Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Askerlik

  • (Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi Yayını;) “Şeyh Said, özellikle Dersim ve Muş Beylerini kendi tarafına çekmeye çalışıyor ve bunlara bu maksatla adamlar gönderiyordu. Eğer Şeyh Said bu teşebbüslerine sadece Kürdistan Bağımsızlığı adına ve daha Önce girişmiş olsaydı, ayaklanmayı Dersim ve Muş’a bulaştırması muhtemeldi. Fakat ayaklanmanın gayesi dini kurtarmak ve özellikle Osmanlı Halifeliğini yeniden kurmak şeklinde gösterilince,…

  • (Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi yayınından alıntı) Bu nedenle Şeyh Sait ayaklanmasında Elazığ’ın düşmesi Kürt kuvvetlerinin eline geçmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın Tugay Komutanı Osman’a çektiği telgraf ile başlamanın yararlı olacağını sanıyorum. Tarih, “durumu yakinen izleyen Cumhurbaşkanı Atatürk de, 26 Şubat’ta Malatya Valisi aracılığı ile İzoli’de 17. Tugay Komutanı Albay Osman’a verdiği emirde” diyor ve telgrafı…

  • 1937 Yılında Tunceli Tenkil (cezalandırma, uzaklaştırma, ortadan kaldırma) Harekâtına Dair Bakanlar Kurulu Kararı;   Gayet Gizlidir;  Başvekâlet (Başbakanlık) Kararlar Müdürlüğü;   Son günlerde Tunceli’de vukua gelen hadiselere dair raporlar 4 Mayıs 1937 tarihinde Atatürk’ün ve Mareşal’in huzurları ile tetkik ve mütalaa edilerek (araştırılarak ve incelenerek) aşağıdaki sonuca varılmıştır;  1-Toplanan kuvvetlerle Nazımiye Keçikesen (Aşağı Bölge) Sin, Karaoğlan hattına…

  • Sıkıyönetim olmadığı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun hiç işlemediği, normal sivil yönetim zamanlarında da, Genelkurmay, Türkiye yönetiminde en etkin organların başında yer alıyor. Bu, ayrıca, fark edilmeyen pratik bir durum olmaktan da uzaktır; bilinçli ve planlı bir nitelik taşıyor. Sf. 284 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 284) kitabından…

  • Garo Sasuni’nin “Kürt-Ermeni İlişkileri” başlıklı çalışmasından aktarma yapmak istiyorum; “Uzak mesafeli bir amacı güdüyordu. Şöyle ki, Kürtleri ulusal bilinçlilikten yoksun bırakıp, onları ulusal bağımsızlık savaşından uzaklaştırmak ve onları yalnız bir dini toplum haline getirerek yavaş yavaş Türkleştirmekti,” Taşnaktsiyun Partisi’nin merkez yayın organı Troşak’ta 1901 yılında yayımlanan bir başyazıdan aktarma yapmak durumundayım, başyazıda bu paragraf da…

  • Hamidiye, Ermeni köylerine saldırırken hiçbir sınır tanımıyordu, köyleri basıyor ve ürünleri imha ediyordu; kuşkusuz Ermenileri kıyıyordu, Burada kalmıyor ve hızını alamayarak Türk, Arap ve Kürt köylerine de baskınlar düzenliyordu. Sf. 58 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal’in Çanakkale’den sonra bir yıl görevlendirilmemesini Enver’in rekabeti şeklinde düşünmek yanlıştır. … Hiçbir Orduda Başkomutan ile bir yarbay arasında rekabet söz konusu olamıyor.  Kemal, sınıflarında da parlak bir öğrenci sayılmıyor. Kâzım, Ali Fuat, Kemal’den çok daha parlaktırlar. Ayrıca Osmanlı düzeninde Harbiye’yi parlak bir biçimde bitiren kurmaylar, Makedonya Ordularına atanıyorlar; Kemal Bey Suriye’de göreve gönderildi.…

  • 14 Haziran 1919, Eşme’den Çine’ye çekilmiş olan 57 Tümen Kumandanından aldığımız raporda şu maddeler vardı; 1- İzmir’in işgalinin ardından Tümen Birliklerinde bulunan erat (erler), hemen tümüyle firar etmiştir.  2- Mahalli Hükûmet çevreleri, Yunanlıları iyi biçimde karşılamak için propaganda yapmışlardır. 3- Bir komiser, Yunanlıları Aydın’a davet için Yunanlılara gönderilmiş, Aydında bütün evler Yunan bayrakları asmışlardır. Alıntı:…

  • Ödemişte halka 1.500 silah dağıtılmış, ancak çarpışmaya 120 kişi katılmıştı. Diğerleri dağılmış. Yunanlılar Ödemişe 1 Haziran 1919’da vukuatsız olarak girmişler. Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • Harbin sonlarına doğru, Mehmetçikleri yaşla değil, kiloyla askere alıyorlardı. Kırk beş kilo gelen askerdi. Bu çocukta bu yöntemle on beş yaşında askere alınmıştı. Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2009) “Hey on beşli on beşli” türküsüne sebep olan olay. Babam da…

