Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Askerlik
-
Bu başarılara güvenen Bedir Han, M. Emin Zeki’ye göre 1842 yılında, Lazarev’e göre, 1843 tarihinde, bağımsızlığını ilan ediyor. Ancak bu başarılar Bab-ı Ali’yi yıldırmıyor; Bedir Han’ın en güvenilir müttefiklerinden ve akrabası İzzettin Şir’i elde etmekte gecikmiyor. İzzettin Şir, kuvvetlerini Osmanlı kuvvetleriyle birleştirerek Cizre Kalesi’nde olan Bedir Han’ın üzerine saldırıyor; Bedir Han, yaşamını kurtarmayı, Osmanlı kuvvetlerine…
-
Bu büyük kırım, Kürtler arasında bir anti-Türk örgütlenmenin oluşmasını kolaylaştırıyor; belki de «Rum hayine, vehte vi tune» sözünün kullanımı da bu zamana denk düşüyor. Bu örgütlenmeyi, Botan Emiri Bedir Han gerçekleştiriyor; son derece dindar bir lider olan ve daha sonraları Kürt ulusçuluğunun babası sayılan Bedir Han Beg, diğer emir ve şeyhlerle ittifaklar kurarak Osmanlı düzenine…
-
Aşiret erkekleri üçe ayrılıyorlar; 17-20 yaş gurubu «ibtidaiye», 20-32 yaş gurubu «nizamiye» ve 32-40 yaş gurubu ise «redif» olarak adlandırılıyor. Hamidiye alaylarında komutanlar, «alaydan» yetişiyor; aşiret mensupları, çok kısa eğitimden sonra, .Hamidiye subayı sayılıyorlar. Aşiretlerin önde gelenleri «miralay», albay yapılıyorlar; daha sonra Hamidiye Alaylarından fırka kurulunca, bu yolla, «paşa» olanlar da çıkıyor. Bunun dışında Hamidiye…
-
Hamid, modelini «Rus çarı İkinci Nikola döneminde Rusya’da uygulanan halkları birbirine karşı kışkırtıp Kazak Alayları oluşturarak ezme politikasından almaktaydı». «Özellikle Kürdistan’da Ermenistan’ın iç içe geçtiği bölgelerde, yani Van, Bitlis, Muş, Harput, Diyarbakır, Bingöl ve Dersim gibi yörelerde, Kürt aşiretlerinden Hamidiye Alaylarının yaygın bir şekilde teşkiline gidilmiştir.» Hamidiye Alaylarının kuruluşunu kazak alaylarına benzetme eğiliminin yaygın olduğu…
-
Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı’nın 7 Mayıs 1919 tarihli «Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine Verilecek Talimat Sureti», Kemal Paşa misyonu için üç önemli görev veriliyor. Bunların ilk ikisi; “a) Mıntıkada (Bölgede) asayiş-i dâhili iade (iç güvenliği iade etme) ve istikrarı ve bu asayişsizliğin esbab-ı hudusunûn (bu asayişsizliğe sebep olan olayların) tespiti” ve “b) Mıntıkada ötede beride müteferrik (bireysel)…
-
Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi, Milne’in, Kemal Paşa’nın görevden aldırdığı Yakup Şevki Paşa’nın yerine atanmasını istediği yazının tarihini yayınlamamakta yarar görüyor. Doğrusu çok şaşırtıcı bir durum ortaya çıkıyor; Büyük Britanya emperyalizminin Mısır Kuvvetleri Kumandanı General Allenby, Kemal’i, kendilerine karşı direnen Altıncı Ordu Komutanı Ali İhsan’ın yerine göndermek istiyor. Karadeniz işgal kuvvetleri komutanı da kendilerine direndiği için…
-
