Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Dil, Edebiyat

  • Bizde isimler, gramer açısından, daha çok sıfattırlar ve fiil yok denecek kadar azdır, tarihsel isimler arasında “korkut” bir fiil olmakla birlikte araştırmamız gerekmektedir, Bir insan yeni doğan bebeğine neden “Şenkal” demektedir, doğarken bu emir ne oluyor, “Erkal” ise tam bir saçmalıktır. Sf. 330 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 330) kitabından…

  • Ezbere, Farisi “az” –den e-dan, “ber” ise göğüs demek olup, kalpten, İngilizce by hearth demektir. Sf. 264 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu ülkede “dünyaca tanınmış tarihçi” var da, isim – bilim disiplinini ben mi duyurmak zorunda kaldım; isim – bilim ve mezar taşı okuması yoksa o ülkede tarihçilikten ve milli tarih yazımından söz edemeyiz. a) Selçuk’un oğullarının hepsinin İbranî isimler taşıdıkları görmezlikten gelinirse, Selçuklu “Rum” Sultanlığını sadece çarpıtarak yazabiliriz ve çarpık yazılmıştır. e) Osman’ın adının “Otman”…

  • YAKUBÎ (ARAPADOS) KARAKAŞ (HONİEROS) KAPANCI (KAVALYENOS)   Din adamları; Peytan Din adamları; Ogan Din adamları; Hoca, sakallı   Yakup Çelebi, Hamdi Beyler) 690 Mustafa Çelebi (Müminler) Osman Baba 690 İbrahim Ağa 1726   Mezarları; Maçka’da Mezarları; Bülbülderesi Mezarları; Feriköy.   İslâm’a en yakın, asimile olmuş Asimile olmamış Asimile olmuş   Evlendikleri ilk gece cemaat sırları,…

  • İlkokullardaki yurttaşlık ve üniversitelerdeki tarih dersleri de hutbe okumaktır; bu nedenle cami ve üniversite, resmi tarihi kurumsallaştırma mekanizmalarıdır, bir ve aynı idiler, Arap dünyasında “üniversite” hâlâ ‘cami” sözcüğünden gelmektedir, ayrıştılar ve şimdilerde tekrar birleşmelerine tanıklık ediyoruz. Şart değil, ancak Cuma camilerinde nümayişleri, aslında ve Arabide “cami”. Cuma mescidi demektir, “cem” ile ilgilidir, “nümayiş” de numune…

  • Mehmet’in yönetimindeki temel ilkenin, hiç kimsenin sivrilmesine imkân vermemek olduğu.. Sf. 183 Alternatiflerin kökünü kazımak Fatih’in temel yöntemidir. Sf. 183 Mehmet, Halil’i idam ettirerek, Osmanoğlu yönetiminde nüfuzlu Müslüman ve Türk ailelerin etkinliğine son verdi. Sf. 184 Fatih zamanında Ordu siniyor ve Fatih’ten nefret ediyor. Sf. 188 Fatih Enderun Okulunu, sivil yöneticilerin çıktığı tek kaynak haline…

  • Dimyat; Mısır’da İskenderiye ye yakın bir ticaret merkezi. Alamut; Kartal yuvası demek. Sf. 138, 144 Alıntı; Alamut’a Dönüş (Güvercinin Gerdanlığı) – Ernst W. Heine, (Yurt Yayını, Sf. 138 ile 144 arası) kitabından not alınmıştır

  • Devşirmelerin, babasının adı yerine Abdullah yazılıp, bu suretle Abdullah Oğlu olduğu, yani devşirme ve esirden gelme Hristiyan olduğu gösterilmiştir. Mesela Mehmet Nasuh ismi Mehmet bin Nasuh demektir keza Şaban Gemlik veya Ahmet Mihaliç isimleri de Şaban’ın Gemlik’ten ve Ahmet’in de Mihaliç’ten devşirildiğini göstermektedir. Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı…

  • Üç yaşına kadar olan çocuğa; Şirhor yani meme emen çocuk denirdi, üç yaşından sekiz yaşına kadar olan çocuğa; beççe yani yavru, sekizden on iki yaşına kadar olana gûlamçe (küçük çocuk), ve bulûğa ermiş olana da gûlâm denirdi. Sf. 10 Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu…

  • Pençik: Beşte bir demek Pençik. 1363’te her beş çocuktan birini acemi ocağa alma işlemi. Sf. 9 Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayınları, Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emmanuel Karasu, Şişli Terakki Lisesi ve İ.Ü. Edebiyat Fakültesi mezunu, 1962- 1963’te Rockefeller Vakfı bursuyla Avrupa ülkelerinde araştırmalar yapan, Hacettepe Üniversitesi Öğretim üyesi ve Türk edebiyatının ünlü ismi Bilge Karasu’nun babasıdır. Sf. 84 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • Selanik ve İzmir’de “efendi” sıfatını kullananların büyük çoğunluğunun Sabetayist olduğunu Selanik doğumlu yazar Münevver Ayaşlı da Dersaadet adlı kitabında böyle belirtiyor. Sf. 56, 57 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 56, 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kapanî İbranicede İzmir’im demektir. Sf. 42 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabetay Sevi ve yandaşlarına, dinlerinden döndükleri için, “avdeti” (dönme) denilmeye başlandı. Sf. 39 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir gün, Kâmil Paşa, Kıbrıs’a giderken, Eşref’ten ne hediye istediğini soruyor. Eşref, “Kıbrıs’ın eşekleri meşhurdur, bir eşek getirirseniz makbule geçer Paşa’m” diyor. Bir ay sonra Kâmil Paşa, Kıbrıs’tan dönüyor. Valiyi rıhtımda karşılayanlar arasında Eşref de vardır. Kâmil Paşa vapurdan iner ve karşısında Eşrefi görünce, elini dizine vurarak Tüh! Sen benden eşek istemiştin. Unuttum. Şimdi, seni…

  • Evliyazâde Mehmed Efendi işte bu yerli simsarlardan biriydi. “Sebilürreşat’tı, yani “komprador”! Evliyazâde Mehmed Efendi’nin “iş ortağı” J.J. Frederic Giraud adlı bir Levanten’di! Sf. 19 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şeytana tapanlar deniliyor ancak aslı bu değil; Latince Paganus, taşrada oturanlar ve doğaya tapınanlar demek. Sf. 46 Alıntı: Da Vinci Şifresi – Don Brown, (Sf. 46) romanından birebir alınmıştır.

  • 1870’te İtalya ulusal birliğini kurduğunda nüfu­sunun sadece yüzde 4’ü İtalyanca, yine o yıllarda Fransa’nın an­cak yarısı Fransızca biliyordu. Alıntı: Kürtler – Hasan Cemal, (Doğan Kitap 2. Baskı 2003 – Sf. 534) kitabından birebir alınmıştır.

  • Panik, Pan Tanrısının saldığı korku. Sf. 177 Alıntı: Denemeler – Michael de Montaigne, (Kum Saati Yayınları, 2004 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Paşa sözcüğü Farsça’dan geliyor ve padişah sözcüğünün küçül­tülmüşü anlamına geliyor. Paşaya “küçük padişah” gözüyle bakılıyor. Sf. 106 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.