Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Askerlik

  • 5 Kânunuevvel, Karagöbek, Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914) Dün gece saat ona kadar yürüyerek Çakmak’tan Şipek’e varan, bu veçhile karda buzlu, berbat yollarda seksen kilometre yapan 30. Fırka’nın birkaç yüze varan döküntülerine rast geldim. Ekseri (çoğunlukla) kalanlar ya hasta yahut ayakları donmuş idi. Herhalde döküntüler yüzde üçü geçmediğinden ve kalanların da çoğunda canlılık görüldüğünden…

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor; 5 Kânunuevvel, Karagöbek, Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914) Artık hamdolsun ileri gidiyoruz. İnşallah bir daha bu yerlerden geçmemek üzere mütemadiyen, muzafferen ileri gideriz. Herhalde benim kolordumun vazifesi 30-40 kilometrelik yürüyüşler yaparak Ruslar kaçmadan evvel Kars yoluna varmak ve kati meydan muharebesini orada vererek Rus ordusunu mahvetmektir. Her vakit bütün kalbimle…

  • Düşman, Ardos Deresi’nin şarkındaki (doğusundaki) sırtlardadır. Sağ cenahı gerek şarkındaki sırtlara, sol cenahı Aras’ın cenubunda (güneyinde) Meşki sırtlarındadır. Kuvveti bir kolordu, üç Türkistan Alayı bir Kazak Süvari Fırkasıdır. Bundan başka îd civarında bir alay piyade, bir süvari bölüğü, sekiz toplu bir bataryası vardır. Sf. 81 Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı,…

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor; 8/9 Teşrinisani gece saat 10.30 (21/22 Kasım 1914) Akdeniz vapuruyla daha yirmi bin mermi yarın Trabzon’a varıyor. Böyle müsait vaziyette tebdil-i mevziden vazgeçerek 30. Fırkayı ileriye celp etmenizi (yönlendirmemizi) ve Ruslara karşı cepheden yürümekten ise fâik (üstün) kuvvetlerle yandan taarruz etmenizi daha münasip (uygun) görüyorum. Sf. 77 Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın…

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor; 8/9 Teşrinisani gece saat 10.30 (21/22 Kasım 1914) Tam yatmış idim, Talât Bey telefonu çaldı. Haydi, Enver’in evine! Yaver Kâzım’a sordum: “Nedir? Ne var?”. Hasan İzzet Paşa’dan bir telgraf, Köprüköy şarkına çekiliyor. Çünki, ancak iki günlük topçu cephanesi var. Millî ve askerî sağlam bir terbiye daha tesis edemediğinden bizde ric’at (savaşta…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; Hasan İzzet Paşa, kış aylarında yapılacak olan böyle bir harekâta karşı çıkan ve Enver Paşa’nın “Eğer hocam olmasa idiniz sizi idam ettirirdim” dediği iddia edilen ve sağlık sebepleri gerekçesi ile görevinden alınıp Avusturya-Macaristan Ordusu nezdine Osmanlı Ordusu Askerî Murahhası (özel delegesi) tayin edilen kumandandır. Ama harekâttan önceki uyanlarına, meselâ…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; “Bu akıbetin (1. Dünya savaşının kötü sonucu) bütün mes’uliyeti (sorumluluğu)  de bittabiî dünya ve ahirette âmillerine (yapanlarına) teveccüh eder (yönelir). Ne Enver başkumandan olabilirdi, ne de Hafız Hakkı merhum kolorduya kumanda edebilirdi. Her ikisinin, muvaffakiyetli bir surette (başarılı bir şekilde) esnâ-yı harpte (savaş sırasında) tabur ve alay kumandanlığını başa…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; “Velhâsıl Enver dar idrakli (algılı) bir muannid (inat), Hafız Hakkı geniş havsalalı (kavrayışlı) bir lâkayıd (kayıtsız adam) idi. Bu hassaların (özelliklerin) her ikisi de devlet işlerinde bir nâkısa-i dimâğiyye (akıl eksikliği), birer maraz (hastalık, arıza) değil midir? İşte 330’da (1914’te) orduların mukadderatı, bîhasebi’t-takdîr şu iki marizin (takdir edilmeyen şu…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; “Enver çocukluğundan beri azimkâr ve muannid (inat) bir tabiat­ta idi; hilkatinde (yaratılışında) hakperestlik (adil olmak) ve insaf fazileti pek azdır. Terbiye-i fikriyesi (düşünce eğitimi) için okuduğu âsârı (eserleri) – İlmî, askerî, felsefi ne olursa olsun- kendi düşüncesine uydurarak anlardı. Çünki nefsine iti­madı (kendine güveni) çok idi. Hiçbir gün “Acaba…