Nitekim Fahrettin Paşa da satırların arasından bunları yazmış bulunuyor. Anılarının bir yerinde şunlar var: Liman Paşa “dürbünle yere yatmış ileriyi seyrederken Mustafa Kemal’den gelen bir raporu kendisine okumuştum. Raporda, ‘düşman bu gece denize dökülecektir’ deniyordu. Gözlerinin yaşardığını gördüm, Almanca Allaha şükürler olsun derken de hayli heyecanlanmıştı.” Kemal Bey’in düşmanı denize dökmeden haber verdiğini, daha sonra…
-
Moorehead’ın yazdıklarından aktarmayı sürdürüyorum; Bu monoğrafi de, daha önce geliştirdiğim düşünceleri destekliyor; sınırlı bir Anzak kuvvetlerine karşı Kemal’in nerede ise bütün beşinci ordunun ihtiyatlarını, izin almadan, kullandığı ve bütün hareketi tehlikeye attığı, açıklıkla yazılıyor. Komuta yerinden ayrılması ve tekrar dönüşü de söz konusu ediliyor; “bu hareket sona erinceye kadar cephesini bir daha hiç terk etmedi”…
-
Bu, birinci mekân ve birinci zamandır; emperyalist donanmanın 18 Mart 1915 tarihinde durdurulmasında Kemal’in hiç bir rolü bulunmuyor. Başka bir mekânda ve başka bir zamanda gerçekleşiyor. Küçümsenmemesi gerekiyor; ancak bu hücumun başarısızlıkla sonuçlanacağı önceden büyük bir ihtimal olarak biliniyor ve daha sonraki değerlendirmeler böyle bir hücumu sadece çılgınlık olarak nitelendiriyorlar. İkinci mekân ve zaman başka…
-
Asıl savaş Gelibolu Yarım Adası’ndadır; bu nedenle bütün Batılı kaynak ve araştırmalar açısından bu savaşın adı, «Çanakkale» değil «Gelibolu» çıkartması oluyor. Ne yazık, televizyon teknolojisinin ilerlemesi nedeniyle daha kolay anlaşılabilecek ve anlatılabilecek bir bozucu mekanizma ile Gelibolu Savaşı, yalnızca ve yalnızca anlaşılmaz bir biçimde yazılıyor. Gelibolu Savaşı’ndaki emirlerin pek çoğunu Başkomutan Vekili Enver veriyor; komutan…
-
Birbirinden mekân ve zaman itibariyle ayrı iki çatışmayı birbirine karıştırdıktan sonra bir ordu komutanını, iki kolordu komutanını, pek çok tümen komutanını bir kenara atarak bütün mücadeleyi ihtiyat tümeni komutanı olarak bu savaşa katılan Kemal Bey’in adına yazabilmek için yalnızca tarihin falsifikasyonu yeterli olmayabilir; aynı zamanda aklı bozmak zorunludur. Akıl ise bütündür, bozulma tekil olgularla sınırlı…
-
Gelibolu’da savaş askerlik sanatıyla ilgili görünmüyor; ölecek daha çok kütlesi bulunan ve şu veya bu şekilde bunu ileriye sürebilen taraf kazanmaya mahkûm görünüyor. Resmi rakamlara göre Türkiye’nin kaybı 86 bin 672 ölü ve 164 bin 617 yaralı oluyor; yabancı kaynaklar beş yüz bin sayısının abartma, ancak yaralı ve ölü olmak üzere toplam kaybın üç yüz…
-
Eğer Kemal’e kalsaydı, Mayıs ayı sonuna kadar Anzak Bölgesi’nde hayatta kalan bir tek Türk askeri olmazdı; Kemal’i askerini savurganlıkla kullanan bir komutan olarak çiziyor. Robert Rhodes James, sözünü ettiğim «Gallipoli» çalışmasında, Kemal Bey’in başarısız bir dizi saldırısından söz ettikten sonra, «Kemal’s tactics were fe-rocious and unsubtle» yargısına varıyor. Kemal’in komutanlık sanatını, acımasız ve kaba olarak…
-
