Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Beyin

  • Eşyanın tam ve derin müşahedesi (izlenmesi), açık muhakeme alışkanlığı, mantık etüdü, matematik dilinin kullanılması, iç disiplin, fikri kudreti arttırmaktadır. Aksine, eksik müşahede, acelecilik, bir intibadan (görüşten, kabulden) süratle ötekine geçme, imaj çokluğu, kaide (kural) ve gayret yokluğu aklın gelişmesini önler.  Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir organda kan dolaşımının üç-dört saat durması o organa bir zarar vermez. Fakat beyin oksijensizliğe karşı çok hassastır. Beyinde yirmi dakikalık bir kansızlık ölüme… on dakikalık kan kesintisi ise telafisi imkansız sorunlara neden olur. … Bizler kelimenin tam anlamıyla balçıktan yapılmış bulunuyoruz. Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 110) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fikri çalışma, metabolizmayı hiç yükseltmiyor. … bu çalışma için az bir enerji gerekiyor. Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 102) kitabından birebir alınmıştır.

  • Genellikle en hassas, en çevik ve en dayanıklı insanlar uzun boylular değildir. Dahi insanlar için de durum aynıdır. Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 82, 83) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1977): Bir Arap atasözü var: “Külli kasirun fitne. Külli sağirun ahmak” Anlamı: Bütün kısalar fitne, bütün uzunlar ahmaktır.

  • “Diyalektik Engels’ten beri iki kola ayrılır:  1-Mefhumlarımızın (kavramlarımızın) tekâmülü (gelişimi) diyalektiği; Bu sübjektif diyalektik, 2-Bizzat varlığın (maddenin) ilmi düşünce içindeki diyalektik tekâmülünün in’ikas etmiş (gelişmesinin yansımış)  şekli olan objektif diyalektiktir. Engels Diyalektik Materyalizm için üç kanunu koymuştur: Kemiyetten (nicelikten) keyfiyete (niteliğe), keyfiyetten kemiyete geçiş kanunu.   Zıddiyetlerin (karşıtlıkların) birbirine etki etme kanunu. Nehy’ i (yasaklamayı) Nehy’…

  • “Diyalektik Hegel’de tefekkürün (düşüncenin) bir tezahürü (ortaya çıkmış hâli) olarak görülür, fakat Marks ve Engels’e göre düşünce, tekâmülün (gelişmenin) bir sonucudur ve her şeyin temeli maddedir.” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976 Sf. 99) kitabından dil içi çevrilerek alınmıştır.

  • “Diyalektik sözü Yunanca “dialegomni” kelimesinden türemiştir ve karşılıklı konuşma, mükâleme (konuşma) yapma manasınadır. (1) … ne kendisinin ne de karşısındakinin haklı olmadığını anlar ve hakikatin başka bir düşüncede olduğu hükmüne varabilirler. Bu durumda her iki konuşmacı da aralarındaki fikir ayrılığının yarattığı “çelişiklik” sayesinde ne birinin ne de öbürünün sahip olmadığı yeni bir anlayışa sahip olduklarını…

  • “Şuur denilince hem faaliyet (eylem) hem de bu faaliyetin neticesi anlaşılır.” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976 Sf. 85) kitabından dil içi çevrilerek alınmıştır.

  • “Sovyet felsefesine göre şuur: 1- Maddenin, özel bir şekilde organize edilmiş olan insan beyni maddesinin,  “mahsulü” (ürünü), fonksiyonu ve sıfatlarından başka bir şey değildir. 2- Bu şekilde anlaşılan bir şuur maddi değildir…… Bu şuur anlayışına karşı idealistler derler ki: madde dışı bir faaliyet, onun amili (sebebi)olan madde dışı bir cevherin (öz’ün) yani ruhi manada bir…

  • “Materyalist Monizm, “kâinatın maddi bütünlüğü adlı tezinde, bu maddi âlemimiz, kâinattaki varlığını başka hiçbir varlığa borçlu olmayan tek hakikattir.” der. ….. Materyalizm madde ve şuur izahında çelişkiye düşer. Şuuru, “madde dışı” olarak niteler. Eğer şuur madde dışı bir şey ise nasıl oluyor da, Engels’in iddia ettiği gibi kâinatın içinde esası yalnız madde teşkil eder.” Alıntı:…

  • “Evvela tabiat belirli bir gelişme basamağına eriştikten sonradır ki, insan şuuru (bilinci) onun mahsulü (ürünü) olarak meydana gelmiştir.” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976, Sf. 26) kitabından dil içi çevrim yapılarak alınmıştır.

  • “Bir vetire (süreç-üslup)olarak idrakin yani sübjektif diyalektiğin, gerçeğin in’ikasını (yansımasını) olduğu gibi verdiği söylenemez. Çünkü idrak, gerçeğe kıyasla tekâmülde (gelişmede) aynı yolu değil ekseriya aksi istikametteki (yöndeki) yolu takip eder. Gerçek içinde tekâmül (gelişme), sebepten neticeye doğru seyrederken, idrakte durum tersi olur, yani burada neticeden sebebe çıkılır. Şu halde bir vetire (süreç) yani “sübjektif bir…

  • “Diyalektik Materyalizm, hürriyet anlayışını Engels’ten almıştır. Ve Engels şöyle diyor: “Hürriyet ve zaruret (zorunluluk) münasebetini (ilişkisini) ilk defa doğru olarak ortaya koyan Hegel olmuştur. Hegel için hürriyet zarurete uymaktadır. Zaruret anlaşılmadığı müddetçe kördür. Hürriyet, tabiat kanunlarından bağımsız olarak yaşamayı hayal etmek değildir. Aksine Hürriyet, bu kanunları tanımak ve bu tanımadan edinilen bilginin verdiği imkânlarla onları…

  • “İnsanın maddi bir varlık olmayan şuur faaliyeti, üretim biçimine yapıcı bir öge olarak katılır ve bu üretim tarzının her yeni insan zekâsıyla işlenmiş bir manzara arz eder. Bu böyle olunca da sonunda tarihi tayin eden unsurun madde olmadığı kendiliğinden meydana çıkmaz mı?” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2.…

  • “Marks, “Ekonomi Politiğin Eleştirisi” adlı eserinin ön sözünde şunları diyor: “içtimai (toplumsal),  politik ve fikir hayatını, tümüyle maddi hayatın istihsal tarzı (üretim biçimi) tayin eder (belirler) veya onların meydana gelmesine sebep olur. İnsanların varlığını şuurları (bilinçleri) tayin etmez, aksine içtimai varlıkları onların şuurlarını tayin eder…… bir şahsı tanımak için onun kendi hakkındaki görüşünü sormak ne…

  • “Teoloji ilmine göre hedeflerin nesnelere yön tarif edici tarafı vardır. Eğer böyle ise, meselâ bir organın yaptığı işe göre yapısının meydana gelmesi ve organlarda yenileşme hareketleri gibi hususları, hedeflerin tayin ettiği kabul ediliyorsa, gerekir ki, tabiatın bu hedefleri kendi başına tespit etmesine imkân yoktur. Bunları ancak âlemler üstü akıllı ve mücehhez (cihazlanmış, donanımlı) bir sebebin…