Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Bakkal Defteri

Bu kategorideki yazılarda, bakkalın notları ve yorumları bulunmaktadır.

  • “16 Şubat 1925’de Palu’dan başlayan ayaklanma, Darahini’nin (Genç’in) ele geçirilmesiyle sürdü. Şehir yağmalandı. İsyancılar 3 kola ayrıldılar; bir kol Diyarbakır’ı, bir kol Bingöl’ü, bir kol da Muş’u ele geçirecekti. 21 Şubat’ta ilk kez ordu birlikleriyle karşılaştılar, bir süvari alayını pusuya düşürerek esir ettiler. Halk bunlara yardım ediyordu, ellerinde yeşil bayrak ve Kur’an vardı. 5 Mart…

  • “Cibranlı Halil Bey’in de önayak olduğu “Kürt Teali (Yüceltme) Cemiyeti”nin amacı İngiliz Mandasında (korumasında) bir Kürdistan kurmaktı.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2011): Fevzi Çakmak’ın Karabekir’e söylediğine göre bu Cemiyet Ermenilerin vatan talebine karşı kurulmuş taktiksel bir örgüt.

  • “1878 Berlin Antlaşması’nın 61.Maddesiyle Ermenilere ıslahat, Kürtlere güvenlik teklif ediliyordu….Abdülhamit’in ıslahat yapmak için görevlendirdiği Şakir Paşa her biri 1.200 kişiden oluşan 36 Kürt alayı kurdu. Kurulan bu Hamidiye Alayları, yöredeki Kürt Aşiretleri arasında ve Kürtlerle Ermeniler arasında çatışmalara yol açtı.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri, Prof. Dr. Ergün Aybars, (1993 – Sf.84) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU…

  • “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (Gelişmeci Cumhuriyet Partisi) 17.11.1924’te kuruldu. Genel Sekreteri Ali Fuat Cebesoy (Mustafa Kemal’in Okul ve silah arkadaşı, Selanikli, Sabetayist, Mason, Nâzım Hikmet’in Dayısı), Genel Başkanı da Kâzım Karabekir’dir.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2007): TCF birkaç ay yaşadı, Şeyh Sait İsyanı sonrası kapatıldı…

  • “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda (Anayasa’da) yapılan değişiklikle “Türkiye Devletinin dini, Din-i İslam’dır.” ibaresi kondu.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Oysa 1921’deki Meclis’in çıkardığı Teşkilatı Esasiye Kanununda devletin dini yoktu.

  • “27.12.1923 günü Ömer Lütfi hakkında karar verildi 5 yıl kürek mahkûmiyeti. Gerekçe; Ömer Lütfi’nin Meşrutiyeti (yetkinin meclis ve padişah arasında paylaşıldığı sistemi)  Hilafetin papalık gibi kalmasını istemesi.” Ö. Lütfi Bey “Vatan sağ olsun” dedi. İstiklâl Savaşında Anadolu’ya silah ve cephane yollayan Ali Osman ihbar üzerine “Cumhuriyete ve Mustafa Kemal’e küfrettiği” için bir yıl hüküm giydi.…

  • “Cumhuriyet’in ilanından sonra, 8.12.1923’de Ağa Han ve Emir Ali’nin, Hilafet’in Papalık gibi, kalmamasını isteyen mektubuna istinaden (dayanak yaparak) Başvekil İsmet Paşa, İstiklâl Mahkemesi Kanununu teklif etti ve kabul edildi. Ve bu mektupları yayınlayan gazetelerin sahipleri, yöneticileri ve önemli yazarları mahkemeye sevk edildiler. İlk önce İstanbul Barosu Başkanı Lütfi Fikri Bey gözaltına alındı ve tutuklandı.” Alıntı:…

  • “İsmet İnönü’nün, Lozan dönüşü Meclis’te çok münakaşalar (tartışmalar) oldu. Bir ara Ali Şükrü Bey’e çok sinirlenen Mustafa Kemal, ellerini cebine sokarak üzerine yürüdü.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU: Trabzon Mebusu, Ali Şükrü Bey, bu toplantıdan birkaç hafta sonra Mustafa Kemal Paşa’nın Muhafız Alayı komutanı Laz…

  • “Sait Halim Paşa’ya da Halifeliği satması için büyük para teklif edilmiş, o, bunu reddetmişti; aynı teklifin İsmet Paşa’ya da yapılmış olduğu ileri sürülüyordu. Bu görüşte olan Rauf Bey (Rauf Orbay) bunu ömrü boyunca sakladı..” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU: Çok ilginç, halifeliği satın almak isteyen…

  • “İstiklâl Mahkemesi 1920’de kurulmuş, 1927’ye kadar çalışmış, ancak kanun 1949’da yürürlükten kaldırılmıştır. .. Bu konuda, Ahmet Süreyya Özgeveren’in anıları, Faik Günday’ın “İzmir Suikastının İçyüzü” adlı yazısı, Kılıç Ali’nin hatıraları belli başlı kaynaklardır. .. En önemli belgeler TBMM arşivindedir. Arşivde duruşma dosyaları, mahkemenin yazışmaları ve karar defterleridir. Ancak dosyalar İçişleri Bakanlığınca alınmıştır.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri –…

