Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Beyin

  • Cimrilerin vefası az olur. Sf. 177 Alıntı; Aşkın Gözyaşları (Tebrizli Şems) – Sinan Yağmur, (Karatay Akademi Yayınları 260. Baskı, Mayıs 2011 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu yolculuğu izlerdim. Ölmeden önce ölmek için ölümü canlı seyretmek lâzım. O nedenle kimi geceler mahallemizdeki caminin gasilhanesindeki tabutun kapağını açar, içine yatar ve sabaha kadar ölümün kokusunu çekerdim içime. Hiçbir zaman yün, pamuk türünden yataklarda uyumadım. Ya sert bir tahta üzerinde, ya bir kayabaşında yahut bir ağacın altında, bir tabutun içinde sabahlardım. Sf. 19…

  • Nuritsa Kürkçüyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Ayntap [Antep]) Parandzem’in eski nişanlısı onu arayıp bulur. Görür ki, Parandzem’in annesi ölmüş, kendisi de yalnız kalmıştır. Ona der ki: “Olan oldu; kendi rızanla olmadığını biliyorum; gel seni götüreyim; evlenelim.” Kız da şöyle cevap verir: “Ben artık ne Daciğe ne de sana varmam. Karnımda bir yılan var.” Tek başına, dört…

  • Yebruhi Sargisi Cırdıkhyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Hacın) Bir de bakmışlar ki, Türkler çoktan kendilerini dört yandan kuşatmışlar. Dacikler gidip o diğer genç kızları sürükleyerek kaçırmışlar; benim kocamın kız kardeşi güzel Nazeli, ağabeyine sarılmış ve ona şöyle demiş: “Ağabey! Vur beni! Bak diğer kızları götürdüler.” -Seni nasıl vurayım? Demiş. Sargis kocam. -Tüfeğinde bir tane fişek var.…

  • Pek çok akıl hastalığının aileden kalıtımsal olarak geçtiği bilinir. Söz konusu ister şizofreni olsun ister panik bozukluk ya da majör depresyon, karmaşık bazı genetik unsurlar keşfedilmiştir. Bunun sorumlusu genelde birden fazla gendir ve çevresel tetikleyiciler de devreye girebilir. Bazen kişiye akrabasından kalıtımla sadece hastalığa yatkınlık özelliği geçebilir ve hastalık yaşam koşullarına bağlı olarak bazen ortaya…

  • Söz konusu değişimler bağımlılıkla ilgili tüm davranışları denetler. Sinir iletici “dopamin” de işin bir parçasıdır. Dopamin hem ödülü hem de cezayı düzenleyen beyinsel bir mesaj taşıyıcıdır. Bağımlı kişi zorlanımlı olarak haz duygusunu arar, arzular ve yeniden yaratır. Dopamin, mesajları beynin zevk merkezlerine taşıyarak, bağımlıların haz veren eylemleri durmadan tekrarlamalarına neden olur; kişi artık ilk baştaki…

  • Beyindeki alkol veya uyuşturucu bağımlılığını güçlendiren sinir yolları aynı zamanda yemek, seks, alışveriş ve kumar da dâhil, hemen her tür zevk kaynağını odak alan saplantılı davranışları denetler. s. 275 Alıntı; Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar) – Gary Small ve Gigi Vorgan, Çeviri; Duygu Akın  (NTV Yayınları, 2. Baskı Mart 2013 – s. 275)…

  • Hastalar genelde zihnin bedene etki ettiği fikrine teslim olmaktansa, hastalığa olmadık, acayip birtakım nedenler atamayı tercih ederler. s. 92 Alıntı; Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar) – Gary Small ve Gigi Vorgan, Çeviri; Duygu Akın  (NTV Yayınları, 2. Baskı Mart 2013 – s. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • Meselâ öfke, karaciğerimize zararlı olabilir. Doğu Tıbbı’nda, öfke duygusuyla karaciğer hastalıkları arasında doğru bir orantı bulunduğu yüzlerce yıldır kabul edilegelmektedir. Öfke duygusunun karaciğerlerimizdeki hücreleri öldürdüğü bilinmektedir. Bu da, öfkeli kişilerde siroz ve hepatit gibi hastalıklara daha sık rastlanmasının en belli başlı nedenidir. s. 114 Üzüntü, beyindeki Hipocampus Bölgesi’ne zarar vermekte, bu durum da Alzheimer hastalığına…

  • Rezonans, birbirlerini tanımayan ve görünürde bir ilişkileri de söz konusu olmayan kişiler arasında da meydana gelebilir. İngiliz Biyolog Rupert Sheldrake, yazılı ve sözlü olarak ifade edilen kelimelerin, bizimle ilgisi bulunmayan diğer insanları nasıl etkiledikleri hakkında, ilginç bir örnek verir. “Biçimsel rezonans” adı verilen bu teoriye göre, bir kişi bir takım yeni düşünceler üretirse, bu kişinin…

