Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Doğa durumunda adalet ve ahlakın bulunmadığını savunan Hobbes, devlet/ yasayı ve özel mülkiyeti de ahlakın temelinde görme eğilimdedir. Şu anlamda öyledir, mülkiyet hakkının yasa ile güvence altına alınmadığı, insanlar birbirlerinin can ve mal güvenliğini güvence altına alan yasalar üzerinde uzlaşmadığı sürece, Hobbes’a göre ahlaksızlık da ahlak da yoktur. Demek ki, devlet/yasa ile mülkiyet hakkını, akıl…

  • Machiavelli’nin ulus-devletinin de, “silahsız peygamberlerin başarısızlığa mahkûm olduğu” saptamasının da, feodal dönemin azılı ve en acımasız egemeni Kilise için “şeytan işi” olduğundan kuşku duyamayız. Sf. 88 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsmail Canbolat nazırlık yapmıştı, İzmir İstiklal Mahkemesinde sürgün cezası aldı ve hapishanede “10 yıl sürgünü hak etmiyorum” yollu bağırıp çağırıyordu, o sırada mübaşir dolaşıyor ve “itirazı olan var mı” diyerek koğuş koğuş adam topluyordu. Koğuş arkadaşları Canbolat’ı tutmaya çalıştılar, suçsuzdu, kendine güveniyordu, itiraz ederse beraat edeceğine inanıyordu, önleyemediler. Gitti, bu kez idama mahkûm ettiler ve…

  • Tuncay Özkan Sendromu: İspanya Engizisyonunda, Elvira del Campo, “Tell me what l have to say” suçumu bana söyleyin, ben size söylerim, diye inliyordu. Bizimki bir Engizisyon’dur. Sf. 51 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Perinçek’in ise ne zaman ve hangi bayrağa selam vereceğini bilemiyorum. Sf. 45 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düşünceme göre, 6/7 Eylül, özünde, bir çapulcu işi değil, Hıristiyanları kovma savaşıdır. Ve Erdoğan döneminde, Trabzon, İstanbul ve Malatya’da hep Hıristiyanların öldürülmesini de tesadüfe bağlamıyorum; savaşı sürdürdüler. Yazılmayı beklemektedir. Ve Hıristiyanları kovmak, Hıristiyanları katletmek, adım adım, Türkiye’yi yobazlaştırmak demektir. Hep bunu yaptılar. Sf. 34 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım,…

  • Savaşı sevdim. Hareket eden ölüler arasında dolaştım. Kimseyi öldürmedim. Yalnız fırsatı hiç kaçırmadım ve düşmanlarımı ölümden kurtardım. Birisi pek çocuktu; bir gün Kıbrıs’ın Rum kesiminde, bir televizyonda, bizi karşı karşıya getirdiler. Zorlandık, “o zaman başında kaskı vardı” diyordu, sonunda, birbirimizi tanıdık; “doğru doğru, beni bu kurtardı,” Rumca, bağırıyordu. Çok heyecanlı, annesi bana danteller örmüştü; tespitten…

  • Kemal Paşa, Atatürk, sağdılar, 1936 yılındaydık; Akif’in cenazesine, devletten bir bekçi dahi göndermediler. Akif, cumhuriyetten kaçmıştı, cumhuriyet, Akif’i hiçbir zaman kendisinden saymamıştır. Sf. 168 Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • On Üçüncü Tez, Kemal Kılıçdaroğlu, bir tarikat müridi ve Fethullah Gülen’in kuludur. Cehepe’yi ortadan kaldırmakla görevli olduğunu, artık kendisi de saklamıyor ve bir misyoner misli kararlılıkla çalışmaktadır. Yaptıklarından sıkılmadığını anlıyoruz. Sf. 89 Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ama yapıyoruz ve insanoğlunun en harika icatlarından birisi olan dilin serüvenlerinden biliyoruz; insan olarak kolay olana yatkınız. Aç kaldığımızda ve yiyecek bulamıyorsak, kendimizi yemeye başlarız ve vücudumuzun yağlarını yiyeceğimizi düşünürüz; hayır, yağ yemek zordur. Karaciğerimizi, eklemlerimizin etrafındaki kıkırdakları yeriz, çok kolaydır. Kolay olanı biliyoruz ve seviyoruz. Sf. 42 Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük,…

