Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Bakkal Defteri
Bu kategorideki yazılarda, bakkalın notları ve yorumları bulunmaktadır.
-
BAKKAL’IN NOTU: Şevket Süreyya’nın anlattıklarının özeti: Türkiye yaklaşan 2. Dünya Harbinden de bihaberdi (haberi yoktu). Bir Muamele Vergisi Kanunu ile küçük işletmelerin, büyük fabrika olmaları adeta engelleniyor, sermaye birikimi oluşmuyordu. Yaklaşan savaşa göre, Almanya ve Rusya sanayi bazında hazırlık yapıyordu. Biz ise uyuyorduk. Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 453,…
-
“Bir aralık CHP Genel Sekreteri Recep Peker, “Liberal demek vatan haini demektir.” demiştir.”” Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU: Devlet Partisi olan CHP’nin genel Sekreteri olması, hatta daha sonra Başbakan bile olması işi daha da vahim kılıyor. Aynı kişi, sanırım Başvekil iken Eskişehir’de “açız”…
-
BAKKAL’IN NOTU(1993): Şevket Süreyya’yı istiklâl Mahkemesi 10 yıla mahkûm etmişti, Afyon cezaevinde iken 1926 Cumhuriyet Bayramı’nda bazı mahkûmların affedilmesi ile 1,5 yıl yatıp çıktı. İkinci bir sefer 40 kişilik bir gurupla tevkif edildiler, savcı idamını istemiş, berat etmiş, dava arkadaşları ile yolları ayrılmış. BAKKAL’IN YORUMU (1993): Diğer muhalifler de eğildiler, mesela Nazım, Hasan izzettin, Sabahattin…
-
BAKKAL’IN NOTU (1993): Şevket Süreyya, Türkiye’ye döndükten sonra, komünizm suçundan istiklâl Mahkemelerine çıkmış ve 10 yıla mahkûm olmuş. Bu mahkemenin ilk celsesine (duruşmasına) giderken, hâkim, Hikmet Şevki adındaki bir gazeteciyi şapka taktığı için dövmüş. İkinci celsede, o arada Şapka Kanunu çıktığı için, Şevket Süreyya aynı hâkimi şapkalı görmüş. Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya…
-
“Değerli insanlardan kaçındılar, ellerinin altında daha çok komiteci (gizli örgütçü) ruhlu demagoglar tutunabildi. Demagogun itibar gördüğü yerde ise, idealizm biter ve diktatör silahlarını kuşanır.” Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1993): İttihat ve Terakkicilerle ilgili olan bu tespit doğru, benzer sorunlar ve sonuçlar yaşandı…
-
“İttihat ve Terakki iktidara geldikten sonra (1908), bu rejimin bir sıra tedhişler (hükümet terörü) ve suikastlarla yüz kızartıcı bir balkan politikacılığından ayrılamamasında Dr. Nâzım’ı da sorumlu gösterirler.” Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1993): Dr. Nazım 1926’da İzmir Suikastı davasında idam edildi.
-
“Bir gazeteci yazar da, eleştirisinde; “Bizi üzen nokta, ulusal önderimizin kendisi ile ilgilidir. En büyük ruhlu adamlar bile, kişisel güç taşımanın çekiciliğine karşı direnememişlerdir.” Diyor. Ve görüşünü benim nutuklarımdan aldığı sözlerle pekiştirdikten sonra, Amerika’nın bağımsızlığını sağlayan Washington’ın nasıl çiftliğine çekildiğini ve meclisin hiçbir kişiyi göz önünde bulundurmayarak, yalnız kamu yararını düşünerek, altı yılda Anayasa’yı ortaya…
-
“Vatan Gazetesi’nin 5 Kasım 1924 günkü sayısındaki Başyazar, “Eleştiri eğilimi gösteren en özgür düşünceli yurttaşları zaman zaman susturmaya çalışan, tekelci bir siyasal yöntem, gelişme ve ilerleme için öldürücü bir cehennem durumundadır.” … Yazar, “Yurt düşüncesi ile çalışmak, yalnız işbaşındaki kişilere mi – Tanrı’ca – tekel biçiminde verilir bir erdem midir?” … Tanin Başyazarı 4 Kasım…
-
“Baylar, ulusumuzun başında, bilgisizlik, aymazlık ve bağnazlığın, yenilik ve uygarlık düşmanlığının simgesi gibi görülen fesi atarak, onun yerine bütün uygar dünyaca başlık olarak kullanılan şapkayı giymek ve böylece, Türk ulusunun, uygar toplumsal yaşamda anlayış bakımından hiçbir ayrılır yanı olmadığını göstermek bir gereklilik idi. Buna Takrir-i Sükûn (Sessizleştirme kararları kanunu) yasasının yürürlükte olması da kolaylık sağladı…
-
“Türkiye’de detektif romanlarının yazılmayışının sebebi, sorgulamalardaki tek yöntemin dayak ve işkence olmasındandır.” Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Detektif romanlarının yazılmaması ve okunmaması insanımızın hayal gücünü ütopik yapısını zayıflatan bir gerçektir.