Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları 1 – Kâzım Öztürk
-
Teorik bakmak nedir? Darbe’nin başında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç vardı, İbrani asıllıdır. Bir darbe, bir Yahudi’yi başbakan yapar mı? “Naim”, Naomi, “hoş” demek olup, İbraniler tarafından da taşınıyor. Talu’dan ise, son sinegog baskınında ölenler vardı. Sf. 374 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 374) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kurtlar ile birlikte uluyorlar. Kurt sürüsünün içine düşen çakalların yöntemidir, yoksa yem olurlar. Sf. 296 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 280) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ermenistan’da Türk Kuvvetleri Umum-Müfettişi Nogales Bey, Ermenilere verilen acıların birinci derecede sorumlusu olarak Halil Paşayı işaret ediyor; biz Halil Paşa’yı, Kut-al-Amara Kahramanı olarak biliyoruz. Sf. 215 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.
-
Price’ın anlattıkları arasında başka masallar da var. 1938 yılındaki cenazede bulunmuş, hemen önce de gelmiş, Gazi’de, en kibar sözcükle gerileme teşhis etmektedir. Otuzlu yıllarda önemli hiçbir işle uğraşmadığı ve hep manevi kızlarıyla vakit geçirdiğini haber veriyor. Manevi kızlar ise Paris’ten giyiniyorlar ve Paşa Hazretleri bunlarla oynamayı seviyor; bir Ankara akşamı yüzme havuzunun başında eğlenirlerken birden…
-
Yurttaşı küçümsemek kendini küçümsemektir. Sf. 274 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye Gidiyoruz? – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 274) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ruh kavramının kendisi de hayli karmaşık bir düşünce ürünüdür. Muhtemel olarak, ölüm olgusunu kabul edememekten doğmuştur. Nitekim mezarlara konulan eşyaların da gösterdiği gibi, ilk ruhların her bakımdan cismani olduklarına inanılıyordu. Ama hayattayken kabilenin üyesi oldukları için, öldükten sonra da onunla ilişkilerinin sürdüğü farz olunuyordu. Sf. 109 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2.…
-
Dil ile beyni birbirinden bu denli ayırmanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Dil ile beyin arasında çok yakın iki ilişki var; dil, insanlığın en büyük soyutlamasıdır. Beyin, soyutlayabilmek için var oluyor. İkincisi, dil, eyleme dönüşmüş düşüncedir. Düşünme, beynin temel işlevidir. Eylemsizlik, temel işlevi köreltir; dil, yazılı ve sözlü, çalışmadığı sürece, beyin de işlevlerini unutabiliyor. Sf. 8 Alıntı;…
-
(Yazar, Bedrettin’in eseri Varidat’tan alıntı yapmış;) “İnsanların bazısı bazısına, bir kısmı gümüş ve altına veya büyüklüğe ve azamete, bir takımı da yenilecek ve içilecek şeylere tapıyorlar da Allah’a ibadet etmekte olduklarını sanıyorlar. ” Sf.113 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 113 ) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kadınlar ancak özel durumlarda sinagoga giderdi, üstelik balkonda yer alırdı, basit seyirciler olarak: Tanrıyla kelam erkek işiydi. Sf. 237 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 237) kitabından birebir alınmıştır.
-
Rum tercümanların yerini Yahudiler alıyordu. Bir sonraki komploya kadar. Sf. 74 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.
