Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Bakkal Defteri

Bu kategorideki yazılarda, bakkalın notları ve yorumları bulunmaktadır.

  • (26 Temmuz 1922 tarihli gizli celsede Yeni bir İstiklâl Mahkemesi kurulması görüşülüyor:) Ragıp Bey (Kütahya): “Avrupa da böyle sizin gibi söylüyor.” Hüseyin Avni Bey: “Evet ben Yunanlıyım, teşekkür ederim… Jandarmanı tesis et, Hükümetini tesis et. Daha kendimize güvensizlik yapıyoruz. Adliyeye güvenim yok diyen bir millet (konuşma gürültülerle kesiliyor)”  devamla “Nasıl üç kişi ile bu memleketi…

  • (22 Temmuz 1922 tarihli gizli celsede Nihat Paşa’nın yolsuzluğu görüşülüyor:) Lütfi Bey (Siverek): “…efendiler bugün bendeniz Kürdistan mebusuyum… Fransız ordusunu Urfa’da mağlup eden, gerçekte, asi dediği Kürt askerleridir. .. Nihat Paşa’nın askerleri sayesinde değildir. … Büyük Millet Meclisi bütün Müslümanlardan Bedeli Nakdi (Askerlik yerine bedel ödemek) alınmasını reddettiği bir sırada Nihat Paşa hangi yetkiyle Müslümanlardan…

  • (17 Temmuz 1922 tarihli celsede Pontus meselesi ve deve yolsuzluğu görüşülüyor:) Dursun Bey (Çorum): “… Amasya İstiklâl Mahkemesince Pontus meselesinden dolayı idam edilen Aleksandors’un Çorum’da 160 küsur devesi vardı. Tabiidir ki Amasya İstiklâl Mahkemesi mallarının devlete gelir kaydedilmesine karar verdi. Hükümet te buna vaziülyed etti (el koydu). Bir müddet (zaman) sonra buradan Arslan Arif Bey’e…

  • (15 Haziran 1922 tarihli gizli celsede Suriye görüşmeleri:) Hüseyin Avni (Ulaş) Bey (Erzurum): “Efendim, arzı malumat (bilgi sunma işi) mezar taşlarına olur. Biz mezar taşı değiliz. Bizim burada Hükümetin yetkisini aşıp aşmadığını araştırmamız gerekir. .. Milletin geleceğini sizlere değil, on katınıza dahi bırakmak yetkisi bizde yoktur…. Aylarca önceden söylediğim gibi çok acele komisyonlar kurup, siyasi,…

  • (10 Haziran 1922 tarihli gizli celse. Söke İtalyanlar tarafından 13 Nisan 1922 de boşaltılmış.) Ali Şükrü Bey (Trabzon): “… Eli silah tutanların (yani Rumların) dâhile sevki için emir verildiğini beyan buyurdular, doğrudur.” (1) Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları III – (İş Bankası Yayını No:267 – Sf. 379-381) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (1995): Dönemin…

  • (6 Mayıs 1922 Başkumandanlık Kanunu görüşmeleri:) Mustafa Kemal Paşa: “Bizim Meclisimiz dünyanın en demokrat bir Meclisi’dir. Şükrü Efendi (Mehmet Şükrü Bey) bilsin ki millet onun gibi düşünmüyor. Şükrü Efendi’nin dediği gibi komedya oynatmıyoruz. Efendiler Başkomutanlığın gereğini ve gereksizliğini Şükrü Efendi ve arkadaşlarının takdirine ihtiyaç yoktur. Şükrü Efendi ile arkadaşları Ordunun yalnız inhilaline (çökmesine) yardım eden…

  • (4 Mayıs 1922 tarihli gizli celsede Başkumandanlık kanununun süresinin uzatılması görüşüldü:) Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “Aleni bir kanunun gizli görüşülmesinin anlamını arkadaşlarımdan sorarım. Bir Başkumandanlık Kanunu var, bir takım yetkiler veriyoruz. Bu yetkiler hakkında, aleyhinde idare-i kelam etmek (eleştirel konuşma) yasak mıdır? Hayır. Binaenaleyh (bundan dolayıdır ki) bu idare-i kelam bir milletin ispat-ı rüştüne (geliştiğini…

  • (14 Ocak 1922 tarihli gizli celsede İstiklal Mahkemeleri görüşülüyor) Hakkı Hami Bey (Sinop); “…  Konya’nın ilçelerinden 60 yaşında bir adam, sorduklarında bu adamın rehin olduğunu söylüyorlar. .. Adamın oğlu asker kaçağı imiş, adamı yakalıyorlar,. Hapsediyorlar… Mahkemenin beyannamesinde diyor ki; birisi askerden firar ederse akrabaları sıraya konulacak ve bunlara eziyet edilecek. Ve ayrıca köy ihtiyar heyetinden…

  • (27 Aralık 1921 tarihli gizli celsede cephenin durumu görüşülüyor:) Refet (Bele) Paşa (İzmir) (Milli Savunma Bakanı): “.. Bendeniz Başkumandanlığı nasıl isterdim? Cephenin gerisinde çadırını kurmuş, gece gündüz ordunun halini düşünüyor… Başkumandanımızı bir gün Meclis’imizde, bir gün Ukrayna sefarethanesinde (büyükelçiliğinde), nutuk irat ediyor (nutuk veriyor), bir gün M. Briyon’un hututu esasiyesince düşünür… İsmet Paşa Hazretlerinin kafası…

  • (13 Nisan 1922 tarihli gizli celsede tekâlif görüşülüyor:) BAKKAL’IN NOTU 81996): Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var. BAKKAL’IN NOTU (1995): Mustafa Kemal Başkumandan olarak hükümete bir tezkere yazıyor ve 12 Nisanda, ülkenin içinde bulunduğu durumu anlatarak mali kaynaklar bulabilmek için kendisine yetki verilmesini…

  • BAKKAL’IN NOTU (1994): Seçim bölgelerinin eski adları: Canik (Samsun), Ertuğrul (Bilecik) Kangırı (Çankırı), Karahisarısahip (Afyonkarahisar), Karahisarı Şarki (Şebinkarahisar), Karesi (Balıkesir), Lazistan (Rize), Menteşe (Muğla), Saruhan (Manisa) Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 423) kitabından birebir alınmıştır.

