Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Askerlik

  • Kapitalist rejim şuna inanmak istiyor: Kemalizm bir çözümdür. Eğer okullarda ve üniversitelerde Atatürkçülük, üstelik başlangıçtaki sınırlı radikalizminden uzaklaştırılmış haliyle bile, okutulursa, Türkiye’de sosyalist düşüncelerin yeşermesine imkân kalmaz; Eylülist Rejim de buna inanmak istiyor. s. 119 Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – s. 119) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1967 yılında Demirel, Türkiye’yi Amerika’dan bir milim uzaklaştırmak karşılığında, Sovyetler Birliği’nden, Türkiye İşçi Partisi’nin kellesini istiyordu. Çünkü 1965 Seçimi, Demirel’i başbakan yaparken on beş isimsizi de, “Tip milletvekili” olarak meclise gönderiyordu; “biz” her kademede Tipliler Türkiye’de Başbakan’a “morrison” diyor ve Demirel’i başbakan olmakla birlikte, ülkeyi yönetemez hale getiriyorduk. Şimdi nasıl Netanyahu Erbakan bunalıyorsa, o zaman…

  • Yasalarımızı unutmamak durumundayız: yobazlık, ülkemizde devletin ve generallerin politikasıdır. Kemalizm’in bir ideoloji olarak bitmişliği en çok generallerin gizli tarihinde yazılıdır. Bu yüzden sosyalizmi ve Kürt mücadelesini durdurmak için, yobazlığa muhtaçtır. Şimdi generallerin sorunu, yobazlığın, kendinden bağımsız ve kendi adına “iş” yapmaya kalkmasıdır. Sf. 40 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf.…

  • Akepe bu kurala çok bağlıdır. “Babacan” adının veya soyadının İran’da Kripto Yahudiler tarafından kullanıldığını, önceki kitaplarımda göstermiştim. Bülbül Deresinde “babacan” mezartaşı bulabiliyoruz. Çöküş’te, Ahmet Davutoğlu’nun “Karay” olması ihtimalinin çok yüksek olduğunu da yazmış bulunuyorum. Herhangi bir itiraz ile karşılaşmıyoruz. Fatin Rüştü, kızı Sevin üniversitede sınıf arkadaşım oldu, çok severdim, Fatin Bey, Sevin’î, Üniversite’den çabuk aldı,…

  • Selanikli bir aileden geliyor, adının aslının “tziller” yazıldığını tahmin edebiliyoruz, biz “Çiller” söylüyoruz, 1994 yılında İsrael’e giden ilk başbakan oldu, orada tevratik “vaad edilmiş toprak” açıklamasını yaptıysa da sonradan ürkmüş göründü ve geri aldığını biliyoruz. Dört, Brit’in gizlice imzalandığı 1996 yılının başında Demirel’in İsrael’e uçtuğunu not edebiliyoruz, İsrael’i ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı derecesi, Süleyman Demirel’indir.…

  • Bir, İsrael-Barzani ilişkisini, Türkiye’de ilk kez duyuran ve o sırada Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir tür nazariye hocası sayılan Uğur Mumcu katlediliyor. İki, Musul’a, Türkiye sınırları ötesinden bir duvar çekmek isteyen Jandarma Umum Komutanı Eşref Paşa yok ediliyor. Üç, Musul’u almayı bir saplantı haline getiren, zamanın Cumhurbaşkanı Özal, ansızın ölüyor. Sanki Kennedy cinayeti ve izleyen ölümler…

  • Darbe şefleri, 12 Mart 1971 Darbesi Yüksek Komutanı Orgeneral Tağmaç, 12 Eylül 1980 Darbesi Yüksek Komutanı Orgeneral Evren, 3 Kasım 2002 Darbesi Yüksek Komutanı Orgeneral Özkök, İbrani kökten geldiler. Birinci Ordu’dan geçtiler. Sf. 323 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 323) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şöyle özetleyebiliyoruz, Moşe Sasson’un, Tel-Aviv’e gönderdiği rapora göre, Menderes’e hakim olan ve Menderes’i yönlendiren işte bu Zorlu’dur. İki, Menderes, Türk-İsrael ilişkilerini geliştirmekten yanadır, pek çok zaman bunu vaad ediyor, amma Zorlu, izin vermemektedir. Üç, Zorlu, iki ülke arasında bir “evlilik” istememektedir, gizli bir “metres hayatı” yeterlidir. Zorlu, Menderes üzerinde öylesine etkilidir ki, Menderes ile Sasson…

  • Devam etmeden önce bir parantez açmak zorundayım, yanlış ya da eksik anlaşılma ihtimalini ortadan kaldırmak istiyorum. Orgeneral Mengüç’un bu İsrael bağlılığının tekil olduğunu sanmak son derece isabetsiz olmalıdır; Refik Tulga, 27 Mayıs Devrimi’nin İstanbul Valisi oldu ve daha sonra Genelkurmay’da ikinci başkanlığa yükselmişti. Ofra Bengio’nun, İsrael gizli belgelerinden çıkardığına göre, Orgeneral Tulga, İsrael maslahatgüzarına, Türk…