  • Tabii burada, pek dindar Dostoyevskiy’nin kumara ve şehvete aşırı ve frenlenemez düşkünlüğünü tekrar not etmek zorunda kalıyoruz; yeridir. Sf. 288 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 288) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dostoyevski şöyle devam etti: “Siz sağlıklı insanlarsınız; o mutluluğun nasıl bir his olduğunu, biz epileptiklerin nöbetten bir saniye önce duyduğu mutluluğun derecesini tahmin bile edemezsiniz. Muhammed, cenneti gördüğünü, orada bulunduğunu, kitabı Kuranda inanarak anlatıyor. Tüm zeki ahmaklar ise, kendilerinden pek emin, onun yalnızca bir yalancı, bir şarlatan olduğunu düşünür! Ama hayır, Muhammed yalan söylemiyor! O…

  • Dostoyevskiy’nin hayatı ise sanki para isteme için bir vesiledir; bazı tanınmış epileptik misli paraya da aşırı düşkündür. Hep para istediğini biliyoruz. Sf. 283 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • İki sözcükten oluşuyor, Elen’ce “şizien”, parçalama anlamındadır ki schism, “hizip” de aynı köktendir ve “frinia”, akıl karşılığıdır; böylece, ikisi birleşince, “parçalı akıl” manasını veriyor. Güzel, buradan bir adım daha atabiliyoruz, bu şizofreni, “parçalı akıl” hali de diyebiliyoruz, ise epileptiklerde sık sık manifeste oluyor; Doktor Lishman bu çıkışın iki kanalına işaret ediyordu ki, aktarmıştım ve burada…

  • Galen ya da “Galenus” ki “barışçı” anlamındadır, en çok babasına ve Hippocratese hayran idi ve Hippocrates’e atfedilen “en iyi hekim aynı zamanda bir filozof’tur” diktum’una hep bağlı kalmıştı, her disipline merak saldı ve hep öze inmeye çalıştı. Sf. 271 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 263) kitabından…

  • Dünya’da ilk kalp transplantasyonunu yapan Christian Barnard da, Amerikalı veya İngiliz değildi, Güney Afrikalıydı; Güney Afrika, Doktor Barnard’ın transplantasyon denemeleri yaptığı zamanlarda ırkçılığın en şiddetli olduğu yer olarak bilinmektedir. Doktor Barnard’ın, insandan önce köpekler üzerinde pek çok de-neme yaptığı hep haber veriliyordu; ancak Güney Afrika’da zenciler köpeklerden daha değerli değillerdi ve trafik kazasından yaralı gelenler…

  • Bir epileptik, nöbetler arasında son derece zaaflıdır, nöbetler, epilepsi hastasını belleği ve iradesi çok zayıf bir yaratık yapmaktadır. İradesi ve öğrenme kabiliyeti son derece zayıf ve paraya ve hırsızlığa meyyaldirler. Dostoyevskiy’de bu zayıflığı kumarda ve şehvet düşkünlüğünde netlikle teşhis edebiliyoruz. Bu iki açıdan Dostoyevskiy tam bir lümpen kişiliğe sahiptir; kumar ve şehvet tutkusunun esiridir. Bu…

  • Babaları, çocuklarının idamını izlemeye zorluyordu. Çocuğu henüz idam edilmiş olan bir babayı akşam ziyafete çağırıyor ve ziyafet boyunca yaptığı şakalara gülmesini emrediyordu. Bir ara hasta olmuştu; “yaşarsa, gladyatörlerle çarpışırım” diyen sanatörü, gladyatörlere parçalattı. Bu nedenle olabilir, Montesquieu, “Caligula etoit un vrai sop- hist dan sa cruaute”, Caligula, zalimlikte gerçek bir filozoftu, demektedir. Sf. 244 Alıntı;…

  • Caligula’yı, geçen yıl, yazdım; ancak yazarken, daha çok siyaset felsefesi açısından bakıyordum. Cumhuriyet yıkılıyordu, Julyus Sezar, cumhuriyet yıkıcısı ve bir diktatör adayı olduğu için, Brutus ve Cuntası tarafından öldürülmüştü; Brutus, bir “cumhuriyetçi” idi, ama cumhuriyet yıkıcısını öldürmekle birlikte cumhuriyeti kurtaramadı. Hedefinin bilinmemesi ve yalnızca, “sen de mi, oğlum” sözüyle hatırlanması bir tarih talihsizliğidir. İzleyen iç…

  • Burada, “aşırı ve ölçüsüz dinsel ritüellere bağnazca bağlanma” ve “aşırı ve frenlenemeyen şehvet” kişilik çizgilerini okuyoruz ki son derece açıklayıcı olduklarında kuşku bulunmamaktadır. Buraya, “kaba donuk yüz ifadesi” de ilave edebilir; benim bu mediko-politik çalışmamda önemli yerlere sahiptirler. Neden mi, çok basit bir nedenle ve bu epileptik karakter çizgilerine baktığımda, “saralı cumhur” tasvirinin yerli yerine…