Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Bilim

  • “Sosyoloji alanında içtimai (toplumsal) varlığı esas olarak kabul eden ve içtimai şuurda kendini gösteren, farklı siyasi, ahlaki, felsefi ve dini fikirleri,  içtimai varlığın bir aksinden (yansımasından) başka bir şekilde görmeyen kişi, materyalisttir. İçtimai varlık mefhumundan (kavramından) anlaşılması gereken şey, cemiyetin maddi hayatı ve maddi mahsullerinin (ürünlerinin)  üretimidir.” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A.…

  • “Diyalektik Materyalizme göre; hürriyet ve zaruret birbirlerinin dışında olan şeyler değildir. Hürriyet şuurlu (bilinçli) bir zarurettir (zorunluluktur), zaruret te hürriyetin bir şartıdır.” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976 Sf. 239) kitabından dil içi çevrilerek alınmıştır.

  • “Marks; “Tarih, bir kör tesadüfün eseri değildir. Onun, kendisinin dışında, iyi veya kötü bir kuvvet tarafından yönetildiği de bahis konusu olamaz. O, kendi içinde bulunan ve ileriye doğru hareket etmesini sağlayan bir kanuna tabidir. Bu, yaşamak için gerekli maddelerin üretim biçimi kanunudur ve insanlık tarihinin akışının yönünü tayin eder. Tarihin bu temel kanunu bir kere…

  • “Diyalektik, Engels’in tespit ettiği gibi, tabiatın, insan cemiyetinin ve düşünüşün en genel hareket ve gelişme kanunlarının ilmini teşkil eder. Varlık doktrinidir.” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976 Sf. 197) kitabından dil içi çevrilerek alınmıştır.

  • “Soru şudur; Bir cismin veya nesnenin uğradığı değişiklik nereden geliyor? Diyalektik materyalizm bu soruya şu cevabı veriyor: Değişiklik, cismin içindeki zıddiyetlerin mücadelesinden doğuyor. Fakat bunların ortaya çıkması ve zıddiyet mücadelelerinin bir çatışmaya varacak kadar şiddetlenmesi de bir değişiklik yani bir hareket olduğuna göre, burada da soru yeniden karşımıza çıkıyor:. Öyleyse bu hareket menşeini (kökenini) nereden…

  • “Kâinatın ezelden beri mevcut olduğu kabul edilirse, nasıl oluyor da bugün erişilmiş olan tekamül (gelişme) seviyesine, dün değil de, bugün ulaşılmıştır?” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976 Sf. 182) kitabından dil içi çevrilerek alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2008): İşte bu sorunun cevabı Diyalektik Materyalizmde yok! Yani Büyük…

  • “Diyalektik Materyalizme göre kanun: “nesneler, tezahürler (olayların belirtileri) ve olaylar arasında beliren ve onların kendi iç tabiatlarından ve mahiyetlerinden (içeriklerinden) meydana gelen belirli ve zaruri bir ilişki durumudur.” Diyalektik Materyalizme göre yalnız tabiatta değil, insan toplumunun gelişmesinde de, zaruri şekilde kanunlara uygunluk vardır.” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları,…

  • “Teoloji ilmine göre hedeflerin nesnelere yön tarif edici tarafı vardır. Eğer böyle ise, meselâ bir organın yaptığı işe göre yapısının meydana gelmesi ve organlarda yenileşme hareketleri gibi hususları, hedeflerin tayin ettiği kabul ediliyorsa, gerekir ki, tabiatın bu hedefleri kendi başına tespit etmesine imkân yoktur. Bunları ancak âlemler üstü akıllı ve mücehhez (cihazlanmış, donanımlı) bir sebebin…

  • “Engels’in belirttiği gibi, diyalektik, Hegel’de baş aşağı dururken, kendileri onu tekrar ayakları üstüne oturtmuşlar ve böylece onu idealist hüviyetinden çıkartarak materyalist bir hüviyete sokmuşlardır.” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976, Sf. 7) kitabından dil içi çevrim yapılarak alınmıştır.

