Kategori: Dil, Edebiyat
-
Samilerin başlangıçta ortak bir dinleri olup olmadığı, cevaplanması imkânsız bir sorudur. Ama gene de ortak bazı noktalar bulunabilir. “Tanrı” kavramını anlatan kelime hemen hemen bütün Sami dillerinde aynıdır; Akkadcada “Ilu”, Kenan dilinde “İl” ya da ‘”el” genişletilmiş şekliyle “Elohim”, Aramî dilinde “El ve Elah) Güney Araplarında ‘’İl” klâsik Arapçada “Allah” Bu kelimeler, çoğu vakit en…
-
Ayrı bir Sami ırkından söz etmek, son zamanlarda pek moda olmuştu. Ama böyle bir ırk ayrımı yapmak gerçeklere uymaz. Buna karşılık çeşitli Sami halkları arasındaki dil akrabalığı çok belirgindir ve kolayca anlaşılabilir. Bu dillerin özelliklerinin en önemlisi, kelimelerin köklerinin sessiz harflere bağlı olması ve bu kelime köklerinin genel olarak üç sessiz harften meydana gelmesidir. Bütün…
-
Çok sayıda Hazarın, Doğu Avrupa’da tamamen ortadan kalktıkları görüşü, gerçeklerle uyuşmamaktadır. Kanıtlar, Ukrayna ve Belarus Hazarlarının Hıristiyanlığı ya da başka bir dini hiçbir zaman benimsemediklerini, sonuna dek Judaizm’e inananlar olarak kaldıklarını ortaya koymaktadır. Yiddiş dilinin on dört ve on beşinci yüzyıllarda, Doğu Avrupa Yahudileri arasında hâkim dil olmasıyla, tüm Yahudi toplumlar içindeki Slavca konuşan Hazarların…
-
Avarlar, altı, yedi ve sekizinci yüzyıllarda, Avrupa üzerinde çok büyük etkileri olan bir Türk-Moğol toplumuydu. Hazarlar gibi Avarlar da Avar İmparatorluğu ya da Avar Kağanlığı olarak bilinen çok uluslu, geniş bir imparatorluğu yönetiyorlardı. En üst düzeydeki Avar yöneticisi Kağan, karısı da Hatun’du. Kağanın yardımcıları, “yugur” ve “tudun”du. Avarlarda da aynı Hazarlarda olduğu gibi Tarkanlar vardı.…
-
Bazı Askenazik soyadlarında da Hazar ve Kıpçak mirası kalıntılarına rastlamak mümkündür. Bairak/Beirak soyadının “bayrak” anlamına gelen Türki sözcük beyraq’tan türemiş olması mümkündür. Balaban sözcüğü, bazı Türki dillerde şahin anlamına gelir. “Tiger”, Türkçede kaplan demektir ve on sekizinci yüzyılda hüküm süren Kırım Tatarlarının iki hanının adı Kaplan Giray’dır. Her ne kadar bazıları “Kohen” sözcüğünün değişik bir…
-
Bir diğer ilgi çekici teori de Kawyory ve Kawyary adlı Polonya köyleri ve mezarlıklarının Hazar kaynaklı olduklarını öne sürmektedir. “Kawyory” sözcüğü, “Yahudi Mezarlığı” anlamına gelmektedir ve İbranice kevarim (mezarlık) kelimesi gibi bir kelimeden, ortaçağ Polonya’sında kullanılan eski Yiddiş diline ait bir sözcükten türemiştir. Wexler, bu sözcüğün kökeninin kevarim mi yoksa Aramice qabra (mezar) mı olduğunda…
-
Yüzyıllarca önce, Szekelylerin Macar lehçesi, otuz iki karakterden oluşan ve bu karakterlerin farklı birkaç şeklinin ilave edildiği, bir runik Türk alfabesi kullanılarak yazıya geçiriliyordu. Szekely yazısı, sağdan sola doğru yazılıyordu. Bu alfabe, on sekizinci yüzyıla kadar kullanılmıştı. Sf. 312 Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı…
-
Hexagram (altı köşeli yıldız). Oegemaya göre; hexagram, bunu “Süleyman’ın Mührü” olarak adlandıran Asya’daki Yahudi olmayan toplumlar tarafından yaratılmıştır. On üçüncü yüzyıldan itibaren ‘Davud’un Kalkan’ı’ olarak adlandırılmaya ve Yahudi hanedan arması olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ortaçağdan bu yana Fas ve Türk bayraklarında yer alan hexagramın, Oegema’ya göre, bu şekildeki farklı kullanımı İspanya ya ve sonra da Orta…
-
Bulan sözcüğü “geyik” sözcüğünün Türki karşılığıdır, sözcük Hazar diline ek olarak Çuvaşça, Tatarca ve Kıpçakça’da da görülmektedir. Bulan’ın İbranicesi Sabriel’di. Sf. 240 Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 240) kitabından birebir alınmıştır.
