Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Geçmişten bize, bugünkünden daha güzel bir dünya bırakılabilirdi. Bunun olmamasında dinlerden kaynaklı karanlığın çok, ama çok büyük payı var. Bu karanlık olmasaydı, insanlık daha başka bir noktada olacaktı. İşte bir örnek: Cemel olayı. 9 Aralık 656. Savaş için karşı karşıya gelen iki kesim. Bir yandakilerin başında “Peygamber”in ünlü karısı Aişe, öbür kesimin başındaysa aynı “Peygamberin…

  • Yine toplumumuzda, özellikle Anadolu’da “cin çıkarma”lar görülür: “Saralı” ya da deli “cinci”ye getirilir. “Cinci hoca”mız da başlar hastadan “cinleri çıkarmaya”. Hastanın karşısında kendince bildiği birtakım dualar okurken, bir yandan da “uhruc, uhruc, uhruc…” der durur. “Uhruc”, Arapça bir sözcük. “Çık!” demek. Hoca “cin taifesine seslenir bu sözcükle. “Hadi gel çık bu hastadan. Çık, çık, çık!!!”…

  • Ve alevi değilim. “Sünni” ana babadan gelmeyim. Bu, bir gerçek. Dahası, “imam” olduğu ve Aleviliğe düşmanlıkla koşullandırıldığı için, “Alevleri, “Yahudiler”den, “Hristiyanlardan daha “kâfir” gören bir babanın oğluyum. Ben de, müftü oldum. “Alevi” olsaydım, beni “müftü” yapmazlardı. Sf. 250 Alevi olduğum nasıl yalansa, böyle bir özlem içinde bulunduğum da yalan. “Askerî ihtilali benimsemem. Çok açık ve…

  • Kur’an’da “savm” yalnızca bir yerde, Meryem Suresinin 26. Ayetinde geçer; o da “herkesin bildiği oruç” anlamında değildir; “susmak, konuşmamak’” anlamındadır. “Meryem’in başına gelen” anlatılırken yer alır. Ayetin anlamı şöyle: “(Meryem!) Ye, iç! Gözün aydın! İnsanlardan birini görürsen, ‘Ben Rahman’a savm adadım; bugün hiçbir insanla konuşmayacağım de!” Demek ki “savm” burada, bilinen anlamıyla “oruç” değil; Müslümanların…

  • Dünya, “dört gün”de yaratılmış. Anlaşılan “dünya”nın yaratılması, evrenin tümünün yaratılmasından daha zor olmuş. Çünkü bildirildiğine göre, dünya “dört günde” yaratılırken, evrenin öteki kesimleri, tüm “yedi kat gök”üyle birlikte “iki günde” yaratılmış. Toplamı, “altı gün” ediyor. Sf. 164 Kur’an’da anlatıldığına göre, “gök, direksiz durduruluyor”muş, öyle yaratılmış. (Bkz. Ra’d, ayet: 2; Lokman, ayet: 10.) “Gök tavanı, yeryüzüne…

  • Edip Yüksel, “Kur’an dışındaki hadis kitapları çelişkili” diyor ve “hadis kitapları”na güvenilemeyeceğini anlatmaya çalışıyor. Yüksel’in böyle bir şey ileri sürüyor oluşunu alkışlarım önce. Gerçekten de “hadis kitapları”, en güçlü sayılanları bile, “uydurma hadislerde doldurulmuştur. Ama neden “hadis uydurma” gereği duyulmuş ve bu uydurmalara başvurulmuştur? Bu çok önemli. “Hadis uydurma” çabalarında ve uydurulanlara başvurmalarda, “maddi çıkarlardın…

  • Asya ve Afrika’daki birçok kavimler gibi, eski zamanlarda Yemen, Hicaz, Suriye ve Irak Azaplarının güneş kültü ile amil oldukları ve Muhammed’in pek eski cetlerinden birinin “güneşin kulu” manasına gelen (Abdüşşems) adını taşımış olması ve en az 3-4000 sene önce inşa edilmiş olan Kâbe binasının bidayeten (başlangıçta) güneş kültü için kullanıldığı göz önüne getirilince yukarıdaki iki…

  • Tan Olayı, Türkiye’de komünist tehlikesi olduğu konusunda İngiliz ve Amerikan yöneticilerini uyarmak için düzenlendi. Zincirli Hürriyet Olayı, Truman Doktrinini haklı göstermek için planlandı. Solcu Profesörler Olayı, Marshall Planı’ndan önemli bir pay almak için sahneye kondu. Şubat 1948: CHP’nin İlkokullara Din Dersi Ve İlahiyat Fakültesi Kararı 2 Nisan 1948: Solcu Profesörler Üniversite’den Çıkarıldı 4 Ocak 1949:…

  • Sykes, sonradan değişikliklere uğrasa da, Türkiye’nin en son ve kullanılabilir parçalanma haritasını yaptı ve Balfour Deklarasyonu’nu hazırlayanlar arasında yer aldı. Lloyd George, İsrael Devleti’nin temellerini attı, Musul’a el koydu ve Yunanileri İzmir’e çıkarttı ve orada bıraktı. Böylece, istemese de, kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyeti’ne bir zafer hazırladı ve büyük bir moral gücü kazandırdı. Özet, budur. İzmir’e,…

  • Toynbee’nin çok güzel yakıştırmasıyla büyük hırsız mı; hırsızların en büyüğü, hırsızlık ortaklarından çalandır. L. George, savaş öncesi Osmanlı topraklarını paylaşım antlaşmalarını bir kenara bıraktı ve Akdeniz sahillerini İtalyanlardan, Musul’u, Fransızlardan çalmakta hiçbir beis görmedi; Sf. 277 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 277) kitabından birebir alınmıştır.

