Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Dil, Edebiyat
-
İdeolojisi veya dayandığı teorisi olmayan bir edebiyat ve sanat eseri düşünmek bile mümkün değil. Ama bunun tersi de doğru. İdeolojik veya teorik dozajı fazla yüklü edebiyat eseri düşünmek te mümkün değil. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.
-
Eğer sadrazam onu, en saf Arapçanın dahi, Türk milliyetçiliği duygularının kıpırdamaya başladığı İstanbul’da kızgınlık yaratacağı konusunda ikna etmese, klasik Arapçanın, Osmanlı Türkçesiyle yan yana resmi dil olarak kabul edilmesi işten bile değildi. Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 275) kitabından birebir alınmıştır.
-
Karaborsacılar milleti daha kolay soysunlar diye, sevda mektupları dikkatle kontrol edilmiş vatanperverleriz! Alıntı: Damağası, Kemal Tahir (Bilgi Yayınevi – Sf. 173) kitabından birebir alınıştır.
-
Orhan Veli’nin, boynu bükük, dejenere insanların şairi olduğunu yazdım; çok küfür aldım. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 474) kitabından birebir alınmıştır.
-
Halide Edip Hanım .. Kurtardığı ülkeden sürülür. Ama ilk fırsatta yine döner. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 502) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Yalçın Küçük’ten Yaşar Kemal’e mektup:) Ne yazık, senin anadilin Kürtçedir ve senin, anadili Kürtçe olanların kendi dillerinde okuyamamaları büyük bir talihsizliktir. Dili seviyorum ve dili sevmenin yeni sözcükler uydurmaktan daha çok dilin yapısını geliştirmek, kuruluşunu zenginleştirip esnetmek olduğuna inanıyorum. Bu, bir. İkincisi, Türk diline en büyük zararın Türk Dil Kurumu tarafından verildiğini düşünüyor ve hep…
-
Dilini sevmeyenin halkını sevebileceğini hiç sanmıyorum. Dili katledenlerin halkını sevdiğine inanmam mümkün değildir. Felsefesi ve insan içini çözümleyen romanı olmayan hiçbir dilin gelişmesini mümkün ve muhtemel göremiyorum. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 394) kitabından birebir alınmıştır.
-
Akdeniz’in adı bütün dillerde; karalar arası denizdir. Karadeniz’in eski adı İyi Komşuluk denizidir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 260) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kürtçe Hint – Avrupa dil gurubuna giriyor. Farsça, Arapça vb. birçok dil de bu guruba giriyor. Dolayısıyla bir kelimenin Kürtçe mi, Farsça mı ya da Arapça mı olduğunu rahatlıkla söyleyemiyoruz. Arapça, Farsça, Ermenice vb. dillerde Kürtçe kelimeler olduğu gibi, Kürtçeye de bu dillerden geçmiş kelimeler vardır. 1856 – 1860 yıllarında Ermeniler Kürtçe alfabeyi yazmıştır. Alıntı:…
-
Felsefesi ve iç konuşmaya dayalı romanı olmayan bir toplumun dilinin gelişebileceğini ve böyle bir dilin gelişmiş sayılabileceğini hiç düşünemiyorum. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.
-
Selanik dönmeleri gibi bileyor, yoklayor vs. diyor. Alıntı: Atatürk – Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Remzi Kitabevi 1946 Baskısı – Sf.45) kitabından birebir alınmıştır.
-
8 Eylül 1928 Milletvekillerinden bir kısmı yeni harflerin kullanılmasına itiraz etmişlerdi. Gazi, Dolmabahçe Sarayı’nda 300 kişilik bir toplantı düzenledi; karşı çıkan Milletvekillerini kürsüye çıkarttı, itirazlarını açıklattı, sonra da İsmet Paşa aracılığı ile kendilerine haber salarak, itiraz sevdasından vazgeçerlerse kendileri için daha iyi olacağını söyledi. Böylece karşı koyma daha doğarken bastırıldı, yeniden gözden geçirilmiş Türk dili…
-
İstanbul’da TBMM Başkanı Kâzım Özalp, Afyon Mebusu Ali Çetinkaya (İstiklâl Mahkemesi Eski Başkanı), Sinop Mebusu Recep Zühtü (Mustafa Kemal’in Yaveri, Tetikçi), Antep Mebusu Ali Kılıç (İstiklâl Mahkemesi Eski Üyesi), toplanarak, Kâzım Karabekir Paşa’nın “istiklâl Harbimizin Esasları” adlı kitabı dağıtılmadan bir gün önce imhaya (yok etmeye)karar veriyorlar. Önce CHP İstanbul Merkezi memurlarından iki kişi matbaa sahibi…
-
“4 Haziran 1933 gecesi, ..100 polis, Kâzım Karabekir’in Erenköy’deki köşkünü basıyor. .. Ellerinde hiçbir emir ya da belge yok. ..90 klasör yazı ve evrak alıyorlar. ..Paşa’nın kitabının beş nüshasını soruyorlar, Paşa da Eşinin onları ocakta yaktığını söylüyor. .. Ertesi gün Paşa, Savcılığa dilekçe vererek alınan evraklarının geri verilmesini istedi. Feridun Kandemir de Emniyet’e alındı ve…
-
“Atatürk’ün kendilerine has telaffuz ettiği bezi kelimeler vardır. Meselâ; tabanca’ya tapança, kırbaç’a kırpaç, henüz’e henüs, muhakkak’a muhakkaka, yoğurt’a yuğurt, sarhoş’a sarfoş derlerdi.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştı.
-
“Hüseyin Cahit Bey daha önce, Terakkiperver Partinin hükûmet tarafından kapatılması haberini gazetelerinde “Basıldı” diye verişinden dolayı, yine aynı kişilerden kurulu İstiklâl Mahkemesi tarafından ömür boyu sürgün edildiği Çorum’dan getirilmişti.” Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 70 ile 79 arası) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1995): Türkçeye…
-
Erzurum’un Ermeni dönemindeki adı Katin ya da Karana olarak biliniyor; Sf. 406 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 406) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bolşevizm, en sonunda, «Sovyet» ya da Osmanlı Türkçesi ile «Şura» olarak gerçekleşiyor, Sf. 377 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 377) kitabından birebir alınmıştır.
-
Anzac, Australian, New Zealand Army Copps, sözcüklerinin baş harflerinden oluşuyor ve tesadüfen ortaya çıkıyor. Avusturalyalı ve Yeni Zelandalı ordu birlikleri anlamına geliyor. Sf. 82 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 82) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kemal Paşa, 1920 yıllarının başında Hüseyin Cahit Yalçın’ın Latin harfleri önerisini, «çok derin değişikliklere neden olacağı» gerekçesiyle kabul etmiyor. Sf. 63 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.