Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Evrenin toplam enerjisi her zaman sıfır olmak zorundaysa ve bir cismi yaratmak enerji gerektiriyorsa, bütün evren hiçlikten nasıl yaratılmış olabilir? Çekim kuvveti gibi bir yasanın var olmasının nedeni budur. Çekim kuvveti çekme özelliğine sahip olduğundan, çekimsel enerji negatiftir: Yani çekim kuvvetiyle bağlanmış bir sistemi -Dünya ve Ay gibi- ayırmak için epeyce çaba harcanması gerekir. Bu…

  • Verili bir zamanda evrenin daha sonra nasıl gelişeceğini belirleyen bir yasalar dizisi olmalıydı. Bu yasalar her yerde ve bütün zamanlarda geçerli olmalıydı, yoksa yasa olmazlardı. Herhangi bir istisna veya mucize olamazdı. Tanrılar veya şeytanlar evrenin işleyişine karışamazlardı. Bilimsel determinizm ilk ortaya atıldığında bilinen yasalar yalnızca Newton’ın hareket ve çekim yasalarıydı. Bu yasaların Einstein’ın genel görelilik…

  • Örneğin Dünya’nın merkezinde hareketsiz duran bir saat düşünün; bir saat Dünya’nın yüzeyinde, bir diğeri de Dünya’nın dönüş yönünde veya ona ters uçmakta olan bir uçakta olsun. Dünya’nın merkezinde duran saati referans aldığımızda, doğuya doğru hareket eden uçaktaki saat -Dünya’nın dönüş yönünde- Dünya’nın yüzeyinde bulunan saatten daha hızlı hareket ediyor olacağından, ondan daha yavaş çalışacaktır. Aynı…

  • Bir jet uçağının içinde bir top zıplatırsanız, uçağın içindeki bir gözlemci topun her zıplayışta aynı noktaya vurduğunu saptayacaktır, ancak yerdeki bir gözlemci için topun zıplama noktaları arasındaki mesafe büyüktür. Sf. 85 Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • Newton, Tanrı’nın evrenin işleyişine karışabileceğine ve de karıştığına inanıyordu. Sf.77 Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Evren hakkında anlaşılması en zor şey, anlaşılabilir olmasıdır.” Sf. 77 Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kuantum fiziği, doğanın yasalarla yönetildiği düşüncesini yıkmaya çalışıyor gibi görünebilir, ama durum bu değildir. Tersine yeni bir determinizm anlayışını kabul etmemiz için bize yol gösterir: Doğanın yasaları belirli bir sistem için kesin bir geçmiş ve gelecek saptamak yerine, farklı geçmiş ve gelecek olasılıkları saptar. Bu bazılarının hoşuna gitmese de, bilim insanları kendi önyargılı düşüncelerini değil,…

  • Modele dayalı gerçeklik, bizim nesneyi algılayış biçimimizle uyumludur. Görme sürecinde beynimiz optik sinirlerden bir dizi sinyal alır. Bu sinyaller televizyonda gördüklerimize benzer görüntülerden oluşmazlar. Optik sinirin retinaya bağlandığı yerde kör bir nokta vardır ve görmenin gerçekleştiği yer, retinanın merkezinde 1 derecelik bir görüş açısına ve kolunuzu uzatıp baktığınızda başparmağınızın eni kadar bir genişliğe sahip, daracık…

  • Ortaçağda tutarlı bir felsefe sistemi olmasa da genel eğilim evrenin Tanrı’nın oyun alanı olduğu yö­nündeydi ve doğal fenomenler yerine din üzerine çalışmak çok daha değerli görülüyordu. Gerçekten de 1277’de, Paris Piskopo­su Tempier, XXI. Papa Johannes’in talimatları üzerine harekete geçerek 219 maddelik bir lanetlenecek günahlar veya sapkınlık­lar listesi yayınladı. Sapkınlıklar arasında doğanın yasalarının bu­lunduğu düşüncesi de…

  • Tarihsel süreçlerin kurbanlarına sempatiyle, kazananların savlarına ise kuşkucu bir tutumla yaklaşmak, toplumla ilgili araştırma yapan herkese, egemen mitoloji tarafından teslim alınmasını önleyen önemli bir kalkan oluşturur. Sf. 601 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 601) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Var olan her şey nicelik olarak vardır” sözünü Lord Kelvin’in söylediği aktarılır. Sf. 598 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 598) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu laik üstbeyin yanı sıra, genellikle bir de rahip bulunurdu. Onun göreviyse, egemen toplumsal düzene meşruluk kazandırılmasına yardımcı olmak ve tek tek köylülerin elindeki geleneksel ekonomik ve toplumsal olanaklarla altından kalkılamayacak talihsizliklerin, felaketlerin nedenini açıklamak ve bunlarla başa çıkmanın yollarını bulmaktı. Sf. 542 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin…