  • (14 Kanunuevvel yani Aralık 1921 tarihli gizli celsede askeri durum görüşülüyor:) Mustafa Durak Bey (Erzurum): “Efendiler Afyon harbini unutmayınız. O harpten önce yine hükümet adına bu yüce kürsüden Fevzi Paşa Hazretleri: Ordumuz demir gibi duruyor, biz bekliyoruz, eyvah niçin gelmiyorlar, biz hazırız, kafalarını parçalayacağız, diyordu… Biraz sonra da “Efendiler vaktimiz kalmadı, kaçınız, burada ancak sekiz…

  • (12 Nisan 1920 tarihli gizli celsede mali durum ve Tekalif görüşülüyor. Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.) Cemil Bey (Kütahya): “Müskirat (alkollü içecekler) Kanununun tatbikinden sonra 80 ila 150 kuruşa satılan içki, 400-700 kuruşa kadar satıldı ve içildi ve bundan yine çoğunluğu Pontus’çu,…

  • (29 Ekim 1921 tarihli gizli celsede asayiş ve Sakallı Nurettin Paşa ve Topal Laz Osman konuşuluyor:) Osman Bey (Lazistan); “Merkez Ordu Komutanı Nurettin Paşa tarafından, kadınların, çocukların tehciri (hicret ettirilmesi, zorunlu göç ettirilmeleri) meselesi bütün mıntıkalara emrediliyor. Bunu haber alan Samsunlular Samsun aydınları ve Müdafi Hukuk Heyeti, Belediye, Müftü… doğrudan doğruya Mustafa Kemal Paşa’ya başvurarak…

  • (29 Ekim 1921 tarihli gizli celsede ordunun durumu, asker firarları ve İngilizlerden silah alımı görüşülüyor:) Refet Paşa (İzmir) (Milli Müdafaa Vekili); “.. Sakarya Harbinde de hiç olmazsa otuz bin kişi firar etti ve Refet Paşa otuz bin tüfeği buldu, yerine koydu. Oradan aldı, buradan aldı, İngilizlere başvurdu, casusluk etti ve ordu tekrar savaşa hazır hale…

  • (5 Ekim 1921 tarihinde Koçgiri ve Ümraniye ile Karadeniz’deki Rum tehciri görüşülüyor:) Vehbi Efendi (Konya); “Hükümetçe tedibi (terbiye edilmesi) gereken on dört köy yerine yetmiş-seksen köy mahıv ve perişan olmuş.” Ziya Hurşit Bey (Lazistan); (1) “.. Nurettin Paşa Rum tehciri (zorunlu göçürmesi) sırasında Samsun’un içinde bunlar için gayrimesul (sorumsuz) çeteler yapılıyordu. Bunun üzerine Rumlar dağlara…

  • (4 Ekim 1921 tarihli gizli celsede Koçgiri ve Ümraniye olayları görüşüldü:) Emin Bey (Erzincan); “.. Ümraniye meselesi şu şekilde olmuştur. Karacaören Nahiyesinde eskiden beri bilinen on sekiz ile yirmi kişi, eşkıyalık ettiklerinden birkaç kez mahkûm olmuşlardı. .. Alişir adındaki habis (kötü huylu) adam bu eşkıyalığa bir siyasi renk vererek … bundan yararlanmak için kalemi ile…

  • (5 Ağustos 1921 tarihli gizli celse:) Emin Bey (Eskişehir); “Memleketi Yunandan, düşmandan kurtarıp ta böyle bir müddet için kendisi diktatör olarak iş yaparsa ben bunda memleket için fayda görürüm. Hatta bendeniz, padişahlıktan yüksek bir makam olsa dahi veririm.” (1) Mustafa Bey (Tokat); “Aldandın!”….  Rıza Nur Bey (Sinop); ” …Biz adeta bir padişah seçiyoruz. … Hâlbuki…

  • (11 Ağustos 1921 tarihli gizli celsede Jandarmanın durumu görüşülüyor:) İsmail Şükrü Efendi (Karahisar-ı Şarki); “Efendim jandarmalardan ahali (halk kelimesinin çoğulu) nefret etmiştir. … Çünkü jandarmalar şimdiye kadar köylerde birer irtişa (rüşvet) aleti, hırsız ocağı olmaktan başka bir şey değildir. … Bir taraftan bir tarafa bir tarafa bir kumandan naklederken yirmi bin lirayla oynuyor… Jandarma hırsız…

  • (4 Ağustos 1921 tarihli gizli celse:) Selahattin Bey (Çolak Selahattin) (Mersin); (Mustafa Kemal’in başkumandan değil de başkumandan vekili olmasını uygun buluyor.) “Yani milletin hâkimiyetini, milletin kudretini, milletin kendisinde saklamak istiyorum. O’nun başkumandanlığı altında milletin işini gördürmek istiyorum. Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “ … Ben Başkumandan Vekili Mustafa Kemal Paşa diye bir imza atarsam zannediyorum ki…