Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Bakkal Defteri

Bu kategorideki yazılarda, bakkalın notları ve yorumları bulunmaktadır.

  • (4.7.1920 tarihli TBMM Gizli Celse. Üç gizli celse yapılmış, ilkinin zabıtları yani tutanakları var son iki celsenin zabıtları yok! 5 Temmuz’daki gizli celsenin baş ve son kısmının zabıtları yok.) Vehbi Efendi (Konya); “Efendiler! Köylü yedi senedir, yetmiş senedir, yüz yetmiş senedir kasaba eşrafı (şereflileri, önde gelenleri) adına öle öle usanmış! Canı boğazına gelmiş. Onlar, dostlar…

  • (Haziran sonundaki büyük bozgundan sonra İsmet Paşa Meclis’in bu ilk gizli celsesinde (oturumunda), işgalden korkulmamasını, işgal genişleyince de küçük harp yani çete harbi yapılacağını söylüyor:)       Süleyman Sırrı Efendi (Yozgat); “Soyguncu Başkanı Edip Bey ile görüştük…. Edip Bey bana bir soru sordu ‘Siz orada geçici bir hükümet kurdunuz, başkentten vazgeçtiniz, Padişah’ı unuttunuz, sonra biz padişahı…

  • “I. Meşrutiyetin Meclisi olan Meclis-i Mebusan’da (1877), 93 Rus Harbinde Ermenilerin Ruslara yakınlaşması görüşülürken Halep Mebusu Ermeni Manok Karaca Efendi: “Ben, Hıristiyan ve Osmanlı mülkünde bulunan Hıristiyanların büyük kısmı olan Ermeni Milletinden bulunduğum için, umum Hıristiyanlara da dâhilim (genel Hıristiyanların da içindeyim) Ve bu sebeple, bu konuda fikrimi söylemeye hakkım vardır. Ermeni Milleti, beş yüz…

  • “Bizi muhafazaya memur müfrezenin komutanı Fethi Bey (Okyar) söz anlar, aklı başında bir subaydı. (1) “Bu biraderimin emri midir?” “Ordu ve Hükümetin sizden ricasıdır efendim.” “Peki, çoluk çocuğum ne olacak?” “Zat-ı Devletinizin ve evlâdı iyâlinizin (çocuklarınızın ve yakınlarınızın) hayat ve maişetleri devlet ve ordunun kefaleti altındadır.” Cevap verirken Ordu ve Devleti ayırdığına dikkat etmiştim. Ordu,…

  • “Osmanlı Tarihini anlayanlar bilirler ki: Bu ülke kuvvete dayanarak değil, adalete dayanarak kurulmuştur. Eğer Osmanlı orduları gittikleri yerlere adalet değil zulüm götürselerdi bu imparatorluk kurulmadan çekirdek halinde parçalanırdı. Adalet, meşruiyetin (haklılığın) temelidir. Meşruiyet, hükmetmenin mesnedidir (dayanağıdır). Kuvvet meşruiyetin müeyyidesidir (yaptırımı, sağlamlaştıranıdır). Bu halde kuvvet meşruiyete, hükmetme adalete dayanmak zorundadır. Ordu gayesi içinde elindeki gücü kullanırsa…

  • “Bir Osmanlı padişah ve halifesine bomba ile kasteden Ermeni kundakçılarını alkışlamayı vatanperverlik sayan aydınları görünce…. Hiçbir namuslu Ermeni, Padişah’a kasteden eli bombalı ırkdaşına “Şanlı Avcı” diyecek kadar hayâsız (utanması olmayan) olmamıştır.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): II. Abdülhamit’e Ermeni teröristlerce…

  • .. Buna rağmen kendileri ile ilgilendim. Yabancı memleketlerde parasızlık yüzünden bazı şeylere katlanmamaları için, gazetelerini satın almak bahanesi ile büyücek yardımlarda bulundum, bazı kimselerin memleketten para göndermelerine göz yumdum. Yeter ki yabancıların maşası olmasınlar, muhalefetleri yanlış ta olsa namuslu kalsın diye! .. Ahmet Rıza Bey Paris’te Meşveret adı ile bir gazete çıkarmaya başladı. Paris Sefirimize…

  • “Musahibim (padişahın sohbetinde bulunan kişi) evvelki gün Fransızca küçük bir kitap getirdi, adı “Piyer Kiyar’ın Hatırasına” dır. Bana “Kızıl Hayvan: Bete rouge lakabını takan bu Piyer Kiyar mış. Lakabı duymuştum da ortaya atanı bilmezdim. .. yazanlar Aharonyan ve Çobanyan’dır. Aharonyan efendi ve Mösyö Çobanyan’da ağız birliği edip allandıra ballandıra anlatıyorlar ki: Piyer Kiyar 1893 yılında…

  • “…bana bir mektup gönderdi…”Kanun-u Esasiyi (Anayasa’yı) ilandan maksadımız, Saray’ın istibdadına (baskısına) hitama (son verme, hitam: son, hatim: sonuna kadar) Zat-ı Şahanelerine vazifelerini öğretmektir.” diyordu. Mithat Paşa’nın İngilizlere satılmış olabileceğine inanmıyorum.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2007): Sadrazam’ın Padişah’ına yazdığı mektup, Cumhuriyetin…

