Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Demokrasi

  • “Ortak Pazar ülkelerinin politik liberalizmi, Türkiye’deki parlamenter rejimin bir cins garantisi sayılır. Bu tutum, Tanzimat döneminin nüktedan devlet adamı Fuat Paşa’nın ‘Avrupa devletlerine kapılanma’ politikasını hatırlatmaktadır, Fuat Paşa, yukarıdan gelen otoriterizme karşı halktan bir tepki gelmediği, ya “da bu tepki yetersiz kaldığı için, politik liberalizm yolunda büyük Avrupa devletlerine (bunların sefaretlerine) sığındıklarını açıklar; “Bir devlette…

  • “Özgürlük adına iktidara gelen Demokrat Parti, Türk Ceza Kanunu’nun ünlü 141 ve 142. maddelerini, idam cezasını dahi öngörecek biçimde ağırlaştırır ve bu maddelere her ileri düşünceyi cezalandırabilecek bir belirsizlik kazandırır. Bu değişikliğe Faik Ahmet Barutçu, Osman Bölükbaşı ve hatta Yargıtay Başkanlığından gelme DP’li Halil Özyörük, ‘fikir özgürlüğü kalıyor’ gerekçesiyle en kesin biçimde karşı çıkarlarsa da,…

  • “Menderes, 1 Kasım 1950’de ABD’nin 487 radyo istasyonundan yayınlanan mesajında “Türkiye’de demokrasinin kuruluşunun Amerika’nın çabaları sâyesinde» olduğunu, bunun en somut örneğini “kendi partisinin iktidarda bulunuşunun teşkil ettiğini” açıklar.” Sf. 1685 Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1685) kitabından birebir alınmıştır.

  • “20. Yüzyılın gördüğü kanlı diktatörlüklerin büyük çoğunluğu Cumhuriyetlerde ortaya çıkmıştır. Avrupa’nın en başarılı demokrasileri; Benedix, İngiltere, İskandinav ülkeleri ve İspanya gibi kraliyet yönetimleridir. Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İktidara gelirken vergi koyacağını açıklamayan partiler, iktidara gelince vergi koyamazlar çünkü seçmenden bu yetkiyi almamışlardır. Çok dereceli seçim sistemi demokratik rejimlerde rastlanmayan bir yöntemdir.” Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993– Sf. 133 ile 146 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rousseau; “Çoğunluğun emirlerine uyduğum zaman bu çoğunluk ile aynı şekilde düşünmesem bile, kendi kendime uymuş olurum. Çünkü çoğunluğun arzusunu kabul ettireceği rejimi ben istedim.” Alıntı: Demokrasi ve Totalitarizm – Rymond Aron (Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

  • İleri Hürriyet Gazetesinin 30.10.1947 tarihli sayısında babama şu soru soruluyordu: “Kurultay CHP’yi demokratikleştirebilir mi?” Babam cevapla: “Kurultay gerçekte bir memurlar toplantısı olacaktır. Halk Partisi’nin (CHP) kuruluşunda hâkim olan zihniyetin neden ibaret olduğu çeşitli görüşlerde açıklanmaktadır. Bence demokrat kurallarına uymuş bir kuruluş değildir. Halk Partisi dünya yüzündeki totaliter yönetimlere benzer bir kuruluştur. İktidar partisi güçlü daha…

  • (Mesuliyet Mecmuasında ilk baskının ilk sahifesinde:) “Kanaatimizce mesuliyetin (sorumluluğun)  egemen olmadığı ülkelerde adalet te gerçekleşmez. Bir mülkün selameti hak’tan başka hiçbir hatır ve gönül tanımaz. … Her devlet dünyayı kendisine miras kalmış bir malikâne, bütün insanlığı mevhup köle görmek ihtirasına (aşırı hırsına) tutulmuştur. Biz, tek başımıza kalsak ta, ağlanacak halimize gülmemeye karar verdik. Gücümüz, kuvvetimiz…

  • “İttihat ve Terakki Hükümetlerinde uzun süre bakanlık ve Meclis Başkanlığı görevlerinde bulunan Halil Menteşe Cumhurbaşkanı’na gazeteler aracılığı ile bir açık mektup yayınlamıştır. .. Tavsiyeleri arasında Anglo – Sakson usulü iki partili bir rejime imkân verilmesi de vardı. Babamın cevabı: “Mutlakıyet yönetiminin isminin değişmesi bile gönüllere ferahlık veriyor. Aynı kurallarla hüküm sürerken mutlakıyete, halkçı, Cumhuriyetçi demek…

  • “İnsanlık macerasını gözden geçirirken yönetenlerle yönetilenler şeklinde karşılıklı iki varlığı görüyorum. İster istemez hatırıma bir soru geliyor: Bu idare edenler sınırsız yetkilerini acaba kimden ve nereden almışlardır. Bu soruya sadece yönetilenlerin acizliğinden cevabı verilir. Yönetenler yönetilenlerin yalnız mallarına değil canlarına bile egemendirler. Tarih boyunca çeşit çeşit adlarla ceberrut (zorba) cephesini kuran tiranlar, kişisel keyif ve…

  • “Altmış yıl önce (1876) yapılmış Mebus seçimi hakkındaki geçici kanun bu güne kadar devam etmiştir. Anayasa da dâhil olduğu halde bütün kanunlar değişmiş olmasına rağmen istibdat (baskı) devrinin hürriyetlere zincir vuran bu seçim kanununun değişmemesi incelemeye değerdir. Mebus seçiminde iktidarı elinde bulunduranlar, belediye seçimiyle temel atarlar. .. Bunlar aracılığı ile ikinci seçmenler (delegeler) seçilir. Artık…

  • (Bu olayı önce Lütfü Bornovalı’nın Mayıs 1948 tarihli sayısında yazdığı yazısından izleyelim)   “Hüseyin Avni bana, yirmi beş yıldır bu memlekette işkence ile yaşadım. Birçok yakınlarım da dâhil olmak üzere büyük bir kitlenin, hastalıktan korkar gibi benden kaçtıklarını gördüm. Millet ve memleket meselelerinde hizmetimi teşvik edecek şekilde bir tek yardım elinin bana uzandığını hatırlamıyorum. Milletten aldığım…

  • (1) “Pek Yüksek Karakterli ve Aydın Hemşerilerim …. Bundan önceki devirlerde kişilere tapmak ve tapındırmak en yüksek terbiye olarak telkin edilmekte idi. … Meşrutiyet devresinin (1908-1918) ilk ürünü olarak hayata atıldım ve askeri görev ile karşılaştım. Ateş hattında bire bir sefaletle yanıp kavruldum… Beni ve benim gibi düşünenleri memnun etmek isterseniz gelişen olaylar karşısında fersah…

  • “Ey Aziz Kardeşim. Candaşım! Yiğit Türk! Hür ve mağrur tab’ınla (yapınla) hangi dağlarda doğmuş bir kartaldın? Meclis’te ceberruta karşı nasıl vücudunla bir savunma cephesi kurduğunu orada bulunanlar ve okuyanlar bilir. Koca bir saltanatın yıkılışını birlikte seyrettik, bu arada ne kayıplara şahit olduk?… Azminden, metanetinden (dayanıklılığından), ümidinden zerre kaybetmedin. Senin hürriyet yolundaki feryatların gençliğe ibret dersi…