  • Kapitalist rejim şuna inanmak istiyor: Kemalizm bir çözümdür. Eğer okullarda ve üniversitelerde Atatürkçülük, üstelik başlangıçtaki sınırlı radikalizminden uzaklaştırılmış haliyle bile, okutulursa, Türkiye’de sosyalist düşüncelerin yeşermesine imkân kalmaz; Eylülist Rejim de buna inanmak istiyor. s. 119 Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – s. 119) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1967 yılında Demirel, Türkiye’yi Amerika’dan bir milim uzaklaştırmak karşılığında, Sovyetler Birliği’nden, Türkiye İşçi Partisi’nin kellesini istiyordu. Çünkü 1965 Seçimi, Demirel’i başbakan yaparken on beş isimsizi de, “Tip milletvekili” olarak meclise gönderiyordu; “biz” her kademede Tipliler Türkiye’de Başbakan’a “morrison” diyor ve Demirel’i başbakan olmakla birlikte, ülkeyi yönetemez hale getiriyorduk. Şimdi nasıl Netanyahu Erbakan bunalıyorsa, o zaman…

  • Yasalarımızı unutmamak durumundayız: yobazlık, ülkemizde devletin ve generallerin politikasıdır. Kemalizm’in bir ideoloji olarak bitmişliği en çok generallerin gizli tarihinde yazılıdır. Bu yüzden sosyalizmi ve Kürt mücadelesini durdurmak için, yobazlığa muhtaçtır. Şimdi generallerin sorunu, yobazlığın, kendinden bağımsız ve kendi adına “iş” yapmaya kalkmasıdır. Sf. 40 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf.…

  • Akepe bu kurala çok bağlıdır. “Babacan” adının veya soyadının İran’da Kripto Yahudiler tarafından kullanıldığını, önceki kitaplarımda göstermiştim. Bülbül Deresinde “babacan” mezartaşı bulabiliyoruz. Çöküş’te, Ahmet Davutoğlu’nun “Karay” olması ihtimalinin çok yüksek olduğunu da yazmış bulunuyorum. Herhangi bir itiraz ile karşılaşmıyoruz. Fatin Rüştü, kızı Sevin üniversitede sınıf arkadaşım oldu, çok severdim, Fatin Bey, Sevin’î, Üniversite’den çabuk aldı,…

  • Selanikli bir aileden geliyor, adının aslının “tziller” yazıldığını tahmin edebiliyoruz, biz “Çiller” söylüyoruz, 1994 yılında İsrael’e giden ilk başbakan oldu, orada tevratik “vaad edilmiş toprak” açıklamasını yaptıysa da sonradan ürkmüş göründü ve geri aldığını biliyoruz. Dört, Brit’in gizlice imzalandığı 1996 yılının başında Demirel’in İsrael’e uçtuğunu not edebiliyoruz, İsrael’i ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı derecesi, Süleyman Demirel’indir.…

  • Bir, İsrael-Barzani ilişkisini, Türkiye’de ilk kez duyuran ve o sırada Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir tür nazariye hocası sayılan Uğur Mumcu katlediliyor. İki, Musul’a, Türkiye sınırları ötesinden bir duvar çekmek isteyen Jandarma Umum Komutanı Eşref Paşa yok ediliyor. Üç, Musul’u almayı bir saplantı haline getiren, zamanın Cumhurbaşkanı Özal, ansızın ölüyor. Sanki Kennedy cinayeti ve izleyen ölümler…

  • Darbe şefleri, 12 Mart 1971 Darbesi Yüksek Komutanı Orgeneral Tağmaç, 12 Eylül 1980 Darbesi Yüksek Komutanı Orgeneral Evren, 3 Kasım 2002 Darbesi Yüksek Komutanı Orgeneral Özkök, İbrani kökten geldiler. Birinci Ordu’dan geçtiler. Sf. 323 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 323) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şöyle özetleyebiliyoruz, Moşe Sasson’un, Tel-Aviv’e gönderdiği rapora göre, Menderes’e hakim olan ve Menderes’i yönlendiren işte bu Zorlu’dur. İki, Menderes, Türk-İsrael ilişkilerini geliştirmekten yanadır, pek çok zaman bunu vaad ediyor, amma Zorlu, izin vermemektedir. Üç, Zorlu, iki ülke arasında bir “evlilik” istememektedir, gizli bir “metres hayatı” yeterlidir. Zorlu, Menderes üzerinde öylesine etkilidir ki, Menderes ile Sasson…

  • Devam etmeden önce bir parantez açmak zorundayım, yanlış ya da eksik anlaşılma ihtimalini ortadan kaldırmak istiyorum. Orgeneral Mengüç’un bu İsrael bağlılığının tekil olduğunu sanmak son derece isabetsiz olmalıdır; Refik Tulga, 27 Mayıs Devrimi’nin İstanbul Valisi oldu ve daha sonra Genelkurmay’da ikinci başkanlığa yükselmişti. Ofra Bengio’nun, İsrael gizli belgelerinden çıkardığına göre, Orgeneral Tulga, İsrael maslahatgüzarına, Türk…

  • Ve iki, Britanya’nın yanında, Filistin’de, Türklere karşı harp edecek bir “Yahudi Lejyonu” düzenledi. Türkler’in Filistin’de yenilmesinde, Yahudi Lejyonunun önemli bir rol oynadığı da, hem tarihten ve hem de savaş fotoğraflarından anlaşılıyor, net bir durumdur.” Sf. 146 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk yüksek komutanlar ve Türk büyük sermayedarlar, her problemi, daha çok İslamlaşarak ve İsrael’e daha çok yaklaşarak çözmeye çalıştılar. Tek bildikleri “İki İ”, “dönüp dönüp bina” okuyorlar. Sf. 76 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.