Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Cinsellik

  •  Geleneksel fıkha göre, kadınlar hür ve cariye olarak iki kısma ayrılmaktadır. Cariyelerin örtünmesi tıpkı erkeklerinki gibidir. Yâni onlar edep yerlerini örttüklerinde örtünme görevlerini yerine getirmiş olurlar. Dahası da var. Cariyeler, örtünmeme serbestisine sâhip olarak kalmazlar, örtünmemeleri şart koşulur. Hattâ namaz kılarken bile, örneğin başlarını örtmelerine izin verilmez.   Alıntı; Allah İle Aldatmak – Yaşar Nuri Öztürk,…

  • İsmet Paşa odaya geldi.  Dedikodu mevzuunu kendisine izaha mecbur oldum: İşte Kemalettin Sami Bey, işte Yakup Şevki Paşa, aynı şeyleri duymuşlar; söylüyorlar: Ankara’da kız Muallim Mektebi’nden (N…) isimli bir kızın Çankaya’ya getirilerek orada bazı tecavüzlere uğradığı ortaya yayılmıştır. Sf. 308 …  İsmet Paşa bu lafların yalan ve iftira olduğunu, ismi ileri sürülen kızın Mustafa Kemal…

  • La Vieille France, 21 Ekim 1920 tarihli sayısında, içinde aşağıdaki paragrafın bulunduğu son derece önemli bir Rusça doküman yayınladı.  “Siyon Bilginlerinin Protokolleri” ile Haham Raeichhorn’un 1869 yılında Prag’da hahambaşı Simeon-ben-Ihuda’nın cenaze töreninde mezarı başında yaptığı konuşması arasında çarpıcı benzerlikler var.  Bu konuşmayı yayınlayan Readcliffe, bunu açığa vurduğu için bedelini hayatıyla ödemişti.  Reichhorn’un konuşmasını Readcliffe’e aktaran…

  •  Yahudiler arasında “Mabet” in yıkılış günü olarak bilinen ve matem günü olan 9 Ab’ı “Doğum günü şerefine” bayrama çevriliyor. Sf. 316 Kudüs Kalesinin düşme günü olup matem günleri arasında sayılan 17 Temmuz’u bayrama çeviriyor..  … 10 Tevrat orucunu, bayrama ve şehevi ziyafetlere dönüştürüyor.  …  Tanrı’nın adının her zaman söylenmesini inatla yürütüyor ve emrediyor (Bu Tanrı’nın…

  • Sabatay’ın bir Yahudi’nin evinde aşk alemi yaparken Subaşı’nın baskınına uğradığını, Subaşı’yı evinde gören Sabatay’ın sara hastalığına tutulup, ağzından köpüklerin geldiği ve onlarla beraber olan Josef (Yusuf) Çelebi’nin kaçıp gizlendiği; Sf. 245 Sabatay, Sarrafbaşından ve oradaki halktan topladığı yardımlarla yanında karısı Sara ve birçok taraftarı ile El-Ariş yoluyla Kudüs’e dönerken Gazze şehrine uğruyor.  Orada Abraham Benjamen…

  • A. Gövsa; “Sabatay, İzmir’de geçen bu muvaffakiyetli zaman esnasında eskiden perhizkâr bulunduğu kadınlara karşı büyük bir düşkünlük göstermiştir. Karısı Sara da zaten hafifmeşrep olduğundan, Mesih’in karısı olmaktan gelen istisnai vaziyetinden ve bütün günahlara karşı sigortalı gibi olmaktan mütevellit bir serbesti içinde birçok erkekle düşüp kalkmıştır”. Sf. 255 Dimont, Sara’yı, beynelmilel fahişe olarak tavsif ediyor ve…

  • İspanyol asıllı bir Yahudi aileden, 7 Temmuz 1626 yılını gösteren İbranî takvimine göre 5386 senesi, Ab ayının 9’unda İzmir’de doğmuştur.  Sabatay’ın doğduğu ev, İzmir’de “Lambard” sokağındadır.  Mor’lı bir bakkalın çocuğu Mordehay Sivi’nin oğludur. (Dipnot: İbranî takvimi, dünyanın yaradılışını, Hz. İsa’nın doğumundan önce ‘M.Ö. 3760 olarak alır.  Bu gün de aynı takvimi kullanılmaktadır.)  Sf. 211 (Babası)…

  • Cahid, asıl soyadı “Üçok” olmakla, Profesör Coşkun Üçok vasıtasıyla büyük martirimiz (şehidimiz) Profesör Bahriye Üçok ile akraba idi ve Antalya’da, mübadeleden çok zengin bir ailenin henüz teen- age’inde (genç) pek güzel bir kızıydı. Paşa Hazretleri’nin Antalya’yı şereflendirdikleri zaman, üç teen-ager (genç) kız olup Afet ile dördü buldular, Afet de ol zamanda teen-age’indeydi, henüz profesör olmaktan…

  • Tac-üt Tevarih yazarı Hoca Sadeddin Efendi ise olaylarla ilgili bilgi verirken, Türklerle ilgili ilginç bir saptama yapmayı da unutmamıştır; “Börklüce Mustafa ise Musa Çelebi olayından sonra, .. Aslen İran kökenli bir aileden gelen vakanüvis Hoca Sadeddin “Kötü Soylu Türkler” diyebilecek kadar ileri de gitmektedir. Naima ise “Çirkin suratlı Türk” ve “Kaba Türk” gibi aşağılayıcı ifadelerle…

