Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Bakkal Defteri

Bu kategorideki yazılarda, bakkalın notları ve yorumları bulunmaktadır.

  • Memaliki Devleti Osmaniye (Osmanlı Memleketleri veya Mülkleri Devleti) Madde 1-Devleti Osmaniye (Osmanlı Devleti) memalik (memleketler, mülkler, diyarlar) ve kıtaatı hazırayı (mevcut kıtaları) ve eyalatı mümtazeyi muhtevi (ayrıcalıklı eyaletleri içeren) ve yekvücud (tek parça) olmakla hiçbir zamanda hiçbir sebeble tefrik (ayrılık) kabul etmez.  Madde 2-Devleti Osmaniyenin payitahtı İstanbul şehridir ve şehri mezkûrun (söz konusu şehirin) sair…

  • Bir Alman belgesinde şöyle yazıyordu: “Talât Bey (…) hiç çekinmeden hükümetin Dünya Savaşını bahane ederek, dış ülkelerin diplomatik müdahalelerine aldırmaksızın, ülkeyi iç düşmanlardan her türlü mezhebe bağlı tüm Hıristiyanlardan tamamen temizlemek istediğini anlattı.” (1) Sf. 192 Alıntı; Öteki Tarih I (Abdülmecid’den İttihat Terakki’ye) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ocak 2012 – Sf. 192)…

  • 26 Şubat günü Palo Mevkî Komutanlığı, Elâzîz Cephesi Komutanlığı’na şu haberi yollar: (1) “Palu Mevkî Kumandanlığından Elâzîz Cephe Kumandanlığına Bismillâhirrahmânirrâhîm 1-Elâzîz hududuna kadar telgraf hattını tamir etmek üzere telgraf çavuşları yola çıkarılmıştır. Zât-ı Âlileri de icâb edecek mahale kadar hattın tamirine emirler buyurunuz. Telgraf olmayınca mâlumat (bilgi) almak müşküldür.  2-Beş günden beri harb raporunuza nâil…

  • 23 Şubat’ta hükûmet, durumu ve alınacak önlemleri, CHF (Cumhuriyet Halk Fırkası) meclis grubuna iletti. Meclis grubunda İsmet İnönü, söz aldı ve yaptığı konuşmada her zaman olduğu gibi, “mürtecilerin öteden beri tahrikleri vardır; bizim görevimiz parti olarak hükûmete güvenmek ve bu gibi hâdiselere karşı şiddetle hareket eden ve edecek olan hükûmete yardımdır,” dedi. Ardından Adalet Bakanı…

  • İçişleri Bakanlığı’nın 15 / 16 Şubat gecesi, ayaklanmanın bastırılmasına dair “gizli” kaydı ile verdiği ve bir suretini Genelkurmay Başkanlığı’na sunduğu önerge ise şöyledir; “1-Harp ve vatan hâini sanıklar olduğu ihbar olunan ve tanık olarak Bitlis’teki Özel Harb Divanı tarafından çağrıldığı halde temaruz eden (kendisini hasta gösteren) Hınıslı Şeyh Sâîd, bir süredir konuk olarak bulunduğu Lice…

  • Şeyh Sâîd’in cesedinin üzerinde fuhuş sineması açtılar, içki fabrikası yaptılar. Zilan Deresi’nden su yerine kan aktığını, Palu halkının Murat Nehri suyunun kırmızı akması karşısında donup kaldığını bilenler, bu bölgenin merkezi olan Amed’de içki fabrikası açılmasının ne anlama geldiğini çok iyi bilirler. Yine Bediüzzaman Sâîd-i Nursî’nin ölüsüne yapılan işkenceler, dirisine yapılanlardan kat be kat daha fazladır.…

  • Şeyh Sâîd Kıyam’ında, TC tarafından dünyada ve tarihte eşine ender rastlanır bir şekilde terör estirildi; rejim, önüne gelen herkesi astı. Sırf Türkçe bilmediği için asılanlar oldu. Mahkeme hâkimleri kimi zaman karşılarına Türkçe bilmeyen insanlar getirildiğinde, “Türkçe bilmeyen birinden vatana millete zaten fayda gelmez” deyip idâm kararları veriyorlardı. Ne de olsa Kürdistan halkı “hem Müslüman, hem…

  • Şeyh Sâîd Efendi ile Kırıkan köyünde buluşan Şeyh Ali Rıza Efendi ve Zirkan ile Cibran aşiret reislerinden birkaç kişi 6 Ocak 1925’te istişârede (danışmalarda) bulunurlar. Kırıkan köyünden çıkıp Çêwlîk (Bingöl)’in Kanîya Reş (Karlıova) ilçesine gelerek Hâlidi Cibrî’nin evinde ikinci toplantıyı yapar. 8 Ocak’ta Çêwlîk (Bingöl)’in Boğlan (Solhan) ilçesine bağlı Melikhan (Melikhan) köyüne gelen Şeyh Sâîd…

  • Yani milliyetçiliğin ilk kateşizmi (1) Mustafa Celaleddin Paşa’nın Les Turcs Anciens et Modernes (Eski ve Modern Türkler) adlı kitabıdır. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 149) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2016); Kateşizm; Hristiyanların dine girenler için kullandıkları soru cevap şeklindeki ilk temel ritüeller kitabı.…

