Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Dil, Edebiyat
-
Fransızca “juif sözcüğünün, Yahudi demektir, aslının “cıf-ıd” olduğunun ileri sürüldüğünü, başka bir yerde, not etmiştim. Cıfıd Çarşısı, küçümseme değil, Yahudi Pazarı, anlamına geliyor. Bizdeki “civ-elek” ya da “civ-oğlu”, soyadlarını Yahudi-soylu olarak anlayabiliriz. Kırım’da Sela-ı Cıfıd var, Yahudi Kalesi, oluyor ve “Sela”, Kale ya da “Kaya” karşılığıdır, tekrarlıyorum. Sf. 252 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük,…
-
Herhalde, traduttore traditore, İngilizcede translator traitor, sözü en çok şiirde doğrudur; gerçekten de şiirde tercüme ihanete yaklaşmaktadır. Bu, çevirenlerin hain olmalarından kaynaklanmıyor, belki Orta Çağ İtalya’sında “tercümanlar”, çoğunlukla hain idiler; ancak ve aslında şiirde çeviri, kendi halinde hain bir iştir, şiir tadını koruyabilmek için çok zaman ihanet gerekli olmaktadır. İhanetin tat verdiği nadir alanlardan birisinin…
-
Köylü ozan, hakikat için, şeriat gemisinden çıkmayı şart koşuyor; ancak hakikati bulabilmek için okumayı da reddediyor. Kaldı ki okuma ve yazması yoktur, eskiden böylelerine, anadan-doğduğu halde kalmış anlamında “ümmi” deniyordu, Arabi “ümmi” anne’dir ve “ümmi”, doğduğu üzere kalmış, yontulmamış ve dolayısıyla, cahildir. Yoldaş Yunus, cahilleşmeyi savunuyordu, Sf. 232 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki…
-
Elenler, “Yonas” ve Araplar “Yunus” ya da “Yunis” çağırıyorlar; sefaradlar, Yones, Yunis. Yunes varyantlarına sahipler, “Yunesi” veya “Yonosof ya da “Yonovitz”, Yunus-oğlu ya da Yunus-zade, Uanus-gil anlamındadır. “Yönisch”, “Yuniş” okuyabiliriz, “Yunuscuk” demektir; demek ki, dünyanın her yanında, Yahudiler tarafından ve hâlâ taşınmaktadır. Ancak Kur’an’da da var ki bunu da normal sayıyoruz. Sf. 228 Alıntı; İsyan…
-
Barlarda konsomatrisler vardı, adı üzerinde “hanım- tüketici” demektir, görevleri içirmektir. Sf. 40 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bizde isimler, gramer açısından, daha çok sıfattırlar ve fiil yok denecek kadar azdır, tarihsel isimler arasında “korkut” bir fiil olmakla birlikte araştırmamız gerekmektedir, Bir insan yeni doğan bebeğine neden “Şenkal” demektedir, doğarken bu emir ne oluyor, “Erkal” ise tam bir saçmalıktır. Sf. 330 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 330) kitabından…
-
Ezbere, Farisi “az” –den e-dan, “ber” ise göğüs demek olup, kalpten, İngilizce by hearth demektir. Sf. 264 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu ülkede “dünyaca tanınmış tarihçi” var da, isim – bilim disiplinini ben mi duyurmak zorunda kaldım; isim – bilim ve mezar taşı okuması yoksa o ülkede tarihçilikten ve milli tarih yazımından söz edemeyiz. a) Selçuk’un oğullarının hepsinin İbranî isimler taşıdıkları görmezlikten gelinirse, Selçuklu “Rum” Sultanlığını sadece çarpıtarak yazabiliriz ve çarpık yazılmıştır. e) Osman’ın adının “Otman”…
-
YAKUBÎ (ARAPADOS) KARAKAŞ (HONİEROS) KAPANCI (KAVALYENOS) Din adamları; Peytan Din adamları; Ogan Din adamları; Hoca, sakallı Yakup Çelebi, Hamdi Beyler) 690 Mustafa Çelebi (Müminler) Osman Baba 690 İbrahim Ağa 1726 Mezarları; Maçka’da Mezarları; Bülbülderesi Mezarları; Feriköy. İslâm’a en yakın, asimile olmuş Asimile olmamış Asimile olmuş Evlendikleri ilk gece cemaat sırları,…
