Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Askerlik

  • Yalnız ordu, kendisini yobazlaştırmadan yobazizmi uygulaması imkânsızdır. Silivri’de de görmek imkânı buldum, subaylar ve paşaların çoğu mutaassıp ve hatta yobazdırlar. Artık gardırop modernistleri de diyebiliriz. Özel kuvvetler ve jandarma ise “Türk-İslam” Sentezi’ndedirler. Sf. 282 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çok uzun süren kuşatma ve kırların sürekli yağmalanamayacağı gerçeği ise Osmanlının karşısına bir yönetme meselesi olarak çıkacaktı. Ablukanın bizzat kendisi, göçebe olmayan daimi piyade askerlerin toplanması ihtiyacını; yerleşik ordu kuşatma tekniklerinin kullanılması gerekliliğini ortaya çıkarıyordu. Uzunçarşılı’da bu ihtiyacın bir anlatımı yer alıyor; “Orhan Bey’in ilk zamanlarında da aşiret kuvvetlerinden istifa edildi ise de, Bursa’nın zaptının…

  • Avrupa’nın gösterdiği dirence ilişkin olgular çok daha azdır ve şöyledir: Osmanlı’nın Haçlı niteliği çok kuşkulu ilk Avrupa ordusu ile karşılaşması 1396 yılındadır; bu savaşın adını Niğbolu Savaşı olarak biliyoruz. Gibbons “Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu” kitabında, Avrupa ordusundaki şövalyelerin bir kır eğlencesi havasında olduklarını, yanlarında şarap ve kadın dahi getirdiklerini kaydetmektedir. Niğbolu Savaşı Osmanlı’nın Gelibolu’ya geçişinden kırk…

  • Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanı General Boğuşlu-1985; “Disiplin, dünyanın en pahalı üretimidir. Disiplini kolaylıkla üreten ve ucuza mal edebilen bir düzen, asker ocağı, kışlalar ve bazı eğitim kuruluşları dışında, henüz icat edilmemiştir. Türk tarihinde disiplini en ucuza mal edebilen düzenlerden biri ise İslamiyet’tir” Sf. 181 Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin…

  • Artık tek parti oldular ve seçimlere ihtiyaç duymuyorlar; ama bazen “seçimcilik” oynuyorlar. Aslında şimdiye kadarki uygulamalara seçim demek çok zor idi ve şimdi şeklen de sondayız. Bir, yüzde onluk seçim barajı, Eylülist diktatoryanın hükmüdür ve değiştirmediler. İki, 27 Mayıs Devriminden sonra milletvekili adaylarını, parti delegeleri seçiyordu ve bu usulü kaldırdılar, bu üçü karar veriyorlar. Kendi…

  • İlker Paşa, hepimizin tutuklanması kapısını açan komutandır. Bu iktidara ortak olmuştur. Orduda tasfiye kapısını açtılar ve cumhuriyetin tasfiyesine katıldılar. Sf. 143 Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Fakat asıl deliliği Suavi ihtilali ile başlar. Ali Suavi, Çırağan’ı basıp Sultan Murad’ı tekrar tahta geçirmek isteyinceye kadar Abdülhamit örfen deliydi, sonra tıbben çıldırdı. Düşün bir kere, Suavi vakasından sonra Prusya elçisine, “beni muhafaza edin!” diye yalvarıyor. Belinde Osmanlı kılıcı taşıyan bir adamın bir kavas kadar haysiyeti yok. Bir ecnebi sefirine bunu söylemek için bir…

  • Kritovoulos, Mehmet’in askerlerinin, öldürerek korkuttuklarını ve doğrayarak terörize edip köleleştirmek istediklerini anlatıyordu. Mehmet’in bu yoluna “Cengiz Usulü” diyorum. Korkuyu silah yapmıştır. Sf. 410 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 410) kitabından birebir alınmıştır.

  • Konstantin’in Mehmet’e şu cevabı geldi: “Kent’i teslim etmek ne benim iktidarımdadır ne de buna buradaki herhangi bir kimsenin gücü yeter. Hepimiz kendimizi ölüme hazırladık ve bundan da üzüntü duymayacağız.” Kent’ini ve halkını seven bir onurlu yönetici davranışı ile karşı karşıyayız. 29 Mayıs yaklaşırken surların içinden en çok “Kirye Elison” sesleri yükseliyordu; İstanbullular “Tanrım, bize acı”…

  • “Gayretliler, isteyerek erken kalkarlar ve az yerler; oldukça kötü kızartılmış ekmek, güneşte kurutulmuş et, yoğurt veya süt, bal, peynir, üzüm, meyve, yeşillik, hatta altı-yedi kişiyi bir gün doyurmaya yetecek çorba için kullandıkları bir avuç un ile mutlu oluyorlar. Eğer iyi olma ümidi olmayan bir at veya develeri olursa, boğazından kesiyorlar ve yiyorlar. Bununla pek çok…

  • Şimdi tezi yazıyorum: Türk ordusu hiçbir zaman, teknik anlamda güçlü, etkin bir silahlı güç olmamıştır. Kazandığı savaşlarda eşit sayıda veya sayıca az olduğu örnekler son derece az görünüyor. Bu, fetih analizlerinden ayrı olarak, Osmanlı çöküşünde de önemli bir anahtar değerindedir. Sf. 337 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 –…