  • Faşizm altında “nesnel yasa” anlayışı ortadan kalktı. En önemli özelliklerinden biri de, tüm insanların özünde eşit oldukları düşüncesi başta olmak üzere, hümaniteryen (insanerekli) ideallere şiddetle karşı çıkmasıydı. Faşist dünya görüşü, hiyerarşi, disiplin ve boyun eğmenin kaçınılmazlığını vurgulamakla kalmadı, aynı zamanda bunların başlı başına birer değer olduğunu öne sürdü. Sf. 518 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal…

  • Bir Kuzey Hindistan atasözü, “bu dünyada üç kan emici vardır” diye başlar, “pire, tahtakurusu ve Brahman” diye sona erer. Sf. 397 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 397) kitabından birebir alınmıştır.

  • Konsolide olmuş bir demokrasi olabilmek için bir ülkenin şunlara sahip olması şarttır: “bir devlet…işleyen bir devlet varsa, diğer beş bağlantılı ve karşılıklı güçlendirilmiş durumlar da mutlaka vardır veya demokrasinin konsolide olabilmesi için hazırlanmış olmalıdır. İlk olarak, özgür ve canlı sivil toplumun gelişimi için gerekli koşullar olmalıdır. İkincisi, nispeten özerk ve değerli siyasal toplum olmalıdır. Üçüncü…

  • 1905 Haziranında, Potemkin zırhlısındaki denizciler, yemekte verilen çürük eti protesto ettiler. Karşılığında geminin kaptanı elebaşlarını vurulması emrini verdi. İdam mangası emri yerine getirmeyi reddetti ve mürettebata katılarak subayları denize attılar. Potemkin’deki isyan, ordu ve donanmanın diğer birimlerine yayıldı. Sanayi işçileri Rusya genelinde greve gittiler ve Ekim 1905’te demiryolu işçileri greve gitti, bu da Rusya’nın tamamında…

  • Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, yardımcısı Osman Ak ve gizli çalışmayı yürüten diğer görevliler 8 Haziranda görevden alındı. Rastlantıya bakın, Fethullah Gülene devlet tarafından verilen koruma görevlisi Başkomiserin Amerika’daki görev süresi de 12 Haziranda bir ay uzatıldı. Bakıyorsunuz bir yandan Fethullah Gülen grubu ile ilgili çok gizli çalışmalar yürütülüyor, araştırmalar yapılıyor, bir yandan da devletin…

  • Fethullahçıların üniversitelerdeki “hasım”larına yönelik taktik ve stratejilerini -yaşayarak, bedel ödeyerek öğrenen- bir akademisyen olarak, devam etmekte olan bir savaşımın mütevazı tarafıyım. 12 Eylül döneminden itibaren, intihal dâhil, her türlü iftiraya maruz bırakılıp, 3 kez üniversiteden uzaklaştırılan; toplam 76 ceza ve disiplin soruşturmasına ve 100’e yakın idari ve adli davaya maruz ve muhatap bırakılan, ancak tümünden…

  • Başbakanlığa teslim edilen söz konusu raporda, MİT’in Susurluk’la bağlantılandırdığı işadamları, mafya bağlantılı ülkücülerin, politikacıların, emniyetçilerin, askerlerin ve MIT mensuplarının arasında Fethullah Gülen’in adına da yer verilmesi, bağımsız irade göstermek açısından bu kuruluşumuz adına son derecede önemlidir. Bu gelişmeye ilk tepki veren kişi, üzerinde yorum yapmaya bile gerek kalmayacak biçimde hemen herkesin bir fikir sahibi olduğu…

  • Fethullahçıları kamuoyu nazarında sıfıra indirecek çok önemli bir kasetin, MİT arşivinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu kaset, bugüne kadar yasadışı yapılanmayı izleyen araştırmacılar tarafından ele geçirilememiştir. Fethullah Gülen, 1995’de İstanbul’da Bölge İmamları ile yaptığı özel bir toplantıda, demokrasiye en fazla 15 yıl daha katlanacaklarını, sonra kendi sistemlerini egemen kılacaklarını söylemiştir. Sf. 104 Alıntı; Köstebek – Necip Hablemitoğlu,…