-
İlkokullardaki yurttaşlık ve üniversitelerdeki tarih dersleri de hutbe okumaktır; bu nedenle cami ve üniversite, resmi tarihi kurumsallaştırma mekanizmalarıdır, bir ve aynı idiler, Arap dünyasında “üniversite” hâlâ ‘cami” sözcüğünden gelmektedir, ayrıştılar ve şimdilerde tekrar birleşmelerine tanıklık ediyoruz. Şart değil, ancak Cuma camilerinde nümayişleri, aslında ve Arabide “cami”. Cuma mescidi demektir, “cem” ile ilgilidir, “nümayiş” de numune…
-
Mehmet’in yönetimindeki temel ilkenin, hiç kimsenin sivrilmesine imkân vermemek olduğu.. Sf. 183 Alternatiflerin kökünü kazımak Fatih’in temel yöntemidir. Sf. 183 Mehmet, Halil’i idam ettirerek, Osmanoğlu yönetiminde nüfuzlu Müslüman ve Türk ailelerin etkinliğine son verdi. Sf. 184 Fatih zamanında Ordu siniyor ve Fatih’ten nefret ediyor. Sf. 188 Fatih Enderun Okulunu, sivil yöneticilerin çıktığı tek kaynak haline…
-
Dimyat; Mısır’da İskenderiye ye yakın bir ticaret merkezi. Alamut; Kartal yuvası demek. Sf. 138, 144 Alıntı; Alamut’a Dönüş (Güvercinin Gerdanlığı) – Ernst W. Heine, (Yurt Yayını, Sf. 138 ile 144 arası) kitabından not alınmıştır
-
Devşirmelerin, babasının adı yerine Abdullah yazılıp, bu suretle Abdullah Oğlu olduğu, yani devşirme ve esirden gelme Hristiyan olduğu gösterilmiştir. Mesela Mehmet Nasuh ismi Mehmet bin Nasuh demektir keza Şaban Gemlik veya Ahmet Mihaliç isimleri de Şaban’ın Gemlik’ten ve Ahmet’in de Mihaliç’ten devşirildiğini göstermektedir. Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı…
-
Üç yaşına kadar olan çocuğa; Şirhor yani meme emen çocuk denirdi, üç yaşından sekiz yaşına kadar olan çocuğa; beççe yani yavru, sekizden on iki yaşına kadar olana gûlamçe (küçük çocuk), ve bulûğa ermiş olana da gûlâm denirdi. Sf. 10 Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu…
-
Pençik: Beşte bir demek Pençik. 1363’te her beş çocuktan birini acemi ocağa alma işlemi. Sf. 9 Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayınları, Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.
-
Emmanuel Karasu, Şişli Terakki Lisesi ve İ.Ü. Edebiyat Fakültesi mezunu, 1962- 1963’te Rockefeller Vakfı bursuyla Avrupa ülkelerinde araştırmalar yapan, Hacettepe Üniversitesi Öğretim üyesi ve Türk edebiyatının ünlü ismi Bilge Karasu’nun babasıdır. Sf. 84 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.
-
Selanik ve İzmir’de “efendi” sıfatını kullananların büyük çoğunluğunun Sabetayist olduğunu Selanik doğumlu yazar Münevver Ayaşlı da Dersaadet adlı kitabında böyle belirtiyor. Sf. 56, 57 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 56, 57) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kapanî İbranicede İzmir’im demektir. Sf. 42 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sabetay Sevi ve yandaşlarına, dinlerinden döndükleri için, “avdeti” (dönme) denilmeye başlandı. Sf. 39 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir gün, Kâmil Paşa, Kıbrıs’a giderken, Eşref’ten ne hediye istediğini soruyor. Eşref, “Kıbrıs’ın eşekleri meşhurdur, bir eşek getirirseniz makbule geçer Paşa’m” diyor. Bir ay sonra Kâmil Paşa, Kıbrıs’tan dönüyor. Valiyi rıhtımda karşılayanlar arasında Eşref de vardır. Kâmil Paşa vapurdan iner ve karşısında Eşrefi görünce, elini dizine vurarak Tüh! Sen benden eşek istemiştin. Unuttum. Şimdi, seni…