçiören’de Kılıç Ali’nin bağına gitmiş, içmişler. Mustafa Kemal zilzurna olmuş. Topal Osman’ın adamlarından olup, emrinde bulunan muhafızlardan (korumalardan) üç kişiyi çağırmış, emir vermiş; “Şimdi gideceksiniz, nerede ise Ali Şükrü’yü…
-
Bir gün Meclis’e girdim. Mustafa Kemal kürsüde. Bir aralık önümde; “-Ah deyyus! Seni ne zaman geberteceğim?” dediğini işittim. Yüzüne baktım, Ali Şükrü. … Osman Ağa’ya (Topal Osman) sokakta rast geldim. Dedi ki; “-Yahu, Meclis’te birçok vatan haini mebus varmış. Bunlar memleketi satıyorlarmış. Niye bana haber vermiyorsun? Meclis’i basıp hepsini keseceğim! Başka çare yok!” Dedim ki;…
-
“Başbakan Rauf (Orbay, Paşa) bir jandarma müfrezesi (birliği) ile Çankaya’da Mustafa Kemal’in köşkünün yanındaki köşkü basıp, Osman’ın tevkif edilmesi emrini vermiş. Mustafa Kemal Rauf’a haber yollatmış. “-Bu adamın yanında bu kadar haşarat var. Bu iş bu kadar jandarmayla olmaz, ben askerle yaparım..” demiş. Ona Rauf aptalı da kanmış. Jandarma işini bana bizzat Mustafa Kemal anlattı.…
-
Ankara’da bir de “Yenigün” gazetesi var. Yunus Nadi’nin. Daima Mustafa Kemal’in lehinde, fakat bu sıra bazen aleyhinde yazıyor. ..Bir gün Mustafa Kemal’e Yunus Nadi’nin aleyhinde yazmasından bahsettim. Mustafa Kemal dedi ki; “-Ha o böyle bir mahlûktur. Aldığı yetmez. Arada avucu kaşınır, o zaman aleyhte yazar. Onu ben anlarım.. Yani bir-iki bin lira sıkıştırırım, lehte yazar.…
-
Mustafa Kemal’in de gazetesi var. Adı; Hâkimiyet-i Milliye. Kendi malı. İdaresini de Recep Zühtü’ye vermiştir. İkinci gurup (Muhalifler)Recep Zühtü’ye para verip elde etmişti…. Mustafa Kemal bunu duydu, Recep Zühtü’yü kovdu. Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1170) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu sırada Mustafa Kemal Meclis binasını parti binası diye yaptırıyordu. Yunan esirlerini ve bizim askeri çalıştırıyordu. Malzemeleri de askeri kanaldan aldı. Kendisine, belki 10 bin liraya mal oldu. Hatta Mimarı Vedat’ı da kovup parasını vermedi. Sonra bu binayı hükümete, iyi bilmiyorum galiba 250 bin liraya sattı. Güzel kâr. O sırada Çankaya’sını da yaptırıyor, yine orada…
-
..gözümde, kabiliyetsiz fakat pek haris (aşırı hırslı)entrikacı, yalancı, namussuz biri olmuştur. Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1162) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Suikast Ermeni milletinin spesiyalitesidir (özelliğidir).” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1069) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Zamanında, Şeyhülislam Vani Efendi zamanında, Türkler, Hıristiyan kızları ile Müslüman etmeksizin evlenirlermiş. Rum Patriği görmüş ki Rumlar bitiyor, Vani Efendiye rüşvet vermiş, ondan şöyle bir fetva almış; “…Bu kadınlar hamilelik sırasında domuz eti yiyip şarap içtiklerinden bu çocuklar Müslüman olamaz.” Bu şekilde evlenmeyi hükümet resmen yasaklamış.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ…
-
(İngiltere delegesi) “Gurzon’la konuşuyorduk, dedim; “-Musul.” Yavaş bir sesle “-Musul, Musul, ne yapacaksınız? Burnunuzun dibinde Suriye var, onu alın. Bir darbe yeterlidir.” dedi. … Biz önce Musul’u İngilizlerin petrol için istedikleri kanaatindeyiz. Petrollerin kullanım hakkını (imtiyaz= Ayrıcalık) verip Musul’u alacağımızı zannediyorduk. Gurzon asla yanaşmadı. Gurzon Musul meselesinin petrol meselesi ile hiç ilgisinin olmadığını söyledi.” Alıntı:…
-
“Ben hayatımda bu kadar evhamlı (pimpirikli, şüpheci) adama pek az rastladım. … Sağırlar evhamlı ve alıngan olurlar. Biri bir şey söyler anlamazlar hemen kendi aleyhindedir zan ve vehmine düşerler. ..Nice ahmaklar, veladi aptallar (doğuştan aptallar), mütereddi (geri zekalı) kafalar gördüm, arkalarında az çok çıkıntı vardır. İsmet’te yoktur. Sağırdır. Bir kardeşi kambur, bir tanesi yine alil…
-
“İsmet (İnönü) sürekli bana; “Gel şu Musul’u verelim de kurtulalım!” diyor. … Bir gün İngilizler bize geldiler, ellerinde haritaları vardı, hududu çizmişlerdi; “İşte” dediler, Musul’un hemencecik kuzey sınırından geçiyor ve Süleymaniye sancağını bize bırakıyorlardı. Bu büyük bir şeydi. Demek Musul’u da almak için ümit artıyordu. Bizim askeri danışman Tevfik; “Süleymaniye’den ne çıkar, buralar dağlıktır. Musul…
-
“Karşımızda İngiltere Fransa, Amerika, İtalya, Japonya, Romanya, Sırbistan (Sırp, Hırvat, Sloven) ve Yunanistan olmak üzere sekiz devlet var. Konferansa sadece İngiltere hâkimdi, öbürleri dekor ve figüran türündendi. ABD’liler sadece bir müşahit (şahit olan) olacaklarını söylediler. Salem, İtalyan danışmanı… Bizim çıfıtlardan (Yahudilerden)… İsmet sağır, konuşmaları işitemiyor. İşitse de İngilizce bilmiyor, Fransızcayı da iyi anlamıyor. İsmet’in konuşmalarını…
-
“Mustafa Kemal, İsmet (İnönü) ile beni bir kenara çekti, dedi ki; “Esaslarınız budur; baktınız ki hatta Trakya’yı alamıyorsunuz, sözlerinden dönüyorlar, uğraşmayın, terk edip sulhu (barışı) yapın, hatta gerekirse İstanbul’dan da vazgeçmek lâzımdır! Musul için hiç uğraşmayın!” Mustafa Kemal’in sözlü direktifi bu.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 976)…
-
“Venizelos Lozan’da Antlaşma bittikten sonra İsmet’le bana; “Bu Avrupalılar kötü insanlardır. Bizi İzmir’e yolladılar, bırakıverdiler. Para, yardım vermediler. Bu felakete uğradık.” dedi.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 955) kitabından birebir alınmıştır.