Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • İorga, bir eserinde aynen şu görüşleri ileri sürmüştür: “Osmanlılar monarşik birliği ve mutlakıyetin sulh ve sükûnunu, bir tek efendinin hükmünü getirdiler. Osmanlılar bir kavim olarak değil, bir ordu, bir hanedan, bir hâkim sınıf olarak ortaya çıktılar.” “Bizans, Slav ve Osmanlı siyasi nizamları bir tek bütün içinde birbirleriyle kaynaştı.” Mahalli feodal hâkimiyetler, devrin umumi tarihi temayülünü…

  • Gibbons ve Wittek’in tezlerinin içinde yer alan “Osmanlı İmparatorluğu’nun Rumeli’de kurulduktan sonra Anadolu’yu içine aldığı iddiası” da kuruluş tartışmalarının unsurlarındandır ve yine Köprülü tarafından eleştirilmiştir. Gibbons’a göre Osmanlıların büyümesi yeni grupların ona katılmasıyla mümkün olmuştur. Osmanlılar, ancak Balkanlar’daki fetihlerden sonra Anadolu’daki topraklarını genişletebilmişlerdir. Balkanlar’daki fetihleri, tahrip ve yağma maksadıyla yapılmış bir akın değil, planlı bir…

  • Bir insan, yüzden fazla kitabın özetini el yazısıyla nasıl yazar? Çeşitli dillerdeki onca kitaptan sayfa sayfa el yazısıyla not almak ne demektir? Böyle bir çalışmayı gözünüzün önüne getirebilir misiniz? İşte Doğan Avcıoğlu budur. Bence, tek kişilik bir araştırma merkezi gibi çalışmıştır. Zaten Uğur Mumcu da ona “tek kişilik üniversite” sıfatını yakıştırmaktadır. Bilgisayarın olmadığı bir dönemde…

  • Suriye, ülkenin kuzeydoğu köşesinde bulunan Cezire bölgesinde yerleşmiş yaklaşık 1 milyonluk bir Kürt nüfusa sahiptir. Suriye Kürtlerinin çoğunluğu, Türk baskısı nedeniyle 1920’lerde sınırın öte yakasına kaçarak Türkiye’den bu bölgeye gelmiş sığınmacıların torunlarıdır. Bu yüzden kuvvetli bir Türk karşıtlığı eğilimine sahip olan bu toplulukların Irak’taki komşu Kürt bölgelerine erişimleri gayet kolaydır. Sf. 181 Alıntı; Yeni Türkiye…

  • Osmanlı yönetimine karşı 1916 “Arap İsyanı” şeklindeki romantik kavramın ki Arabistanlı Lawrence tarafından popüler hale getirilmiştir, Arap milliyetçiliği ile pek ilgisi yoktur. Bu hareket büyük ölçüde Hicaz yönetiminin miras yoluyla intikal eden yerel bir imparatorluk arayışı, şeriat hukukunu devam ettirme arzusu ve Osmanlı vergilerinden duyulan korkunun eseriydi. “İsyan”ın kendisi, imparatorluğun kaderi üzerinde stratejik açıdan önemsiz…

  • Hüseyin Baybaşin açıklıyor: “Behçet Cantürk ne iş yapıyor ise Yahya Demirel’le ortaktı. Yahya Demirel, yeraltı dünyasıyla ilişkilerini sürdürebilmek için Behçet Cantürk’ü kullanıyordu. Yani Cantürk’ün saygınlığından, kişiliğinden yararlanıyordu. Yahya Demirel haftanın belli günlerini Behçet Cantürk’ün Mecidiyeköy’deki yazıhanesinde geçiriyordu. Behçet Cantürk’ün yaptığı tüm gayrimeşru işlerden Demirellerin haberi vardır. Behçet Cantürk Türkiye’nin en büyük kredi kullanma imkânına sahipti.…

  • Behçet Cantürk’ün tahliye edilmesinin ikinci bir nedenini de, Jean Jacques Rousseau’nun şu sözü açıklıyor “Zengin, yasayı para kesesinde-taşır!.. ” Sf. 188 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • ABD, Türkiye’de haşhaş ekiminin yasaklanması için, siyasî ve ekonomik tüm gücünü kullandığı 1972 yılında, ülkesinde uyuşturucu kullananların sayısı 500.000 kişiydi. Bugün bu rakam yirmi katını aştı… ABD’de, 11 milyon kişi sürekli uyuşturucu kullanıyor. Bu ülkede “uyuşturucunun ticarî hacmi” 50 milyar doları geçti. Mafyanın kazancı ITT, General Motors, General Electric, Ford Motor, IBM, Chrysler, RCA gibi…