-
Al-lstakhri şöyle anlatıyor; “Bulgar dili Hazarların diline benzer; fakat Burta’lar başka bir dili konuşurlar. Aynı şekilde, Rus dili de hem Hazar hem de Burta dilinden farklıdır.” İbn-Fadlan ise; şöyle demektedir; “Hazarların konuştuğu dil Bulgar diline benzemesine rağmen, ne Farsçaya, ne Türk dillerine ve ne de dünya üzerindeki diğer dillere benzer” Sf. 143 Alıntı; Hazar Yahudileri…
-
Kağanın karısına Hatun denirdi. Sf. 114 Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kentteki aileleri genel olarak ele aldığımızda yeni soyadı kabulüyle, geniş bir tablo ortaya çıkmaktadır: Akcan, Akdura, Akkuş, Akoğul, Andıç, Anak, Arı, Artan, Ateşalp, Ataşe, Ayçiçek, Aygen, Azal, Azan, Bagalı, Bahalı, Bakış, Barıtoğlu, Bars,Barsan, Basmacı, Basmacıoğlu, Başaran, Batan, Beydemir, Bezek, Bile, Biter, Büberoğlu, Candan, Cen, Çerçi, Dağaç, Deyerli, Dinmez, Donduer, Ediş, Ediz, El büken, Erkasap, Erez,…
-
Bu konuya girmeden önce bir soru yöneltmek istiyorum: Türkler tekstil işini, tüccarlığını kimden Öğrendi? Araştırılması gereken bir soru. Araştıracak kişilere bir ön bilgi vereyim; bu konuda dilimize yerleşmiş sözcüklerin çoğunun İbranice olması ilginç değil mi? Antariye (entari), astar (astar), atlas (atlas), basma (basma), batista (patiska), baul (bavul), bindallı (bindallı), bohça (bohça), camaşir (çamaşır), dulbent (tülbent),…
-
İkinci Meşrutiyetin ilanından hemen sonra yayın hayatına başlayan Sırat-i Müstakim’in yazarları arasında Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi (bir dönem Darülfünun’da rektörlük yapan, mason) Babanzade Ahmed Naim Bey (Halide Edip’in “Yahudi dönmesi” dediği); Ahmed Ağayev (Ağaoğlu), Yusuf Akçura (Türkçü), Ethem Nejat (sosyalist) gibi isimler de vardı. Ancak yollar zamanla ayrıldı. Ebülula Mardin ve arkadaşlarının çekilmesinden sonra Eşref…
-
Bizimkiler sömürge üniversitesidir; terfi etmek için yabancı dilde yazmak şarttır. Bazı çok değerli rektörlerimiz dahi bu utanç verici kuralda ısrar ediyorlar; gaflet içindeler, internet icat edildi, mertlik bozuldu, internetten, her dilde makale yazma sanayimiz de kurulmuştur. Kendi kendimizi aldatıyoruz. Sf. 325 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 325)…
-
Bu zamanda, “Küçük Ermenistan”, İskenderun, Adana, Antep ve çevresine deniyordu, Sf. 175 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsanoğlunun en büyük yaşatanı ve en büyük zehiri, alışmaktır. Domuzlar, burunlarını pislikten, güzel oldukları için değil, alıştıkları için koparamıyorlar. Ve meraksızlık, isyansızlık’tır. İsyansızlık ise insansızlık’tır. Türkçe’nin düşmanları, hepsi, bizim de düşmanlarımızdır. İnsana en büyük ceza, insan’dan çıkarmaktır. Sf. 123, 124 Hep sevdiklerinden kopmuş olanlar, hep ve hiç gülmezler. Sf. 125 Alıntı; Gizli Tarih I –…
-
Bu sözcüğü, şey’i, tırnak içine aldım, çünkü kullanmaktan çok korkarım, çünkü Baba’m, bilgisizliğin işareti sayardı ve “şey” dediğimiz zaman çok kızardı, “şey ne”, bilmiyor musun, “öğrenmelisin”, bu nedenle ben, şey’i ve Farsçası, falan ve filan’ı hiç kullanamıyorum. Sf. 10 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 10) kitabından birebir…
-
Bir tez yazıyorum: Örgütü olmayınca, işçi ve halk edebiyatını en çok tekeller yapar. Yapıyorlar. Sf. 145 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ömer, Türkiye’nin tutucu köylerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde “Omar” olarak telâffuz ediliyor. Halifenin adı olmasına karşın, Osmanlı sultanlarının bu adı hiç kullanmadıkları saptanabiliyor; eski İbraniceden gelmesi mümkün, ölçü anlamını veriyor. Sf. 129 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 129) kitabından birebir alınmıştır.