  • BAKKAL’IN NOTU: Şevket Süreyya’nın anlattıklarının özeti: Türkiye yaklaşan 2. Dünya Harbinden de bihaberdi (haberi yoktu). Bir Muamele Vergisi Kanunu ile küçük işletmelerin, büyük fabrika olmaları adeta engelleniyor, sermaye birikimi oluşmuyordu. Yaklaşan savaşa göre, Almanya ve Rusya sanayi bazında hazırlık yapıyordu. Biz ise uyuyorduk. Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 453,…

  • “Bir aralık CHP Genel Sekreteri Recep Peker, “Liberal demek vatan haini demektir.” demiştir.”” Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU: Devlet Partisi olan CHP’nin genel Sekreteri olması, hatta daha sonra Başbakan bile olması işi daha da vahim kılıyor. Aynı kişi, sanırım Başvekil iken Eskişehir’de “açız”…

  • BAKKAL’IN NOTU(1993): Şevket Süreyya’yı istiklâl Mahkemesi 10 yıla mahkûm etmişti, Afyon cezaevinde iken 1926 Cumhuriyet Bayramı’nda bazı mahkûmların affedilmesi ile 1,5 yıl yatıp çıktı. İkinci bir sefer 40 kişilik bir gurupla tevkif edildiler, savcı idamını istemiş, berat etmiş, dava arkadaşları ile yolları ayrılmış. BAKKAL’IN YORUMU (1993): Diğer muhalifler de eğildiler, mesela Nazım, Hasan izzettin, Sabahattin…

  • BAKKAL’IN NOTU (1993): Şevket Süreyya, Türkiye’ye döndükten sonra, komünizm suçundan istiklâl Mahkemelerine çıkmış ve 10 yıla mahkûm olmuş. Bu mahkemenin ilk celsesine (duruşmasına) giderken, hâkim, Hikmet Şevki adındaki bir gazeteciyi şapka taktığı için dövmüş. İkinci celsede, o arada Şapka Kanunu çıktığı için, Şevket Süreyya aynı hâkimi şapkalı görmüş. Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya…

  • “Değerli insanlardan kaçındılar, ellerinin altında daha çok komiteci (gizli örgütçü) ruhlu demagoglar tutunabildi. Demagogun itibar gördüğü yerde ise, idealizm biter ve diktatör silahlarını kuşanır.” Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1993): İttihat ve Terakkicilerle ilgili olan bu tespit doğru, benzer sorunlar ve sonuçlar yaşandı…

  • “İttihat ve Terakki iktidara geldikten sonra (1908), bu rejimin bir sıra tedhişler (hükümet terörü) ve suikastlarla yüz kızartıcı bir balkan politikacılığından ayrılamamasında Dr. Nâzım’ı da sorumlu gösterirler.” Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1993): Dr. Nazım 1926’da İzmir Suikastı davasında idam edildi.

  • “Bir gazeteci yazar da, eleştirisinde; “Bizi üzen nokta, ulusal önderimizin kendisi ile ilgilidir. En büyük ruhlu adamlar bile, kişisel güç taşımanın çekiciliğine karşı direnememişlerdir.” Diyor. Ve görüşünü benim nutuklarımdan aldığı sözlerle pekiştirdikten sonra, Amerika’nın bağımsızlığını sağlayan Washington’ın nasıl çiftliğine çekildiğini ve meclisin hiçbir kişiyi göz önünde bulundurmayarak, yalnız kamu yararını düşünerek, altı yılda Anayasa’yı ortaya…

  • “Vatan Gazetesi’nin 5 Kasım 1924 günkü sayısındaki Başyazar, “Eleştiri eğilimi gösteren en özgür düşünceli yurttaşları zaman zaman susturmaya çalışan, tekelci bir siyasal yöntem, gelişme ve ilerleme için öldürücü bir cehennem durumundadır.” … Yazar, “Yurt düşüncesi ile çalışmak, yalnız işbaşındaki kişilere mi – Tanrı’ca – tekel biçiminde verilir bir erdem midir?” … Tanin Başyazarı 4 Kasım…

  • “Baylar, ulusumuzun başında, bilgisizlik, aymazlık ve bağnazlığın, yenilik ve uygarlık düşmanlığının simgesi gibi görülen fesi atarak, onun yerine bütün uygar dünyaca başlık olarak kullanılan şapkayı giymek ve böylece, Türk ulusunun, uygar toplumsal yaşamda anlayış bakımından hiçbir ayrılır yanı olmadığını göstermek bir gereklilik idi. Buna Takrir-i Sükûn (Sessizleştirme kararları kanunu) yasasının yürürlükte olması da kolaylık sağladı…

  • “Türkiye’de detektif romanlarının yazılmayışının sebebi, sorgulamalardaki tek yöntemin dayak ve işkence olmasındandır.” Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Detektif romanlarının yazılmaması ve okunmaması insanımızın hayal gücünü ütopik yapısını zayıflatan bir gerçektir.