  • Oşgin Ermenilerin de bilip oynadığı bir iskambil kâğıdı oyunu.  Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2022); Oşkin üç veya dört kişi ile oynanır. Oşkin kâğıdı; dört deste iskambil kağıdının onludan büyük kağıtlarından yani; as, papaz, kız, vale onlu kağıtlardan…

  • Ramazan ayının 17 si Miladi 678 tarihinde Hicri; 78 yılında, vitir namazından sonra, geceleyin dünya hayatına gözlerini yumdu. Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2008); Hicret 622 yılında olmuş, Ayşe hicretten bir yıl sonra…

  • Mısırlılardan bazıları, Medine’ye gelip şikâyette bulundukları zaman Halife Osman, Sa’d oğlu Abdullah’a uyarı mektupları gönderiyor, adaletli davranmasını emrediyor. Ancak Sa’d oğlu Abdullah… öfkelenerek, şikayetçilerden birini döverek öldürüyor. … Halk çileden çıkıyor, Irak, Mısır gibi pek çok ülkede, insanlar Osman’ı halifelikten indirme kararı alıyor. ….    Bütün mücadelelere rağmen, Osman’ın evinin kuşatılmasına mani olunamıyor.  … Osman evinde…

  • Yusuf ibn Maher anlatıyor; “Mervan Hicaz Valisi idi. Muaviye tayin etmişti.  Hutbeye çıktı, Yezid’e babası Muaviye’den sonra biat edilmesinden söz ediyordu. Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman karşı çıkınca Mervan onun yakalanmasını emretti.  O da kaçıp kız kardeşi Aişe’nin evine girdi. Yakalamaya muvaffak olamadılar. Bunun üzerine Mervan, “Bu adam o kimsedir ki Allah Onun hakkında  ‘babasına öf…

  • Hz. Aişe’nin kuzeni Talha İbn Ubeyd, daha Resulullah hayatta iken Resulü Ekrem’in vefatının ardından onunla evlenme planları yapar. Bu günlerde sahabenin birbirlerinin bıraktıkları hanımları almaları caiz. (1) O’nun (Peygamber’in) eşleriyle evlenmek te caiz sanılır. Talha’nın bu fikri duyulunca, Hz Peygamber’in eşlerinin O’nun ölümünün ardından evlenmelerini yasaklayan şu ayet iner; “Peygamber, müminler için kendi nefislerinden daha…

  • Resulü Ekrem, Ali İbn Ebi Talip ve Usame bin Zeyd’i istişare etmek için çağırtmıştı. (1)  Ali; “Allah dünyayı dar etmedi ya, sana kadın çoktur, cariyesine sor o seni bilgilendirir.” demiş. Daha sonra Peygamber kalkıp minbere çıkarak Abdullah İbn Ubey b. Selul’den şikayet etmiş; “Ehli Beytim (aile fertlerim) hakkında bana üzüntü veren adamdan beni kim kurtarır? …”…

  • Bunlar (mutezile inananları) insan iradesinin özgürlüğü (irade-i cüzziye) anlayışını getirmişlerdir. Onlara göre biricik belirleyici güç, insan aklı ve mantığıydı. Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı, (Otopsi Yayınları 2004 – Sf. 301) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2008); Mutezile bizde çizgi dışı, Fransızcada Marjinal demek.

  • “Tek tanrıcı dinler, … Anadolu tanrılarının canına kıymak, kanına girmek istediler.” Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı, (Otopsi Yayınları 2004 – Sf. 129, 130) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2008); Peygamberlerin Ortadoğu ve Güneydoğu Anadolu’da görülmelerinin sebebi acaba Yunan tanrılarına bir tepki midir?

  • “Bütün tek tanrılı dinler, kurulu düzene karşı oluştu, örgütlendi, gelişti. Arabistan çöllerinde inanılmaz bir yokluk, yoksulluk, yozluk vardı. Müslümanlık bir isyan bayrağı olarak doğdu. Murabaha sermayesi her yere, her şeye hâkimdi. Tefeciler ülkenin insanını soyuyor soğana çeviriyordu. Ama fakirin, fukaranın, yoksulun, göçebenin ideolojisi yoktu. .. Müslümanlık onu sağladı..” Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü –…

  • 627 yılında ise Hendek Savaşı sonrası Kurayza (Yahudi) kabilesinden 700 kadar erkek bir hendeğe dizilip başları kesilerek öldürülmüş, Yahudi kadın ve çocuklar esir olarak satılmış, Medine Yahudilerden temizlenmişti. Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı, (Otopsi Yayınları 2004 – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2022); İşid kelle kesme işini bu hendek…

  • Friedrich Engels 1878’de yayımlanan Anti-Dühring adlı kitabında: “Kölelik bulununcaya kadar savaş tutsaklarının ne işe yarayacağı bilinmiyor, bunun sonucu savaşta tutsak alınanlar düpedüz öldürülüyorlardı: daha da eski bir tarihte onları yiyorlardı. Ama sonradan erişilmiş bulunan ekonomik durum nedeniyle, bu savaş tutsakları bir değer kazandılar; yaşamları bağışlandı ve emeklerinden yararlanıldı. Kölelik bulunmuştu. … Kölelik olmasaydı Yunan devleti,…