  • Çalışmalarımda, “rezonans” kavramının, insanlara mutluluk getirdiğinin farkına vardım. “Rezonans” kavramı, “başka bir titreşimi ortaya çıkaran titreşim demektir. Rezonans, bir-birlerini tamamlayan iki nesnenin veya enerjinin, kendi aralarında alış-verişe geçmeleri halidir. Bu enerjilere, Çin kültüründe “Yin ve Yang” adı verilir. Işık ve karanlık veya sevgi ve minnettarlık kavramları da bu İkiliye dâhil edilebilirler. Verilen sevgiyle, ona karşılık…

  • Pozitif kelimeler kullanmak ve olumlu düşüncelere sahip olmak, bence fiziksel ve içsel güzelliğe ulaşmanın en güzel yoludur. s. 18 Alıntı; Sudaki Mucize – Masaru Emoto, Çeviren; Savaş Şenel (Arıtan Yayınevi, 1. Basım Nisan 2008 – s. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sevgi ve minnettarlık” kavramlarının ikisini birden içeren ifadelerden etkilenen su kristallerinin neden en güzel resimleri verdiklerini size şöyle açıklayayım: Sevgi, bizim başkalarına verdiğimiz, minnettarlık ise başkalarından aldığımız enerjidir. Enerjinin en büyük ve en güzel formu ise, verilen enerjiyle, alınan enerji arasındaki uyumdan doğmaktadır. s. 12 Alıntı; Sudaki Mucize – Masaru Emoto, Çeviren; Savaş Şenel (Arıtan…

  • “Vücut, akıl ve toplum üçlüsünden kültür gelişir. Toplum olmaksızın insanın aklî güçleri hiçbir zaman olgunlaşamaz. Aklî güçlerin dönüşümü topluma bağlı kalır.” Sf. 15 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Temizlik ve sağlık bilgileriyle ilgili günümüz modern kuralları tam olarak uygulanmaktaydı. O zamanlar herkes tarafından şeytan illeti olarak bilinen sara nöbetinin kontrol edilebileceğini tedavisinin mümkün olduğunu göstermişlerdir. Sf. 69 Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 69)…

  • Korku, insanlık durumu’dur; kuşku duymuyorum. Ancak hem tarihsel ve hem de bireysel anlamda insanlık, korkudan arındığı sürece gelişiyor. İnsanlar, korktuklarını kabul etmiyorlar. İnsanların korktuklarını kabul etmemeleri, korku’nun kendisi kadar bir insanlık durumudur. s.56 Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – s.56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Korkudan kurtulmanın bir yolu, korku kaynağı düşüncelerden kurtulmaktır; çıkarmaktır. Korkanlar, korku kaynağını hatırlatan nesne ve olaylara çok kızıyorlar. Sf. 48 Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Babası Ahmet idi, annesini, ikinci eş almıştı ve çocuklarına esir terbiyesi uyguluyordu. Sanki elinde bir kırbacı vardı, sallıyordu ve çocuklarına, bu arada Tayyip’e, otoriteye tapınmayı öğretiyordu. Tayip Bey de yıllar sonra “otoriteye saygılıydık” diyerek kabul etmektedir; aslında tapmaktadır. Sf. 168 Çakır-Çalmuk, kitaplarında, (1) “Reis Kaptan çok otoriter bir adamdı, denizciliğin kendine has kurallarını evinde de…

  • Amma hayata ayak veya ayakkabı öperek başlayan bir çocuğun ileride hasta olabileceğini düşünebiliyoruz. İster “ayak” ve isterse “ayakkabı” olsun, eğer öpülüyorsa, herhalde korkudan kaynaklanıyor olmalıdır. Çocuklukta aşırı korkutulmanın sara hastalığına yol açtığı ise tıpta tespit edilmiş haldedir; Doktor Temkin, bize, epilepsi hastalığının büyük üstatlarından H. Jackson’un, korkunun sara nöbetlerine yol açtığını gösterdiğini haber veriyor. Sf.…

  • Demek ki ileri safhada sara varsa, entelektüel kapasitesinin çok büyük ölçüde bozulmuş olduğunu görüyoruz; böylelerinin, dikkati çok zayıf ve ahlaki kontrolü pek eksiktirler. Bunlar hep kavgacı, huzursuz ve uyumsuz bir çocukluk geçirmişse, bu tür epileptik hastalar, olgun yaşlarda kriminal eğilimler sergiliyorlar. Entelektüel zafiyetin her türlüsünü gösterebiliyorlar ve hayvani davranışlar bunlar arasındadır. Sf. 109 Alıntı; Caligula…