Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Dil, Edebiyat
-
31 Temmuz 1920 tarihinde 40. İçtima 1. Celse,: Mehmet Şükrü Bey’in verdiği, Kastamonu Mebusu e Adalet Bakanı Abdülkadir Kemali Bey’in Yolsuzluğu Hakkında Gensoru Önergesi Görüşülüyor: “BMM Riyaseti Celile’sine ….Abdülkadir Bey’in haksız ve usulsüz terfileri (görevde yükselmesi), vezaifi memuriyetinde (memuriyet görevlerinde) suiistimal eylemesi (yetkisini kötüye kullanması) ve nüfuzu memuriyetini (memuriyet etkinliğini) menafii hususiyesi…
-
21 Temmuz 1920 tarihinde 38. İçtima 1. Celse, Resmi Yazışmalarda Unvanların Kaldırılması Teklifi Görüşülüyor; Resmi yazışmalarda Beyefendi, Paşa vs. unvanların kaldırılması isteniyor. Tunalı Hilmi Bey; “-.. Bu veçhile (bunun gibi) bir takım elfaz (sözler) ve sıfat, bîluzum (lüzumsuz, gereksiz) dalkavukluğa delalet eder. Bir takım unvanlar kullanılmasın.” (Diyor ve çok şiddetli tepki alıyor, teklif reddedilince “Yaşasın…
-
Özalp’in adı 1930 yılına kadar Saray’dır. Daha sonra TBMM Başkanı Kâzım Özalp Paşa’nın adına izafeten Kâzım Paşa olmuş. 1934 yılında soyadı kanunu ile birlikte Özalp soyadını alınca, bu kez Kâzım Paşa ilçesinin adı da Özalp olmuş. Alıntı: Orgeneral Muğlalı Olayı (Otuz Üç Kurşun) – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2 Baskı 1992 – Sf. 14)…
-
.. Millet kavramı dinsel içeriğinden dolayı kapsayıcı bir anlama sahiptir. Alıntı: Bilim, Resmi İdeoloji, Devlet, Demokrasi ve Kürt Sorunu – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1991 – Sf. 161) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kürt dili, Kürt kültürü üzerinde Osmanlı baskısı asla yoktur. Alıntı: Diriliş Tamamlandı Sıra Kurtuluşta – Abdullah Öcalan (Güneş Ülkesi Yayıncılık 1995 Baskısı – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Öcalan anlatıyor:) “Yaşar Kemal Van göçmenidir, Kürt’tür ama Kemalist çizginin dışına çıkamıyor. Katliam artığıdır. Yazdığı Türk edebiyatı bile değil Kemalist edebiyattır. Ahmet Arif Diyarbakırlıdır. Çankaya’ya yerleşmiş orada oturuyor, Kürt edebiyatına ilgisi yok. Cemal Süreyya Dersimlidir, Dersim İsyanı ile ilgili hiçbir şiir yazmamıştır. Yaşar Kemal, Türkçe yazsın, Kürtçe yazması da şart değil ama Kürdün durumunu açığa…
-
(Öcalan Anlatıyor:) Türk sanatı ve edebiyatında Kürtlerin ön planda olduğu görülüyor. Fakat bu Kürtler … devşirme durumundadırlar. .. Bunlar Kürtlüğü değil, Türklüğü geliştirmeye hizmet ediyorlar. En iyi Türkçüler Kürtçülerden çıkar. Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 392) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yalçın Küçük; 1924 yılındaki kuruluş yasasında, Türkçenin resmi dil olarak ilan edilmesi ise Kürt üst tabakaları açısından bir şok nedeni olarak ortaya çıkıyor. Bunu, resmi dairelerde kendi dilleriyle konuşamamak biçiminde anlıyorlar. Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 258) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Yalçın Küçük;) Dil ve bilim, insanlığın, en büyük ve en yaratıcı basitlemesidir. Burada basitleştirme, aynı zamanda, yoğunlaştırma anlamına geliyor. “Portakal, elma, armut sepeti” demek yerine “meyve” sepeti diyebilmek büyük bir sıçramadır. Hepsini, elma, portakal ve armudu, bir başka düzlemde, aynı sayabilmek büyük bir soyutlama düzeyini gösteriyor. Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah…
-