  • Miralay Kâzım, Bedros Bey’e elçiler gönderip teslim olmasını isterken, diğer yandan çepeçevre sarıldığını ihsas ettirmişti. Bedros Bey’e yazdığı birinci mektupta: “Xuş vergisini verirse sorun kalmaz.” deyince, Bedros Bey: “Xuş vergisini verir. Ancak hemen ardından askerlik çağı gelenler istenir. Amele Alaylarında Ermeni gençleri bitirildikten sonra, tenkil ve tehcir başlar. Ben bu tarzı çok iyi biliyorum. Ne…

  • Ve alevi değilim. “Sünni” ana babadan gelmeyim. Bu, bir gerçek. Dahası, “imam” olduğu ve Aleviliğe düşmanlıkla koşullandırıldığı için, “Alevleri, “Yahudiler”den, “Hristiyanlardan daha “kâfir” gören bir babanın oğluyum. Ben de, müftü oldum. “Alevi” olsaydım, beni “müftü” yapmazlardı. Sf. 250 Alevi olduğum nasıl yalansa, böyle bir özlem içinde bulunduğum da yalan. “Askerî ihtilali benimsemem. Çok açık ve…

  • Bu kitabın, “Askere Din Kitabı”, ilk önce Cumhuriyet’in ilk yıllarında tertip edildiğini anlıyoruz, “Diyanet işleri Riyaseti Celile’sine” yazısı, 26 Mart 1925 tarihlidir ve “ordunun maneviyat dersleri içinde en mühim kısmı diyanete müteallik tedrisattır” cümlesiyle başlıyordu, “Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Müşir Fevzi” imzası var. Osmanlı Dönemi’nin son harbiye vekillerindendi, şimdi Cumhuriyet’te genelkurmay başkanı oldu, İbrani asıllı…

  • “Emrediniz, dünyanın en iyi insanı ve en cömert düşmanı olurlar, emrediniz, babalarını döverler, annelerinin bağırsaklarını deşerler ve bütün bunları da sükûnet içinde yaparlar, sanki bir iş yapmıyorlar ya da çok iyi bir iş yapıyorlar, bu havadadırlar. Umutsuzluktan kaynaklanan ya da sıtma-vurmuş insanda görünen bir ataletleri var; en dayanıklı ve şevksiz askerler işte bunlardır.” Lawrence, Türklerden…

  • 1996 yılında, Erbakan-Çiller Hükümeti, yeni bir Türkiye-İsrael ittifakı imzaladı, hâlâ çok gizlidir ve iki devlet birbirine çok yaklaşmış oldu. Ortak askeri tatbikatlar bundan sonradır; Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı idi, İsrael’i ziyaret eden ilk Genelkurmay Başkanı olmuştu. Sf. 245 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ahmet Ertegün; “Ordu ve Türkiye’de İsrael; Geçmiş yıllarda, Türkiye ile İsrail dostluğu için çok çalıştım. Gide gide İsrael cumhurbaşkanı ile yakın dost oldum. O zamanlar iki ülke arasında sefir bile yoktu, üçüncü kâtip düzeyinde temsil ediliyordu. Yahudi lobisini bizim tarafa çevirmek için çok uğraştım ama bunu, en doğrusu, bizim Ordu gerçekleştirdi. Bir politikacı kalkıp İsrail…

  • Ankara’da devrim gerçekleşti, Başbakan Menderes, düşürüldü ve daha sonra Fatin Rüştü Zorlu ile birlikte idam edildi. Bir bağ kurabilir miyiz, bilemiyorum. Not ediyorum. General Refik Tulga, daha sonra orgeneral, 27 Mayıs Devrimi komitesine girmemekle birlikte, devrimin güçlü askerlerinden birisi idi. Şimdi şunu biliyoruz: Refik Tulga, İsrael Maslahatgüzârına, bütün yüksek rütbeli subayların İsrael’i şartsız desteklediklerini ve…

  • Tigran Gevorgi Cebecyan’ın Tanıklığı (D. 1888, Ayntap [Antep]) Zeki Paşa atlılarına, eğer sağ kalanlar da varsa tamamıyla yok olmaları için, ölülerin üzerinden üç-dört kere basarak geçmelerini emreder. Onun sözlerine inanmayan sadece dört genç cesetlerin altında saklanmış olarak kalırlar ve gece çıkarak Suvar’a kaçarlar. Onlar bize gelip bunları anlattılar. Diğer taraftan Paşa o kadar intikamla dolmuştu…

  • Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) Sürgün zamanında da, Arabkir taraflarından pek çok Ermeni’yi katletmek için Der Zor’a götürmüşler. O göç sırasında Arabkirli Ermeni bir ailenin çok sevimli, dünya güzeli bir kızı varmış; o kadar güzelmiş ki, gökteki güneşe: “sen doğma, ben doğacağım” diyebilirmiş. Ve Cemal Paşa o dünya güzeli Ermeni kızını görmüş; onu alıp…