Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Askerlik

  • Birinci Cumhuriyet döneminin ideolojik, ekonomik, hukuki karakterlerine bakmak gerekir: Eğitimde tek tip insan yetiştirme, insana tapma motifi hâkimdir. Bu, demokratik sıfatı ile bağdaşamaz. Bilimler, birbirinden ayrılmış; ayrı bir iktisat, ayrı bir hukuk, ayrı bir sosyoloji öğretilmiş, bunlar da doğal bilimlerden ayrılmıştır. Oysa gerçek hayattaki ilişkiler bunlar arasındadır. Bütünü kapsayan, bütünün hipotezini yapan insan Türkiye’de yetiştirilmemiştir.…

  • Binaenaleyh, 1925’te, Mustafa Kemal’in toprak reformu düşünmesi hikâyesine en güzel cevap da şudur: Giderek bürokratların toprak ve servet edinmeleri sırasında Mustafa Kemal’in 154 bin 709 dönüm toprak sahibi olmasıdır. (Asıldığı zaman Adnan Menderes’in toprağı 4 bin dönüm kadardı.) s. 246 Alıntı; Batılılaşma  ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2.…

  • a) Merkezi sistem kuruluştan itibaren gelişmiştir, b)Padişah ile Beylerbeyi, Sancakbeyi, zaim, tımarlı sipahi arasında bir kuvvet dengesi değil, mutlak bir hizmete dayanan hiyerarşi vardır. Bunlar kapuya (saraya) bağlıdır. Toprak ve reaya padişahındır. Ara yerde bürokratlar vardır. Merkeziyetçiliğe karşı sivrilmeler, sistem gereği ezilecektir. Böylece feodal ilişkilere kapı devamlı kapalı tutulmaya çalışılacaktır, c)Osmanlı’da ceza sistemi merkezileşmiştir. Şeriat…

  • Bilindiği gibi, devrim, “bürokratik ve askeri mekanizmanın el değiştirmesi” değildir. Bunu devrim sanmak, oportünizmdir. s. 228 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 228) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de tarih boyunca, halk kitleleri, yenilik hareketlerini kuşku ile izlemiştir. Çok defa görmüştür ki, gelen yenilikler, halkın kendini savunmak için sarıldığı bazı şeyleri elinden alıp götürmüştür. Bu sebeple “büyük halk kitleleri, doğru ya da yanlış gelen yenilikleri, kökü kendisi dışında kabul edip kuşku ile karşılayacaktır.” İşte bu, tarihî olarak adeta müesseseleşmiş “tutum, kuşku, bir yenilik…

  • Oysa 1960’tan sonra bürokrat grubun subay kesiminin, kitle olarak niteliğini değiştirecek, tarihî bir gelişmenin içine itilmekte olduğunu görüyoruz. Bürokratların subay kesimi kitle halinde üretim aracı sahibi sınıf olmaya itilmektedir. s. 131 Kısaca, yönetici tam bürokrat bir grubun öncülüğü ile bütün subaylar ordu yardımlaşma kurumu yoluyla kapitalist sınıflar içine dönüştürülüyor ya da aktarılıyorlardı. s. 131 Denilebilir…

  • Esasen, tekelci kapitalizmin egemen olduğu bir dünyada onun koşulları içinde, DP iktidarının uzun süreli şansı yoktu (şimdi de AP’nin olmadığı gibi). DP’yi iktidardan sanıldığı gibi aslında CHP’nin muhalefeti düşürmemişti. DP, başlangıcı kendisinden önce CHP iktidarında açılan yolda gelişen iç üretim güçlerine dayanarak ve onların daha da gelişmesi için izlenen ve kaçınılmaz gözüken politikadan dolayı düşmüş;…

  • Bürokrasi, iki öne çıkan belirgin karakter kazanır, a) Sistem insansızlaşır (inhuman), insan duyu ve davranışlarından soyunmuştur. Ofis ya da makam vardır, bürokraside hizmet insana ya da halka değil makama, ofisedir, bizdeki deyimiyle “devlete hizmet” tir. Ve bununla insancıl girişkenlik (inisiyatif) ve sorumluluk kalkar, Batı anlamında girişime karşıt bir davranış belirir, b) İnsansızlık’la bağlamlı diğer karakter…

  • Celal Bayar, “fiili durum” dediği 27 Mayıs hareketinde, “Demokrat Parti‘ye karşı düşmüş ve devlete ortak olmuş iki grup vardır” der. Bunlar ordu ve aydın gruplarıdır. Ordu ve aydını şu kısımlara ayırmaktadır: “Anayasanın karakterine bakarak bu yeni ortakları ordu ve aydın diye niteleyebiliriz. Ordu, Millî Güvenlik Kurulu ile aydın, Anayasa Mahkemesi, Üniversite, TRT, Planlama ve hatta…

  • İsmet İnönü şöyle diyor hatıratında: “Kafileyi durdurdum. Subayları bir kenara topladım. İçinde bulunduğumuz vaziyeti bilesiniz. Bundan başka, subay olarak da yerinizi bilmelisiniz. Padişah düşmanınızdır. Yedi düvel düşmanınızdır. Bana bakın, dedim. Kimse işitmesin millet düşmanınızdır” Sf. 101 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – Sf.…