  • Agop Paşayı lutf et, padişahım sadrazam yap Deninin üstüne gelen de bir deni olsun Sadaret möhrini memnu ise vermek musulmane Yehudiden usandık bir zaman de Ermeni olsun. Hazır esvap satan kavmi yehuddan birisi Bana bir kaşkariko eyledi külliyet ile S….. m ben anın ecdadını emma nideyim Sadrazam gücenir gayreti milliyet ile.  Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) –…

  • İki, benim tarih araştırmalarından çıkardığım teoremlerden birisi, tarihimizde kim övülmüş ve yükseltilmişse, mutlaka Yahudilik ile bağlantılıdır, Yahudileri memnun eden işler yapmış olduğunu düşünmemiz verimlidir. Buna en güzide bir misal olarak, Kanuni Süleyman’ı verebiliyorum, bizde yoktu, “Muhteşem” sıfatını Yahudi tarihçilerinin yakıştırdıklarını düşünüyorum. Diğeri bunun tersidir, tarihimizde kim ve ne kötüleniyorsa Yahudilik bundan rahatsız olmuş demektir; Tanzimat…

  • Soner Yalçın şu bilgiyi de veriyor: “İngiliz belgelerine göre, Özbekler Tekkesi postnişini Şeyh Süleyman Efendi, 1821-1890, konuk olarak dergâha gelen kişilerden topladığı istihbaratı, İngiliz Büyükelçisi Henry Layard’a, para karşılığı veriyordu.” Bu bilgi ile ilgili olarak benim iki işaretim var, birincisi, Özbekler Tekkesi de henüz araştırılmayı beklemektedir. Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1.…

  • Taceddin Dergâhındaki odasına devam edenler ya arkadaşları ya da Adnan Adıvar ve Hikmet Bayur gibi karakterinden asla şüphe etmedikleri insanlardı.” Kaydın devamında şu var: “İzzet Paşa Heyeti, Ankara’ya geldikten sonra onun eski bir arkadaşı bu odaya devam edenler arasında idi: Münir Bey.” işte hepsi budur, Adnan, Hikmet ve Münir, benim aradıklarım da bu üçüdür. Marşı…

  • Elmalılı Hamdi Efendi ile birlikte yapacaklardı, Elmalılı veya “Almalılı” bir İbrani adıdır ve çok yaygındır, ahfadının İbrani aslını tespit edebiliyoruz; Hamdi Elmalılı’nın eline geçen bazı çeviri denemelerini Elmalılı’nın “cezalet” açısından zayıf bulduğu muhkemdir. Bu sözcük, dilde kem küm ya da “gakguk” etmek için kullanılıyor. Öyledir, çeviri örnekleri kekemedir. Sf. 190 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın…

  • Yunus Emre, bir ümmi ve bir sufi idi, Horasan’dan geldiğine inanılıyor, İbranîyet etkilidir. Hurufi olduğunu söyleyebiliriz, Kabalaya çok yakındır. 2009 yılında dizeleri, İbrani dilinde ve İsrael’de yayınlandı ve felsefesi ile Musevilik arasında bağlar kuruldu. Güçlü bağlar var. Şu açıklayıcı notları eklemek durumundayım. Ümmi, Arabî “üm”, aslı “um”, ana sözcüğünden geliyor, “ümmi”, anadan ya da anadan…

  • Çıkış’ı, Çöküş’tedir. Türkiye’de, 1919 yılına kadar bir Yunus Emre yoktu, vardı, önemsenmezdi, benzerleri çoktu, pek çok köylü sufı’den birisiydi 1919 yılında, Yunus’u çıkaran ve lanse eden, Köprülüzade Fuad oldu. Osmanlı mutlak olarak çökmüştü, umut yoktu ve gelecek bilinmiyordu, din bile fazlaydı ve sadece ağlamak ve bir bilinmez ile birlikte yanmak vardı. Çöküş’te, akla, mantığa ve…

  • Urquart da, Türklerin Avrupa’ya ilk kez 1595 yılında bayrak kaptırdığını kaydediyor ve bu kayıtla, Türk bayrağı hakkında da, Avrupa’dan malumat edinme imkânına kavuşuyoruz. O tarihte Türk bayrağının yeşil’den kırmızıya değiştirildiği ve ay-yıldızın bulunduğu Urguart’ın haberinde yer alıyor. Bu vesile ile ay-yıldızın, Bizans sembolleri olduğu ve pek çok kurum misli, burada “timar” da diyebiliyorum, Doğu Roma’dan…

  • İkincisi, bir an için, Marş’ı Akif’in yazmadığını ve bir “heyet” çalışması sonucu ortaya çıktığını düşünebiliriz, “heyet” Ankara’dadır ve çoğu İstanbul’dan gelmişlerdi, Sf. 100 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üç, 14 Şubat 1921 tarihinde, Merkez Ordusu çerçevesinde tertiplenen Altıncı Süvari Alayı, Ümraniye’ye sevk edildi. Mart Ayı bidayetinde (başlangıcında), isyancı şefler, Kürt köylerinde “hükümet Ermeniler gibi bizi de kırmak istiyor” propagandasını yapmaya başladılar. 5 Mart 1921 tarihinde, Alişan Bey, “İstanbul Hükümeti, Kürtlere beylik veriyor ve Ankara itiraz ediyor”, bildirileri dağıtıyordu. Ve 6 Mart 1921 tarihinde…