Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Askerlik

  • Kontrgerillacı Sayın ekibi; A.Ö. ve H.K.’yle başlayan “Kontrgerillacı subaylar” listesinde Cem Yüzbaşı da vardı. Bu listenin başında ise, daha sonra bir suikasta kurban giden Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Hulusi Sayın’ın kayınbiraderi Albay C.K. bulunuyordu. s. 29 Alıntı; Binbaşı Ersever’in İtirafları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 29. Baskı Ağustos 2005 – s. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Binbaşı Ahmet Cem Ersever 1993 yılı başında, PKK’ya karşı “gayri nizamî harp” verilmesini savunduğu için Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ayrıldığını söylemişti. 9-14 Haziran tarihlerinde Ersever’le röportaj yapmıştık. Aydınlık’ta yayımlanan bu röportaj nedeniyle Jandarma Askerî Savcılığı Binbaşı Ersever hakkında soruşturma başlatıp, dava açmıştı. Duruşma tarihi 26 Ekim 1993’tü. Ersever avukatına “Mutlaka geleceğim” demişti. Ancak gelmedi. (Çünkü infaz…

  • Veli Küçük’ün adı Susurluk skandalında da gündeme geldi. Yeşil’in (Mahmut Yıldırım) “koruyucusu”, Abdullah Çatlı’yı himaye eden kişi gibi hakkında birçok haber çıktı. Ne TBMM komisyonuna, ne basına konuştu, yargılanmadı bile. Sonra tümgeneral rütbesinden emekli oldu. Şimdi ünlü bir işadamının yanında çalıştığı söyleniyor. s. 21 Alıntı; Binbaşı Ersever’in İtirafları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 29. Baskı…

  • Cumhuriyet emperyalizmle uzlaşıp kendi halkına karşı dövüşen bir diktatörlük haline geldikçe, Kuvayı Milliye’ci Yüzbaşı Selahattin yerini Binbaşı Ersever’e bırakır! Yüzbaşı Selahattin işgalci emperyalizme direnen bir halkın parçasıdır. s. 11 Alıntı; Binbaşı Ersever’in İtirafları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 29. Baskı Ağustos 2005 – s. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • MHP olağanüstü hal diyerek bir yerde TSK’ni görev başına çağırmaktadır. Bu fırsat kaçırılmamalıdır. Halk sokakta infialde. Göster yeter! PKK ve Kürtler AKP’den kurtulmak bağlamında her alternatife razı olurlar. RF, Çin, İsrail, Almanya, Fransa, Suriye ve İran başta olmak üzere bu hareketi çok şiddetle destekleyeceklerdir. s. 129 Alıntı; Kâşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar, El Yazıları Tıpkı…

  • (Kozinoğlu’nun not alış biçimine göre yazıldı) Yaşar BÜYÜKANIT, Recep T. ERDOĞAN’a ilişkin çok çarpıcı “SIR”lara vâkıftır. s. 119 Alıntı; Kâşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar, El Yazıları Tıpkı Basım – Kâşif Kozinoğlu, Hazırlayan; Ergün Gedek (Aydınlık Yayınları, 25. Basım Aralık 2013 – s. 119) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Ordunun katışıksız tek bir ırktan teşkil olması tehlikeler doğurur. Orduda her soydan asker bulunması için çaba sarf edilmelidir. s. 143 Sefer esnasında her gece nöbete gidecek askerlerin sayısı tespit ve her tayfaya bir mahal tahsis edilir idi. Yekdiğerinden olan korkularından ötürü hiçbir bölük yerlerinden kımıldamaya cüret edemez, birbirlerinin kollayarak…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Henüz itaat altına alınmış olan Arap, Kürt, Deylem ve Rum emirlerine evlat yahut biraderlerinden birini beraberlerinde 500’den asla daha az olmamak şartıyla 1.000 neferle rehine olarak dergâha göndermeleri emredilmelidir. Bir yılsonunda bunların yerine gelecek olanların gönderilmesi şartıyla daha öncekilerin dönmesine izin verilebilir. Padişaha karşı bir isyana mani olmak için…

  • Oysa biz ne görüyoruz, eskiden beri üretim aracı sahibi olmayan bürokratların subaylar kanadı, şimdi üretim araçları sahibi olarak sınıf olmaya yönelmiştir. Bilindiği gibi bütün subayların hissedar olduğu “Ordu Yardımlaşma Ortaklığı” adlı kurumun kaynakları süratle genişlemiş ve bugün yabancı sermaye ile işbirliği yaparak dev montaj (otomobil, kamyon gibi) sanayii kuruluşlarına gitmiştir. Kâr hesabı içinde nerelere kadar…

  • Birinci Cumhuriyet döneminin ideolojik, ekonomik, hukuki karakterlerine bakmak gerekir: Eğitimde tek tip insan yetiştirme, insana tapma motifi hâkimdir. Bu, demokratik sıfatı ile bağdaşamaz. Bilimler, birbirinden ayrılmış; ayrı bir iktisat, ayrı bir hukuk, ayrı bir sosyoloji öğretilmiş, bunlar da doğal bilimlerden ayrılmıştır. Oysa gerçek hayattaki ilişkiler bunlar arasındadır. Bütünü kapsayan, bütünün hipotezini yapan insan Türkiye’de yetiştirilmemiştir.…

