Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Dersim hakkında sadece 120 yaşındaki ihtiyar büyükannemin anlattığı çeşitli masal ve olayları hatırlıyoruz. Büyükannem, çoğu kez Dersim Beglerine “takavor” [kral] derdi. Bundan hareketle, yarım yüzyıldan da daha geriye gidildiğinde, Dersim’in tamamen özerk olduğu sonucunu çıkarabiliriz; ancak devlet sayılacak düzenli kanunları yoktu. Sf. 155  Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım…

  • Dersimliler Ermenilerin hep kendilerine dost olduklarını söyler. Hatta anlattıklarına göre, bir Ermeni papaz İmam Hüseyin’i evinde saklamış. Müslümanlar onu öldürmek istemişler ama papaz onu vermemiş. Hem de kendi yedi evladının kafasını kesip tek tek İmam Hüseyin’in başı diye göstermiş. Son evladının yüzü biraz benzermiş imama. Böylece hem İmam Hüseyin’in sağ kalmasını, hem de dini baskıdan…

  • Dersimlilerin kendilerine has hekimlikleri vardır. Dersim’in dağlarında yetişen bütün otlar ismiyle ve özellikleriyle her Dersimli tarafından bilinir. Her ot veya çiçek bir hastalık içindir ve yerliler genellikle otları o hastalıkların ismiyle de anarlar. Mesela kordnug khod [siğil otu] siğili olana yedirilir ve siğil derhal yok olur. Kosi khod [uyuz otu] da hastaya yedirilir veya kaynattıkları…

  • Dersim’de, bilhassa Dujik taraflarında çok sayıda Ermeni yaşar. Tamamen özgür ve her türlü vergiden muaf olan bu Ermeniler, Mirakyanlar olarak bilinirler. Nüfusları 7.000 kişiyi bulan Mirakyanlar savaş sırasında, her zaman hazır bekleyen, 3.000 kadar cesur, Kürtler gibi savaş deneyimi olan askere sahiptir. Sf. 131 Kadınlar erkeklerle aynı sofraya oturmaya yeltenmezler, “Yakışık almaz, kadınlar ve kızlar…

  • Dersimliler vicdanlı, merhametli, vazifelerine çok bağlı insanlardır. Güçsüze yardım etmek, fakire acımak, aç olanı doyurmak, üstü başı olmayanı giydirmek ve düşmanı affetmek veya cezalandırmak sevaptır. Sf. 129 Zaman zaman sevdiği kız yüzünden başı belada olan sevgililer olur; çeşidi dini veya siyasi aşılmaz engeller karşısında sevdikleri kızla evlenemez, bu nedenle kaçmak zorunda kalır ve Dersim’e sığınırlar.…

  • Dersimliler aynı zamanda güneşe, aya, çeşitli parlak yıldızlara (gezegenler), şafağa, günbatımına, havanın çeşitli durumlarına, her birine birer anlam yükleyerek huşuyla taparlar. Aynı şekilde ateşe, suya, toprağa, taşa, oduna, bitkiye, ağaca vs. de inanır, tapınırlar. Sf. 125 Kuraklık yıllarında, yeni ölmüş birinin kafasını (ölü yakınlarından gizli) keserler ve götürüp nehrin veya gölün kıyısına gömerler ki yağmur…

  • Dersimlilerce sayılacak en kutsal şey erkândır (amentü veya Musa’nın asası). Biri Musa’nın asasına küfür etmeye cüret etse Dersimliler fena halde öfkelenir, hatta ölümle tehdit ederler. Seyitlere ve dedelere göre Musa atalarıdır ve kimi de kendilerinin, özellikle seyit ve dedelerin onun soyundan geldiğini iddia ederler. Sf. 123  Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan,…

  • Dersimlilerin kendine özgü, hiçbir kitaba bağlı kalmadan, sözlü olarak aktardıkları bir dinleri vardır. Ama bu dine ne ad verilir bilemiyoruz. Ne Hıristiyan, ne Müslüman ne de Musevi. Hepsinin karışımı; eski ve yeni tüm dinlerin karışımı. Görünüşe göre Museviliğe daha yönelimlidirler. Museviliğe ait dini ritüeller hemen büyük ölçüde onlarda da görülür ama Tanrı tarafından gönderilen tek…

  • Burada, kendi kökenleri hakkında bizzat Dersimlilerin görüşlerinden bazılarını da ekleyeyim. Hepsi olmasa da büyük bir kısmı, atalarının Ermeni olduğu görüşündedir. Buna tamamen kanaat getirmişlerdir ve karşılarındakini de bu görüşlerinde hiçbir acayiplik olmadığına ikna etmeye çalışırlar. Yolculuğum esnasında meşhur bir seyidin yanında misafirdim. Onların gelenekleriyle ve geçmişleriyle ilgileniyordum. Ataları hakkında bilgi rica edince seyit şunları anlattı:…

  • Bütün Dersim’de, ayrı ayrı aşiretler halinde, 200 bin dolayında İslam olmayan Kürt yaşar. Bunlara genellikle Kızılbaş adını verirler. Bunların bir bölümüne de Çırak söndüren (1) derler. Bugüne değin hangi ırka veya millete ait oldukları, yani hangi soydan geldiklerine dair somut bir kanıt yok. Şimdiye kadar hemen tümüyle başına buyruk kalarak, yurdumuzda bir tür cumhur idaresiyle…

