Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Dil, Edebiyat

  • Bu zamanda, “Küçük Ermenistan”, İskenderun, Adana, Antep ve çevresine deniyordu, Sf. 175 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanoğlunun en büyük yaşatanı ve en büyük zehiri, alışmaktır. Domuzlar, burunlarını pislikten, güzel oldukları için değil, alıştıkları için koparamıyorlar. Ve meraksızlık, isyansızlık’tır. İsyansızlık ise insansızlık’tır. Türkçe’nin düşmanları, hepsi, bizim de düşmanlarımızdır. İnsana en büyük ceza, insan’dan çıkarmaktır. Sf. 123, 124 Hep sevdiklerinden kopmuş olanlar, hep ve hiç gülmezler. Sf. 125 Alıntı; Gizli Tarih I –…

  • Bu sözcüğü, şey’i, tırnak içine aldım, çünkü kullanmaktan çok korkarım, çünkü Baba’m, bilgisizliğin işareti sayardı ve “şey” dediğimiz zaman çok kızardı, “şey ne”, bilmiyor musun, “öğrenmelisin”, bu nedenle ben, şey’i ve Farsçası, falan ve filan’ı hiç kullanamıyorum. Sf. 10 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 10) kitabından birebir…

  • Bir tez yazıyorum: Örgütü olmayınca, işçi ve halk edebiyatını en çok tekeller yapar. Yapıyorlar. Sf. 145 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ömer, Türkiye’nin tutucu köylerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde “Omar” olarak telâffuz ediliyor. Halifenin adı olmasına karşın, Osmanlı sultanlarının bu adı hiç kullanmadıkları saptanabiliyor; eski İbraniceden gelmesi mümkün, ölçü anlamını veriyor. Sf. 129 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 129) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Otoban:) Kendinden yasak. Sf. 8 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

  • En son olarak Şemseddin Sami Bey 1879’da Lâtin harflerini esas alarak bazı ilâvelerle bir Arnavut alfabesi hazırlamış ve aynı yıl İstanbul’da basılmıştı. Bu alfabe Sultan Abdülhamid tarafından yasaklanmış olmasına rağmen Güney Arnavutluk’ta yaygın olarak kullanıldı. Meşrutiyetin ilânından sonra alfabe kargaşasına son vermek gayesiyle 1908 Kasımında Manastır’da bir kongre toplayan Arnavutlar 1879 alfabesinde az bir değişiklik…

  • Manastırlar, başlangıç yıllarında daha basit ekonomik ve sosyal temel sorunları çözücü konuk evleri olarak ele alınmışlardı. Tarihsel kayıtlar, manastırların başlangıç yıllarını M.S. 3. Yy’a değin indirmektedirler. Bu kurumlar, Hristiyanlığın baskı gördüğü yıllarda, dağ başlarında, çöllerde ve ıssız yerlerde gizlenen ibadet evleri olarak ortaya çıkmışlardı. Sözcük, “Yalnız Yaşam” karşılığını içeriyordu. Sf. 35 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh…

  • Kipur (büyük oruç günü) sabahı. Sf. 43 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Goy; Yahudi olmayan kişi. Kaşerut, etin Yahudi inanışına uygun kesildiğini doğrular. Sf. 39 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Atletiki Enosis Kontsantinopoliton) yani, “İstanbullular Spor Birliği”. Sf. 139 Alıntı; Bay Pipo (Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı; Hiram Abas) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitapçılık 26. Baskı – Sf. 139) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan dilini sevmezse nasıl insan olur? Sf. 480 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 480) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halkını sevmek dilini sevmektir. Ve dil, en çok türküde ve şarkıda güzeldir. Sf. 409 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 409) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İbranicede Türkiye’ye, “Türkiye Memleketi” dendiği gibi “İsmail Memleketi” de denir. 1326’da Sultan Orhan, Bursa’yı ele geçirdiği vakit, orada bir Musevi Cemaati bulmuştur. 1416’da Şeyh Bedrettin’in sosyal devrimine katılarak İslamiyet’i kabul eden Torlak Kemal adında Musevi, Manisalı idi. 1521 yılında Rodos Adası, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Türklerin eline düşmüş, esir edilen ve zorla Hıristiyanlığı kabul eden…

  • Mahmut Kaşgari’yi bir kez daha hayranlıkla hatırlıyoruz; “en açık ve doğru dil, ancak bir dil bilip Farslarla konuşmayan ve yabancı ülkelere gidip gelmeyen kimsenin dilidir,” diyordu ve “iki dil bilen şehirlilerle düşüp kalkan kimselerin dili bozuktur,” yollu ekliyordu. Sf. 286 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 286) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fransızca “juif sözcüğünün, Yahudi demektir, aslının “cıf-ıd” olduğunun ileri sürüldüğünü, başka bir yerde, not etmiştim. Cıfıd Çarşısı, küçümseme değil, Yahudi Pazarı, anlamına geli­yor. Bizdeki “civ-elek” ya da “civ-oğlu”, soyadlarını Yahudi-soylu olarak anlayabiliriz. Kırım’da Sela-ı Cıfıd var, Yahudi Kalesi, oluyor ve “Sela”, Kale ya da “Kaya” karşılığıdır, tekrarlıyorum. Sf. 252 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük,…

  • Herhalde, traduttore traditore, İngilizcede translator traitor, sözü en çok şiirde doğrudur; gerçekten de şiirde tercüme ihanete yaklaşmaktadır. Bu, çe­virenlerin hain olmalarından kaynaklanmıyor, belki Orta Çağ İtalya’sında “tercümanlar”, çoğunlukla hain idiler; ancak ve aslında şiirde çeviri, kendi halinde hain bir iştir, şiir tadını koruyabilmek için çok zaman ihanet gerekli olmaktadır. İhanetin tat verdiği nadir alanlardan birisinin…

  • Köylü ozan, hakikat için, şeriat gemisinden çıkmayı şart koşuyor; ancak hakikati bulabilmek için okumayı da reddediyor. Kaldı ki okuma ve yazma­sı yoktur, eskiden böylelerine, anadan-doğduğu halde kalmış anlamında “ümmi” deniyordu, Arabi “ümmi” anne’dir ve “ümmi”, doğduğu üzere kalmış, yontulmamış ve dolayısıyla, cahildir. Yoldaş Yunus, cahilleşmeyi savunuyor­du, Sf. 232 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki…

  • Elenler, “Yonas” ve Araplar “Yunus” ya da “Yunis” çağırıyorlar; sefaradlar, Yones, Yunis. Yunes varyantlarına sahipler, “Yunesi” veya “Yonosof ya da “Yonovitz”, Yunus-oğlu ya da Yunus-zade, Uanus-gil anlamındadır. “Yönisch”, “Yuniş” okuyabiliriz, “Yunuscuk” demektir; demek ki, dünyanın her yanında, Yahudiler tarafından ve hâlâ taşınmaktadır. Ancak Kur’an’da da var ki bunu da normal sayıyoruz. Sf. 228 Alıntı; İsyan…

  • Barlarda konsomatrisler vardı, adı üzerinde “hanım- tüketici” demektir, görevleri içir­mektir. Sf. 40 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.