-
Hakkında kitap yazdılar, Rize’de hâlâ çok Yahudi ve Kasımpaşa’nın önemli bir yerleşim merkezi olduğunu hiç yazmadılar; Emine’nin ise evlilik öncesi soyadı sır olmuştu, belki de yoktu ve sonunda “Gülbaran” taşındığını tespit edebildim. “Gül-baran” bir onomastique harikadır, hem “Gül” ve hem de “Baran” var. Kürtçe “yağmur” anlamında “baran” sözcüğü var, “baran barane”, yağmur yağıyor, anlamına geliyor,…
-
O tarihte sinema sektörü, “Selanikli” tabir ediliyordu, başta İpekçiler olmak üzere Selanik’ten gelen ailelerin elindeydi, Nâzım’a iş veriyorlardı; İhsan İpekçi ile yakınlığı olduğunu biliyoruz. İpek sineması, İhsan İpekçi’nindir. Bir büyük transformasyona ihtiyaç duydular ve Nâzım Hikmet’i bahane ettiler. Önemli olan, genç subayların okumalarını durdurmaktı; başka bir şey görünmemektedir. Sf. 309 Alıntı; İsyan II – Yalçın…
-
Fazlullah adeta bir ilahi elçi gibi davranmak istemişti. Hatta tekbirlerde “Eşhedu en Lâilâhe illa Fadlullah” denmesini istemiştir. Fatih Sultan Mehmet zamanında saraya kadar Hurufiler nüfuz etmiştir. Fatih de Hurufileri sempati ile karşılamıştır. Bunun zararlı sonuç vereceğini düşünmüş olan Vezir Mahmut Paşa ve Fahrettin Acemi Fatihi ikna ederek Hurufileri ağır bir biçimde cezalandırmışlardır Hurufiler toplatılarak, Edirne’de…
-
Demek ki Tevrat’a dayanarak Kutsal Kral Sabetay Sevi’nin, bir süre, “İsmail Mehmet Türkî” çağrılacağı bile iddia edilmişti. Sf. 212 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 210) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Dukas;) “Halil Paşa iki sebepten dolayı Hıristiyanların dostu idi; birincisi kendisinin insaniyetperver ve halim tabiatta bulunması, diğeri rüşvet kabul etmesidir. Ellerinde ayna gibi parlayan altınlar getirip de kendisi ile konuşmak isteyen bir kimse, ağzına gelen en ağır sözleri korkmadan kendisine söyleyebilirdi.” Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim…
-
Bayezid’in Eyalet Vâlisi oğullarını İstanbul’da yapacağı büyük bir sünnet düğününe dâvet ettiği anlaşılıyor. Oğullar, Bayezid’in bu sünnet düğününde biri hâriç diğerlerinin hepsini öldüreceği sonucuna varıyorlar. Oğullarından hiç birisi, Bayezid’in dâvetine katılmıyor. Sf. 58 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.
-
Muhammed cinselliğin zevklerini sadece erkeklere ayırmış ve kadını köleleştirmişti. Hıristiyanlar ise hem erkeğin hem de kadının cinselliğini lânetliyordu. Sf. 376 Alıntı; Alamut’a Dönüş (Güvercinin Gerdanlığı) – Ernst W. Heine, (Yurt Yayını, Sf. 376) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yeniçeriler arasında Hazineden bir akçe bile irtikâp eden, bütün Ocak tarafından merdud (kovulmuş, reddedilmiş) sayıldığından buna meydan vermemeye son derece dikkat edilirdi. Yeniçeriler en bozuk devirlerinde dahi böyle bir küçüklüğe tenezzül etmemişler. Sf. 424 Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 424) kitabından birebir…
-
Bazirgân; Ocağın mali işlerine bakan bir idare memuru olup her vakit gayrimüslimlerden tayin edilirdi. Çok zamandan beri bu kârlı vazifeye Zonona nâmında bir Musevî ailesinin sahip bulunduğu. Sf.407 (259 – Kapıkulu Ocakları 1 Cilt – İsmail Hakkı Uzunçarşılı – Sf. 407) (Osmanlı – Siyasi – Yahudi – Yeniçeri) Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve…
-
Lüzum ve ihtiyaca göre üç – beş senede ve bazen daha uzun bir zamanda, Hıristiyanlardan sekiz, on ile on sekiz nihâyet yirmi yaş arasındaki çocukların sıhhatli ve kuvvetlilerinden Acemi Oğlanları alınmaya başlandı. Sf. 14 Her Kadılıkta yani Kaza’da tellallar vasıtasıyla köylere kadar yapılan ilanlar mucibince Hıristiyan çocukları başta Papazları olarak babaları ve vaftiz defterleri toplanma…