Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Askerlik

  • İbrani asıllı Müslümanların kapısındayız. İbrani asıllı Orgeneral Kenan Evren İslam’ın altın çağını açtı. İbrani asıllı Orgeneral Özkök, akepeyi hükümete oturttu. Kök, öz ya da oz olarak, kenandadır. Sf. 17 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dört, “Cuma akşamı, yorgunluktan erken yattım. Sabaha doğru bir telefon. Münasebetsizin biridir diye, açmıyoruz. Ama telefon ısrarlı.” Okumayı sürdürüyoruz. Acaba yine Ulu Reis mi, bilemiyorum, ancak mümkündür, Ketty Hakko, uykulu telefona bakıyor ve sevinç ile bağırıyor, “Vitali, ihtilal oldu!”. En zenginlerin “ihtilal” haberine en sevindikleri zamandır. Kurtuluşları başlıyor ve Hayatım Vakko, “yataktan derin bir nefes…

  • Adnan Menderes, Albay Nasır’a karşı, Washington güdümünde sert bir muhalefet vermekle birlikte, Bağdat’a karşı dostane bir tutum aldı. Şöyle de söyleyebiliriz; 27 Mayıs ile birlikte, Türkiye’nin Araplar’a, dostane ve “biraderâne” yaklaşımı sona eriyordu. Mayıs Devrimi, Türkiye’deki arabizmi sona erdirdi, bu nokta net görünüyor. Sf. 114 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,…

  • Çünkü Altmışlı yıllarda, 1967 yılında, “Altı-Gün Savaşı” var; Judaik Ansiklopedi, “turning point” olarak nitelemektedir. Ben, İsrael Devletinin gerçek kuruluşu olarak görüyorum. O tarihe kadar, yaşayabileceği tartışmalıydı; dünyanın her tarafındaki Yahudiler, bulundukları yerlerdeki devletlere sadıktılar ve eninde-sonunda Amerika’da olmak ve yükselmek istiyorlardı. Filistin’de olanları bir keşif kolu veya bir sınır karakolu olarak gördüklerini artık görüyoruz. Türkiye’deki…

  • Her yerde Amerika görüyoruz. Hiçbir yerde İsrael aramıyoruz. Gözleri açık uyuyanları uyandırmak çok zordur. 1980 Eylülist Darbesi, başında Orgeneral Kenan Evren vardı, bir İs­rael Darbesi’dir. Sf. 48 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf.48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Son zamanlarında sağlık durumu, onun denizden uzaklaşmasının doğru olmadığını da ortaya koyduğundan bütün bunları göz önünde bulunduran hükümet, ona ulusun bir armağanı olarak Amerikalı milyarder bir kadından çok ucuza bulduğu Savarona yatını almıştı. Sağlık durumunun düzelmesi için alman bu yatta Atatürk ne yazık ki, çok beğendiği ve sevdiği halde ancak elli gün kalabilmiş, sonra Dolmabahçe…

  • Listenin başında Liceli işadamı ve PKK’nın yayın organı olmakla itham edilen Özgür Gündem gazetesinin ortağı Behçet Cantürk vardı. Listede yer alan diğer isimlerin de kimler olduğu konuşulurken Başbakan Tansu Çiller, İstanbul Holiday Inn Oteli’nde adeta cinayetlerin başlangıç işareti olan şu açıklamayı yaptı: “Türkiye, milis hareketi niteliğine dönüşmüş ve yaygınlaşmış bir terör hareketiyle karşı karşıyadır. PKK’nın…

  • 50 kişi idam edildi. 650 bin kişi gözaltına alındı. 30 kişi işkencelerde öldürüldü. Sf.298 Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 298) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sırada 20 Eylül 1979’da Başbakan Bülent Ecevit Adana’ya geldi. Olayları önlemesi için atadığı Yurdakul’la baş başa bir görüşme yaptı. Görüşmeyle ilgili eşi Ülker Yurdakul’a “Çok şükür bütün bildiklerimi anlattım, artık ölsem de gam yemem” dedi. Yurdakul, Ecevit’le gizli görüşmesinden tam sekiz gün sonra, 28 Eylül 1979 sabahı göreve giderken otomobiline düzenlenen silahlı saldırı sonucu…

  • Güvenlik güçleri ortada yoktu! Saldırıların sonu gelmiyordu. Camilerde “Komünistler üç din kardeşimizi şehit etti. Oruç ve namazla hacı olunmaz. Bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” şeklinde vaazlar verildi. Ve 23 Aralık 1978’de Alevilerin yaşadığı mahallelerin etrafı sarıldı. Önde maskeli ve bu kez silahlı sivil unsurlar, arkalarında ise “Aleviler camileri yakıyor, Aleviler…