  • Dujik veya Movses Khorenatsi’ye göre Arüdz; Dujik-Baba dağının adıyla anılan Dujik, Kuti Deresi’nin güney batısında, Ovacık’ın doğu sınırının yakınındadır. Burası bağımsız Dersimin en büyük bölgesidir. Dujik’te 65-70 bine yakın Kızılbaş Kürt yaşar; çeşitli aşiretlere bölünmüşlerdir. En büyük aşiret reisi aynı zamanda Dersimin genel dini lideri Kureşanlılar aşiretinden Seyit İbrahim Beg’dir. 35-40 bin kadar silahlı genç…

  • Köy Adları                     Ermeni                        Kürt (Alevi)                                                   Hane      Nüfus              Hane         Nüfus      1 Peri                       653       5.224                100           500                   2 Hoşe                     10           80                        –             –             3 Pağnik                  15          120                       4            20           4 Kuşin                     20         160                      3            15          5 Kulaksız / Til         16         128                       3            15           6 Hayvali       …

  • Çadana (çetene); Bu ağacın zamkından günlük kokusu gelir; bıçak veya kılıç yaralarının üzerine bağlanarak yarayı iyileştirmede kullanılır. Sf. 89 Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tuz madeninin yanından geçerek, iki saat boyunca korkunç bir yokuş indik ve Munzur çayının sol kıyısına, Tirişmeg’in (Türüşmek’in) karşısına vardık. Kılavuzumuz Mesrop, çayda yıkanan gençlerden birine seslenip, geçudun nerede olduğunu sordu. Kürt delikanlı geçudu (geçidi) gösterdi; ama biz kendisinin önümüze düşüp bizzat önderlik etmesini istedik, ne kadar isterse karşılığını ödeyeceğimizi söyledik. Kürt kabul etti, ben…

  • Mardik; “Hikimet de (hükümet de) neymiş? Biz o hikimeti tanımayız, çunki o kanunsuzdur, adalet dağıtmayı da bilmiyor. Biz yalnız silah tanırız. ” (Antranik) “Ne yapabilirsiniz ki? Altı üstü kaç kişisiniz ki silahı tanıyorsunuz.” “Biz kalabalığız, bitünümüz de silahlanır, gider onların analarını ağlatırız.” “Hükümet de onların tarafına geçip sizin ananızı ağlatırsa ne yaparsınız o zaman?” “Hikimet…

  • “Bir gün de, aklıma geliyor, bitün begler ve ağalar bir- birleriyle barıştılar, kef yapmak için bitünü de buraya toplandılar. Ağama söyliyim, bir de ne görelim! Bitün begler ve ağalar kendi Ermenilerini toplayıp dediler ki: “Hepiniz bu yazıdaki çukurlara (derinliği bir arşın) gireceksiniz; begler ve ağalar üzerinizde cirit oynayacak.” “Ah Kara gün, kara gün,” deyip ağladı…

  • Harput ovasının doğusu, Uluova ayna gibi gözlerimizin önündeydi. Diyebilirim ki Küçük Ermenistan’ın ve Büyük Ermenistan’ın güzel ovalarının en güzeliydi. Aradzani veya Murat’ın sol tarafında, Dersim ve Toros dağlarıyla çevrili olan ova nüfusça da kalabalık birçok Ermeni köyü, suni ormanları, bahçeleri, bağlarıyla duruyordu. Sf. 32 Ovanın güneyinde sapasağlam bir kale gibi duran Toros sıradağlarının güzel, verimli…

  • Bir keresinde II. Şah Hüseyin Beg tanıdık bir Kürt’e on tane kuzu ile bir mektup verir, bunları Erzincan’a götürüp, 4. Ordu komutanı Müşir Paşaya teslim etmesini tembihler. Kuzularla mektubu teslim alan Kürt, Erzincan’a doğru yola çıkar. İlk günü uzun zamandır uzak kaldığı köyüne varır, istirahat etmek için evine gider; koyunlardan birini keser, yaptığı hırsızlıktan kâğıdın…

  • Evvelâ Dimyat’tan çıkıp karşı tarafı, baştanbaşa verimsiz bir yerdir. Ama Dimyat tarafı pirinçli, verimli, şeker kamışlı izbelerdir. (İzbe, bu diyarda köylere denir) pirinçlerinin yeryüzünde emsali yoktur. Ama buğdayı ve bakla nevileri yoktur. Sf. 500 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi X – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal…

  • Şam sokaklarında sürü sürü keçiler gezer. Her birinin memesinde beşer altışar okka sütü vardır. Tulum gibi sarkıp gezer. Sahibi (Halebüssisül asfar?) diye süt satar. Süt isteyene hemen sağıp verir. Fazlasını yine keçiye verir. Daha Şam’da ne garip şeyler vardır. Defterdar- zâde Mehmed Paşa Vâli iken yaptığı nüfus yazımında 600 bin adam yazılmıştır. Böyle bir adam…