  • Ve iki, Britanya’nın yanında, Filistin’de, Türklere karşı harp edecek bir “Yahudi Lejyonu” düzenledi. Türkler’in Filistin’de yenilmesinde, Yahudi Lejyonunun önemli bir rol oynadığı da, hem tarihten ve hem de savaş fotoğraflarından anlaşılıyor, net bir durumdur.” Sf. 146 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk yüksek komutanlar ve Türk büyük sermayedarlar, her problemi, daha çok İslamlaşarak ve İsrael’e daha çok yaklaşarak çözmeye çalıştılar. Tek bildikleri “İki İ”, “dönüp dönüp bina” okuyorlar. Sf. 76 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbrani asıllı Müslümanların kapısındayız. İbrani asıllı Orgeneral Kenan Evren İslam’ın altın çağını açtı. İbrani asıllı Orgeneral Özkök, akepeyi hükümete oturttu. Kök, öz ya da oz olarak, kenandadır. Sf. 17 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dört, “Cuma akşamı, yorgunluktan erken yattım. Sabaha doğru bir telefon. Münasebetsizin biridir diye, açmıyoruz. Ama telefon ısrarlı.” Okumayı sürdürüyoruz. Acaba yine Ulu Reis mi, bilemiyorum, ancak mümkündür, Ketty Hakko, uykulu telefona bakıyor ve sevinç ile bağırıyor, “Vitali, ihtilal oldu!”. En zenginlerin “ihtilal” haberine en sevindikleri zamandır. Kurtuluşları başlıyor ve Hayatım Vakko, “yataktan derin bir nefes…

  • Adnan Menderes, Albay Nasır’a karşı, Washington güdümünde sert bir muhalefet vermekle birlikte, Bağdat’a karşı dostane bir tutum aldı. Şöyle de söyleyebiliriz; 27 Mayıs ile birlikte, Türkiye’nin Araplar’a, dostane ve “biraderâne” yaklaşımı sona eriyordu. Mayıs Devrimi, Türkiye’deki arabizmi sona erdirdi, bu nokta net görünüyor. Sf. 114 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,…

  • Çünkü Altmışlı yıllarda, 1967 yılında, “Altı-Gün Savaşı” var; Judaik Ansiklopedi, “turning point” olarak nitelemektedir. Ben, İsrael Devletinin gerçek kuruluşu olarak görüyorum. O tarihe kadar, yaşayabileceği tartışmalıydı; dünyanın her tarafındaki Yahudiler, bulundukları yerlerdeki devletlere sadıktılar ve eninde-sonunda Amerika’da olmak ve yükselmek istiyorlardı. Filistin’de olanları bir keşif kolu veya bir sınır karakolu olarak gördüklerini artık görüyoruz. Türkiye’deki…

  • Her yerde Amerika görüyoruz. Hiçbir yerde İsrael aramıyoruz. Gözleri açık uyuyanları uyandırmak çok zordur. 1980 Eylülist Darbesi, başında Orgeneral Kenan Evren vardı, bir İs­rael Darbesi’dir. Sf. 48 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf.48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Son zamanlarında sağlık durumu, onun denizden uzaklaşmasının doğru olmadığını da ortaya koyduğundan bütün bunları göz önünde bulunduran hükümet, ona ulusun bir armağanı olarak Amerikalı milyarder bir kadından çok ucuza bulduğu Savarona yatını almıştı. Sağlık durumunun düzelmesi için alman bu yatta Atatürk ne yazık ki, çok beğendiği ve sevdiği halde ancak elli gün kalabilmiş, sonra Dolmabahçe…

  • Listenin başında Liceli işadamı ve PKK’nın yayın organı olmakla itham edilen Özgür Gündem gazetesinin ortağı Behçet Cantürk vardı. Listede yer alan diğer isimlerin de kimler olduğu konuşulurken Başbakan Tansu Çiller, İstanbul Holiday Inn Oteli’nde adeta cinayetlerin başlangıç işareti olan şu açıklamayı yaptı: “Türkiye, milis hareketi niteliğine dönüşmüş ve yaygınlaşmış bir terör hareketiyle karşı karşıyadır. PKK’nın…

  • 50 kişi idam edildi. 650 bin kişi gözaltına alındı. 30 kişi işkencelerde öldürüldü. Sf.298 Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 298) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sırada 20 Eylül 1979’da Başbakan Bülent Ecevit Adana’ya geldi. Olayları önlemesi için atadığı Yurdakul’la baş başa bir görüşme yaptı. Görüşmeyle ilgili eşi Ülker Yurdakul’a “Çok şükür bütün bildiklerimi anlattım, artık ölsem de gam yemem” dedi. Yurdakul, Ecevit’le gizli görüşmesinden tam sekiz gün sonra, 28 Eylül 1979 sabahı göreve giderken otomobiline düzenlenen silahlı saldırı sonucu…