  • Burada kalanlar askerlik yapmaz, vergi vermezlerdi. Bu nedenle çoğu kez manastırlara sığınmalar bu gerçeklere dönüktü. Bu kurumlar cinsel perhizi esas alan, ruh ve beyinlerin ilahilerle, dualarla beslendiği evlerdi. Kurumun, vücudun herkesten saklanması, kimse tarafından görünmeme ilkesi, yıkanmaları da engelliyordu. Bu yüzden aylarca hatta yıllarca yıkanmayan keşiş, rahibe ve manastır personeli vardı. Hatta kimi kaynaklar, vücudun…

  • Mussolini, Kilise’ye bağlı dindar bir adam değildi. Dindar olması şöyle dursun, 1910 yılında Tanrı Yoktur adlı kışkırtıcı bir kitapçık yayınlamış ve Kardinalin Metresi adında bir de roman yazmıştı. Bu da yetmiyormuş gibi geleneksel Katolik değerlerini aşağılamak için eski bir Marksist olan Dona Rachele ile evlenmeden birlikte yaşamaya başlamış ve bu ilişkiden birkaç çocuğu olmuştu. Mussolini…

  • Nassi, “Sabbataen Lamb Festival” olarak not ettiği Kuzu Festivallerinin Nevruz ile aynı takvimi izlemesine dikkati çekmektedir. Gerçekten de zaman zaman “Dört Gönül Bayramı” da denilen, çünkü mutlaka evli iki çifti gerektiriyor, Kuzu Bayramı Mart ayında ve yeni yılın başındaki Farisî yeni gün anlamında “Nevruz” diyoruz, yapılmaktadır. Sf. 215 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki…

  • (Rıza Nur’dan alıntıdır) “Moiz evliydi, iyi drahoma almıştı; fakat çirkin bir kız almış. Bu Yahudi çirkini, çirkinlikte eş­sizdi. Sanki bir cadıydı!. Zaten Türkiye Yahudileri pek çirkin, ekseriya kırmızı saçlı, kel, pis in­sanlardı Yirmi yıldır, aralarında fuhuş artıp diğer millet erkekleriyle temasları dolayısıyla güzelleştiler. Şimdi gerek Türkiye, gerek Mısır ve Avrupa’da Yahudiler pek güzel oldular.” (Hayat…

  • Zamanla aptallaşmaları ve hatta kuş beyinli olmaları ise gözlenebilir bir olumsuz tariftir, bunu teşhis edebiliyoruz. Cahit Uçuk bu kötüleşmeyi önlemek için, Seferad gelinlerinin önce Hahamlarla gerdeğe girdiklerini ileri sürmektedir; bebekler gürbüz doğmaktadır, iddiası budur. Sf. 272 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 272) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2013); Cahit Uçuk,…

  • Fahişelik, yatı yayıldıkça ve elit tabakalarda bir yaşam biçimi oldukça, ortadan kalkmaktadır. Buna “pahalı fahişelerin fahişeliği” adını da verebiliyoruz. Hep dış turizme karşı oldum, ,,, “Turizm sektörü ile fahişelik sektörü birlikte gelişiyor”. Diyordum, doğrusu ben, bir iktisatçı ve plancı olarak, yabancı para geleceği iddiası ile bir ülkenin en güzel sâhil ve koylarını ve o ülkenin…

  • Cinsellik ve aşk, beyindedir. En iyi cinselliği en yaratıcı entelektüellerin yapacağına inanırım. Sf. 450 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Paşa, düğünler, dernekler kuracağı, şereflendirece­ği Antalya’ya küsmüştü. Çünkü Milli Emniyet görevlileri Antalya’da dönen dedikoduları ona anlatmışlardı. Güya Mustafa Kemal Paşa, Antalya’nın üç gü­zel kızını, Cahit’i, Konya güzelini, bir de Afife’yi alıp götürecekmiş. Sf. 291 Gazi bir an durdu; ‘Efendiler’ dedi ‘Bu kız olsa olsa ancak benim öz kızım olabilirdi.’ Dedi.” Sf. 293 Alıntı;…

  • Gazi’nin kızlarının hiçbirini sevme­diğimi biliyorum. Öğrenci arkadaşlarını da sevmezlerdi; bu bir dönemdir. O zamanlar Cahit Üçok’un anıları yoktu, şimdi, rahatsızlığımızın neden­lerinden birisini bulmuş haldeyiz. Bir yerde şunları, yazıyordu: “Antalya’da he­nüz 14-15 yaşlarında bir kızken Gazi Mustafa Kemal Paşa ile sekiz saat ko­nuşmuş, onunla dans etmiş,., manevi evladı Afet Hanım’a arkadaşlık etmiştim. Hoş olmayan, dedikodular sonucunda,…

  • Cengizliler, Alan – Goa’yı ailelerinin kurucusu sayıyorlar. Alan – Goa’nın dikkat çekici bir özelliği var, kocası öldükten sonra da çocuk doğurmaya devam ediyor, bilinmeyen koca veya kocalardan üç oğlu daha olduğu bilinmektedir. Çok yadırganmıyor. Cengiz’in karısı Börte’nin kaçırıldığı, esir edildiği ve kahramanca yollarla kurtarıldığını, Moğol tarihinin tüm öğrencileri, neredeyse ezbere, biliyorlar. Buna ek olarak Börte’nin…

  • Procoplus’un Gizli Tarih’inde yazıldığına göre, o tarihlerde İstanbul’da, en azından yüksek kamu görevlilerinin karıları hep kocalarını aldatıyorlardı; aslında buna pek “aldatma” da diyemeyiz, herhalde aldanmıyor ve biliyorlardı. Sf. 141 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 141) kitabından birebir alınmıştır.