(Aşağıda alıntılar bulunan belge 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilmiştir) “Kürtçe Hint Avrupa dillerinin İran’ca dalı içinde yer alır ve Farsça, Beluci ve Puştu dilleriyle ilişkilidir. Bir bilim adamı tarafından “Farsçanın kardeşi özel bir dil, belki de ondan da eski bir dil” olarak nitelendirilmiştir. Kürtçe iki büyük lehçeye sahiptir: Kürdistan’ın kuzeybatı bölümünde…
-
(Aşağıda alıntılar: 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilen belgelerden alınmıştır:) “Uzun dönemde Kürtlerle bölge hükümetleri arasında daha ciddi çatışma olasılığı iki etkene bağlıdır; Gelecekteki olaylar hükümetlerin Kürt Bölgesini kontrol etme güçlerini o denli zayıflatabilir ki Kürtler bulundukları bölgelerde kendi kaderlerini belirleme hakkını ele geçirebilmek için daha fazla bastırabilirler ve 1975 Martından önce…
-
Sözlük anlamı ölümle yüz yüze. Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 305) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bütün dillerdeki “salari” sözcüğü, maaş, “salt” ve tuz sözcüğünden çıkıyor. İnanılır gelmeyebilir; bir zamanlar insan bütçesinde tuz o kadar önemliydi ki, Avrupa’ya yine Suriye üzerinden gönderiliyordu, insanlara maaş değil “tuzluk” ödeniyordu. Özellikle kamu görevlilerine, belli bir günde, tuz almaları için bir ödeme yapılıyordu; buna “tuzluk” ya da maaş deniliyor. Sf. 258, 259 Alıntı; Kürtler Üzerine…
-
Ortadoğu Teknik Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptım, anadilimizin dışında bir dille ders verirken Türk çocuklarına Türkçe ders okutamazken içim yanıyordu. Anadilde konuşma, kendisini ifade etme ve yazma özgürlükleri elinden alınmış kimselere hep içim yanar. Bu dünyada zaman zaman içi yanmayana, ben, insan ve aydın demem. Bu topraklar üzerinde Kürt kardeşlerimizin Kürtçe konuşma ve yazma haklarının ellerinden…
-
İçtihat, doktrin anlamına da gelebiliyor. Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Rum”, Arapça Roma’yı gösteriyor. “Rumi” sözcüğü tamı tamına “Romalı” anlamına geliyor; “Musevi” sözcüğünün Musa’ya ait, Musa’ya bağlı anlamına gelmesi türündendir. “Hakkâri” de böyle bir sözcüktür; Hakkar aşiretine ait olduğunu gösteriyor. Hakkarlar, Kürtler arasında en asil aşiretlerden birisi sayılıyor. “Bize” Rum derler. Bu topraklarda kötüleme ya da övme anlamında, hangi anlamda olursa olsun, “Rum” sözcüğü kullanıldığında…
-
Bu paragrafı, İslam Ansiklopedisinin 1927 tarihli Fransızca edisyonundan aktarıyorum; Profesör V. Minorskiy’in yazdığı maddeden alıyorum. Minorskiy, Kürt çalışmalarında büyük bir otorite sayılıyor; tarihsel açıdan ‘Kürdistan’ sözcüğünün Selçuklular tarafından icat edildiğini kaydediyor. Kimse buna itiraz etmiyor. “Kürdistan” sözcüğü, “biz” Türklerin icadıdır. Sf. 32 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf.…
-
Bizler, Bizans – Osmanlı tarihinin mirasçılarıyız. Bizler Roma Türk geleneğinin sahipleriyiz. Bizans – Osmanlı geleneğinde üç sınıf var; Mülkiye, ilmiye, seyfiye. Birbirlerinden usulleri ve giyimleriyle ayrılırlar. Ben bu mirasın sahibiyim. Geliştirmeye çalışırım, geriye götürülmesini, kolaylıkla kabul etmem. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 626) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kuhn’un görüşünde paradigma, bilimdeki köklü değişikliklerin yerleşmesidir. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 615) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kültür Devrimi içinde Türkiye’nin bilim adamları bile bilimsel bir dille yazıp okumayı unuttular. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 485) kitabından birebir alınmıştır.