Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Bakkal Defteri

Bu kategorideki yazılarda, bakkalın notları ve yorumları bulunmaktadır.

  • Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarında, Teşkilât-ı Mahsusa (1) ile Çerkezlere güvensizliğin ayni tarihli olması da var; bu bile, Teşkilât-ı Mahsusa ile Çerkez siyasî aktivitesini özdeşleştirmeyi telkin etmektedir. Ayrıca, teşkilâtın bili­nen üç başkanı olmuştur; bunlar, Süleyman Askeri, Eşref Kuşçubaşı ve Hüsamettin Ertürk idi. Bunlardan birincisi, işin başında ve Irak’ta öldü, üçüncüsü, teşkilâtın fiilen olmasa bile resmen lağvedildiği…

  • Kemal Paşa’nın tarihsel misyonuna, başlamış olan mukavemet hareketlerini dağıtmayı görev kabul ederek çıkmış olduğu, tarihsel kayıtlara göre kesindir; kuşkusuz, burada, hırslı ve tarihsel şansını denemek için uzun yıllar beklemiş Paşa’nın, İstanbul’dan Samsun’a üstelik güven verecek geniş bir maiyet ile gelebilmek için, böyle bir hilei şeriye’ye muhtaç olduğunu ileri sürmek mümkündür.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük,…

  • Roy, (1)… Enver’in İngiliz üniformaları içinde öldüğünü ekliyor, bu, başka hiçbir kaynakta olmayan bir iddiadır. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.   BAKKAL’IN NOTU (1) (2022): Manabendra Nath Roy (1887-1954); bilinen adıyla Roy, Bengal kökenli Hint devrimci, anarşist ve aktivist. Meksika ve Hindistan Komünist Partileri’nin…

  • Enver Başbakanlığı birkaç arkadaşı ile bastığı zaman, Başbakan yapacağı Paşa’yı yanlışlıkla öldürdüğü zaman bile, yolunda tereddüt etmeyen bir revolüsyoner – nasyonalisttir.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2022): Manabendra Nath Roy (1887-1954); bilinen adıyla Roy, Bengal kökenli Hint devrimci, anarşist ve aktivist.…

  • Roy, Enver’in, ikâmetine verilen eski köşkte, normal zamanlarda da şık ünifor­masını çıkarmadığını, çevresiyle pek konuşmadığını, hâlâ eski görkemli dünyasında yaşar göründüğünü kaydediyor.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 26) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2022): Manabendra Nath Roy (1887-1954); bilinen adıyla Roy, Bengal kökenli Hint devrimci, anarşist ve…

  • “Bir gazeteci olarak Hamid’in saltanatını izlemiş olan Gaulis, Hamid’in, saltanatının ilk yir­mi yılında, bütün dünyada, “çok asil ancak kendisini biraz nankör bir hizmete hasretmiş, ilerle­meden yana, liberal bir hükümdar” olarak kabul edildiğini kaydediyor. Gaulis, 1882 yılında, Fransız Meclisi’nde bir milletvekilinin, “aydınlanmacı prens, çalışkan, halkı tarafından sevilen, bugün imparatorluğu büyük bir bilgi, fedakârlık ve yüksek dirayetle…

  • Eleştirmeyen ilgiyi ve şiddeti içermeyen sevgiyi anlamakta güçlük çekenlerdenim. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, Sf. 543) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2014): Sevgisinde şiddet, ilgisinde tenkit olmayan ahmaktır sözü de Hoca’nın.

  • Bu tartışmada en büyük yanlış, Yahudi – Sabetayist partisinin, İslâm’a karşı olduğu savıdır; kesinlikle yanlış olduğunu belirtmek durumundayız. Bu parti, İslam’a değil, Arabist İslam’a karşı ve hatta bunun düşmanıdır; bunun anlamı da, Arap dünyası ile bağlantısını kesecek her türlü dine ve özellikle İslâm’a tümüyle destek olmaktır. Bu nüansı saptamadan Sabetayizm tartışmasının Türkiye’de İslâmcı akımları ikiye…

  • G.G. Scholem “Gizli Yahudi Cemaati; Türkiye Dönmeleri” başlıklı önemli açıklamasında, şunları da yazıyordu; “1800’lerde İzmirlilerin lideri Derviş Efendi’nin yalnız büyük bir Kabalist değil, aynı zamanda açıkça kadın değişmenin mistik doktrinini ve Zina Ayinini savunmuş olduğu, 1900’lerde dönmeler arasında hâlâ söylenmektedir. Hatta o, bu uygulamaya, Zohar ve Kabbala’da temel bulmaya çalışmış olmalıdır. Neşretmiş (yayımlamış) bulunduğumuz manüskritler,…

  • Sol ile ilgili olarak üç gelişmenin izlendiğini çıkarabiliyoruz; birincisi, içinden ve birden bire kavgaların başlamasıdır. İkincisi, solda önemli bir yer tutan Sabetayistlerin, sol’u, yavaş yavaş boşaltmasıdır. Üçüncüsü; dışından çok acımasız ve öldürücü bir baskı ile karşılaşmasıdır. Her üçünün de zamana yayıldığını ve 1973 İsrail – Arap savaşından sonra da şiddetlendiğini görüyoruz.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın…