  • Ancak katliam sırasında öğrenci olan bir grup avukatın dava dosyasını kapatmaya niyeti yoktu. Avukatlar, 1995’te 16 Mart Davası’nın yeniden görülmesi için bir basın toplantısı düzenleyerek olayla ilgili bilgi ve belge sahibi olan herkese yardım çağrısında bulundu. Çağrıya yanıt aynı yıl hiç beklenmeyen bir adresten geldi. Elazığlı ülkücü Zülküf İsot’un ülküdaşı ve hemşerisi Latif Aktı tarafından…

  • Toplantıda iki de işadamı vardı: Sakıp Sabancı ve Halit Narin. Her iki işadamı CHP’nin iktidar olmasını engellemek aynı isimlerin içinde yer aldığı Namık Kemal Ersun Darbesinin toplantılarına da katılmışlardı. Her iki orgenerale de ordudan ayrıldıklarında Sakıp Sabancı sahip çıktı! Sf. 244 Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı…

  • Türkiye’deki nükleer başlıklar özel depolarda saklanıyordu ve bu depolar Amerika’nın korumasındaydı. Türk subayları bu başlıkları bırakın kullanmayı, bakamıyorlar bile. O dönemde Genelkurmay Başkanı, Hava Kuvvetleri Komutanı dâhil hiçbir Türk subayı göremiyordu bu depoları. Biri hariç! Amerikalıların nükleer başlıklarının ve depoların kodlarını verdiği isim Sabri Yirmibeşoğlu’ydu. Hem topçu birliklerde hem de Hava Kuvvetleri’nde var. Onlar SAS…

  • Adada görev yapan özel harpçi subayların neredeyse tamamı general oldu; Kemal Yamak, Sabri Yirmibeşoğlu, Engin Alan, Hasan Kundakçı, Doğan Beyazıt, Cumhur Evcil. Sf.198 Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Dönemin Özel Harp Dairesi Başkanı) Kemal Yamak’a göre ise Bülent Ecevit yıllarca anlattıklarının aksine brifingden sonra Özel Harp Dairesi’nin genişletilmesini istedi: “Sayın Başbakan (Bülent Ecevit) Genelkurmay Başkanına (Semih Sancar) döndü ve kadar iyi bir teşkilat ve ne kadar ulvi bir görev paşam’ dediler ve “Acaba bu teşkilatlanmayı yaygınlaştırarak çoğaltsak. Buna mukabil ordumuzun barış kadrosunda önemli…

  • (Bülent Ecevit Anlatıyor;) “Onun için Genelkurmay’dan bu paranın ne amaçla istendiğini sormak zorunda kaldım. ‘Özel Harp Dairesi için’ dediler. O güne kadar böyle bir dairenin adını bile duymamıştım. Daha önce onlara parayı ABD veriyormuş. Bir anlaşmazlık çıktığı için ödeneği kesmişler. Özel Harp Dairesinin nerede bulunduğunu sordum “Amerikan Yardım Heyetiyle aynı binada” yanıtını aldım. Ecevit, duydukları…

  • MSP’nin lideri Necmettin Erbakan’dı. Darbeyle Milli Nizam Partisi’nin kapatılmasından sonra Erbakan yurtdışına çıkmıştı.  Ama 12 Mart darbesini gerçekleştirenler olası seçimde AP’nin tek başına iktidara gelmesini önlemek için Erbakan’ı Türkiye’ye geri çağırdılar. Bunun için Muhsin Batur ve Turgut Sunalp İsviçre’ye gidip Erbakan’a gelmesi durumunda kendisini koruyacakları güvencesi verdiler. Bu güvenceyle dönen Erbakan I972’de MSP’yi kurdu. Sf.…

  • Sunalp, Ziverbey Köşkü’ndeki işkenceli sorgulardan sorumlu isimlerden biriydi. Emekli olduktan sonra gazetelere verdiği demeçlerde sorgulara katıldığını kabul etti. Sf. 161 Sunalp anlatıyor; “Uygulanan sorgulama yöntemi özel bir teknik aslında özel olarak yetişmiş insanlardır bunlar… Bir kıza copla tecavüz edildiği iddia edilmişti. İddia eden kız da ciddi şekilde ağır derecede komünistti. Özür dileyerek söylüyorum, taş gibi…

  • Özel Harp Dairesi’nin kuruluşunda aktif görev almayan Faik Türün de, Alparslan Türkeş gibi “öğretmen” olarak kamplara katıldı. Amerikalılardan öğrendiği özel harp tekniklerini o da “öğrencilerine” aktardı. Sf. 159 Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ziverbey Köşkü’nde işkence görenlerden biri de Doktor Memduh Eren’di. Fenerbahçe’de oynayacak kadar iyi bir futbolcu olan Eren, psikiyatristti. Eren, günlerce süren Ziverbey Köşkü’ndeki işkence sorgulamalarının birinde tanıdık ses duydu. Günlerce kendisine işkence yapmayı sürdüren bu kişinin kim olduğunu bir türlü çıkartamıyordu. Ama sesi çok iyi tanıyordu. Sf.157 Mahkemede kendisin savunurken. “Bir Galatasaray – Fenerbahçe maçında…