  • -Sen bir de Kıbrıs’a eroin gönderiyormuşsun? -Evet, orda Mehmet Gözen var, bu işle görevlendirilmiştir. -Nerede bu Mehmet Gözen şimdi? -Şu anda nerede olduğunu bilmiyorum. Rauf Denktaş’ın oğluyla birlikte iş yapıyorlardı. -Evet, Raif Denktaş, İngiltere’ye sevk ediyormuş…  Sf. 110, 111 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 110,…

  • Yardımseverdi. İstanbul’daki yoksul Ermenilere, üniversitede okuyan Kürt Öğrencilere el altından maddî yardımda bulunuyordu. Sf. 65 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zürich’te, Sarı Avni’nin yazıhanesinde buluştular. Çaylar içilip hal hatır sorulduktan sonra, iş konuşmaya başladılar. 100 kilo baz morfine ihtiyaç vardı. Behçet Cantürk, Sarı Avni’ye, “Askerlerin bizim işe bir zararları yok. Bu nedenle, o iş kolay. Bir çaresine bakarız.” Sf. 49 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf.…

  • Katırlar yerlerini motorlu taşıtlara bırakıyordu… Sadece Cantürkler değildi otobüs işine girenler. Liceli bazı aileler arka arkaya otobüs alıp şirketlere ortak oluyorlardı. Ekmekçi ailesi, Lâçin ailesiyle birlikte Hazar Turizm Seyahat Acentesini kurdular. Canpolat ailesi ve Erşenel ailesi, Özdiyarbakır firmasına otobüs vererek ortak oldular. Delidere ailesi, otobüs alıp Kâmil Koç firmasıyla birlikte çalışmaya başladı… Sf. 27 Çalışkandı.…

  • İran 1969 yılında topraklarında haşhaş tarımının tekrar yapılmasına izin vermişti. İlginçtir, bu kez Türkiye haşhaş ekimini yasaklıyordu. Türkiye önemli bir döviz kapısını kapatıyordu. Afyon üretiminde dünya üçüncüsüydü. Milyonlarca dolarlık geliri vardı. 90 bin aile haşhaş ekimiyle geçiniyordu. Bu aileler, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne 1967’de 119 ton, 1968’de 125 ton, 1969’da 128,1970’te 63 ve 1971 yılında da…

  • İran’da hemen hemen hiç doktor yoktu.  Bu ülkede ilk tıp okulu 1950 yılında açıldı. Afyon her türdeki hastalığa karşı ilaç olarak kullanılıyordu. İranlılar, ilaç olarak kullandıkları bu uyuşturucunun ileride alışkanlık yaratacağını bilmiyorlardı. Her iki nedenle, İran halkının büyük bir bölümü afyonkeş olmuştu. Öyle ki, İran hükümeti 1931’de “afyon çekme evleri” kurdu; salgın ülkeyi sarmıştı. Küçük…

  • Malatyalılar, İran’a kaçak yollardan afyon ve hintkeneviri götürüyorlardı. Malatyalı Vahdet, arkadaşı Bahri’ye malların nakliyesinde taşıyıcılara ihtiyaçları olduğunu söyledi. İş oldukça kazançlıydı. Liceli Bahri düşünmeden kabul etti. Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • O da herkes gibi farklı kimliklerin bir bileşimiydi: uyuşturucu kaçakçısı, başarılı işadamı, sosyal-demokrat, Ermeni kökenli, Kürt milliyetçisi, “aile” reisi, Türkiyeli… Sf. 10 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çorum Sungurlu MHP İlçe Başkanı Şakir Babuç’un Dev-Yol’a silah satarken yakalanmasını nasıl değerlendirirsiniz?.. Sf. 84 Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • “MHP artık Türkçü bir parti değildir” diyerek partiden kopan Ali Balseven, Ankara Kurtuluş Parkı’nda “davadan döndü” denilerek öldürüldü!.. s. 22 Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 22) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Cem Ersever Anlatıyor;) Seylan çayını Mersin gümrüğünde radyasyonlu çaylarla değiştiren kişi, Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) Türkiye temsilcisi Serçil Kazas’tır. Yani Celal Talabanî’nin sağ kolu, kendi halkını dolandırıyor! s. 121 Alıntı; Binbaşı Ersever’in İtirafları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 29. Baskı Ağustos 2005 – s. 121) kitabından birebir alınmıştır.

  • Astsubay; “sadece uyuşturucu kaçakçılığı yapılmadığını anlattı. Bölgede, özellikle Körfez Savaşı’ndan sonra silah kaçakçılığı olaylarında büyük artış olmuştu: “JİTEM timleri, muhbirler, PKK itirafçıları aracılığıyla tespit ettikleri sığınaklardan ele geçirdikleri silah ve mermileri kaçakçılar vasıtasıyla PKK’ya, Kuzey Irak’taki peşmergelere satıyorlar!” s. 34 Alıntı; Binbaşı Ersever’in İtirafları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 29. Baskı Ağustos 2005 – s.…