  • Tabur Kumandanı Cemil Batumlu vatanperver bir ittihatçıydı. Bir gün beni çağırdı; “Yarın seninle beraber Meclis’e gideceğiz, sivil elbiseni giy, cebine birkaç bomba koy, yanında iki tabanca olacak. Ertesi gün öğlen üstü Meclis binasına geldik. Enver Paşa bizim binbaşıyı görünce yanımıza geldi… dedi ki; Cemil Bey, bugün Meclis’ten güvenoyu isteyeceğiz, oysa çeşitli gürültüler çıkacaktır. Biz güven…

  • Enver Bey iki derece terfi ederek Enver Paşa oldu ve Harbiye Nazırı oldu. O tarihte 35 yaşındaydı. Makama geçer geçmez ne kadar ihtiyar Paşa ve yaşlı subay varsa emekliye sevk etti. Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yön Dergisi böylece Kemalizm’e evrensel nitelik kazandıracağına inanan, bütün bunları sosyalizme açılan kapı olarak ileri sürüyor. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 437) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1996): Yön Dergisi, Milli Demokratik devrimci ve cuntacı, Doğan Avcıoğlu’nun.  

  • Çukurova’da Osmanlı’dan kalma bir şirket var: Forbos, güneyin kromunu ve meyan kökünü Amerika Birleşik Devletleri’ne ihraç eder. Daha doğrusu ithal eder. Forbos büyük ve özel limanları olan bir şirkettir. Meyan kökünü Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderir. Meyan kökü Amerika Birleşik Devletleri’nde Coca-Cola esansına dönüşür. 1960 yıllarında memlekete solculuk hâkim oldu. Yabancı sermayeli Coca-Cola tesislerinin kurulacağını haber…

  • BAKKAL’IN NOTU: (1996): Hammaddesi, esası, meyan kökünden. 1960’ın başında Has ailesi Adana’da Coca Cola şişeleri işine el atıyor. Solcular “Yön” Dergisinde karşı çıkıyorlar. Has ailesi eski Dışişleri Bakanı, Sabetayist İlter Türkmen’in babası olan Emekli general ve eski MİT Müsteşarı Behçet Türkmen’i getiriyor, firmayı kuruyor. 1960’ın ortalarında Coca cola içmeye başladık. Alıntı: Bilim ve Edebiyat, Prof.…

  • Suriye, Lübnan ve Ürdün’de Osmanlı eğitimi almış personel bu ülkelerin yönetimini üstlenmiş, daha az ölçüde de olsa … Irak’ı da benzer bir kadro yönetmiş, hatta sık sık mandater Fransız ve İngilizlerle anlaşmazlığa düşmüştür. Osmanlı ordu geleneği tüm Ortadoğu ülkelerinin ordularında varlığını güçlü biçimde sürdürmüştür. Mısırdaki milliyetçi başkaldırının çekirdeğini oluşturan “özgür Subaylar Komitesi” nde bile aynı…

  • Kayzer II Wilhelm … Aralık 1913’te General Liman Von Sanders’in yeni askeri heyetindeki 40 subaya: “Türk Ordusunun Almanlaştırılması konusunda engel tanımadan düzenli ve uyumlu bir biçimde çalışılmasını söylemiş, gerçekçi ve pratik bir yaklaşımla; “Goltz her ne kadar yılda 30.000 marklık bahşişle durumu idare edebildiyse de, giderek, rekabete ve enflasyona açık hale gelen bu pazarda Liman’ın…

  • .. Kamil Paşa’nın Edirne’yi Bulgarlara vereceği söylentileri ittihatçıların haftalardır planladıkları darbeyi yapmalarında teşvik edici oldu. Albay Enver, bir gurup subayla Babıali binasının ana toplantı salonuna girdi ve Kamil Paşa’yı silah çekerek istifaya zorladı. Yanındaki arkadaşlardan biri de Nazım Paşa’yı vurup öldürdü. Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf.…

  • 11 Haziranda Mahmut Şevket Paşa Beyazıt’taki Harbiye Nezaretinden Babıali’ye gitmek üzereyken, arabasında vurularak öldürüldü. .. Cinayet siyasi muhaliflerin, Liberal Birlik Partisinin omuzlarına yüklendi ve bu partinin bazı üyeleri hakkında idam kararı alındı. Bu kararlar Prens Sabahattin için olduğu gibi, söz konusu kişilerin gıyabında alınıyordu. Bu gelişmelerden sonra İttihat ve Terakkililer nihayet iktidarı ellerine aldılar. Mahmut…

  • Sultan Mahmut zamanında Osmanlı Ordularında hizmet etmiş en ünlü Prusyalı olan Moltke, Türklerden hoşlanmama tutumunu, Büyük Almanya Genelkurmay Başkanı olduğu sürenin sonuna kadar inatla sürdürmüştür. 1882’de II. Abdülhamit yeni bir askeri danışmanlar ekibi aradığında, Moltke bu görevi adı sanı duyulmamış bir subay olan, General Otto Kaehler’e verdi. Kaehler Konstantinapol’e geldikten iki yıl sonra öldü. Ama…