  • Binaenaleyh, 1925’te, Mustafa Kemal’in toprak reformu düşünmesi hikâyesine en güzel cevap da şudur: Giderek bürokratların toprak ve servet edinmeleri sırasında Mustafa Kemal’in 154 bin 709 dönüm toprak sahibi olmasıdır. (Asıldığı zaman Adnan Menderes’in toprağı 4 bin dönüm kadardı.) s. 246 Alıntı; Batılılaşma  ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2.…

  • a) Merkezi sistem kuruluştan itibaren gelişmiştir, b)Padişah ile Beylerbeyi, Sancakbeyi, zaim, tımarlı sipahi arasında bir kuvvet dengesi değil, mutlak bir hizmete dayanan hiyerarşi vardır. Bunlar kapuya (saraya) bağlıdır. Toprak ve reaya padişahındır. Ara yerde bürokratlar vardır. Merkeziyetçiliğe karşı sivrilmeler, sistem gereği ezilecektir. Böylece feodal ilişkilere kapı devamlı kapalı tutulmaya çalışılacaktır, c)Osmanlı’da ceza sistemi merkezileşmiştir. Şeriat…

  • Bilindiği gibi, devrim, “bürokratik ve askeri mekanizmanın el değiştirmesi” değildir. Bunu devrim sanmak, oportünizmdir. s. 228 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 228) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de tarih boyunca, halk kitleleri, yenilik hareketlerini kuşku ile izlemiştir. Çok defa görmüştür ki, gelen yenilikler, halkın kendini savunmak için sarıldığı bazı şeyleri elinden alıp götürmüştür. Bu sebeple “büyük halk kitleleri, doğru ya da yanlış gelen yenilikleri, kökü kendisi dışında kabul edip kuşku ile karşılayacaktır.” İşte bu, tarihî olarak adeta müesseseleşmiş “tutum, kuşku, bir yenilik…

  • Oysa 1960’tan sonra bürokrat grubun subay kesiminin, kitle olarak niteliğini değiştirecek, tarihî bir gelişmenin içine itilmekte olduğunu görüyoruz. Bürokratların subay kesimi kitle halinde üretim aracı sahibi sınıf olmaya itilmektedir. s. 131 Kısaca, yönetici tam bürokrat bir grubun öncülüğü ile bütün subaylar ordu yardımlaşma kurumu yoluyla kapitalist sınıflar içine dönüştürülüyor ya da aktarılıyorlardı. s. 131 Denilebilir…

  • Esasen, tekelci kapitalizmin egemen olduğu bir dünyada onun koşulları içinde, DP iktidarının uzun süreli şansı yoktu (şimdi de AP’nin olmadığı gibi). DP’yi iktidardan sanıldığı gibi aslında CHP’nin muhalefeti düşürmemişti. DP, başlangıcı kendisinden önce CHP iktidarında açılan yolda gelişen iç üretim güçlerine dayanarak ve onların daha da gelişmesi için izlenen ve kaçınılmaz gözüken politikadan dolayı düşmüş;…

  • Bürokrasi, iki öne çıkan belirgin karakter kazanır, a) Sistem insansızlaşır (inhuman), insan duyu ve davranışlarından soyunmuştur. Ofis ya da makam vardır, bürokraside hizmet insana ya da halka değil makama, ofisedir, bizdeki deyimiyle “devlete hizmet” tir. Ve bununla insancıl girişkenlik (inisiyatif) ve sorumluluk kalkar, Batı anlamında girişime karşıt bir davranış belirir, b) İnsansızlık’la bağlamlı diğer karakter…

  • Celal Bayar, “fiili durum” dediği 27 Mayıs hareketinde, “Demokrat Parti‘ye karşı düşmüş ve devlete ortak olmuş iki grup vardır” der. Bunlar ordu ve aydın gruplarıdır. Ordu ve aydını şu kısımlara ayırmaktadır: “Anayasanın karakterine bakarak bu yeni ortakları ordu ve aydın diye niteleyebiliriz. Ordu, Millî Güvenlik Kurulu ile aydın, Anayasa Mahkemesi, Üniversite, TRT, Planlama ve hatta…

  • İsmet İnönü şöyle diyor hatıratında: “Kafileyi durdurdum. Subayları bir kenara topladım. İçinde bulunduğumuz vaziyeti bilesiniz. Bundan başka, subay olarak da yerinizi bilmelisiniz. Padişah düşmanınızdır. Yedi düvel düşmanınızdır. Bana bakın, dedim. Kimse işitmesin millet düşmanınızdır” Sf. 101 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – Sf.…

  • 9 Kânunsanî (22 Ocak 1915) Bu devlete Kafkasya, Rumeli’nden alınacak parçaya nispeten yüz defa daha mühimdir. Devletin Kafkasya’yı ihmal ederek yine Rumeli’ne ehemmiyet (önem) verilmesi Kanunî devrinden beri başlayan felâketleri temâdî (devam) ettirmek demektir. Devlet Anadolu’da ve Rumeli’de aynı zamanda taarruza geçemez. Rumeli’de İstanbul ve Boğazlar müdafaası için azamî dört kolordu kâfidir. Mütebakisi (geriye kalanı)…