  • “Türkiye’de yılda ancak 25 adet eser basılıyormuş. Yeni yazı ile gazeteler her gün bir miktar daha az satılıyormuş.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi,1967- Sf. 1749) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “15 Teşrinisani (Ekim) 1931 İstanbul’da radyo moda imiş. Her yer gibi gece yarısı kapanıyormuş. Fakat bazen Mustafa Kemal gece yarısından sonra istiyormuş. Polisler sanatçıları evlerinden toplayıp çaldırıyorlarmış. .. Zonguldak madenini ve Mühendis Okulunu kapatmışlar.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ yayınevi,1967- Sf. 1744) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında,…

  • “Ankara – Kayseri treni 15 günde bir gidiyormuş ve içinde ancak 15 yolcu bulunuyormuş. Onlar da memurlarmış. Herkes otomobil ve otokar (kamyon) ile gidiyormuş.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi,1967- Sf. 1750) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “20 Temmuz 1931 tarihli Milliyet başmakalesini okudum. İstanbul’da Alman Bankaları iflas ediyormuş, bizim hükümet bunların alacaklarını zamanından önce vermiş, başka yardımlar yapmış iflastan kurtarmış. Gazete buna; “İşitilmiş şey değildir! Bu şimdi İsmet Paşa Hükümeti’ne nasip olmuş bir mazhariyettir (yardımseverliktir).” diyor… İsmet ve kambur kardeşinin, Siirtli Mahmut, Kılıç Ali, Bozok Salih ve emsalinin (Bunlar gibilerinin) Doyçe…

  • “2 Ağustos 1931 tarihli Milliyet geldi. Feci haber, bu sene Avrupa’ya eğitime öğrenci gönderilmemesine karar verildiğinin Ankara’dan haber alındığını yazıyor. Bu sene İran Avrupa’ya bin öğrenci gönderiyormuş, buna karşılık biz sıfır. Hâlbuki Yalova’ya milyonlar yine sarf ediliyor. Yine milyonlar sarf edilerek Mustafa Kemal’e Çankaya’da bir saray yapılıyor.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur…

  • “24 Haziran 1931 tarihli Milliyet geldi. Falih Rıfkı hükümete muhalefetin dal-budak saldığını söylüyor ve “Bu millet nankördür. Dumlupınar’ı, Lozan’ı unuttu!” diyor. 26 Haziran tarihli Milliyet’te de muhalif gazetelere açıkça “alçak!” diyor.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1721) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu…

  • “14 Haziran 1931 tarihli Milliyet geldi. Başmakalesinde şu var; “..parti gurubunda memurların durumu hakkındaki görüşmelerden de anlıyoruz ki, 1930 yılında memur maaşları olarak 65.550.000 lira sarf ettik. Bu para 222 milyon liralık bütçenin % 34’ünü, İngiltere’de bu oran % 7.5, Almanya’da ise % 8 oluyor.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi,…

  • “20-21 Mayıs 1931 tarihli Milliyet’te Hazine-i Evrak’taki (Devlet Arşivleri dairesindeki) evrakı (belgeleri) fersude (yıpranmış, erpimiş) evrak olarak Maliye Bakanlığı satmış! 200 balya imiş. Tabii 5-10 lira gibi önemsiz bir şeye satmıştır. Bu evraklar arasında önemli tarihi belgeler olduğu malumdur (bilinen şeydir). Bu bir büyük cinayettir. Bu cinayeti Maliye Bakanlığı yapmış, Bakan Mustafa Abdülhalik’in emriyle satılmış.…

  • “19 Mart 1931 tarihli Milliyet’te bir komisyonun daireleri gezip Arap harfleri ile yazılı kıymetli evrakı yaktırdığı yazılı. 2 Nisan 1931’de Milliyet’te çıkan bir istatistiğe göre 1928-1929 yılında bütün okullardaki öğretmen adedi; 18.483 olup13.635’i erkek, bunların 15.750’si ilkokullarda 2.248’i ortaokullarda, 485’i yüksekokullarda imiş. Öğretmen adedi 4 yılda 2.234 adet artmıştır. Bence ehil olanlar %10’u geçmez.” Alıntı:…

  • “İstanbul’da çok zengin bir adam kulampara imiş. Hamama gitmiş, güzel! Bir tellak aramak için. Tam soyunmak üzere iken içeriden “Vurun! Hamamın namusu var! Tellaklara tecavüz ediyor!” diye sesler gelmiş. Adam yanlış yere geldim diye dönecekken, Hamamcı “Efendim gitmeyin, o dövdüğümüz kişi cıbıl (parasız), âleme gösteri olsun diye dövdük onu, bunu zaman zaman yaparız!” demiş. Bu…

  • “Yakup Kadri 28 Nisan 1931 tarihli Milliyet’te bir makale yazmış; Başlığı “Plan”. “CHP’yi programsızlıkla suçlayanlar Büyük Lider’in geçen günkü beyannameleri sırasında dillerini tutmuş olsalar gerektir. Bu veciz (önemli ve değerli söz), vakur (ağırbaşlı), ve civanmerdâne (mertçe, açıkça) beyanname, yalnız alelâde (sıradan) bir parti programı değil, bir ülkeyi yeni baştan bina etmekte olan dehai bir mimarın…