  • “İbni Haldun “Büyük devletler, medeniyetle ilişkisi az olduğu için saflıklarını, aktifliklerini ve ataklıklarını koruyan göçebeler tarafından kurulmuşlardır.” O, toplumların gelişmesinde ekonomik yaptırımların başlıca etken olduğunu ileri sürmektedir. Ve devlet idaresinde dini yönetimi reddeder.” Alıntı: Tarihte Usul I – Zeki Velidi Togan  (Sf. 163, 165) kitabından birebir alınmıştır.

  • “El Biruni; (Ölümü MS. 1050) Dünyanın yaşamı, mukaddes kitaplarla değil yer katmanlarında meydana gelen değişiklikleri araştırarak öğrenilir. Kültür hayatındaki değişmeleri de eski yapıların harabelerini inceleyerek anlıyoruz…. İnsan yaratılış olarak anarşiye meyilli ise de kendi hayatını koruma altına alma ihtiyacı yüzünden toplumsal ve ekonomik kanunlar yaparak kendisini bunların çerçevesine sokmak ..mecburiyetinde kalmıştır. .. İnsan, birbirine aykırı…

  • “Materyalist tarih anlayışına göre; Dünyayı idare eden güç ilahi ve tabiatüstü değildir. Bu anlayışın savunucuları ya Darwin’in canlıların kökeni ve yaşamak için mücadeleleri görüşünü esas alarak, toplum ve devletler tarihinde tıbbi, biyolojik etkenlerin tesirini belirlemek isterler veya Karl Marks’ın ileri sürdüğü Ekonomik etkenlerin etkisini belirlemek isterler. Materyalist tarih anlayışına göre (Marks, Engels, Lenin’ e göre)…

  • Bu çağın hareket noktası İngiltere’dir. Ama İngiltere büyük bir zirai ve madeni kaynağa sahip değildi. İngiltere’de bu çağı yaratanlar bir gurup üretici zihniyetli insanlardı (Yahudi sermayedarlar), müteşebbis (girişimci) burjuvalardı. Daha sonra James Watt buhar gücü ile yapılan makineler yapmaya başladı. 19. asrın sonuna doğru Otto Daimler tarafından benzinli, Rudolf Diesel tarafından dizel motorları yapıldı. Kimya…

  • Bitkilerin ıslahı ve hayvanların evcilleştirilmesi devresidir. Toplumlaşma bu devirde başlamıştır. Bu devirde Hun akınları ile Avrupa, iç çamaşırını, yün gömleği, arabaya at koşumunu, en iyi binicilik tekniğini Türklerden öğrenmiştir. Romalılar harmaniyelere sarılırlardı, Türkler Avrupa’ya pantolon ve ceketi öğretti. Fransız Prof. E. Gautier “Ucuz kâğıt olan pamuk kâğıdını bize Müslümanlar öğretti, matematiğin çatısı olan sıfır’ı Müslümanlar…

  • El Biruni; bugün Fergana vilâyetinde Şurab kömür ocakları ve Neftabad yanında, mevcut olan İsfara şehrinde evlerdeki ocakların borularla getirilen gaz ile ısıtıldığını anlatmıştı. 11. yüzyılda kalorifer tesisatı varmış. Alıntı: Türkçülüğün Mukadderatı Üzerine – Zeki Velidi Togan, (s. 36) kitabından dil içi çevrim yapılarak alınmıştır.

  • Yerleşik tarım hayatına geçmeden önce insanlar köpekten başka evcil hayvan beslemeksizin bitkileri toplayarak ve hayvanları avlayarak yaşadıkları bir tarım öncesi devir geçirmişlerdir. Bunlar ancak kendi imkânları içindeki bölgede avlanıp istismar ediyorlardı. Onun için bu devrin insanlarına “mikro çevre istismarcısı (sömürücüsü)” denir. Alıntı: Köy Sosyolojisi – Amiran Kurtkan (s. 16) kitabından alınmıştır.