Robert Rhodes James, sözünü ettiğim «Gallipoli» çalışmasında; Yetenekli, ancak özellikle parlak bir asker olmadığı sonucuna varıyor; Kemal’in bütün yaşamı boyunca savaş sanatında parlaklığına işaret eden bir tek kanıtın bulunabileceğini sanmıyorum. Kemal’de hiç bir dehâ işareti de göremiyorum. Deha, olağanüstü hızlı görebilmektir. Dâhi, süratli şimşek çakması içinde yaşayan adamdır Dâhi, her an çaktırdığı şimşeklerle sıradan insanlarının…
-
8 Müstahkem Mevkii Kurmay Başkanı Selahattin Adil, Kemal’in, Arıburnu’nda düşmanın denize döküldüğünü resmen rapor etmesine karşın bunun doğru olmadığını yazıyor. Daha sonra Kemal Paşa ile çok yakın ilişkilere giren Fahrettin Paşa, bıraktığı anılarında, elinde dört alayın olmasına karşın Kemal’in düşmanı denize dökmemesine Enver’in çok sinirlendiğini anlatıyor. Daha da önemlisi, Gelibolu’da Liman Paşa’dan sonraki en önemli…
-
Gelibolu Savaşı’nı bir yarbayın hanesine yazmak, tarihin tam bir falsifikasyonu ve aklın tümden bozulması demek oluyor. İkincisi, bu durum, Anzakların Türk askerlerine karşı nefret ve korkusunu artırıyor. Sf; 83 Bir komutan savaşı olmayan bir savaşta bir ihtiyat tümeninin komutanının bütün birlikleri aşarak, savaşı kazanmak ve kahramanlık iddiasında bulunmasını hiç bir ciddi tarih yazıcısının ciddiye almasını…
-
1836 yılında Osmanlı Ordusu’nda Yüzbaşı Moltke, “eğer Dardanel’de toplar uygun bir tertipte yerleştirilirlerse hiç bir donanmanın Boğaz’ı geçmeye cesaret edebileceğini sanmıyorum” diye yazıyor. Yıllar topların yapısını ve menzillerini iyileştiriyor. Dardanel’e hücum ederek Boğaz’ı geçmenin çok zor olduğu 1914 yılında Birinci Savaş boşladığı zaman da biliniyor; ancak bu savaşta müthiş bir anti-Türk çizgi izleyen Churchill, Osmanlı…
-
İki: Mustafa Kemal Gelibolu’da görev yaptığını belirtiyor ve hiç bir kahramanlık iddiasında bulunmuyor. Bu, daha önce yazdıklarımı doğruluyor; Mustafa Kemal’in Çanakkale’de kahramanlık öyküsü, Çanakkale Savunmasından çok sonra ve Mustafa Kemale karşın besteleniyor. Önce Çanakkale’de kahramanlığın Esat Paşa’ya ait olduğunu belirten Mustafa Kemal daha sonra bunu kabul ediyor ve daha sonraki tarih yazımı da buna göre…
-
15 Mart 1915 tarihinde Çanakkale’de topçu komutanı Selahattin Adil Paşa’nın, Gelibolu’da Yarbay Kemal Bey’in bağlı olduğu Kolordu Komutanı Esat Paşa’nın sadece bir bölümü yayınlanan anılarında ise olumlu bir resim vermiyor; hem Selahattin ve hem de Esat tasfiyeye uğruyor. Çanakkale’de diğer Kolordu Komutanı ve Kafkasya kahramanı Vehip ise, Kemal’in hışmına uğramamak için, İngilizlere yakalanmamak üzere bir…
-
Anadolu’ya görevle gönderildiği zaman, 1919 Mayıs ayında, İstanbul’dan ayrılmadan önce işgalci Büyük Britanya Yüksek Komiserini ziyaret etmesi son derece düşündürücüdür. İyi beslenmemiştir; yoksul bir aileden geldiği için cılız bir vücudu var. Sık sık hastalanıyor; kendisini önemsediği için her fırsatta hastaneye yatmaktan geri kalmıyor. Trablus’ta işgalci İtalyanlarla karşı savaşmak için giden pek çok sayıda «gönüllü» subay…