Kategori: Dil, Edebiyat
-
“Ebru Yaşar” adının onomastique açıdan bir hazine olduğu kanısını taşıyorum; “Yaşar” aynı telaffuzla bir Musevi adıdır, “dosdoğru” ya da “en doğru” anlamındadır. Peki, Ebru; burada Sabatayist isim kurma tekniklerinin en önemlilerinden birine gelmiş durumdayız. Bu isimdeki “br” konsonları (sessizleri) çok önemlidir, Arabi ve İbrani konsonlarla yazılmaktadır, İbrani’de ebru sadece br ile yazılabilir ve tersi daha…
-
1930’lu yıllarda çıkarılan soyadı yasası ile çıkartılan bu isim devrimi kimin marifetidir? Sf. 300 Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 300) kitabından birebir alınmıştır.
-
-alp, -er, -soy ile isim yapma Sabatayizm’in isim türetme tekniklerine uymaktadır… Ulusoy, Yücesoy veya soysal, Sabatayizm’in isim kurma kalıpları arasında en belirginlerindendir, soy’lu isimlere pek düşkünler. Sf. 301 Alıntı: Tekeliyet 1 (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 301) kitabından birebir alınmıştır.
-
Seferad İbrani’de İspanyol ve Eşkenaz da Alman anlamındadır ve Seferad ve Eşkenaz zıtlığı Yahudi tarihinde sık sık fışkırmaktadır. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 228) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Lord” sözcüğü, ekmek “loaf” kelimesinden geliyor; efendi, ekmek veren durumundadır buna “fief” diyoruz. … vassal ise oğul anlamındadır. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dillerine çok düşkün Türkler, din alanında ise, kesinlikle Ortodoks olmuyorlar; Cahun’un anlatımına bakacak olursak, buradaki zafiyetleri, non-ortodoks sözcüğünün verebileceği anlamdan çok ötededir. Cahun, Selçuk Türkleri’nin, 800-1000 yılları arasında tarihin en büyük imparatorluklarından birisini kurduğu zaman, kavminin belli bir dini olmadığını ekleyebilmektedir, Leon Cahun, bir de Osmanlı’da geçerli, “Turkman, za’if ul iman” Alıntı: Sırlar – Yalçın…
-
Nâzım, deniz kuvvetlerini isyana tahrikten “suç ortağı” ve daha sonraki yılların romancısı Kemal Tahir’le birlikte hapis yatıyordu, Tahir’e söylüyor ve Tahir de dışarıya yazdığı mektuplarıyla bizlere bırakıyor; çok iyimser haberler almaktadır. “Dehşetli iyi haber aldık. İsmet İnönü haber yolladı” türünden haberler Nâzım’ı coşturuyordu ve İsmet Paşa “günahsız olduklarına eminim” diyor ve bunlar, koğuşundaki Nâzım’ı buluyordu.…
-
Osmanlı Sultanı Selim’in, cenge tutuşmak üzere olduğu İran Şahı İsmail’e Farsça mektup yazması ve İsmail’in cevabını Türkçe göndermesi de tarihin büyük ironilerinden birisi olarak önümüzde durmaktadır. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.
-
Çetin Altan, insanımızın uyanmasına çalıştı, şimdi çok uyandılar, ürktü ve artık uyutuyor. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 562 ile 568 arası) kitabından birebir alınmıştır.
-
Şiir’i ekonomik sözde erimiş müzikli felsefe olarak anlasam da, şairin filozof olmadığı ve olamayacağını biliyorum. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 546) kitabından birebir alınmıştır.
-
Nazım Hikmet’in Kemal Tahir’e Mektuplar kitabı, bana göre tüm zamanlar için başvuru kitabıdır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 495) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kitaplı dinlerde, Tanrı, sadece seçilmiş birisini, buna Türkçe “savcı”, Farsça “Peygamber” ve Arapça “Resul” diyoruz, muhatap almaktadır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 446) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bizim dilimizde sıfatın isim olarak kullanılması kural olarak yoktur. .. “İlki başlatan” veya “ilke imza atan” yadırganıyor. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 425, 426) kitabından birebir alınmıştır.
-
Farisî’de “mulla”, Türkçe “molla”, Kırmanci “melle” ya da “mevlâ” bir ve aynı sözcüktür. .. Mevlana’nın sonundaki “na” “bizim” anlamı veriyor, .. Rumi, Romalı demektir. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 341) kitabından birebir alınmıştır.
-
İbrâni, Constantique bir dildir, bunun anlamı, sadece sessizler ile yazılmasıdır, seslilerin yazılması çok ayrıktır ve daha çok noktalarla gösteriliyordu ve çağdaş İbrani’de noktalar da kullanılmamaktadır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 167) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dilimiz için Latin karakterlerinin mükemmel olduğunu ileri sürmek, her türlü ciddiyetten uzaktır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 134) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yahudilerde, isimlerde seks ayrımı çok zayıftır; çoğu iki cinse de konabiliyor. (Fikret, Süreyya, Ayhan, Hikmet vs.) Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır.
-
Pamuk ve Kemal, dünya Yahudiliğinin Türkiye’den çıkan büyük yıldızlarıdır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.
-
“man” veya “men”, “ar” veya “er” türünden, Yahudilerin ve özellikle eşkanazilerin isim yapmada sık sık kullandıkları bir ektir; bir anlamı “yapan” oluyor ve Bezmen böylece tam bir Yahudi sözcük olmaktadır. Sf. 93 Diasporada isim ve soy isim yapmak için, bir İbranî isminden mümkünse tek heceli bir sözcükten hareket etmek bir kural olarak karşımıza çıkıyor. ……
-
Diasporada yaşayanların iki ismi olmaktadır; birisine “gentile” isim deniyor, Musevî olmayan anlamındadır ve bir de İbranî isim olması zorunludur. Sf. 90 Osmanlı’da tutsak alınan Hristiyan çocuklarına da baba adı olarak “Abdullah” yazılıyordu, mezar taşına da. Fatih’in annesinin babasının adı da Abdullah olarak yazıyordu, demek tutsak bir cariyenin oğludur. Bu, Osmanlının ilk dönemlerinde Yeniçerilerin tümünün baba…