  • Prof. İhsan Doğramacı’nın ana dilinin İbrani olduğu, annesinin babasının adının Mehmet Ali Kırdar, annesi İsmet Kırdar, dayısı Lütfi Kırdar. Doğramacı anlatıyor; “O zamanki gizli servisin, Doğramacı’nın “Müslüman” olmadığı ve karısının da “Türk olmadığı” için profesörlüğünün engellendiğini, bu sırada MİT’in başında İlter Türkmen’in babası Behçet Türkmen var. .. Başbakan rahmetli Adnan Menderes’in yerinde müdahalesi ile engelin…

  • Nazım Hikmet’in Şeyh Bedrettin’i çok abartılı ve önemli ölçüde yanlış sunduğu görüşünü burada hatırlatıyorum; bu kalkışma Komünizan olmaktan çok üç kitabî dinden bir din çıkarmaya yöneliyordu ve ayrıca bütün ilkel dinlerin hem bir cinsel özgürlük ve hem de Komünizan terörü olduğunu bilmek zorundayız.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 178)…

  • Sabatayizm ile masonluk arasında bir içiçelik var. Bu hem doktrin cephesinde ve hem de pratikte kendisini gösteriyor. .. Masonların Sabatayistler tarafından yönetildiklerini saptayabiliyoruz.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN BOTU (2003): Bu iddia 50 yıldır İslamcı kesim tarafından dillendiriliyordu, Hoca, o kesimi okumadığından bunun farkında…

  • Ankara tarihin çok eski zamanlarından beri Yahudi Cemaati barındırıyor. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2003): Mehmet Ağar Ermeni olabilir, Hoca konuyu incelemiş.

  • Diasporada yaşayanların iki ismi olmaktadır; birisine “gentile” isim deniyor, Musevî olmayan anlamındadır ve bir de İbranî isim olması zorunludur. Sf. 90 Osmanlı’da tutsak alınan Hristiyan çocuklarına da baba adı olarak “Abdullah” yazılıyordu, mezar taşına da. Fatih’in annesinin babasının adı da Abdullah olarak yazıyordu, demek tutsak bir cariyenin oğludur. Bu, Osmanlının ilk dönemlerinde Yeniçerilerin tümünün baba…

  • Türklerde din değiştirmelerin hep politik gerekçelere dayandığını ve bu nedenle Türklerin hiçbir zaman bir dinin bağnaz taraftarı olmadıklarını da biliyoruz. Orhan adı da pagan Tatarlardan alınıyor. Orhan’a gelince Müslümanlığını çok yüzeysel saymak zorunluluğu var. Bir kez Bursa’yı alınca, çevredeki Roma topraklarında, ne kadar Yahudi oturuyorsa bunları Bursa’ya çağırdığı bilinmektedir; o kadar öyle ki, gelen Yahudilere…

  • 1916 yılında Oxford Üniversitesi yayınevi tarafından çıkartıldığında deprem etkisi yaratan Gibbons, Osmanlı’nın pek çok zaman ileri sürüldüğü üzere bir Türk kabile tarafından değil birçok dinden ve kavmin karışmasıyla oluşan yeni bir millet tarafından kurulduğunu ileri sürüyordu. Sf. 73  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU…

  • 19 Aralık 1997’de Beyaz Saray’da Clinton ile yapılan anlaşmaya göre;         “Olağanüstü hâl kaldırılacak, boşaltılan köylere yeniden yerleşim, ifade özgürlüğünün genişletilmesi, işkence suçunun cezalandırılması, siyasi partiler üstündeki baskı ve kapatma tehdidinin son bulması, İnsan hakları savunucusu kişi ve kuruluşlara bakı yapılmaması, cezaevlerindeki politikacı ve gazetecilerin serbest bırakılması, ABD’den alınacak silahlar için angajman kurallarının belirlenerek kullanımının…

  • Ferit Paşa’nın 1920’nin 16 Ekimindeki istifasının hemen ertesi günü, İtilaf Devletlerinin İstanbul’daki Yüksek Komiserleri, Padişah’a yaptıkları toplu ziyarette Vahdettin’den Anadolu ile anlaşabilecek bir hükümet kurmasını rica ettiler. … Sadarete Tevfik Paşa getirildi. (1) Sf. 221 Alıntı: Şahbaba – Murat Bardakçı, (Sf. 221) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2002): Tevfik Paşa gereğini yaptı; Milliciler ile…

  • 12.9.1919 tarihli antlaşma; İngiltere, Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğünü ve Hilafetin İstanbul’da kalmasını kabul edecek, buna karşılık … İngilizler Osmanlı topraklarının istedikleri yerlerinde himâye (manda) kurabilecek, Babıâli Mısır ile Kıbrıs üzerindeki tüm haklarından vazgeçecek, bağımsız bir Kürdistan’ın kurulmasına karşı çıkmayacak, Padişah.  … Hilafetin manevi gücünü gerektiğinde İngiltere’nin lehine kullanacak ama bu husus gizli tutulacaktı. Sf. 151…