Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Bilim

  • “Diyalektik Materyalizme göre kanun: “nesneler, tezahürler (olayların belirtileri) ve olaylar arasında beliren ve onların kendi iç tabiatlarından ve mahiyetlerinden (içeriklerinden) meydana gelen belirli ve zaruri bir ilişki durumudur.” Diyalektik Materyalizme göre yalnız tabiatta değil, insan toplumunun gelişmesinde de, zaruri şekilde kanunlara uygunluk vardır.” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları,…

  • “Teoloji ilmine göre hedeflerin nesnelere yön tarif edici tarafı vardır. Eğer böyle ise, meselâ bir organın yaptığı işe göre yapısının meydana gelmesi ve organlarda yenileşme hareketleri gibi hususları, hedeflerin tayin ettiği kabul ediliyorsa, gerekir ki, tabiatın bu hedefleri kendi başına tespit etmesine imkân yoktur. Bunları ancak âlemler üstü akıllı ve mücehhez (cihazlanmış, donanımlı) bir sebebin…

  • “Engels’in belirttiği gibi, diyalektik, Hegel’de baş aşağı dururken, kendileri onu tekrar ayakları üstüne oturtmuşlar ve böylece onu idealist hüviyetinden çıkartarak materyalist bir hüviyete sokmuşlardır.” Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976, Sf. 7) kitabından dil içi çevrim yapılarak alınmıştır.

  • “İbni Haldun “Büyük devletler, medeniyetle ilişkisi az olduğu için saflıklarını, aktifliklerini ve ataklıklarını koruyan göçebeler tarafından kurulmuşlardır.” O, toplumların gelişmesinde ekonomik yaptırımların başlıca etken olduğunu ileri sürmektedir. Ve devlet idaresinde dini yönetimi reddeder.” Alıntı: Tarihte Usul I – Zeki Velidi Togan  (Sf. 163, 165) kitabından birebir alınmıştır.

  • “El Biruni; (Ölümü MS. 1050) Dünyanın yaşamı, mukaddes kitaplarla değil yer katmanlarında meydana gelen değişiklikleri araştırarak öğrenilir. Kültür hayatındaki değişmeleri de eski yapıların harabelerini inceleyerek anlıyoruz…. İnsan yaratılış olarak anarşiye meyilli ise de kendi hayatını koruma altına alma ihtiyacı yüzünden toplumsal ve ekonomik kanunlar yaparak kendisini bunların çerçevesine sokmak ..mecburiyetinde kalmıştır. .. İnsan, birbirine aykırı…

  • “Materyalist tarih anlayışına göre; Dünyayı idare eden güç ilahi ve tabiatüstü değildir. Bu anlayışın savunucuları ya Darwin’in canlıların kökeni ve yaşamak için mücadeleleri görüşünü esas alarak, toplum ve devletler tarihinde tıbbi, biyolojik etkenlerin tesirini belirlemek isterler veya Karl Marks’ın ileri sürdüğü Ekonomik etkenlerin etkisini belirlemek isterler. Materyalist tarih anlayışına göre (Marks, Engels, Lenin’ e göre)…

  • Bu çağın hareket noktası İngiltere’dir. Ama İngiltere büyük bir zirai ve madeni kaynağa sahip değildi. İngiltere’de bu çağı yaratanlar bir gurup üretici zihniyetli insanlardı (Yahudi sermayedarlar), müteşebbis (girişimci) burjuvalardı. Daha sonra James Watt buhar gücü ile yapılan makineler yapmaya başladı. 19. asrın sonuna doğru Otto Daimler tarafından benzinli, Rudolf Diesel tarafından dizel motorları yapıldı. Kimya…

  • Bitkilerin ıslahı ve hayvanların evcilleştirilmesi devresidir. Toplumlaşma bu devirde başlamıştır. Bu devirde Hun akınları ile Avrupa, iç çamaşırını, yün gömleği, arabaya at koşumunu, en iyi binicilik tekniğini Türklerden öğrenmiştir. Romalılar harmaniyelere sarılırlardı, Türkler Avrupa’ya pantolon ve ceketi öğretti. Fransız Prof. E. Gautier “Ucuz kâğıt olan pamuk kâğıdını bize Müslümanlar öğretti, matematiğin çatısı olan sıfır’ı Müslümanlar…

  • El Biruni; bugün Fergana vilâyetinde Şurab kömür ocakları ve Neftabad yanında, mevcut olan İsfara şehrinde evlerdeki ocakların borularla getirilen gaz ile ısıtıldığını anlatmıştı. 11. yüzyılda kalorifer tesisatı varmış. Alıntı: Türkçülüğün Mukadderatı Üzerine – Zeki Velidi Togan, (s. 36) kitabından dil içi çevrim yapılarak alınmıştır.

  • Yerleşik tarım hayatına geçmeden önce insanlar köpekten başka evcil hayvan beslemeksizin bitkileri toplayarak ve hayvanları avlayarak yaşadıkları bir tarım öncesi devir geçirmişlerdir. Bunlar ancak kendi imkânları içindeki bölgede avlanıp istismar ediyorlardı. Onun için bu devrin insanlarına “mikro çevre istismarcısı (sömürücüsü)” denir. Alıntı: Köy Sosyolojisi – Amiran Kurtkan (s. 16) kitabından alınmıştır.