  • 9 Kânunsanî (22 Ocak 1915) Bu devlete Kafkasya, Rumeli’nden alınacak parçaya nispeten yüz defa daha mühimdir. Devletin Kafkasya’yı ihmal ederek yine Rumeli’ne ehemmiyet (önem) verilmesi Kanunî devrinden beri başlayan felâketleri temâdî (devam) ettirmek demektir. Devlet Anadolu’da ve Rumeli’de aynı zamanda taarruza geçemez. Rumeli’de İstanbul ve Boğazlar müdafaası için azamî dört kolordu kâfidir. Mütebakisi (geriye kalanı)…

  • 9 Kânunsanî (22 Ocak 1915) “Düşman, Ziya Bey’i sıkıştırıyor. Çoruh’a kadar sürdü. Oradaki Murgul bakır madenleri müttefikimiz Almanya için pek mühimdir. Siz, Rıza Bey’e elinizdeki kuvvetle mümkün olan yardımı sür’at ve şiddetle yapınız.” Sf. 106  Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf.…

  • 7 Kânunsanî, Hasankale (20 Ocak 1915) Ekserisi bu zuafâ(zayıflar)ve donmuşlar olarak her gün yalnız Erzurum, Köprüköy ve Hasankale’de 200’den fazla asker ölüyor. Diğer hastahaneler de hesap edilirse bu miktar 400’ü geçer. Bu hesaba göre bakımsızlıktan ayda 1.200 efrâd-ı millet (millet fertleri) topraklara gömülüyor demektir. Sf. 103 Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat…

  • 7 Kânunsanî, Hasankale 20 Ocak 1915; Hastahane yanında bir hastamız titrek ayaklarıyla matarasını doldurmaya gidiyor! -Niçin gidiyorsun! Sordum. -Ne yapayım efendim, para ile su satıyorlar. Benim param yok! -Kim satıyor? -Dirk. -Direk kim? -Hademe. -Haydi göster. Yürüdük. Zavallı, cenaze gibi. 250 metreyi beş dakikada kat etti. Hastahane denilen ahıra girdik. Yine iki ölü var idi.…

  • 7 Kânunsanî, Hasankale (20 Ocak 1915) “Köprüköy’ünde Hastahane nâmında gördüğüm maktelden (katledilen yerler, ölüm yerleri) sonra şimdi Hasankale’de daha büyük makteller buldum. Erzincan’da, Bayburt’ta göz görmeyen uzak yerlerde kim bilir ne makteller vardır. Onun için rica ederim, Erzincan ve Bayburt’ta ve bilumum menzil nokta kumandanlarına ve oradaki memurin-i mülkiyeye (sivil memurlara) tebligat yapınız, Hastahane nâmıyla…

  • 5 Kânunsanî (18 Ocak 1915); Bugün akşama doğru Galip Paşa’dan haber: Düşman müteaddit (çeşitli) yerlerde 33. ve 34. Fırkaların mevzilerine (savunma alanlarına) girmiş. Müteaddit defalar süngü hücumuyla mevziden tard edilmiş (uzaklaştırılmış). Akşama doğru saat 4.30’da düşman yeniden hücum etmiş ve kısmen asker çekilmiş. Ric’at düşünülüyor. “Kat’iyyen sebat” dedim. Fakat elinde bir ihtiyat (yedek) tutmayan, bir…

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915) Bu cihette Çatak’ta Yusuf İzzet’i sıkıştıran düşmandan bir haber yok. 11. Kolordu her gün 800 neferle (askerle) takviye edilmesine rağmen dün yine esir verdi. Sf. 96 Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 96) kitabından birebir…

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915) Muhacirler mes’elesi bir felâket. Topların nakli için zavallıların öküzlerini de almışlar. “Keşke Rus elinde olup şehid olsa idik” diye bağıranlardan gece gündüz kadın, çocuk vaveylâsı! Ah Enver! Ah! Bu kış seferini ta’cil etmek (geciktirmek), sonra da bu parlak taarruzda 9. Kolordu’yu dörtnala kaldırmakla yüz bin masumun kanına girdin! Allah…

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915) Hatıra defterimi tam yirmi sekiz gündür açamadım. Dışarıda muhacirlerin (düşmanın önünden kaçanlar, hicret edenler) döküntü, perakende efrâdın (kişilerin, askerlerin) tayın (yiyecek) , kaput (giyim eşyası) vâveylâsı (ağlayıp sızlaması). Sf. 93 Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 –…

  • 5 Kânunuevvel, Karagöbek; Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914) 9. Kolorduca Mülazım Tahsin Efendi’yi haber zâbiti olarak tayin ettim ve Kolorduya yazdığım mufassal (ayrıntılı) mektupta “Gaye, Rusların bir ferdini kurtarmadan mahvetmektir. Bunun için baskın, cür’et ve sür’at lâzımdır. Ben 8 öğle ve 8/9 gece hareket ederek ale’s-seher (seher vaktinden önce) şiddetli bir taarruz yapıyorum. Gündüz…